İl Başkanımız Abdullah Özdemir ve İlçe Başkanımız Fatih Karaismailoğlu ile birlikte Cerrahî Tekkesi’ni ziyaret ederek kıymetli gönül dostlarımızla bir araya geldik.
Manevi mirasımıza sahip çıkan, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren bu anlamlı buluşmada hasbihâl ederek dualarını aldık. Rabbim muhabbetimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’da çatışmaların en yoğun olduğu yerlerden biriydi.
15 temmuz direnişi şahitliği yapmış, şehidler verilen yerlerden olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane’de Başkanlık Binası önündeki -şimdi tadilata alınarak kapatılan, ancak artık manevî bir anlamı da haiz- havuzda o karanlık gecede Şehzade Camii’nden yükselen çağrılar, salalar eşliğinde abdest alıp şehadet şiarıyla Hak için yürüyenlerin, direnen Milletimizin güvenlik kamerasına yansıyan görüntüleri de o gecenin bakiyesi unutulmaz anlardandı. Saraçhane 15 Temmuz Anıtı 2018’de buna atfen yapılmıştı ve dualarla açılmıştı.
Şehzadebaşı’nın o köşesinde şehadet ufkuyla süs havuzundan abdest alanların o simge anlarını temsilen yapılan bu sembol anıt o köşede öylece duruşuyla dahi çok şey söylüyor. Oradakilere, yolu oradan geçenlere bu simge anıt, zulme, silâha, tüfeğe, tanka karşı eliyle, bedeniyle, korkusuzca inancıyla, yüreğindeki imanla, dualarla dik duruşu, bu Milletin mayasını, inancını, 15 Temmuz gecesi verilen destansı mücadeleyi hatırlatıyor!
Kimlik bilgileri her ne kadar Erzurum Hasankale (Pasinler) görünüyorsa da, mensubu olduğu ailesi aslen Bitlis İli Mutki ilçesine bağlı Ermeni yerleşimi olan "NİŞ" köyündendir. Aslen Ermeni kökenlidir.
Aile oradan önce Ahlat ilçesine, sonrada Pasinlere taşınır.
Dedesi Pasinler'de bir Kürd beyi olan hanedan İbrahim Bey'in konağının Selamlık kısmında yetim bir çocuk olarak beslenir, hizmetkar olarak yetişir.
Osmanlı-Rus harbinde ekmeğini yediği Kürd İbrahim beye ihanet eder, ihaneti bir Kürd ağıtı olarak yıllarca Kürd dengbejler tarafından icra edilir.
Yaptığı ihanet neticesinde dedesi İspir'e kaçar.
Okumadığı ilk okul diplomasını yıllar sonra dışarıdan girdiği imtihanla alır.
Doğu ve Güneydoğu'da Medreselerin ve alimlerin ziyadesiyle yaşadıkları ortam nedeniyle, zamanın siyaset aktörlerinden MOON TARİKATININ Türkiye temsilcisi CHP Genelsekreteri Kasım Gülek, zamanın MİT müsteşarı M. Fuat Doğu ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Yaşar Tunagür tarafından Edirne il merkezine ÜÇ ŞEREFELİ CAMİ ye İmam olarak atanır.
Nedense bu kez onu Erzurum'a geri dönerek (CIA-MİT) Türkiye'de yeni yapılandırılan KOMÜNİZMLE MÜCADELE DERNEĞİ https://t.co/DtCkVF5QyC Şubesini açar.
1 yıl Erzurum'da kaldıktan sonra bu kez Kırklareli'ne İmam olarak atanır.
Dikkat ederseniz sırf Erzurum'da 2. Şubesini kurduğu KOMÜNİZMLE MÜCADELE DERNEĞİ için geri döndüğü buradan da anlaşılır.
Kırklareli'nde 1 yıl görevlendirildiği 1965 yılında Ermeni Cemaatinin Patriği Şinork Kalustyan'a gönderdiği 6 Mayıs 1965 tarihli mektubunda Müslümanların Ermenilere Soykırım yaptığını yazar.
Bu mektubundan sonra İzmir ilinde Kestane Pazarındaki mescitte vaiz olarak atanır. Bütün rolünü artık burada icra edecek, İzmir gibi düşman istilasına uğramış akabinde tek partili şefokratik dönemde yasaklanan İslam'a inanç nedeniyle, burada İslam yerine "KENDİ DİNİNİ" tebliğ ve tebşir eder.
Kuran'sız İslam'ın yerini kendisin konuştuğu KASETLER yer alır.
Bulgar göçmeni İslam düşmanı 1980 Darbesinin Pentagon askeri Kenan Evren onun haşhaşladığı mensupları için darbeden sonra Kara-Hava-Deniz Harp Okullarında kadrolar ihdas eder. 1983'lerde bu kadroların TSK içindeki payı %3'lerdedir.
Sırasıyla TSK, ADALET, EĞİTİM, EMNİYET ve MÜLKİYE'de mensupları kurduğu PARELEL DEVLET YAPILANMASI olarak güçlenir. Siyasete o zaman nüfuz eder. Şirketler kurar, Medya ve Basın alanında aldığı yolla özellikle açtığı DERSHANELER adeta birer zehir odaları olarak kullanır.
15 TEMMUZ 2016 alçak darbesinde başarılı olsaydı, Türkiye'ye dönecek, mezhebi anlamda ŞİA karşısında bu kez kendisine EHLİ SÜNNET Müslümanlarının İMAMLIĞI görevi verilecek ve MEZHEP savaşlarıyla ülkeyi zayıflatmak ve parçalamak için SİYONİST İsrail ve mensubu olduğu VATİKAN'a hizmet etmiş olacaktı.
ULUSLARARASI HUKUKÇULAR BİRLİĞİ, 15 TEMMUZ DARBESİNİN 10. YIL DÖNÜMÜ AÇIKLAMASIDIR:
DİRENİŞ HEP SÜRMELİDİR!
Aslına rücü edip tarihi misyonunu yerine getirme çabası içine giren Türkiye Cumhuriyeti’ni yolundan çevirmek ve emperyalist devletlerin sömürülerine sunmak için, gerek dışarıdan gerekse içeriden sayısız oyunlar tezgâhlanmaktaydı.
Ülkemize savaş açan bu yapılar, farklı farklı isimler kullanmakta ve FETÖ ile bu yapıların çatısını en tehlikeli örgütlenme biçimiyle oluşturmaktaydı.
Zira, Anadolu halkının dini duyarlılığını gayet ustaca kullanarak halkın içinde; dersaneler, okullar ve öğrenci yurtları üzerinden öğrenciler arasında, takiyyeler ile siyasette, bürokraside, ticarette, basın yayında, emniyette, silahlı kuvvetlerde, yargıda inanılması zor bir güç elde etmişti.
Bu güç zehirlenmesinin yansıması olarak, yargı üzerinden siyasi iktidarı dizayna yönelik 17- 25 Aralık operasyonlarını, halk ayaklanması ile istediği sonucu alabilmek için Gezi kalkışmasını, uluslararası güçlerin desteği ile sonuçlar elde edebilmek için MİT tırları operasyonlarını gerçekleştirdi.
Bunların hiçbirisinden istediği sonucu alamayınca 15 Temmuz’da Darbe’ye, Milletin İradesine Müdahaleye kalkıştı.
Bu darbe teşebbüsünde 35 uçak, 37 helikopter, 246 tank ve zırhlı araç, 3 gemi 3992 otomatik tüfek ve sayısız mühimmat kullanarak devletin temel kurumlarına milletin cephanesi ile saldırıp, açtıkları ateşle darbeye direnen halkın üzerine ölüm yağdırdı.
Başaramadılar. Darbecilerin başarısız, direnişin başarılı olmasında devlet ve millet bütünleşmesinin payı büyük oldu.
Millet Liderini, Lider Milletini Yalnız Bırakmadı!
Karşılıklı sahipleniş; aşılmaz, yenilmez bir güce dönüştü.
Lâkin bu hain yapı ve işbirlikçileri durmadılar.
Darbeyi başarabilselerdi, yönetimi teslim edecekleri siyasiler üzerinden toplumun ve yönetim mekanizmasının her kesiminde kendini gizleyebilmiş kripto mensupları ile bozgunculuğu sürdürdüler/sürdürmekteler.
İsrail'e "Ortadoğu'nun en demokratik ülkesi" diyerek güzelleme yapanlar ile “Filistin Halkına terörist damgası vuranlar" aynı şer yuvasının bekçileri oldular.
Binlerce militanı soruşturmalara konu olsa da binlercesi kaçak hayatı yaşasa da FETÖ, zihniyet olarak "pek çok yapı içinde" yaşamaya devam etmektedir.
Uluslararası Hukukçular Birliği olarak, tehlikenin geçmediğinin farkındayız. Her daim teyakkuzda kalmanın gerektiğini biliyor ve hatırlatıyoruz.
İçeriden ve dışarıdan tüm ‘darbe heveslilerini’ hukuk içinde kalmaya davet ediyor ve darbelere karşı olduğumuzu yine, yeniden, Darbenin 10’uncu senesinde teyiden ilan ediyoruz!
International Jurists Union attended to @ILC_Palestine’s International Conference by Board Member Lyr. @ugurfaruktuzun and Lyr. @kemalkaya_av who is also a member of @dispolitikadern shared experiences of Turkish Jurisdiction on arrest warrant of B. Netanyahu & Israel’s war cabinet.
Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreter Yardımcımız Profesör Mehmet Refik Korkusuz ve Yönetim Kurulu üyemiz Avukat Ahmet Abuhamda, Suriye temsilcimiz Avukat Hüseyin Seyyitoğlu, üyemiz Avukat Mohammed Ramadan ve Doçent Abdülkerim Süleymanoğlu; heyet olarak, Suriye Büyükelçimiz Sayın Nuh Yılmaz Bey’e (@nuhyilmaz) Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde nezaket ziyaretinde bulunuldu.
Büyükelçimize yeni görevinde başarılar dileyerek Birliğimizin Suriye'de yapacağı çalışmalar ile ilgili büyükelçimiz ile görüş alışverişinde bulundu.
Büyükelçimiz, desteklerini sunarak Birlik çalışmalarımıza muvaffakiyet diledi.
Sayın Büyükelçimize ve kıymetli elçilik görevlilerimize (@TC_Sam_BE) ziyaret süresinde göstermiş olduğu nezaket, nezahat ve letafet dolu yaklaşımları nedeniyle teşekkür ediyoruz. 🇹🇷⚖️
A delegation consisting of IJU Deputy Secretary General Professor Mehmet Refik Korkusuz, our board member Lawyer Ahmet Abuhamda, our Syrian representative Lawyer Hüseyin Seyyitoğlu, our Syrian member Lawyer Mohammed Ramadan, and Associate Professor Abdülkerim Süleymanoğlu visited the Bar Association of the Syrian Arab Republic. Following a professional discussion with the Bar Association President Lawyer Muhammed Ali Al-Tawil and members of the board, the delegation exchanged views on the concept of rights, law, and justice in Syria. The meeting addressed the development of cooperation between the parties through workshops and joint work. Furthermore, Professor Mehmet Refik Korkusuz and Lawyer Ahmet Abuhamda, members of the Istanbul 2 Bar Association's Foreign Relations Center, expressed the strong will of the Istanbul 2 Bar Association to undertake future joint projects on behalf of its President, Lawyer Yasin Şamlı. In conclusion, it was agreed that a similar training program for Syrian judges, led by the International Union of Lawyers in August, would also be provided to senior lawyers deemed suitable by the Syrian Bar Association.
We thank the President of the Syrian Bar Association for his kindness, courtesy, and gracious approach throughout the visit. Furthermore, information regarding our visit, which lasted at least an hour and a half, has been published on the Syrian Bar Association's social media accounts, along with images. Thank you for the kind hospitality. ⚖️
The International Union of Lawyers' Deputy Secretary General, Professor Mehmet Refik Korkusuz, and our board member, lawyer Ahmet Abuhamda, along with our Syria representative, lawyer Hüseyin Seyyidoğlu, members lawyers Mohammed Ramadan and Hussam Eddin Alsamman, and Associate Professor Abdülkerim Süleymanoğlu, visited Dr. Yasser al-Howaish, Dean of the Faculty of Law at Damascus University; Dr. Riean Kahilan, Head of the Department of Public Law and Member of the Supreme Constitutional Court; and Imad Eddin Al-Mohammad, Head of the Department of International Law. The delegation exchanged views on justice, law, and legislation. They also expressed their willingness to share experiences in academic legal studies in Syria. We thank the esteemed dean and professors for their kindness, courtesy, and gracious approach during the visit.
Büyükelçi Dr. @nuhyilmaz, Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Refik Korkusuz ve beraberindeki heyetle görüşmüştür.
Prof. Dr. Korkusuz, Uluslararası Hukukçular Birliğinin, Suriye makamlarıyla gerçekleştirmeyi öngördüğü projelere ilişkin bilgi paylaşmıştır.
🔴HERKES ÖLÜME YÜRÜDÜĞÜ ANI PAYLAŞIR... PEKİ YA SONRASINI?
🔺Herkes Şehit Ömer Halisdemir'in gözünü kırpmadan ölüme yürüdüğü anı bilir, o anın videosunu paylaşır.
Ama darbeci Semih Terzi'yi vurduktan sonra yaşananları, o gecenin en acı sahnelerinden birini çok az kişi hatırlar.
Komutanı Zekai Aksakallı'nın emrini yerine getirdi. "Başüstüne komutanım" dedi ve vatan haini Semih Terzi'yi karargâha girmeden etkisiz hale getirdi. O an kendi şehadet fermanını da imzaladığını biliyordu.
🔺Ardından FETÖ'cü darbeciler, Ömer Halisdemir'i tam 17 kurşunla şehit etti.
Daha acısı ise bundan sonra yaşandı...
Vurduğu darbeci Semih Terzi'yi çarşafa sarıp ambulansa taşıdılar. Şehit Ömer Halisdemir'in mübarek naaşı ise sabaha kadar aynı yerde bırakıldı.
🔺Gün ağardığında bölgeye gelen Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, silah arkadaşının yanına diz çöktü... Alnından öptü... Ardından ambulans gelip kahramanını ebedi istirahatgâhına uğurladı.
Bir millet bazen tek bir adamın cesaretiyle ayağa kalkar.
🔺Ömer Halisdemir, sadece bir darbeciyi vurmadı; bir milletin istikbaline sahip çıktı.
Aradan 10 sene geçmiş. CHP’li Meclis 1. Başkan Vekili Nazife Aktaş ile Meclis Üyesi Gencay Özkan 15 Temmuz için, "Tiyatro" dedi
🔺15 Temmuz'a hâlâ "tiyatro" diyen zihniyetin bu milletle aynı ortak değerlere, hassasiyete ve toplum vicdadına sahip olduğunu düşünmüyorum.
Bu kişilerin şu görüntüyü izledikten sonra bile kalbinde en ufak bir titreme olmamasına üzülüyorum. En çok da buna acıyorum.
🔺Mekânın cennet, makamın âli olsun Şehit Ömer Halisdemir...
Yüzde yüz isabet var! Yazıcıoğlunun şehadeti opersyanunu organize eden ekip.yalnız eksiği var,2008den itibaren B.B.P.sinin yön.kur. üyelerini telefon ve teknik takibini yapan dönemin istanbul emniyeti istihbarat ve terörmücadele birimindeki fetö elemanı polislerde dahil edilmeli
🔴 Muhsin Yazıcıoğlu operasyonu kapsamında yapılan gözaltılar:
Fatih Bengi — Malatya 2. Kara Havacılık Alay Komutanı
Ebubekir Semih Yüksekkaya — Kara Pilot Yarbay
Davut Uçum — Kara Pilot Yüzbaşı
Bekir Çerikçi — Astsubay
Suat Kaplan — Astsubay
Halil İbrahim Açan — Astsubay
Aydın Özsıcak — Astsubay
Ersöz Sağlam — Binbaşı
Mehmet Çağlar — Kara Pilot Binbaşı
İrfan Yavuz — Kara Pilot Yüzbaşı
Recep Ercan — Teknisyen Kıdemli Başçavuş
Nedim Bakırhan — Astsubay
Nusret Memiş — Astsubay
Cemal Şahin — Astsubay
Ferudun Seren — Sivil Kaza Kırımında Görevli
Şıhmehmet Sevdim — Sivil Kaza Kırımında Görevli
Kenan Köksal — Sivil Kaza Kırımında Görevli
Kerem Mumcuoğlu — Sivil Kaza Kırımında Görevli
Sedat Kılıçarslan — Hava Pilot Albay
Tezcan Kaymaz — Hava Pilot Albay
Ahmet Turhan — Hava Pilot Yüzbaşı
Nihat Biçer — Hava Pilot Albay
Dursun Özmen — Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğünde Emniyet Amiri
İsmail Kaya — Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğünde Polis Memuru
Hikmet Tanıl — Astsubay
Melike Sinem Uçum — (Görev bilgisi belirtilmemiş)
Gülseren Özsıcak — (Görev bilgisi belirtilmemiş)
Ali Armağan — Hava Kuvvetleri Komutanı Kurmay Başkanı / Kurmay Albay
Şerife Armağan — (Görev bilgisi belirtilmemiş)
The International Jurists Union (IJU) Deputy Secretary General, Professor Mehmet Refik Korkusuz, and our Board Member, Lawyer Ahmet Abuhamda, along with our Syria representative, Lawyer Hüseyin Seyyidoğlu, our member Lawyer Mohammed Ramadan, and Associate Professor Abdülkerim Süleymanoğlu, visited the Head of the Transitional Justice Department of the Syrian Arab Republic, Abdulbaset Abdullatif, and other board members as an IJU delegation. Our delegation exchanged views on transitional justice and expressed our willingness to contribute with all our resources to the establishment of true justice in Syria.
We thank the Head of the Transitional Justice Department of Syria and its members for their kindness, courtesy, and gracious approach during the visit. Furthermore, information about our visit, which lasted at least an hour and a half, has been published on the Presidency's social media site, along with photographs.
Cooperation between the two countries in the field of law will continue.
🇸🇾 & 🇹🇷
International Jurists Union ⚖️
SREBRENİTSA: KATLİAMIN DORUK NOKTASI
Gerek kendi coğrafyasında, gerekse dünyanın farklı coğrafyalarında, tarihi katliamlarla dolu olan Batı Medeniyetinin, kendi coğrafyasındaki son katliamı, son soykırımı, Bosna Hersek Katliamı ve Boşnak soykırımıdır.
Bunun en acı, en doruk noktası da, kendilerine emanet edilenlere, kendi korumaları altındakilere yaptıkları katliam ile doruk noktası olan SREBRENİTSA’dır..
1980’lerde başlayıp 1989’da doğu blokunun çökmesi ile birlikte, adını dahi Güney Slav halkları olarak tanımlanan ve her biri federe devlet olan Sırp, Hırvat, Sloven, Boşnak, Karadağ ve Makedon halklarının isimlerinden alan Yugoslavya Federal Devleti, 1990 yılı başlarında, kendisini oluşturan halkların kendi bağımsız devletlerini kurmaları ile birlikte, dağılma sürecine girmiştir. Bu olayda, doğu blokunun dağılması gibi tarihi dünya konjonktürünün yanında, Slobodan Miloseviç başkanlığındaki Belgrad merkezli Sırp Federe Cumhuriyetinin, Yugoslavya’yı salt sırp egemenliğinde bir ülkeye dönüştürme politikası da etkili olmuştur.
25 Haziran 1991 de önce Hırvatistan, hemen ertesi gün Slovenya bağımsızlığını ilan etmiştir. Eylül 1991 tarihinde de Makedonya bağımsızlığını ilan etmiştir. Mart 1992 tarihinde de Bosna Hersek’te yapılan referandumda halkın %99,7 Bağımsızlık yönünde oy kullanmıştır. Ve böylece Bosna Hersek de bağımsızlığını ilan etmiştir. Hırvatistan ve Slovenya B.M.’de tanınması ile birlikte Yugoslav Halk Ordusu (=Sırbistan Ordusu) Hırvatistan ve Slovenya’dan çekilmesine karşın, Bosna Hersek de B.M. tarafından tanınmasına rağmen, Sırbistan Bosna Hersek’ten askerini çekmemiş, aksine 1995 yılına kadar sürecek olan, korkunç katliamların, işkencelerin, tecavüzlerin, ve sırf Müslüman oldukları için BOŞNAK SOYKIRIMININ yaşandığı savaşı başlatmıştır.
Bosna’da üç buçuk yıl devam eden bu savaşta 312.000 kişi hayatını kaybetmiş, 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kalmıştır. 27.734 kişi resmî kayıtlara kayıp olarak geçmiş, Toplu Mezarları Araştırma Enstitüsü’nün yıllardır sürdürdüğü çalışmalarda 20.000 den fazla kaybın cesedine ulaşılmıştır. Bunların kahir ekseriyetinin kimliği belirlenmekle birlikte,. Toplu mezarlarda bulunan cesetlerin çoğu parçalandığı, yakıldığı, tâbi tutulduğu işkence sebebiyle tanınamayacak hale geldiği için, kimlik tespit çalışmaları hâlâ ve oldukça zor şartlarda sürdürülmektedir.
Bosna-Hersek Kayıpları Arama Enstitüsü verilerine göre, 1995 yılından bu yana ülke genelinde 500’den fazla toplu, 5.000’in üzerinde müstakil mezar bulunmuştur. Kimlikleri tespit edilen kurbanlar, her yıl 11 Temmuz günü düzenlenen törenle Srebrenitsa’da toprağa verilmektedir.
SREBRENİTSA, bu toplu katliamların, işkencelerin, tecavüzlerin yaşandığı doruk noktadır. Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığındı. Sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince Srebrenitsa’ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, korunması için kendilerine emanet edildiği halde, Hollandalı askerlerce, 11 Temmuz 1995’te Ratko Miladiç, nam-ı diğer “Sırp Kasabı”, komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi. Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. Kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.
Srebrenitsa’daki bu korkunç kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak, dağlık güzergâh üzerinde pusu kuran keskin nişancı Sırp askerleri tarafından âdeta tek tek avlandı. Dağlardaki bu zorlu kaçış yolundan yaklaşık ancak 3.000 kişi sağ olarak Tuzla’ya ulaşabildi. Srebrenitsa’dan Tuzla’ya uzanan yolda 10 gün içerisinde 10.000’den fazla kişi katledildi. Srebrenitsa’da yaşanan bu katliam Avrupa’da batılı devletlerin emaneti, koruması ve gözetimi altında yapılan katliamdır, tecavüzdür, soykırımdır. +
Some media visuals from second international conference of The International Legal Alliance for Palestine (@ILC_Palestine), within the participation of Istanbul @2NoluBaro, IJU ~ @IntJuristsUnion & @JBarAssociation at İstanbul ~ Turkiye.📍🇹🇷
Kutsala Hakaret Mi? Hayır. Faşizm Mi? Evet. Barabanki’deki Bu Video Herkesin Vicdanını Sızlatmalı. https://t.co/lRWCT1gouN #Odysee@OdyseeTeam aracılığıyla
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin yeniden ibadete açılması, milletimizin hafızasında ve gönlünde derin iz bırakan tarihi bir milat.
10 Temmuz 2020'de Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan'ın güçlü iradesiyle Ayasofya, 86 yıl aradan sonra yeniden ezanla, salâyla ve secdeyle buluşarak asli kimliğine kavuştu.
Fethin en büyük nişanelerinden Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasını sağlayan başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.
Ayasofya'nın yeniden ibadete açılışının yıl dönümü mübarek olsun.
Başbağlar Katliamı’nın 33. sene-i devriyesi vesilesiyle, Ali Emiri Kültür Merkezi’nde düzenlenen Başbağlar Şehitlerini Anma Programı’na İlçe Başkanımız Fatih Karaismailoğlu katılım sağladı.
Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; birliğimize ve kardeşliğimize kasteden tüm hain girişimleri bir kez daha lanetliyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
ULUSLARARASI HUKUKÇULAR BİRLİĞİ
Kınama ve Taziye Bildirisi
Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreterliği, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin başkenti Şam'da Adalet Sarayı çevresini hedef alan hain terör saldırısını en güçlü ifadelerle kınamakta ve lanetlemektedir. Söz konusu menfur saldırı sonucunda dokuz meslektaş avukat şehit olmuş, onlarca sivil ve masum vatandaş yaralanmıştır. Bu alçakça saldırı, Suriye Arap Cumhuriyeti'nde adaletin ve hukuk devletinin en önemli kurumlarından birini hedef almıştır.
Bu elim facia karşısında Birliğimiz; Suriye Arap Cumhuriyeti Adalet Bakanı Sayın Bakana, Suriye Arap Cumhuriyeti Sayın Baro Başkanına, şehitlerin ailelerine ve yakınlarına, yargı camiasına, avukatlara ve Suriye halkına en içten taziye ve samimi başsağlığı dileklerini sunmaktadır. Yüce Allah'tan şehitlere geniş rahmetiyle muamele etmesini, yaralı ve mağdurlara acil şifalar ihsan etmesini, ailelerine ve yakınlarına sabır ve metanet vermesini niyaz ederiz.
Uluslararası Hukukçular Birliği, hâkimlerin, avukatların ve adalet kurumlarının hedef alınmasının hukuk devletine yönelik açık bir saldırı, toplumun güvenlik ve adalet hakkına karşı ağır bir ihlal olduğunu; ayrıca faillerinin, azmettiricilerinin ve destekçilerinin cezasız kalmasına hiçbir şekilde izin verilmeksizin, yürürlükteki hukuk kuralları çerçevesinde kovuşturulması ve hesap vermesi gereken bir terör suçu teşkil ettiğini vurgulamaktadır.
Birliğimiz ayrıca, yeni Suriye'ye ve onun millî kurumlarına, başta yargı erki olmak üzere, tam desteğini yinelemekte; hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, terör ve organize suçlarla mücadele edilmesi, adaletin sağlanması ve haklar ile kurumlar devletinin inşasına katkı sunulması amacıyla sahip olduğu hukuki, insan hakları ve akademik bilgi birikimi ile imkânlarını seferber etmeye hazır olduğunu ifade etmektedir.
Birlik, söz konusu menfur saldırının Suriye yönetimini yeniden yapılanma ve reform sürecini sürdürmekten alıkoyamayacağına olan inancını ifade etmekte; adaletin ve hukukun üstünlüğünün mutlaka galip geleceğine, bu tür suçların ise Suriye halkının devletini koruma, güvenliği ve istikrarı güçlendirme konusundaki kararlılığını daha da artıracağına olan güvenini dile getirmektedir.
Allah’tan tüm şehitlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Suriye Arap Cumhuriyeti'ne güvenlik, istikrar ve adalet diliyoruz.
Genel Sekreterlik
Uluslararası Hukukçular Birliği
03.07.2026
IJU’s Statement of Condemnation and Condolence:
The General Secretariat of the International Jurists Union strongly condemns and denounces the heinous terrorist attack targeting the area around the Palace of Justice in Damascus, the capital of the Syrian Arab Republic. As a result of this despicable attack, nine of our colleagues, lawyers, were martyred, and dozens of civilians and innocent citizens were injured. This vile attack targeted one of the most important institutions of justice and the rule of law in the Syrian Arab Republic.
In the face of this tragic event, our Union extends its deepest condolences and sincere sympathies to the Minister of Justice of the Syrian Arab Republic, the President of the Syrian Bar Association, the families and relatives of the martyrs, the judicial community, lawyers, and the Syrian people. We pray to Almighty Allah to grant His abundant mercy to the martyrs, to grant speedy recovery to the injured and victims, and to grant patience and fortitude to their families and relatives.
The International Jurists Union emphasizes that targeting judges, lawyers, and judicial institutions constitutes a clear attack on the rule of law, a grave violation of the public's right to security and justice, and a terrorist crime for which perpetrators, instigators, and supporters must be prosecuted and held accountable under existing legal rules, without any possibility of impunity.
Our Union also reiterates it’s full support for the new Syria and its national institutions, particularly the judiciary; and expresses its readiness to mobilize its legal, human rights, and academic expertise and resources to contribute to the establishment of the rule of law, the strengthening of judicial independence, the fight against terrorism and organized crime, the provision of justice, and the building of a state of rights and institutions.
The Union expresses its belief that this heinous attack will not deter the Syrian government from continuing its reconstruction and reform process; It expresses confidence that justice and the rule of law will inevitably prevail, and that such crimes will only strengthen the Syrian people's resolve to protect their state and reinforce security and stability.
May Allah have mercy on the martyrs and grant speedy recovery to the wounded.
General Secretariat
International Union of Jurists
July 3 ~ 2026