Diyarbakır'da bebekleri Down sendromlu doğan aile, kadın hastalıkları ve doğum uzmanına dava açtı. Doktor yaklaşık 78 milyon lira tazminat ödemeye mahkum edildi. Aile tarama testleri konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini iddia etti. Doktor ise tarama testlerini ailenin kabul etmediğini öne sürdü, mahkemeye epikriz raporlarını sundu. Karara itiraz edildi ancak doktor icralık durumda... Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil: "Sözlü onam bile yeterli. Bunun sömürü alanı olmaktan çıkarılması, hekim ve hasta güvenliğinin sağlanması için düzenleme yapılmasını istiyoruz."
— Türkiye’de Tıp Camiasını Sarsan Karar —
“Test istemiyorum” dedi…
Hastasının kararına uyduğu için hekim 77 milyon ₺ tazminata mahkûm edildi!
🎙️ Üstelik hastanın talebi epikriz raporunda kayıtlı olmasına rağmen…
📌 Olayın Özeti (Kayıt Var, İddia Var)
35 yaşındaki gebe hasta, hekim tarafından önerilen ikili tarama ve üçlü tarama testlerini şu ifadeyle reddediyor:
“Hayır, istemiyorum. Allah’tan gelene diyecek bir şey yok.”
Bu ret yalnızca sözlü değil:
📄 Epikriz raporuna açıkça kaydediliyor.
Hasta, gebeliğin 14. ve 17. haftalarında aynı ret beyanını yeniliyor → tamamı kayıt altında.
⸻
⚠️ Doğumdan Sonra Ne Oluyor?
Doğumdan sonra bebek Down sendromlu dünyaya geliyor.
Aynı kişi bu kez:
🗣️ “Test yapılmadı” gerekçesiyle dava açıyor.
Yani:
❗ Testi açıkça reddeden hasta,
❗ Sonradan “test yapılmadı” iddiasıyla,
❗ 77 milyon ₺ tazminat talep ediyor.
⸻
⚖️ Bilirkişi Raporu Ne Diyor?
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda:
📌 “Hekime kusur yüklenemez.”
📌 “Tazminat şartları oluşmamıştır.”
📌 “Reddin epikrizde kayıtlı olduğu açıktır.”
Uzman görüşü net: Hekimin kusuru yok.
Ancak mahkeme;
❗ hastanın ret beyanını,
❗ iki ayrı haftada tekrarlanan reddi,
❗ “riskler anlatıldı” kaydını,
❗ bilirkişi raporlarını
dikkate almıyor.
⸻
💥 Mahkeme Kararı: 77.482.262 ₺ Tazminat!
Evet, yanlış okumadınız.
Hastanın kayıtlı reddine uygun davranan hekime:
💸 43,7 milyon ₺ maddi tazminat
💸 225 bin ₺ manevi tazminat
💸 3 milyon ₺ harç
💸 1,6 milyon ₺ yargılama gideri
💸 Faizlerle toplam: 77.482.262 ₺
⸻
🩺 HEKİMSEN: “Bu Haksızlık Kabul Edilemez!”
HEKİMSEN’in açıklaması:
🟥 “Hekim, hastanın kendi isteğine saygı gösterdiği için cezalandırılamaz.”
🟥 “Kayıtlı ret yok sayılmıştır.”
🟥 “Bu karar tıbbi kayıtları değersizleştirir.”
🟥 “Bu, sağlık sistemini zora sokacak bir emsal niteliğindedir.”
HEKİMSEN Hukuk Birimi:
📌 İstinaf başvurusu yapıldı.
📌 S��reç sonuna kadar takip edilecek.
⸻
📢 Kamuoyuna Çağrı
Bu karar yalnızca bir hekimin değil;
➡️ tüm sağlık çalışanlarının,
➡️ tüm gebe takiplerinin,
➡️ tüm tıbbi kayıt sisteminin,
➡️ hekim–hasta güven ilişkisinin
geleceğini ilgilendiriyor.
✊ “Hekim yalnız değildir.”
✊ “Hastanın kayıtlı kararına uymak suç değildir.”
✊ “İvedilikle hakkaniyet istiyoruz.”
Öncellikle meslektaşıma geçmiş olsun . ANCAAK;
1- Artık 36 dönmüyorsunuz şu işleri de yetiştiriven bi zahmet
2-Artık 36 dönmüyorsunuz hastaları takip edemiyorsunuz bu yüzden ; böyle iş mi olur!!
3-Oh ne rahat biz sizin zamanınızda 36 dönüyorduk..
4-Sabah belli saate kadar en azından vizite kalın hasta takibiniz ve hastanın iyiliği açısından bu çok önemli (asistan sayımız yeterli değil asistanımı vicdanından mesleki yeterliliğinden vurarak işlerin devamını sağladım allaha çok şükür:)
5-Ben yobaz geri kafalı sözde bir hekimim zamanında iyi kazandım çocuğum en iyi kolejlerde, şu anki asistanlar beni zerre ilgilendirmiyor (cimerden şikayet edilmedikleri sürece)
Bu “sözde senaryolar” oldukça HEKİMLER ÖLÜR DE ÖLDÜRÜLÜRLER DE!!!!
Böyle giderse ameliyat yapan, hastaya dokunan hekim kalmayacak. Zaten cerrahi branşları tercih eden hekim sayısı az cerrahi kadrolar boşken bir hekimin hayatı boyunca kazanamayacağı bir meblağda öngörülen bu ceza akıl alır gibi değil.
75 milyon dostlar.. böyle bir tazminat olur mu? Tonsillektomi ameliyatı sonrası komplikasyon gelişmiş. Bir insanı çekip vursan bile bu kadar cezası yok. İyileştirme amacı güderken böyle ceza verilirse kim ameliyat yapar ki?
Sabaha karşı yorgunluktan gözlerini kapatan bir sağlık çalışanı değil asıl mesele; asıl sorun, hâlâ insana yakışmayan çalışma koşullarının dayatılmasıdır. Acil servislerin, gerçek hastalar yerine gereksiz ve şımarık taleplerle doldurulmasıdır. Yeterli personelin istihdam edilmemesi, izinlerin verilmemesi ve hekimlerin bitme noktasına sürüklenmesidir.
Vajinal doğum ve sezaryen doğum bir inanç ve ideoloji gibi tartışılıyor. Evrimsel olarak İnsanın ayağa kalkıp dik yürümeye başlamasından itibaren bizim için “doğal” diye bir şey yok. O günden bu güne, pelvis çapı daralıyor. Kadın inceliyor ve vücut ölçüleri farklılaşıyor. Ve doğal olarak vajinal doğum daha zahmetli daha zor hale geliyor.
Her doğum kendine özeldir. Vajinal doğum da sezaryen doğum da “normal bir doğum şeklidir.” Anneler tıbbi endikasyonlar izin verdiği müddetçe istedikleri doğum şeklini seçebilmekte özgür olmalıdırlar.
“Annecim Başardık”
Normal doğum yapan anneler ile bebekleri arasında ilk andan itibaren sağlıklı bir bağ kurulur. Anne emzirmeye hemen başlayabilir ve günlük hayatına çok kısa zamanda dönebilir. Tıbbi olarak zorunluluk olmadıkça doğal ve sağlıklı olan normal doğumdur.
#DoğalOlanNormalDoğum
En ankara tıp fotoğrafım
En kritik hastalarımızın eşlik ettiği 7/24 gerçekleşen cebeci-ibni sina ambulans seferlerinin aranan ismi bendeniz ve acil çantası bütünleşmiştik
Profile girmeden neresi olduğunu anında bilmek…
durmadan bağlanılan nstleri koparıp koparıp asistanın ayağına götürürsünüz tüm nöbet boyunca bir allahın kulu da 2 dklığına nst anlatmaz mesela, doğumhanede asli görevin de zil çalınca kapı açmaktır bu arada