Bir söz yetti sonra, puttan kalbim paramparça.
Ne secde edecek bir inanç kaldı içimde ne de sığınacak bir mihrap
Söyle İbrahim, sen hangi putu kırdın da kurtuldun?
Ben hangisine gönül verdim de enkazında kaldım?
Kim girdi mabedime,
kim devirdi içimde kutsal bildiğim ne varsa?
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Eylül toparlandı gitti işte,
sen de gitmiş sayılırsın.
Mars bir tarafta öfkesini bilemiş,
Plüto karşısında
ölülerini sayıyor.
Venüs ortada.
Zavallı Venüs.
Sevmek gibi eski bir suça
hâlâ güzel bir isim bulmaya çalışıyor.
Oysa biz biliyoruz:
Bazı aşklar bitmez,
delil yetersizliğinden kapanır.
Bazı insanlar gitmez,
içimizde suç mahalli olarak kalır.
Ben seni affetmedim.
Ama artık bunun da
pek bir önemi yok.
Çünkü insan
en büyük hesabını karşısındakinden değil,
bir zamanlar ona inanan kendisinden soruyor.
Mars bağırıyor.
Plüto susuyor.
Ben susanın daha tehlikeli olduğunu
çok önceden öğrendim.
Venüs ise hâlâ
eski bir yatakta
kimin kimi sevdiğini araştırıyor.
Boşuna.
Çarşaflar tanıklık etmez.
Duvarlar taraf tutmaz.
Ve sabah olduğunda
herkes kendi ihanetini
giyinip evine gider.
Koca koca aşklar gördüm,
bir gecede küçüldüler.
Koca koca yeminler,
bir telefon ekranına sığdılar.
Sonra ne oldu?
Hiç.
Gökyüzü dönmeye devam etti.
Mars geçti.
Plüto kaldı.
Venüs yarasını makyajladı.
Ben de seni
öldürmeden gömmeyi öğrendim.
Şimdi Ekim gelir.
Kasım filan da gelir bu gidişle.
Bir gün bu T-kare çözülür,
bir gün adını duyduğumda
hiçbir gezegenim yerinden oynamaz.
İşte o gün
hesap kapanmış demektir.
Çünkü bazı insanlardan
intikam alınmaz.
Onlarsız iyi olunur.
O kadar
Yaşam biçimleri de ortada
Ne yapacaksın bu kadar parayı?
Yaşamayı “keyif almak” olarak değil, “para varlığını ispatlamak” olarak görüyorlar
Eğlence kültürel olarak çok kısıtlı olunca, para neredeyse sadece görünür lükse akıyor,
Araba,çanta..
Hırsızın malı çenemi yordu yine