40’lı yaşlara yaklaşınca artık “seni seviyorum, çok aşığım” sözlerini değil, ‘senin için bugün bunu yaptım’ ların kıymetli olduğunu biliyorsun. Sözleri herkesin verebileceğini ama o vaatler için aksiyon alanın gerçekte değer verdiğini görüyorsun. Birinin ‘Senin için dünyaları yakmasını’ değil; huzurlu bir dünya yaratmasını bekliyorsun. Ses yükseltmelerin aşkın heyecanından değil, öfke kontrol probleminden olduğunu fark ediyorsun. Artık kimsenin büyümemiş çocuğunu büyütmeyi seçmiyorsun. Hoşgeldin gerçek mutluluğa. Artık manipule edilemiyorsun. Gerçek değerini bildiğinde kimse sana o değerin aşağısında davranamaz. Çünkü elenir.
Pavese, intihar etmeden önce günlüğüne “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye bir not düşer.
Zweig ise: “Artık güneşin doğmasını bekleyecek gücüm kalmadı ama siz yeni doğacak güneşi mutlaka bekleyiniz.” diye tamamlar intihar mektubunu. Ne büyük bir umut yitimi.
Hümanizm kanserdir. Bir insan, sırf insan olduğu için sevilmeye ve saygı duyulmaya layık değildir, sevgi ve saygı hak edilen şeylerdir. Cehaletin kaynağı olan halka yaranma çabası olan popülizm ise düpedüz ölümdür.
Friedrich W. Nietzsche