30 YIL YETER!
28 ŞUBAT MAĞDURLARI ADALET BEKLİYOR.
30. yılına girerken 28 Şubat mağdurlarının hâlâ mağduriyetlerinin sona erdirilmemiş, haklarının ve iade-i itibarlarının tam anlamıyla sağlanmamış olması düşündürücü, bir o kadar da üzüntü vericidir.
Aradan geçen onca yıla rağmen bazı yaralar hâlâ açık, bazı haklar hâlâ beklemede…
Biz artık beklemek değil, adaletin tecellisini istiyoruz.
📌 Tüm mağduriyetler tespit edilsin.
📌 Mağdur Hakları Komisyonu kurulsun.
📌 Geçmişe dönük haklar iade edilsin.
📌 İade-i itibar sağlansın.
30 yıl yeter! 28 Şubat mağdurları adalet bekliyor.
#28SubatHakTelafi
#BizimÇocuklar
@RTErdogan@NumanKurtulmus@tcbestepe@TBMMresmi@zyapicioglu@dbdevletbahceli@Akparti@MHP_Bilgi@HurDavaPartisi@bbpgenelmerkez@yenisafak@yeniakit@MemurSenKonf@mazlumder@ihhinsaniyardim@ilimyaymavakfi@sysvakfi
GESAN'DA 4 GÜNLÜK DÜŞÜŞÜN GİZLİ HİKAYESİ.
GESAN'da (Girişim Elektrik Sanayi Taahhüt ve Ticaret A.Ş.) 1 Eylül'de başlayan ve dört işlem gününde hisseyi 92.10 TL'den 60.50 TL'ye, yani yaklaşık %34 aşağı çeken hareketin en kritik ayrıntısı, Tera Portföy'ün pozisyon değişiminin fiyat hareketiyle olağanüstü biçimde çakışmasıdır. 31 Ağustos'ta Tera'nın beş fonu GESAN'da 4 MİLYON 880 BİN 478 lot net alım yaptı ve fiili dolaşımdaki pay oranını %9.0895'ten %11.8664'e taşıdı; ertesi gün, yani 1 Eylül'de hisse %9.99 düşerken Tera bu kez 4 MİLYON 805 BİN 701 lot net alım yaptı. Böylece iki işlem gününde Tera fonlarının GESAN'daki net pozisyonu yaklaşık 9.69 MİLYON lot arttı.
Öne çıkan daha çarpıcı ayrıntı ise 2 Eylül tarihi. Tera'nın 1 Eylül işlem sonunda toplam GESAN pozisyonu 30 MİLYON 543 BİN 404 lota ulaşırken, 3 Eylül bildirimindeki gün başlangıcı bakiyesi 24 MİLYON 897 BİN 454 lot olarak görülüyor. Aradaki fark 5 MİLYON 645 BİN 950 lot. Yani 2 Eylül'de Tera'nın beş fonunun toplam GESAN pozisyonunda, %5 eşiği açıklaması doğurmadığı için kamuya ayrı bir KAP bildirimi yansımayan yaklaşık 5.65 MİLYON lotluk azalış ortaya çıkıyor.
Asıl kırılma 3 Eylül'de geliyor. Tera Portföy; DOH, T3B, TLY, TMV ve THF fonlarının GESAN pozisyonundan tek günde 10 MİLYON 272 BİN 956 lotu sıfır alışla sattığını açıkladı ve sermaye payını %5.4124'ten %3.1792'ye indirdi. TEFAS fonları açısından fiili dolaşımdaki pay oranı da %14.1470'den %8.3019'a geriledi. GESAN'ın o günkü işlem miktarı yaklaşık 15.86 MİLYON lot olduğundan, Tera'nın bildirilen satışı günlük işlem miktarının yaklaşık %64.8'ine denk geliyor; kapanış fiyatı üzerinden bakıldığında nominal miktarın karşılığı yaklaşık 690 MİLYON TL, gerçek satış geliri ise işlem fiyatlarını bilmediğimiz için şuan için belirsiz.
Dahası, 1 Eylül sabahı saat 10.21'de GESAN'da devre kesici çalışmıştı; 3 Eylül sonunda ise Borsa İstanbul, GESAN dahil beş payda 4 Eylül'den itibaren açığa satış ve kredili işlem yasağının uygulanacağını duyurdu. Buna rağmen 4 Eylül'de GESAN'da 90.8 MİLYON lot işlem gerçekleşti ve hisse yine yaklaşık %10 geriledi.
Üstelik SPK'nın 18 Eylül açıklaması, 2025 son çeyreğinden itibaren bazı serbest ve para piyasası fonlarının düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini açıkça belirtiyor. Bu nedenle GESAN'daki 31 Ağustos–4 Eylül zinciri, özellikle Tera'nın önce yaklaşık 9.69 MİLYON lotluk pozisyon artırması, ardından 2 Eylül'de bakiyenin yaklaşık 5.65 MİLYON lot azalması ve 3 Eylül'de 10.27 MİLYON lotluk satışa geçmesi bakımından, Borsa İstanbul emir kayıtları, MKK hesap hareketleri, karşı taraflar ve fon bazında işlem zamanlarıyla yeniden incelenmesi gereken kritik bir hat oluşturuyor.
FON SORUŞTURMASINDA DİKKAT ÇEKEN ZİNCİR.
8 EYLÜL'DEN SONRA NE DEĞİŞTİ?
Fon soruşturmasının görünen yüzünde KTLEV, GUNDG ve DSTKF işlemleri var. Fakat KAP, MKK ve şirket kayıtları birlikte incelendiğinde, soruşturmanın henüz kamuoyunda yeterince tartışılmayan "Yönetici değişiklikleri, devralma görüşmeleri, payların işlem gören tipe dönüştürülmesi ve aynı şirketler çevresinde olağanüstü ortaklık yoğunlaşması" şeklinde ikinci bir katmanı olduğu ortaya çıkıyor.
SPK'nın 17 Eylül tarihli kararında KTLEV, GUNDG ve DSTKF işlemleri nedeniyle çok sayıda kişi hakkında iki yıl işlem yasağı uygulanırken, GUNDG ayağında Ayşe Seher Aydın, Berkan Gülen, Enes Yazıcı, Feryal Köker, Müjdat Ede, Nilgül Sarıcalı, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan ve Orçun Berkay Kaya gibi isimler de kayda geçti.
Asıl dikkat çekici tarih ise 8 Eylül. Pusula Portföy Genel Müdürü Ayşe Seher Aydın'ın görevinden ayrıldığı tarih 8 Eylül; bu ayrılık kamuya ancak 14 Eylül'de bildirildi. Tam bu aralıkta, 9 Eylül'de Tera ile Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerinin devralınmasına yönelik görüşmeler başladı, 10 Eylül'de temel ticari ve finansal şartlarda mutabakat sağlandı.
Sonraki gelişme daha da dikkat çekici.
13 Eylül'de Pusula Finans Holding'in yönetiminde Serdar Turhan ve Ahmet Özcan'ın istifalarının ardından Emre Tezmen'in yönetim kurulu başkanı olarak görevlendirildiği açıklandı. Ancak 18 Eylül'de Tera, Emre Tezmen ile Erkan Kilimci'nin Pusula Finans Holding yönetim kurulu üyeliklerinden, Ticaret Sicili'ne tescil edilmeden önce ayrıldığını açıkladı. Yani devralma tamamlanmadan, devralacak grubun iki önemli ismi Pusula yönetimine fiilen yerleşemeden geri çekildi.
Soruşturmanın en az tartışılan başka bir ayağı ise 18 Eylül tarihli MKK kaydı. SPK kararından bir gün sonra Berkan Gülen adına 72.630 adet GUNDG payı, Gözde Hacıoğlu adına da 5.000 adet GUNDG payı borsada işlem gören tipe dönüştürülmek üzere kayda girdi. Aynı listede Halil İbrahim Ege adına BORLS'ta 49 MİLYON 802 BİN 273, EMKEL'de 1 MİLYON, ORCAY'da 3 MİLYON, SMRTG'de 4.5 MİLYON, THYAO'da 140 BİN ve başka şirketlerde MİLYONLARCA nominal pay bulunuyor.
Buradaki kritik ayrıntı ise MKK kaydı satışın gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Ancak sistem, bu payların borsada satışa konu edilebilmesi için işlem gören tipe dönüştürülmesine ilişkin başvuruyu gösteriyor; satışa konu edilmesi halinde ilk satış için belirli süre kuralları bulunuyor. Bu nedenle soruşturmanın cevabını bulması gereken soru, "Bu paylar satıldı mı?"dan önce "Neden tam soruşturmanın hemen ardından işlem gören tipe dönüştürüldü ve sonrasında hangi hesaplara hareket etti?" olmalı.
GUNDG'nin ortaklık yapısı da ayrıca dikkat çekiyor. Pusula Portföy Denge Katılım Serbest Fon, Muhammed Yarız, Serdar Turhan, Pusula Finans Holding, Laran Holding ve Pusula'nın diğer iki fonu birlikte şirket sermayesinin yaklaşık %91'ine karşılık geliyor.
Pusula Portföy'ün ortakları ise %50 Pusula Finans Holding ve %50 Laran Finansal Hizmetler olarak görünüyor.
Dolayısıyla soruşturma kapsamında Laran Holding ile Laran Finansal Hizmetler'in gerçek faydalanıcıları, GUNDG'deki %91'lik yoğunlaşmanın hangi tarihlerde oluştuğu, 8-18 Eylül arasında MKK'da yapılan dönüşümlerin devamında gerçekleşen satış ve virmanlar, Pusula yönetimindeki değişikliklerin karar tarihleri ve Tera-Pusula devralma görüşmeleri sırasında gerçekleşen tüm fon işlemleri birlikte incelenmeli.
FON KRİZİNDE 1.3 MİLYARLIK GİZEM. CENGİZ AVCI VE CELAL NAZ'IN İŞLEMLERİ MERCEK ALTINA ALINMALI.
Borsada fon kriziyle birlikte ortaya çıkan tablo artık yalnızca birkaç portföy yönetim şirketinin likidite sorunu olarak okunabilecek noktayı çoktan geçti. SPK, Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy'ün TEFAS'ta işlem gören fonlarını kapattı ve tasfiye sürecini başlattı. Krizin merkezinde ise bazı fonların yatırımcıların para çekme taleplerini karşılayamaması, bunun sonucunda ellerindeki hisseleri hızla nakde çevirmek zorunda kalması ve bu satışların Borsa İstanbul'da sert fiyat hareketleri yaratması bulunuyor. SPK'nın ardından adli soruşturma da genişledi; Pusula Portföy ve Tera bağlantılı yöneticiler hakkında yeni gözaltı kararları verildi.
Tam da bu noktada iki isim özellikle mercek altına alınmalı.
Cengiz Avcı ve Celal Naz...
Fon piyasasında yaşanan krizin ardından yalnızca "hangi fon battı" sorusunu sormak yetmez. Asıl soru, "Kim, hangi tarihte, hangi pozisyondan çıktı; bu çıkışın karşılığında ne aldı ve bu işlemlerden hemen sonra fonların içinde ne değişti?" olmalı.
Bu açıdan Cengiz Avcı'nın Pusula Portföy Hisse Senedi Fonu'ndaki, yani PHE'deki pozisyonu soruşturulması gereken en dikkat çekici hareketlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
MKK verilerindeki kayıtlara göre Avcı'nın 9 Eylül 2026 itibarıyla PHE'de 1 MİLYAR 285 MİLYON 214 BİN 632 adet katılma payı bulunuyordu. Bu miktar fonun tedavüldeki paylarının yaklaşık %37.65'ine karşılık geliyordu. 10 Eylül'de ise Avcı adına görünen pozisyon sıfırlandı. Aynı gün PHE'nin tedavüldeki toplam pay sayısı da 3.413 MİLYARDAN 1.904 MİLYARA düştü; yani yaklaşık %44'lük bir daralma gerçekleşti.
Burada artık savcılığın ve SPK'nın cevap bulması gereken çok önemli sorular var.
1.285 MİLYAR adet katılma payı hangi işlem mekanizmasıyla sıfırlandı?
Karşılığında Avcı'ya ne kadar ödeme yapıldı?
Ödeme hangi tarihte, hangi hesaba ve hangi finans kuruluşu üzerinden gerçekleştirildi?
PHE bu çıkışı karşılamak için hangi menkul kıymetleri sattı?
Bu satışlarda karşı taraf kimdi?
Çünkü burada mesele yalnızca bir yatırımcının fondan çıkması değildir. Mesele, fonun %37.65'ine denk gelen devasa bir pozisyonun, fonun toplam tedavüldeki paylarının %44.2 oranında küçüldüğü gün ortadan kalkmasıdır. Bu zamanlama, soruşturulması gereken son derece önemli bir işlem izi bırakmıştır.
Üstelik Cengiz Avcı'nın adı Pusula fonlarıyla sınırlı değil. Avcı, ODINE'nin de önemli ortaklarından biri olarak kayıtlarda yer alıyor. KAP verilerine göre Pusula fonlarının ODINE'deki payı 2026 yılı içerisinde ciddi biçimde yükselmiş, Mayıs ayında fonların toplam payı yaklaşık %10.47 seviyesine ulaşmıştı. Aynı dönemde Avcı'nın da ODINE'de yüksek oranlı doğrudan payı bulunuyordu.
İşte burada "Avcı'nın şahsi ODINE pozisyonu, Pusula fonlarının ODINE pozisyonları ve PHE'deki 1.285 MİLYARLIK katılma payı arasında herhangi bir ekonomik veya finansal ilişki var mıydı?" şeklinde ikinci bir soru ortaya çıkıyor. Emir zamanlamaları, aracı kurum kayıtları, fon portföy değişimleri, Takasbank/MKK kayıtları ve para transferleri birlikte incelenmeden bu sorunun cevabı verilemez.
Daha da önemlisi, PHE'nin fiyatı Eylül başında sert biçimde gerilemeye başlamıştı. Fonun birim fiyatı 1 Eylül'de 4.024 TL iken 9 Eylül'de 1.457 TL'ye, 10 Eylül'de 1.049 TL'ye, 15 Eylül'de ise 0.310 TL'ye kadar geriledi.
Şimdi mercek altına alınması gereken ikinci isme, Celal Naz'a gelelim.
MKK veri kayıtlarına göre Celal Naz, 15 Eylül'de aynı anda RUBNS'de %3.52, RODRG'de %3.09 şeklinde iki yeni pozisyon açtı. Takip eden günlerde RUBNS pozisyonunu artırdı; 19 Eylül'de ise RODRG'deki %3.09'luk pozisyon tamamen sıfırlandı. Aynı gün RUBNS %4.54'e çıktı.
Fon piyasasının ağır bir likidite krizine girdiği günlerde yaklaşık 20 MİLYON TL büyüklüğünde görünen RODRG pozisyonu neden açıldı ve dört gün sonra neden tamamen kapatıldı? RUBNS pozisyonu neden aynı dönemde artırıldı? Bu işlemlerin emir tarihleri, saatleri, karşı tarafları ve finansman kaynakları nedir?
Bu soruların cevabının bulunması için SPK, MASAK, Takasbank ve MKK kayıtlarının birlikte incelenmesi gerekir. Özellikle emir zamanları, fon portföy değişimleri, yatırımcı katılma payı hareketleri, para transferleri ve karşı taraf bilgileri yan yana konularak incelenmeli.
Çünkü ortada yalnızca "borsada zarar eden yatırımcılar" meselesi yok. Bir tarafta YÜZLERCE MİLYARLIK fon tasfiyesi, diğer tarafta MİLYARLARCA LİRALIK fon çıkışları, bazı hisselerde olağanüstü fiyat hareketleri ve belirli yatırımcıların kritik tarihlerde gerçekleştirdiği yüksek tutarlı pozisyon değişimleri bulunuyor.
EKREM İMAMOĞLU'NUN "NAMUSUM" DEDİĞİ VİRA İSTANBUL PROJESİ, İMAMOĞLU'NUN ORTAKLARI TARAFINDAN TÜRK VATANDAŞLIĞI KARŞILIĞINDA YABANCILARA SATILMIŞ.
Bu sabah gerçekleşen İstanbul merkezli operasyonla ortaya çıkan tablo, yalnızca yabancılara konut satışı üzerinden yürütülen bir vatandaşlık soruşturması değil. Soruşturmanın merkezinde Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen satışlar bulunuyor.
Peki soruşturmanın merkezinde olan bu şirketlerin, belediye arsası üzerinde kurulmuş, binlerce bağımsız bölüme ulaşan ve soruşturma kapsamında yabancılara vatandaşlık amaçlı yapılan satışların neredeyse %80 oranına karşılık gelen projenin adı ne?
Cevap: Ekrem İmamoğlu'nun "Namusum" dediği VİRA İSTANBUL.
Projenin hikayesi Ekrem İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde başlıyor. 16 Aralık 2014'te Beylikdüzü Belediyesi, mülkiyetindeki Kavaklı 142 ada 16 parsel ile 143 ada 35, 36, 37 ve 38 parseller için "arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı" ihalesine çıktı. İhale, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun kapalı teklif usulüyle yapıldı.
İhaleyi Gül İnşaat Proje A.Ş. aldı. Beylikdüzü Belediyesi'nin 2015 faaliyet raporunda, söz konusu taşınmazlara ilişkin arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı işi için sözleşme yapıldığı açıkça kayıt altına alındı.
Daha sonra kamuoyuna "VİRA İSTANBUL" adıyla sunulan proje, İmamoğlu'nun belediye başkanlığı döneminde belediye ile Gül Proje'nin birlikte gerçekleştirdiği proje olarak tanıtıldı. Projenin ilk lansmanında 1.156 konut ve 39 cadde mağazası, yaklaşık 630 MİLYON liralık yatırım ve yaklaşık 92 bin metrekarelik proje alanı açıklandı.
Fakat projenin gerçek hukuki ve ekonomik hikayesini anlamak için reklam broşürlerinden çok belediye kayıtlarına bakmak gerekiyor.
2017'de Beylikdüzü Belediye Meclisi'nin gündemine doğrudan 142 ada 19, 142 ada 20, 143 ada 35, 143 ada 36 ve 143 ada 38 parsellerdeki VİRA İSTANBUL bağımsız bölümlerinin alıcılarına tapu devri geldi. 2018 faaliyet raporu ise daha da açıktı. Bu beş parselde belediye adına kat irtifakı kurulmuş bağımsız bölümlerin, ödemelerini tamamlayan veya banka kredi taahhütnamesi sunan alıcılara devredildiğini belirtiyor.
Yani VİRA İSTANBUL sıradan bir özel sektör projesi olarak başlamadı. Hikayenin başlangıcında belediyenin mülkiyetindeki taşınmazlar vardı.
Üstelik 143 ada 35 parsel için 2018 tarihli belediye komisyon raporu, 27.917,23 metrekarelik taşınmazın doğrudan "Vira İstanbul Beylikdüzü Konutlarının üzerinde bulunan" belediye mülkiyetindeki taşınmaz olduğunu yazıyor. Aynı raporda 1.399,59 metrekarelik bölüm üzerinde TEDAŞ lehine 25 yıllık irtifak hakkı kurulması kararı yer alıyor.
Proje ilerledikçe rakamlar da büyüdü. Belediyenin kayıtlarında VİRA İSTANBUL 1.189 konut ve 31 ticari bölüm olmak üzere toplam 1.220 bağımsız bölüm olarak yer aldı. 2020'de 1.123 bağımsız bölümün tapusunun verildiği, 97 işlemin sürdüğü; 2021'de ise 1.207 tapunun tamamlandığı ve yalnızca 13 işlemin devam ettiği kaydedildi.
VİRA İSTANBUL'un bugünkü soruşturma açısından asıl çarpıcı tarafı ise yabancı satışların yaklaşık %80 oranının bu proje üzerinden gerçekleştirilmiş olması.
Usulsüz vatandaşlık soruşturması kapsamında incelenen şirketler Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat. Tam da bu üç şirket VİRA İSTANBUL projesinde karşımıza çıkıyor. Muzaffer Beyaz, Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Soruşturması kapsamında daha önce verdiği ifadesinde VİRA İSTANBUL ihalesini Gül İnşaat'ın aldığını, Beyaz İnşaat'ın daha sonra projeye %25 ortak olduğunu beyan etti.
Soruşturma kapsamında yapılan tapu ve proje eşleştirmesinde 274 muvazaalı satışın büyük çoğunluğu VİRA İSTANBUL projesindeki bağımsız bölümlerde gerçekleşmiş görünüyor. Dolayısıyla soruşturmanın merkezindeki satışların büyük bölümünün, Beylikdüzü Belediyesi'nin 2014 yılında gelir paylaşımı modeliyle ihaleye çıkardığı ve daha sonra 1.220 bağımsız bölüme ulaşan VİRA İSTANBUL projesinde toplandığı anlaşılıyor.
Ortaya çıkan tablo bu nedenle yalnızca 274 muvazaalı satıştan ibaret değil. 2014'te belediye taşınmazlarıyla başlayan VİRA İSTANBUL projesi, Gül-Beyaz-LİV şirketleri, yabancı satışları ve vatandaşlık işlemleri aynı soruşturma dosyasında birleşiyor.
GÜL, BEYAZ VE LİV İNŞAAT TAMAM PEKİ YA İMAMOĞLU İNŞAAT VE İN MARİ PROJESİ NE OLACAK?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gayrimenkul üzerinden usulsüz Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddiasıyla yürüttüğü soruşturmanın bugün gerçekleştirilen ikinci dalgasında Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden yapılan yabancı satışlarının mercek altına alındığı, 734 yabancıya yapılan satışların 274'ünün muvazaalı olduğunun belirlendiği, 1.070 kişinin bu işlemler sonucunda vatandaşlık kazandığının tespit edildiği ve 3.5 MİLYAR lirayı aşan işlemin soruşturma konusu olduğu açıklandı.
Operasyonda 88 şüpheli hakkında işlem başlatılırken 72 kişi gözaltına alındı, 2.011 taşınmaz hakkında tedbir uygulandı ve 30 şirkete kayyum atandı.
Soruşturmanın ekonomik ayağında ise vatandaşlık için gerekli dövizin Türkiye'ye fiilen sokulmadığı, şirketlerin kendi kaynaklarının yabancı satışından gelmiş gibi gösterildiği ve 72 MİLYON 250 BİN dolarlık döviz girişinin gerçekleşmediğinin tespit edildiği bildirildi.
Bu soruşturmanın ortaya koyduğu iddialar ışığında, Beylikdüzü Marmara Mahallesi'nde 727 ada 2 parsel üzerinde bulunan İn Mari Marmara projesinin de aynı yöntemler bakımından incelenmesi gerekiyor. İn Mari Marmara, İmamoğlu İnşaat tarafından geliştirilen ve 152 konut ile yaklaşık 41-42 ticari birimden oluşan bir proje olarak 2021 yılında satışa çıkarıldı. Projenin satış dönemine ilişkin kaynaklarda teslim tarihi Aralık 2021 olarak gösteriliyor.
İn Mari açısından dikkat çekici veri, elde bulunan tapu hareketlerinde 29 Temmuz 2021 ile 8 Haziran 2022 arasında yaklaşık 70 bağımsız bölümün yabancı gerçek kişilere devredildiğinin görülmesi. Başka bir ifadeyle proje, Türkiye'de taşınmaz karşılığı vatandaşlık için 250 BİN dolarlık yatırım eşiğinin geçerli olduğu dönemde yaklaşık bir yıl boyunca yoğun bir yabancı satış trafiğine sahne olmuş görünüyor.
Satışların tarihlerine bakıldığında hareketliliğin tek bir aya sıkışmadığı, 2021 yazından başlayarak sonbahar ve kış aylarında devam ettiği, 2022'nin ilk aylarında yeniden yoğunlaştığı görülüyor. Temmuz 2021'de başlayan yabancı devirleri ağustos, eylül, ekim ve kasım aylarında art arda devam ederken, aralık ayının son günlerinde de satışlar gerçekleşiyor. 2022'nin ocak, şubat, mart, nisan ve mayıs aylarında da çok sayıda yabancı alıcıya devir yapılırken, 8 Haziran 2022'de birden fazla satış işleminin bulunması ayrıca dikkat çekiyor.
Bu tarih özellikle önemli. Çünkü taşınmaz yoluyla Türk vatandaşlığı için gereken yatırım tutarı 13 Haziran 2022 itibarıyla 250 BİN dolardan 400 BİN dolara yükseltildi. Dolayısıyla 8 Haziran tarihli işlemler, yeni 400 BİN dolarlık şartın yürürlüğe girmesinden yalnızca birkaç gün önce gerçekleşmiş durumda. Bu nedenle bu satışların yalnızca tapu tarihiyle değil, vatandaşlık başvuru tarihi, döviz alım belgesi, ekspertiz raporu ve uygunluk belgesi tarihleriyle birlikte incelenmesi gerekiyor.
Daha önemli bir başka unsur ise bazı bağımsız bölümlerde yabancıya satıştan hemen önce taşınmazın İmamoğlu İnşaat üzerine geçirilmiş olması.
İn Mari'nin yabancı yatırımcıya yönelik pazarlaması da bu nedenle önem kazanıyor. Proje Arapça ve İngilizce emlak kanallarında yabancı yatırımcılara tanıtılmış; bazı yabancı emlak sitelerinde Türk vatandaşlığına uygun yatırım olarak pazarlanmıştı. Yabancı satışlarının yoğunluğu ile vatandaşlık mevzuatının aynı dönemde kesişmesi nedeniyle, satışların hangi bölümünün vatandaşlık başvurularında kullanıldığının ortaya çıkarılması önem taşıyor.
Bugünkü vatandaşlık soruşturmasında gündeme getirilen muvazaalı satış, gerçek dışı değerleme, dövizin fiilen Türkiye'ye getirilmemesi ve taşınmaz satışının vatandaşlık şartlarını karşılamak amacıyla kullanılması iddiaları açısından İn Mari'deki yaklaşık 70 yabancı satışının da aynı belgeler üzerinden incelenmesi gerekir.
Satış bedelleri gerçekten ödendi mi?
Para hangi banka hesaplarından geldi?
Döviz Türkiye'ye getirildi mi?
Ekspertiz değerleri ile tapu bedelleri arasında fark var mıydı?
Hangi alıcılar vatandaşlık başvurusunda bulundu? Taşınmazlara üç yıl satmama şerhi konuldu mu?
Aynı taşınmazlar daha sonra el değiştirdi mi?
Dolayısıyla İn Mari Marmara projesinin 29 Temmuz 2021–8 Haziran 2022 arasındaki yaklaşık 70 yabancı satışının tamamı, bugünkü soruşturmanın merceğindeki yöntemlerle aynı kriterler üzerinden incelenmeli.
YABANCIYA SATILAN İKİ DAİRE, 855 BİN LİRA VE 26 BİN 336 LİRALIK VERGİ.
İMAMOĞLU İNŞAAT VE RASLAMBEK EDİEV ÇELİŞKİSİ.
Ekrem İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu'nun ortak, Tuncay Yılmaz'ın ise Genel Müdürü olduğu İmamoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin banka hesap hareketleri, Beylikdüzü, Yakuplu 727 Ada 2 Parselde bulunan İn Mari Marmara projesinde Raslambek Ediev'e satılan A1 Blok 19 ve 22 numaralı iki daireye ilişkin dikkat çekici bir ödeme tablosu ortaya koyuyor. Projenin Mart 2021'de satışa çıktığı dönemde kamuya açıklanan fiyatlar 1+1 dairelerde 836 BİN TL – 1 MİLYON 456 BİN TL, 2+1 dairelerde 1 MİLYON 356 BİN TL – 2 MİLYON 85 BİN TL, 3+1 dairelerde ise 1 MİLYON 988 BİN TL - 4 MİLYON 384 BİN TL arasındaydı.
İmamoğlu İnşaat'ın banka kayıtlarına göre A1 Blok 19 numaralı daire için 5 Mart 2021'de 100 BİN TL, 12 Mart 2021'de 100 BİN TL, 25 Mayıs 2021'de 27 BİN 100 TL, 4 Ağustos 2021'de 27 BİN 83 TL ve 13 Eylül 2021'de 218 BİN 246 TL olmak üzere toplam 472 BİN 429 TL ödendi.
A1 Blok 22 numaralı daire için ise 24 Mart 2021'de 100 BİN TL, 4 Haziran 2021'de 28 BİN 400 TL, 4 Ağustos 2021'de 28 BİN 335 TL ve 2 Eylül 2021'de 226 BİN 664 TL olmak üzere toplam 383 BİN 399 TL ödeme bulunuyor.
Böylece A1 Blok 19 ve 22 nolu daireler adına alınan ekspertiz raporu için 17 Eylül 2021'de gönderilen 7 BİN TL de eklendiğinde 2 daire için Raslambek Ediev'in İmamoğlu İnşaat'a gönderdiği toplam ödeme 862 BİN 828 TL.
Ancak asıl dikkat çekici para hareketi 6 Ekim 2021'de gerçekleşiyor. İmamoğlu İnşaat'tan Raslambek Ediev adına 800 TL "Tapu-Harç Döner Sermaye", Büyükçekmece Vergi Dairesi'ne ise 26 BİN 336 TL "vergi tahsilatı" açıklamasıyla para gönderiliyor.
26 BİN 336 TL'nin %1 KDV olduğu varsayılırsa karşılığı tam 2 MİLYON 633 BİN 600 TL'lik bir satış bedeline karşılık geliyor.
Banka hareketlerinde iki daire için görünen toplam bedel 855 BİN 828 TL, iki daire için yollanan ekspertiz bedeli 7.000 TL, 26 BİN 336 TL'lik vergi ödemesi ve bunun %1 KDV matrahı 2 MİLYON 633 BİN 600 TL'lik satış bedeli birlikte değerlendirildiğinde, 1 MİLYON 747 BİN 772 TL'lik fark, İmamoğlu İnşaat'ın kasasına kayıt dışı bir ödeme olarak mı girdi?
DÖRT DAİRE, 3.2 MİLYON LİRALIK ÖDEME VE 555 BİN LİRALIK KOMİSYON.
İMAMOĞLU İNŞAAT'IN VATANDAŞLIK SATIŞLARINDA PARA TRAFİĞİ NE ANLATIYOR?
Bu yazı, @istanbulCBS 'ye bir suç duyurusu değil, kovuşturma yapılması için hazırlanmış bir iddianame.
Çünkü yazıda yer alan tüm bilgiler belgelidir.
İmamoğlu İnşaat'ın İn Mari Marmara Projesi'nde yabancılara vatandaşlık kapsamında sattığı dört daireye ilişkin banka hareketleri, satış bedelleri ile satış sonrasında gerçekleştirilen komisyon, ekspertiz, vergi ve tapu ödemeleri birlikte incelendiğinde şüpheli para trafikleri açık şekilde görülecektir.
İlk iki daire, Sergey Kvasnyuk tarafından satın alınan A1 Blok 29 ve A1 Blok 7 numaralı bağımsız bölümler.
29 Temmuz 2021 tarihinde saat 11:32:85'te Sergey Kvasnyuk tarafından İmamoğlu İnşaat'ın banka hesabına 1.610.000 TL gönderiliyor. Transfer açıklamasında aynen, "İn Mari Marmara Projesi A1 Blok no:29 Vatandaşlık Ödemesi" ifadesi yer alıyor.
Bundan yalnızca 38 saniye sonra, aynı gün saat 11:33:23'te, yine Sergey Kvasnyuk tarafından İmamoğlu İnşaat'ın hesabına 795.920 TL gönderiliyor. Bu kez açıklama, "İn Mari Marmara Projesi A1 Blok no:7 Vatandaşlık Ödemesi" şeklinde.
Böylece Sergey Kvasnyuk, A1 Blok 29 ve A1 Blok 7 için İmamoğlu İnşaat'a banka kanalıyla toplam 2.405.920 TL aktarıyor. Her iki taşınmazın satışı da 29 Temmuz 2021 tarihinde gerçekleştiriliyor.
Ancak para trafiği satışla bitmiyor.
Satışın hemen ertesi günü, 30 Temmuz 2021 saat 12:48:07'de, İmamoğlu İnşaat'ın hesabından Adasa Gayrimenkul İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne 316.995 TL gönderiliyor. Transfer açıklamasına "Adasa Gayrimenkul A1 Blok Daire 29 Komisyon Bedeli" yazılıyor.
Diğer iki daire ise Raslambek Ediev tarafından satın alınan A1 Blok 19 ve A1 Blok 22 numaralı bağımsız bölümler.
Raslambek Ediev'in İmamoğlu İnşaat'a yaptığı ilk ödeme 5 Mart 2021 saat 17:05:13'te gerçekleşiyor. 100.000 TL, "A1 Blok 19 nolu daireler" açıklamasıyla gönderiliyor.
12 Mart 2021 saat 17:05:13'te yine 100.000 TL, aynı açıklamayla, yani "A1 Blok 19 nolu daireler" ifadesiyle İmamoğlu İnşaat'a aktarılıyor.
24 Mart 2021 saat 16:52:12'de bu kez 100.000 TL, "A1 Blok 22 nolu daireler" açıklamasıyla gönderiliyor.
25 Mayıs 2021 saat 16:18:21'de Raslambek Ediev tarafından 27.100 TL, "A1 Blok 19 nolu daireler" açıklamasıyla aktarılıyor.
4 Haziran 2021 saat 16:55:02'de 28.400 TL, "A1 Blok 22 nolu daireler" açıklamasıyla gönderiliyor.
4 Ağustos 2021 saat 16:18:57'de 28.335 TL, "A1 Blok 22 nolu daireler" açıklamasıyla aktarılıyor.
Aynı gün, 4 Ağustos 2021 saat 16:19:48'de, bu kez 27.083 TL, "A1 Blok 19 nolu daireler" açıklamasıyla gönderiliyor.
2 Eylül 2021 saat 17:34:11'de Raslambek Ediev tarafından 226.664 TL, "Ödeme daire 22 A blok" açıklamasıyla aktarılıyor.
13 Eylül 2021 saat 11:40:05'te ise 218.246 TL, "Ödeme daire 19 A blok" açıklamasıyla gönderiliyor.
Ve dikkat çeken bir başka transfer daha var.
17 Eylül 2021 saat 00:05:57'de Raslambek Ediev tarafından İmamoğlu İnşaat'a 7.000 TL gönderiliyor. Açıklama ise "Expertis parası 19-22 A blok Ediev Raslambek" şeklinde.
Bu 7.000 TL'nin 4.720 TL'si, 28 Eylül 2021 saat 00:40:18'de, İmamoğlu İnşaat tarafından ARZ Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketi'ne gönderiliyor. Açıklamada "ARZ Taşınmaz Değerleme CH Mah A1-19 A1-22" yazarken İmamoğlu İnşaat, Raslambek Ediev'in yolladığı 7.000 TL'nin 2.280 lirasına bile göz koyarak kesik atıyor.
Raslambek Ediev'in iki dairenin satışı için İmamoğlu İnşaat'a yaptığı ödemelerin toplamı 862.828 TL. Satış işleminin gerçekleştirildiği 6 Ekim 2021 tarihinde ise İmamoğlu İnşaat tarafından Ediev adına iki ayrı kamu ödemesi yapılıyor.
6 Ekim 2021 saat 10:06:19'da İmamoğlu İnşaat'tan Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 26.336 TL gönderiliyor. Açıklama "Vergi Tahsilatı"
Bundan 48 saniye sonra, 10:07:07'de, yine İmamoğlu İnşaat tarafından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Döner Sermaye İşletmesi'ne 800 TL aktarılıyor. Açıklama "Tapu Harç-Döner Ser. Tahsilatı"
Böylece İmamoğlu İnşaat'ın Raslambek Ediev adına gerçekleştirdiği vergi, tapu ve ekspertiz ödemeleri toplam 31.856 TL oluyor.
Fakat dört daireye ilişkin para trafiğinin diğer tarafında bir de komisyon ödemeleri bulunuyor.
4 Mart 2021 saat 16:09:11'de İmamoğlu İnşaat tarafından Rev Company Otomotiv Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne 162.963 TL gönderiliyor. Transfer açıklaması "A1 Blok Daire 7 A1 Blok Daire 22 Komisyon Bedeli" olarak kayda geçiyor. Dolayısıyla bu transferin açıklamasında hem Sergey Kvasnyuk'a satılan A1 Blok 7, hem de Raslambek Ediev'e satılan A1 Blok 22 bulunuyor.
Ardından 18 Mart 2021 saat 11:55:14'te İmamoğlu İnşaat tarafından yine Rev Company'ye 75.993 TL gönderiliyor. Açıklamada "A1 Blok Daire 19 Komisyon Ödemesi" yazıyor.
İmamoğlu İnşaat, satmış olduğu dört daire karşılığında Adasa Gayrimenkul İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine Sergey Kvasnyuk'a satılan A1 29 numaralı daire için 316.995 TL, ARZ Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketine de Sergey Kvasnyuk'a satılan A1 Blok 7 numaralı daire ve Raslambek Ediev'e satılan A1 Blok 22 numaralı daire için 162.963 TL, yine Raslambek Ediev'e satılan A1 Blok 19 numaralı daire için 75.933 TL olmak üzere toplamda 238.896 TL komisyon bedeli ödüyor.
İmamoğlu İnşaat tarafından dört daire için Adasa Gayrimenkul İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ARZ Taşınmaz Değerleme ve Danışmanlık Anonim Şirketine toplamda ödediği komisyon bedeliyse 555.891 TL.
Bu para trafiğinde ortaya çıkan tablo ise şu şekilde:
Sergey Kvasnyuk, A1 Blok 29 ve A1 Blok 7 için 2.405.920 TL ödüyor.
Raslambek Ediev, A1 Blok 19 ve A1 Blok 22 için 862.828 TL ödüyor.
İki alıcının banka üzerinden İmamoğlu İnşaat'a yaptığı toplam ödeme 3.268.748 TL.
Buna karşılık İmamoğlu İnşaat'ın dört satışla bağlantılı olarak yaptığı komisyon ödemeleri 555.891 TL.
Bu durumda dört dairenin komisyonlar düşüldükten sonraki toplamı 2.712.857 TL, daire başına ortalama tutarı ise 678.214 TL.
Dört daire için görünen toplam ödeme 3.268.748 TL. Dairelerin satış tarihindeki toplam piyasa değerlerinin en az 6 Milyon TL olduğu dikkate alındığında gerçek satış bedelinin tamamının banka üzerinden yatırılmadığı tespit edilecektir.
Dolayısıyla gerçeğe aykırı şekilde belge düzenlendiği yönündeki şüphe soyut değil somut durumda olup TCK 204 ve 207, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin gizlenmesine ilişkin yine soyut değil somut şüphenin oluşmasından dolayı TCK 282 yönünden kovuşturma yapılmalıdır.
Murat Ağırel'e bütün ülkenin huzurunda bir teklifte bulunuyorum.
Yarın kendisini FETÖ'nün desteklediğine, bütün paylaşımlarında %65-85 oranında FETÖ desteği olduğuna dair kanıtları paylaşacağım. Eğer sunduğum kanıtlardaki bilgilerin yanlış olduğunu ve FETÖ'nün kendisini desteklemediğini ispatlarsa kimliğimi açıklamayı kabul ediyorum. Bunun karşılığında eğer yarın ortaya koyacağım kanıtlar doğru çıkarsa Murat Ağırel de gazeteciliği bırakacak.
Aylardır FETÖ tarafından desteklendiğini kendinden çok emin bir şekilde inkar eden Murat Ağırel'in bu şartı kabul etmemesi için hiçbir sebep yok. Eğer kabul etmiyorsa bunun tek açıklaması, FETÖ'nün kendisine verdiği destekten haberdar olduğudur. Ben bu yüzden teklifimi kabul etmeyeceğini düşünüyorum.
Haydi Murat Ağırel Hodri Meydan. Madem kim olduğumu öğrenmeyi bu kadar istiyorsun işte sana fırsat.
Lütfen bu teklifimi kendisine duyurun, beni engelleyip kaçtığı için bu paylaşımı görmeyecektir.
@muratagirel@timursoykan@baristerkoglu@barispehlivan@cumhuriyetgzt1@halktvcomtr
“Zulüm 1453'te başladı.” deyip Fatih Sultan Mehmet Han'a hakaret ederler.
“Kızıl Sultan”, “diktatör” deyip Abdülhamid Han'a hakaret ederler.
“İngiliz gemisine binip kaçtı.” diye Vahdettin'e iftira atarlar.
Adnan Menderes'e “uçak dolusu altın kaçırdı” diye yalan söyleyip asarlar.
“Kaçak saray” diye Recep Tayyip Erdoğan'a yürürler.
Kim bunlar mı?
Bunlar, Müslümanların merhametinin arkasına saklanıp her türlü kahpeliğe kabiliyetli...
P.i.ç.ler.
Abdülhamid Han'a kim hakaret ediyorsa, ya Ermeni, ya Rum ya da Yahudi'dir. Soy kütüğüne bakmaya bile gerek yoktur; çünkü yüzde yüz P.İ.Ç'TİR.
NOKTA.
@ahmetsimsirgil Hocama kulak verin
🚨 SON DAKİKA:
Netanyahu, canlı yayında:
Şöyle dedi: "İran'da sivilleri, aileleri, babaları, anneleri ve çocukları hedef aldık. Onları öldürdük."
Tüm dünyanın önünde savaş suçu işlediğini itiraf etti.
“Buradan uçaklar kalkamaz” diyorlardı ama sadece bir günde tam 1.787 uçak indi ve kalktı.
Şöyle geriye doğru baktığımızda gördüğümüz şudur:
Havalimanımız, İstanbul’a yapılmış en vizyoner yatırımlardan biridir.
İstanbul Havalimanıyla şehrimiz dev bir eser kazanmıştır.
Ülkemizin marka değeri global ölçekte daha da artmıştır.
Türkiye, sivil havacılıkta şampiyonlar ligine çıkarak gücüne güç katmıştır.
Bize İstanbul Havalimanı üzerinden saldıranlar ise en güzel cevabı işte bu başarılarla, alınan ödüllerle, kırılan rekorlarla almıştır.
Yıllarca taş üstüne taş koymayıp sadece takoz siyasetiyle gemilerini yüzdürmeye alışanlar için artık deniz tükenmiştir.
Entrikayla, yolsuzlukla, karanlık odalarda kotarılan siyaset mühendislikleriyle bu ülkede siyasetçilik oynama devri tamamen kapanmıştır.
İnanıyoruz ki bundan sonra Türkiye’de eser yarışacak, vizyon yarışacak, siyasi partilerin programları ve projeleri yarışacaktır.
Sadece İstanbul’da 604,4 milyar lirası hava yolu olmak üzere ulaştırma ve altyapı alanında güncel fiyatlarla toplam 2,12 trilyon liralık yatırım yaptık.
Türkiye’yi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline getirdik.
İstanbul Havalimanımızda 102 bin insanımız çalışıyor, 1.100’ün üzerinde ticari işletme faaliyet gösteriyor.
İstihdam etkisinin 300 binin üzerine çıktığı Havalimanımızın Türkiye ekonomisine katkısı millî gelirimizin yaklaşık %2,2’sine, yani 24,2 milyar dolara tekabül ediyor.
2030 yılında İstanbul Havalimanı bağlantılı faaliyetlerle 472 bin kişilik istihdama ve 44 milyar dolarlık gelire ulaşmayı öngörüyoruz.
Çevremizdeki savaşların son bulması ve bölgemizde sükûnetin yeniden sağlanmasıyla birlikte Havalimanımızın yıldızı daha da parlayacaktır.
Biz de önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla İstanbul Havalimanımızı küresel havacılığın zirvesinde tutmaya devam edeceğiz.
Bu vizyon projemizi “israf” diyerek eleştirenler isim tartışmasıyla, kurultay tartışmasıyla günlerini israf ededursun; biz ülkemize yeni yatırımlar, yeni eserler kazandırmaktan geri durmayacağız.
Türk demokrasisine, milletin iradesine vurulmuş ağır bir darbe olan 27 Mayıs’ın cunta mahkemesi tarafından haksız, hukuksuz şekilde idama mahkûm edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, katledilmelerinin 65’inci yılında rahmetle yâd ediyorum. Rabb’im mekânlarını cennet, ruhlarını şad eylesin.
"İnsanlar, ömür boyu devamlı mutluluğa ermek için çabalar durur; onu, refahta, sıhhatte, makamda, rütbede, parada, evlenmede, eğlencede, güzel sanatlarda... arar ama tam olarak bulamaz. Çünkü mutluluğun aslı, ruhu tatmin eden doğru bir imandadır. İman olmayınca, en yüksek dünyevî imkânlara sahip olsa bile bunalımlardan kurtulamaz."
İlim ve Sanat,
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan
Cüneyt Özdemir:
1997 yılıydı, Mehmet Ali Birand ile birlikte İstanbul Üniversitesi'ne gitmiştik. İBB Başkanı Erdoğan orada öğrencilerin sorularını yanıtlıyordu.
Bir kız öğrenci İngilizce olarak "İleride Başbakan seçilirseniz dünya liderleriyle hangi dilde konuşacaksınız" diye sordu. Erdoğan İngilizce bilmediği için anlamadı. Bir daha sordu aynı soruyu İngilizce.
Erdoğan, Birand'a dönüp "Ne diyor" dedi. Birand tercüme etti. Erdoğan da o dönem "Türkçe" demişti.
Yıl 2026, NATO'nun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan 32 lidere Türkçe yapıyor.
Biz hafızası çok şey bir toplumuz unutuyoruz bir dönem neler yaşandığını.
Dönemin başbakanının dünya liderlerinin buluştuğu bir yere eşinin başörtüsü var diye alınmadığını ya da;
bir belediye başkanına İngilizce olarak küçümseyerek "Ya sen İngilizce bilmiyorsun günün birinde ne diye hitap edeceksin" diye sorduğunda "Türkçe" dediğinde insanların güldüğünü ve bugün tam da o gün o salonda dediği gibi Türkçe konuştuğunu görünce insan tabi nereden nereye diyor.