Aklı olan öğrenci üniversite tercihlerinde Sınıf ve Özel Eğitim Öğretmenliği dışında hiçbir öğretmenlik yazmaz. Saydığım iki branşın da atamalarının iyi gözükmesine kanmayın. 4 yıl sonra kendinizi 25.000 sınıf öğretmeniyle ilk 2.000'e girmek için yarışıyor bulursunuz. Üstelik rakipleriniz de şimdiki rakipleriniz gibi olmaz, siz ve sizden daha iyi olan öğretmenlerle yarışırsınız. Aman bir yeri yazayım da üniversiteli olayım diyorsanız ailenizden uzakta öğretmenlik okuyacağınıza oraya harcayacağınız bütçeyle bulunduğunuz yerde bir iş kurmaya çalışınız. Yaşınız 22'ye gelip üniversiteden mezun olduğunuzda birkaç yıl atama için mücadele edip atanamadığınızda yaşınız 25, hayata karşı motivasyonunuz ise 0 olacak. 4 yıl okuyarak 3 yıl da atanmak için AGS çalışarak boşuna hayatınızdan 7 yıl harcamayın. 7. yılın sonunda atanmayacaksınız, atanma mücadelesinde pes edeceksiniz. "Abartıyorsunuz, hiç mi atanan olmuyor bu ülkede?" derseniz son 3 yılda yapılan öğretmen atama sayısı toplam 45 bin. Yani yılda ortalama 15 bin atama yapılıyor. Son sene sadece 10 bin atama oldu ve muhtemelen seneye de 10 bin atama olacak. Atandıktan sonra 1 yıl da akademiye alınacaksınız. Bugün gireceğiniz fakülteden mezun olana kadar atama bekleyen sayısı 500 bini geçer ve atamalar da 10 bine sabitlenmiş olur. Gençliğinize yazık etmeyin. Çok yüksek sıralamanız varsa ve "Ben ne olursa olsun öğretmenlik okuyacağım, hayalim." demediğiniz müddetçe öğretmenlik yazmayınız.
hayat böyledir. insan peşine düştüğü şeyden mahrum kalır, çok sevdiği ile sınanır, korktuğu ile yüzleşir. nerede duygu yoğunluğun varsa tam isabet derdin orada birikir.
Bir öğretmen intihar ediyor. Darp edildiğine dair tutanak mevcut. Arkasında kimsenin durmadığını ifade eden mesaj kayıtları mevcut.
Okul müdürü, il milli eğitim müdürü, kaymakamlık, sendika... Bunca aktör varken bir öğretmenin sesini duyurması için intihar etmesi mi gerekirdi?
Irmak öğretmene mobbing yapanla kalmasın aynı zamanda göz yumanlar mani olmayanlar da göz altına alınsın.Görevlerine son verilsin.Öyle bir ceza verilsin ki bundan sonra kimse koltuğuna güvenip kimseye şiddet uygulamasın.Uygulanmasına izin vemesin #Irmaköğretmeniçinadalet#memur
Hür Eğitim-Sen’i FETÖ’cülerin kurduğunu her zaman söyledim. Hiçbir zaman da geri çekilmedim. Kanaatlerimi de ifade ettim.
Hatta kurucular dahil 33 dava açtılar, hepsinden beraat ettim. İlginçtir, bir tek Genel Başkanı Levent “FETÖ’cü değilim” diye dava açmadı; “benim bilgilerime nereden ulaştı” diye dava açtı.
Evet, tekrar ediyorum: Hür Eğitim-Sen apolitik değildir. Son seçiminde dahi Ali İhsan isimli kişiyi; İsmail Koncuk, Levent isimli kişiyi Selçuk Türkoğlu ve İYİ Partililer desteklemiştir.
Ben buradan açık ve samimi olarak soruyorum:
İsmail Koncuk’a soruyorum; sen Kamu-Sen Genel Başkanı iken Levent Kuruoğlu FETÖ nedeniyle savcılığa çağrıldı mı? O ceza almasın diye kefil oldun mu?
Ali İhsan, sana da iki lafım var: Doksanlarda hiç kimse FETÖ’yü bile bilmezken maklube yapmayı biliyorsun. Senin fotoğrafların var. Hâlâ güzel yapıyorsan yap da yiyelim.
10 kişide bile karşılığı olmayan benim yardımcımı üye yaptınız ama bu arada Muğla’da, Türkiye’nin her yerinde sizden istifalar geliyor. Hürsenciler, önce kendi çöpünüzü temizleyin.
Öyle bize laf atacak dirayet, seviye ve ahlakta değilsiniz.
Sizin gibi toplama sendika da değiliz. Eğitim Gücü-Sen, gücüyle ve yumruğuyla yola devam ediyor.
Tek lafım:
Adam olun.
Hür sende ortalık nasıl süt liman oldu gördünüz mü?
kurullarında il başkanının otele getirdiği eskort unutuldu!
Kayıp milyonlar unutuldu!
Eksik denetleme raporu sayfaları unutuldu!
Nakit transferleri, 2. Yeliz vakası unutuldı
Gündemleri; eğitim gücünden 42 kişi istifa etmiş
@sendikahaberl Eğitim gücü sene genel başkan olacağım diye çıktığı yolda @ahasanpasaoglu gibi mertçe adaylık koymak yerine Oğuz Özat’ın listesinden yönetime girip ali cengiz oyunları ile genel başkan olmayı başaramayınca eğitim gücü senden üye koparıp hür sene geçmeye çalışıp onu da başaramadı
Ya hu Necati hocam, Allah aşkına genel merkezimize kendiniz gelip,"verin bir form üye olmak istiyorum" dedim diye üyelik sürecini kendiniz anlattınız. Genel başkan Oğuz Özat'ın odasında üyelik formunu imzaladınız. Sorması ayıptır; ne getirdiniz de,ne götüreceksiniz?
Siz üyesi olduğunuz sendikanın Antalya daki divan toplantılarına davet edildiğinizde uçak biletimi almazsanız gelmem, tek kişilik oda olmazsa kalmam dediniz mi? Yine üyesi olduğunuz sendikanın iller deki eğitimlerine ücretini almazsam gitmem diyen bir adamsınız. Daha yazdığınız kitapların pazarlama çabanıza girmiyorum bile.
Siz gidin arabanızın bakım masraflarını,servis ücretlerini,yağını,suyunu yazın. Nerede ucuz işçilik ve tamir varsa onu bulun. Siz Eğitim Gücü Sen'e ne verdiniz de ne alacaksınız? Kaç yaşında akademisyen adamsınız. Yakışıyor mu bu hareketler size?
Demokrasiden, ifade özgürlüğünden ve farklı fikirlere saygıdan söz edenlerin tavırlarına bakıyoruz...
Aynı söylemler, aynı paylaşımlar, aynı hedefler ve aynı anda yapılan engellemeler...
Ortada bireysel tepkilerden çok, koordineli bir hareket görüntüsü var.
Farklı düşüncelere tahammül edemeyenlerin demokrasi söylemlerinin samimiyetini ise kamuoyunun takdirine bırakıyorum...
@zulfozzcan@alsar_y@cakmak_onder@MehmetCb5 Adabınızla istifa bile edemiyorsunuz. Ben istifa ediyorum herkes etsin mantığıyla üyelerimize tek tek mesaj atıyor Ahmet Kıraç. Seviyesizsiniz, kendinizi rezil ediyorsunuz
Eğitim Gücü Sen’e gönül vermiş değerli üyelerimiz, kıymetli eğitim çalışanları ve saygıdeğer kamuoyu;
Son günlerde yapılan açıklamalara baktığımızda, meselenin sendikal ilkelerden çok kişisel beklentiler ve karşılanmayan talepler üzerinden şekillendiği görülmektedir.
Yıllarca aynı yönetimlerde görev alan, alınan kararlarda imzası bulunan kişilerin bugün tüm sorumluluğu başkalarına yükleyerek farklı bir söylem geliştirmesi dikkat çekicidir. Görevleri devam ederken farklı sendikal yapılarda pozisyon arayışına girenlerin bugün ilke ve mücadele söylemi üzerinden açıklamalar yapması ise üyelerimizin ve kamuoyunun takdirindedir.
Eğitim Gücü Sen kişilere değil, ilkelere ve ortak emeğe dayanan bir sendikadır. Görevler geçicidir, makamlar değişir; ancak kurumlar ve mücadeleler kalıcıdır. Bugün yaşananlar bir kriz değil, bazı kişilerin karşılanmayan beklentilerinin ve kaybettikleri makam mücadelesinin bir sonucudur.
Bizim gündemimiz polemikler değil; öğretmenin, akademisyenin ve tüm eğitim çalışanlarının hak mücadelesidir. Enerjimizi kişisel hesaplaşmalara değil, üyelerimizin sorunlarına çözüm üretmeye ayırmaya devam edeceğiz.
Dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılık, aynı inanç ve aynı sorumluluk duygusuyla yolumuza devam ediyoruz. Eğitim çalışanlarının sesi olmaya, haklı taleplerini her platformda dile getirmeye ve sendikal mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
Tuba Nur Olçay
Eğitim Gücü Sen Genel Başkan Yardımcısı
İş yerinde bir ablamız var, özel hayatıyla ilgili ağzından kerpetenle laf alırsın. Yüksek lisansı bitirir, diplomasını duvara asınca öğreniriz. Yeni bir araba alır, otoparkta denk gelince "Hayırlı olsun" deriz. Eskiden bu kadar gizemli olmasını "içten pazarlıklı" olmasına bağlardım. İnsan sevincini, heyecanını herkesle paylaşmaz mı derdim. Ama yaş aldıkça anladım ki en doğrusunu o yapıyor. Hayallerini ve hedeflerini kimsenin negatif enerjisine, kem gözüne ya da "yapamazsın" diyen gereksiz yorumlarına kurban etmiyor. İş bitmeden kimseye haber vermiyor. Başarıyı sessizce inşa edip, gürültüyü sadece sonuca bırakmak cidden çok büyük bir vizyon.
@nobogretmen@TutarFatma34253@hopaliemrah@oguzozat Evet mesela Fatma hanım İsmail akdağın bacısı , düşün artık şu sendikanın peşinden , bir de karalama kampanyasına başlamışlar yahu ne rezilsiniz şerefinizle gidin artık