Eskiden maddi durumu iyi olan insanların bir kalitesi, eğitimi,duruşu vardı. Para öyle bir el değiştirdi ki , tüm görgüsüz ,sonradan görme kırolar etrafa yayıldı.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş:
"Instagram’ı kapat, kimseye sorma.
Sokak hayvanlarıyla ilgili yasa çıkar, belediyelere sorma.
SGK borcu var de, sebebini sorma.
Dönüşüm yap, vatandaşa sorma.
Çarşıda, pazarda fiyat sorma.
Emeklinin halini hiç sorma.
Biz soracağız, sora sora doğruları bulacağız."
@TurkNet@TurkNetDestek 5 gündür evde internetimiz yok kaç kere arıza kaydı bıraktık. Kimse aramıyor kimse dönmüyor. Madem arızayla ilgilenmiyorsunuz iptal edin interneti. İlk çağa döndürdünüz bizi evden çalışamıyoruz. Karşımızda muhatap bulamıyoruz.
bir iş için fiyat alıp bütçeyi yüksek bulunca "çok daha ucuza yapanlar var" demek, karşındaki insana "o zaman siktir git onlara yaptır" dedirtir, insanlara böyle ağzını bozdurtmayın. bütçe fazla geldiyse teşekkür edip fazla geldiğini belirtin, parasız olmak ayıp değil ama bu ayıp
Bir kız çocuğunun hayatının babası tarafından nasıl karartılmaya çalışıldığını onun sözlerinden dinleyelim: #BedriBaşaranTutuklansın
"Ben Sevgi, 23 yaşındayım. Şanlıurfa Viranşehirliyim. Kadın sığınma evinde kaldığım için telefon kullanmam yasak. Şu an online dersim olduğu için kullanabiliyorum telefonu. Babamla yıllardır görüşmüyoruz. Annemde kronik böbrek yetmezliği vardı. Babam anneme sen artık benim ihtiyaçlarımı karşılayamıyorsun deyip üstüne kuma getirdi. Kendisi zaten sürekli bize ve hastalığına rağmen anneme şiddet uygulayan biriydi.
Benim annem tek kızmış, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, zaten eğitim de görmemiş hiç. Korktuğu için sürekli susmuş, zaten kendisini koruyacak, savunacak kimsesi de yokmuş. Babam evlendikten sonra bize uyguladığı şiddet daha da arttı. Biz 11 kardeşiz, 8 Kız, 3 erkek şeklinde. Ben küçükken babam ablama şiddet uyguladı, üvey anneme hizmet etmedi diye kafasını kırdı, hastaneye götürdük, 8 tane dikiş atıldı kafasına. Hastanede ablamın darp raporu alınması engellendi, merdivenlerden düştü denildi, ablam da zaten korktuğu için konuşamadı. Babam sürekli bizi eve kitlerdi. Giyimimize karışır, bizi zorla örter, kapatır, okula göndermezdi. Maddi manevi bize asla katkısı olmadı, bizimle sürekli abimiz ilgilenirdi. Kendimiz 5 Kız ve bu abimiz yazları Karadeniz’e fındık toplamaya, Malatya”ya kayısıya gider, sezonluk işlerle kendi geçimimizi sürekli kendimiz sağlardık.
Ben üniversite sınavına gireceğim yıl babam beni zorla amcamın tarlasına çalışmaya gönderdi. Ben de vitiligo var, cilt hastalığı. Güneşte bu yüzden fazla kalmamam gerek. Babam bunu bile bile yaptı. Tüm gün tarlada çalışmak zorunda kaldım, cildim mahvoldu. Akşam eve döndüğümde ise babamın diğer karısı ve kızlarıyla piknikten döndüğünü gördüm. Buna dayanamadım… Annemde kronik böbrek yetmezliğinin yanısıra tansiyon, şeker, kemik erimesi gibi bir takım hastalıkları daha vardı, onun ilaç sepetini alıp intihara teşebbüs ettim. Ben kusmaya başladığımda bile gelip bir güzel beni dövdü, abimin beni hastaneye götürmesine engel oldu, bırakın ölsün dedi. Sonra araya halamlar girince beni yine özellikle örtüp hastaneye götürdüler.
Bu olaylardan sonra üniversite sınavım pek iyi geçmedi, o yaz yine fındığa gittik Karadeniz’e çalışmaya, ordan kazandığım parayla dershaneye gitmek istedim, babam karşı çıktı. Bu arada bu olay ve 2018 yılında gerçekleşti. Babamı dinlemeyip kaydımı yaptım, kaçak göçek gitmeye çalıştım sürekli. Birgün sabah bana “ben sana okula gitmeyeceksin demedim mi” dedi bir güzel yine dövdü beni. Sonra işe gitti, daha doğrusu gittiğini zannettim kalkıp yine gitmek istedim. Peşimden arabayla geldi, çağırdı bin dedi. Beni yine dövüp eve kitleyecekti. Kaçmaya çalıştım, kasten peşinden gelip bana çarptı. Fotoda gözüktüğü gibi kafama dikişler atıldı, kaşım gözüm morardı, hastaneye gittik darp raporu alınmam engellendi, bunu engelleyen AKP'li amcamdı...
Beni annemi öldürmekle tehdit etti, şikayetçi olamadım ki kendisinin silahı var, sürekli onu beline takıp bizim eve gelip tehdit ederdi. Korktuğum için şikayetçi olmadım ve bir dosya daha kapanmış oldu. 3 bin TL'lik ceza aldığını bir hafta içinde öğrendim. Bu olaylardan sonra sosyal hizmetler beni denetlemeye karar verdiler. Babam sırf bundan dolayı korkudan beni üniversiteye göndermek zorunda kaldı. Bu arada babamın bana çarptığı aracı annemin yüksek oranda engelli raporu vardı hastalıklarından dolayı, o belgeyle indirimli şekilde alınmış bir araç. Bunun için zamanında annemi dövüp zorla imza attırmaya götürdü. Anneme sürekli hemşireleri burana şurana ne oldu teyze? Neden mor? Diye sorduğunda annem taşa duvara çarptı demek zorundaydı.
Annemi pandemide kaybettik... Ve aracın tapusunu alabilmek için babam bizden zorla imza almaya çalıştı anneme yaptığı gibi. Ben dayanamadım konuştum, beni darp etti o gün, boğmaya çalıştı. Kadese bastım, polisi aradım zorla. Sonrası malum, aylardır kadın sığınmada kalıyoruz. Urfa’da can güvenliği riskimiz olduğu için nakil yoluyla farklı bir şehre geldik. Burda düzen kurmaya başladık, ablalarımla çalışmaya başladık 5 kız. Birgün iş çıkışı babamızı gördük, meğer bizi arıyormuş. Kendisi zaten aşiret mensubu, elinde silahı peşimizi bırakmıyor. Şu an bizim aşirette namusunu kirletmiş, kaçmış o**rspu kadın rölündeyiz ve bizi öldürmeden peşimizi bırakmayacak. Benim tek amacım annemin sesi olmak, o caniye yıllardır anneme, ablamlarıma ve bana yaşattıklarının cezasını çektirmek ve hala korkan, susan binlerce kadına ses olmak, ilham olmak…"
"Japonca'da 'hastalık zihinden ileri gelir' diye bir özdeyiş vardır. Yani düşünce tarzımız bizi hasta edebilir ya da tam aksine iyileşmemize yardımcı olabilir."
@KubraCelikkiran@Buse0925 Osmaniye’den artık iyice nefret ettim. Deprem oldu neler geldi başlarına. Asla akıllanmayıp %60 çıkarıp bir de kutlama yapıyorlar. Yazıklar olsun
Ben daha güzel bir kıyas söyleyeyim.
14 Mayıs akşamı ya çakarlı lüks araçlarında kokain çeken gençler olacak ya da iş bulamadığı, atanamadığı için intihar eden ya da göç etmek zorunda kalan gençler olacak.
📌AKP'li Mert Armağan’ın zor anları!
📍Seccade üzerinden vatandaşa sorular soran Mert Armağan, hiç de ummadığı yanıtlarla karşılaştı! Böylelikle halkın gerçek gündeminin seccade değil, hayat pahalılığı olduğu anlaşılmış oldu.
Abdullah Öcalan'ın odasına televizyon verip, 'Sıkılmasın' diye yanına mahkum koyanlar, "Öcalan istemedi" diye sık sık mahkumları değiştirenler, Öcalan'ın İmralı'dan parti programı yazmasına "Çözüm süreci" adı altında izin verenler, muhalefeti PKK ile işbirliği yapmakla suçluyor.
Genç kardeşim, cumhur ittifakını sevmedin, millet ittifakını sevmedin. Bunlara vermem dedin, bir partiye verdin.Verdigin parti baraji gecemedi. Otomatikman sevmediğin ittifaklara vermiş oldun.Sistemi böyle kurmuşlar. O yüzden akıllınızı kullanın.Ha yok mu? Sonra yakınmayın ama🤷