İşe bisikletle giden adam janrı da getirisi hesaplanarak imal edilen bir imaj. Bir getirisi de bizimki gibi ülkelerin okumuşlarının aklını uykuya yatırmak. Canavarlar zamanına bir günde gelmedik.
Egitim ve sağlığın sirketlere devriyle ne kadar ucuza kaliteli ve verimli yapıldığını yillardir deneyimliyoruz liboş borsa adam o elindeki grafiği yere bırakıp şirket bilançosu pornolarina geri dön
Asıl anlaşılmayan nokta şu: Bir işin kamu eliyle yapılması hem daha pahalı, hem daha kalitesiz hem de daha verimsiz yapılması anlamına gelir. Kamunun özelleştirmeler ile varlıklarını peşkeş çektiğini düşünürken, bu varlıkların bizzat kamu tarafından işletilmesi halinde çok daha kronik bir sorun olacağını nasıl düşünemiyorsunuz?
Özel sektörün verimli çalışmasının ve daha doğru kararlar almasının nedeni, şirketin başında patronun elini taşın altına koymasıdır. Yanlış bir yatırımı, verimsiz bir yönetimi, torpille işe alınan bir çalışanı ve diğer bütün hataları patron cebinden finanse etmelidir. Bu da özel şirketlerde yönetimin doğal olarak daha iyi olmasını sağlar.
Ayrıca özel bir şirket kötü yönetildiğinde iflas eder. İyi yönetildiğinde ise büyür ve daha büyük işler yapma şansını yakalar. Burada adeta bir doğal seleksiyon mekanizması işler.
Sizin "kamucu istihdam ve yatırım" dediğiniz düzende ise bir kamu kurumu en kötü şekilde yönetilse bile çalışmaya devam eder. Maliyeti ise patron değil, bütün vergi verenler öder. Kamudaki bir bürokrat kâr amacı olmadığı için çok rahat tanıdıklarını işe doldurabilir. Ne kadar iş yapılacak, verimlilik ne olacak çoğu zaman umurunda olmaz.
Elimizdeki bütün istatistikler şunu gösteriyor: Bir ülkede kamu payı ne kadar yüksekse o ülkede ekonomik büyüme o kadar düşüktür. Devlet zenginleşmeden güçlü olamaz diyorsunuz ancak devlet fabrika işleterek zenginleşmez.
Eke 1990–2024 döneminde ortalama ekonomik büyüme ile hükümet harcamalarının GSYH içindeki payını bırakıyorum. Bulgular, kamu harcamalarının payı arttıkça ekonomik büyüme oranlarının gerilediğini gösteriyor. Üstelik bu eğilim, farklı gelir gruplarındaki tüm ülkeler için geçerli. (Kaynak: IMF veri seti kullanılmıştır.)
İyilik bir zevk meselesidir.
İyilik iyidir diye iyi olunamaz.
İyilikten zevk alıyorsanız iyilik yapabilirsiniz. Kötülükte böyledir…
“Vermemişse Mevla neylesin Mahmut”
Nefret eden kişi yıkıcılığın, saldırganlığın, şiddetin yanlış olduğunu bilmediğinden ya da barışçıl bir dünyada yaşayamayacağı, hasta ya da beceriksiz olduğu için değil,
zevk aldığı için nefret eder. Nefretle zevklenen insanlar hemen her zaman nefret edecek yeni bir nesne bulur.
Nefret, nefret edene keyif verir.
Yani mevzu eğitim, bilgi ya da beceriksizlikle ilgili değildir.
Hele hele cahillikle hiç ilgilisi yoktur. Sevememek başka, bilmemek başka bir şeydir. Neticede her insan kendi cahilliğinin cahilidir.
Hiçbir siyasi parti cehaletimizi tekeline alamaz. Cehaletimiz her siyasetçinin ortak malıdır.
Ancak zevk tamamen bizim malımızdır.
Kimsenin keyfine kimsenin diyecek bir lafı olamaz. Herkes kendi meşrebince ölür. Ancak, birlikte yaşayabilmek için keyfi nefrete dayananların yasalarla durdurulması gerekir.
Birbirimizi kınamak yerine birlikte yaşamaya gölge eden bütün ehli keyiflerin zevklerini sınırlamak, yasalara ve demokrasiye sahip çıkmak daha doğru bir yol olabilir.
******
*Cansel Poyraz Akyol soruyor; Agah Aydın ve Ezel Akay Başka Bir Söz’de yanıtlıyor..
Başka Bir Söz 27.05.2023
Hep kötü haber olacak değil ya, fıtık hastalarına müjde! Alman bilim insanları patlayan disklerin yerine ameliyatsız enjekte edilebilen jel geliştirdiler. İnsan deneyleri başladı! Sıkın dişinizi çileniz son bulacak!
New study finds 81 year old with a Vo2max of 52.8
What's his training? A very simple traditional periodized running program.
1. Build a base with high volume of easy.
2. Add in some intervals at various distances, while keeping some solid volume.
It's not rocket science.
Bonobo maymunları, 'insanlıkta' burjuva-liberal tekerlemeler satan masal anlatıcılarını ceplerinden çıkartırlar. Mesela "Neden ezilmeliyiz?" diye topluluk üyelerini ikna etmeye çalışmıyorlar...