Gazeteci Şule Aydın: "Siz devlete gözaltında telefonunuzu emanet ediyorsunuz. 'alın buyurun' diyorsunuz. Bu benim mahremim.
Suça ilişkin bir şey varsa onu ayıklayacaksın ve bakacaksın.
Sen benim özel hayatımı, bana ait olan her şeyi yaklaşık bir saat içerisinde paylaşıyorsun. Ve ben devlete emanet etmişim bu telefonu.
Herkes şunu biliyor ki: ben telefonu verdiğimde aslında dosyaya ilişkin hiçbir şeye bakılmayacak. Aksine toplumun önüne ben başka türlü atılacağım.”
Deniz Zeyrek’ten yeni füze
“Ey Vedat Işıkhan, milyonlarca emekliye bütçeden 69 Milyar pay ayırırken, 7 hastane sahibine 111 Milyar veriyorsun sonra da CHP’ye şov yapma diyorsun
Yiğitsen 20 bin TL ile sen geçin. Bu parayla ayın sonunu getirebilir misin?”
emekliliğin prime dayalı bir mekanizma olduğunu,
çalışırken ücretinden/maaşından ciddi kesintilere dayandığını,
yıllarca prim yatıranların (havuzu dolduranların) sonra emekli aylığı aldıklarını (havuzdan kullanan)
kuşaklar arası bir dayanışma olduğunu vs.
bile unutturdular yahu hokus pokusla.
emekli aylığını adeta devletin, hatta hükümetin bir inayeti, yardımı gibi sunuyorlar.
ceplerinden ödüyor gibi konuşuyorlar.
gerçekten saygıyla eğiliyorum demagojinin, çarpıtmanın, arsızlığın bu düzeyi karşısında...