Silivri'den herkese selamlar.
Hapishanede haklarımıza ve özgürlüklerimize yönelik baskılara sessiz kalmadığım için "6 ay görüş yasağı" aldım.
Bakıldığında esasen bir "görüş serbestisi" yoktu; bildirdiğim ziyaretçiler aylardır onaylanmıyordu. Bu kararla birlikte, fiilen uygulanan yasak yalnızca genişletilip resmiyet kazanmış oldu ve ailemle görüşmem de engellendi.
Yine de yasaklardan dolayı üzülecek, yorulacak veya karamsarlığa kapılacak insanlar değiliz. Bizler asıl olarak haklarımıza sahip çıkmadığımızda zayıf düşeriz. Çünkü sessiz kalmak başka hak gasplarının önünü açar; daha da önemlisi, haklıyken boyun eğmenin ağır yükünü taşımak zorunda kalırız. Direnmek ise insanı her daim güçlü kılar.
O yüzden içeride de dışarıda da başımızı dik tutmak, haklarımız ve özgürlüklerimiz için ayağa kalkmak zorundayız. Mesele ister Türkiye'yi NATO'nun zincirlerinden koparmak olsun ister bir üniversite yemekhanesindeki zamlara karşı çıkmak; çözüm her zaman mücadele etmektir.
Yeniden selamlar ve sevgiler.
Berkay Ustabaş
Silivri 2 No’lu Hapishanesi
🚩 NATO subaylarına selam durmadığı için mesnetsiz iddialarla tutuklanan Danışma Kurulu üyemiz Berkay Ustabaş’a, 6 ay görüş yasağı verildi!
Bir kez daha söylüyoruz: Yoksulluğun ve çalınan geleceğimizin sorumlusu olan emperyalizme de, dünyaya savaş ve ölüm getiren NATO’ya da karşıyız.
Bugün, memleketin bağımsızlığını savunmak suçla ilişkilendirilmek istense de, haklı olanın hiçbir baskı ve zulme yenilmeyeceğini tarih defalarca göstermiştir.
🚩 Zorbalığınız sökmeyecek, mutlaka kazanacağız!
NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan Berkay Ustabaş’a 6 ay görüş yasağı!
'NATO zirvesi öncesi güvenlik tedbirleri' bahanesiyle Marmara 2 Nolu Hapishanesinde tutuklu bulunan Devrimci Gençlik Dernekleri Danışma Kurulu üyesi Berkay Ustabaş’a hücresinde yer alan kameraları kapattığı gerekçesiyle 6 ay yakınları ile görüş yasağı verildi
https://t.co/G4HI5XPuC3
NATO zirvesi öncesinde tutuklanan dernek üyelerimiz Sait Çetin ve Muratcan Kaya için sıra arkadaşları Mimar Sinan Üniversitesi mezuniyet töreninde destek pankartı açtı!
Sait'i, Murat'ı ve tüm NATO tutuklusu arkadaşlarımızı alacağız!
Bağımsızlık yürüyüşümüze hep birlikte devam edeceğiz!
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin mezuniyet töreninde NATO Tutsakları için pankart açıldı.
Öğrenciler, NATO zirvesi öncesinde "eylem yapma şüphesiyle" tutuklanan sıra arkadaşları Sait Çetin ve Murat Can Kaya için “NATO Tutsaklarına Özgürlük” pankartı açtı.
Dgd üyesi ve nato eylemleri tutsağı Ömer Aksu 16 yaşında ve ağırlaştırılmış müebbet koşullarında Kayseri Bünyan Çocuk Kapalı Cezaevinde tutuluyor, tüm halkımızı Ömer ile dayanışmaya çağırıyoruz.
Ömer Aksu.
16 Yaşında, Kayseri Bünyan Çocuk Kapalı Hapishanesinde 8 Temmuz’dan bu yana tek başına tutuklu ve ortak alanda kalmaktadır!
Tuvalete gitmek için dahi gardiyanlardan izin almak zorunda bırakılıyor, kaldığı yerdeki ışık 7 gün 24 saat kapatılmıyor.
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz bu sabah saatlerinde Ankara'da gözaltına alındı. Titiz'in TEM Şube'de olduğu öğrenildi.
Şube başkanımız Av. Ezgi Önalan,
şube üyelerimiz Av. Doğa İncesu ve
Av. Yunus Emre Işık başta olmak üzere katil NATO sebebiyle tutuklanan herkese özgürlük!
Ezgi bu sözleri söyledikten 2 hafta sonra, tam olarak bu sözleri söylediği yerde tutuklandı. Ezgi ve Yunusemre 66 gündür, Doğa ise 83 gündür tutsak.
NATO kapatılsın, üsler dağıtılsın demeye ve diyenlerin avukatlığını yapmaya devam edeceğiz. Arkadaşlarımızı alacağız!
🚩 Kürsülerden 16 yaş ve altındaki çocuklara "iyiliğin reklamını yapmalıyız" masalı anlatanlar, 16 yaşındaki liseli arkadaşımız Ömer Aksu’yu NATO’ya ve emperyalizme karşı çıktığı için dört duvar arasında tutuyor.
Sizin "iyilik" dediğiniz şey, bu pislik üreten düzenin suçlarını örtmek için sahnelediğiniz ucuz bir tiyatrodan ibarettir.
🚩Sahte vicdan nutukları atmaktan vazgeçin. Ömer'i derhal serbest bırakın!
Talat Paşa’ya Karşı Hızır’ın Yemini: Dersim Ermenileri Teslim Etmedi
''Nişan Akkaşyan şunları anlatıyor:
Hozat mutasarrıfı, İbrahim Ağa’ya (İdare) resmî bir yazı gönderir ve Dersim Kürtleri arasında saklanan 10 bin Ermeni’nin hükümete teslim edilmesini ister.
Bunun üzerine Kormışka’da bir toplantı düzenlenir. Bu toplantıya Xardişar’dan Küçük Ağa, Kalecik’ten Sedxan Ağa, Amutka’dan İdare, Kormışka’dan —ev sahibi olarak— Beko Ağa katılır. Osmanlı Türkçesini ve okuma yazmayı iyi bildiği için Nişan Akkaşyan da Kangırozlu Seyid Ağa tarafından toplantıya gönderilmiştir.
Seyid Ağa, Koçuşaklı olmasına rağmen kararsız ve ikircikli bir tavır içindedir. Hükümetle devamlı ilişkileri olduğundan, hatırını düşürmemek için iki üç kişiyi daha önce teslim etmiştir.
Hükümet tarafından gönderilen yazının muhtevası şöyledir:
“Saygıdeğer Seyid Ağa ve Aşiret Reisleri;...Niçin kurşundan ya da nikelden yapılmış haça inanır ve yanınızda bulunan 10 bin Ermeniyi hükümete teslim etmekten kaçınırsınız? Biz ve siz aynı dine mensup olarak dostluk ve kardeşlik içinde hareket etmeliyiz...”
Yazıyı getiren jandarmaları ağırladıktan sonra kendilerine ayrılan odada gidip dinlenmelerini önerirler. Mevcut olanlardan başka Kangırozlu Seyid ve Cafer ağalar, Ağzunikli Mahmut Ağa, Pulco ve Mılla Dayı da gelir.
Nişan Akkaşyan’a şu cevabı yazdırırlar:
“Saygıdeğer Efendi,Yüce makamınızın bildirimini okuyarak öğrenmiş olduk ki, bizden içimizde bulunan Ermenilerin bütünüyle teslim edilmesini istiyorsunuz. Yüce makamınızın emri başımızın üstüne. Fakat yüce makamınıza malum olsun ki, bizim içimizde maalesef iki ihtiyar dışında Ermeni yoktur. Biri nalbant, öteki semerci olarak bize çok gerekli olduklarından onları saklamaktayız. Eğer duysak ki dünya üzerinde başka hiç Ermeni kalmamış, onları da biz öldürür ve bitiririz.Sadık kullarınız,
(imzalar)”
Bu cevap üzerinden bir hafta geçmeden Hozat mutasarrıfı, bir düzine jandarma eşliğinde daha sert bir yazılı ültimatom gönderir İdare’ye. Yazıyı yine Nişan Akkaşyan okur.
Yine Kormışka’da, Beko’nun evinde toplanırlar. Bu defa öncekinden daha fazla sayıda aşiret reisi ve önde gelenler mevcuttur. Uzun uzun görüşür, tartışır, fikir alışverişi yaparlar.
İdare, birkaç ihtiyar ve kocakarı gönderip “olanı budur” diye tavır sürdürme eğilimindedir. Onun bu görüşünü açıklaması üzerine hepsi susar. Yüzleri donuklaşmış ve soran gözlerle ev sahibi Beko’ya dönerler, onun fikrini duymak için.
Beko şöyle konuşur:
“Benim yanımda erkek ve kadın toplam 24 Ermeni var. Ben onların saçının bir telini de teslim etmem.”
Ve sözünü İdare’ye yönelterek sürdürür:
“İbrahim Ağa, sen ki Türk hükümeti tarafından hapsedilmiş ve Diyarbakır zindanından kaçmış adamsın; hükümet seni ele geçirse bedeninden geriye bırakacağı en büyük parça kulağın olur. Ben ise Kmeli’deki toprak meselesiyle ilgili sık sık hükümet kapılarındayım. Ben ki korkmuyorum, sen neden korkarsın?..”
Bu sözün üzerine Beko’nun kardeşi Mehmet, elindeki değneği havaya kaldırıp misafirlerin içinde dikilir ve şu çağrıyı yapar:
“Kardeşimin sözleriyle hemfikir olan, bu değneği öperek Ermenileri teslim etmemeye yemin etsin. Bu Hazreti Hızır’ın değneğidir. Hızır’ı seven öpsün!..”
Bu çağrı üzerine bütün ağalar ayağa kalkar ve huşu içinde değneği öperek bir tek Ermeni bile teslim etmemek üzere yemin ederler.
Böylece ikinci defa kesin bir ret cevabı yazarak jandarmalara verir ve gönderirler. Bu yeminli kararlılığın haberi çabucak bütün Dersim’e yayılır. Ondan sonra hiç kimse büyük ağaların yeminine karşı bir iş yapmaya cesaret edemez ve bir daha Ermeni teslim edilmez Türklere.''
Kaynak: Hovsep Hayreni, Yukarı Fırat Ermenileri 1915 ve Dersim
Fotoğraf: 20. yy başı Dersim'in aşiret önderleri (Kaynak: Houshamadyan)
🚩 Her şeyi kendimizden bekleriz: Bağımsızlık mücadelesinde tutuklanan 44 arkadaşımızı geri alacak, emperyalistler ve işbirlikçilerini bu topraklardan göndereceğiz.
#EşitlikveÖzgürlükiçinİleri
Şahin Tümüklü: "İtirafçı beni ESP'den tanıdığını söylüyor. Evet ben bu partinin iki dönem eşbaşkanlığını yaptım. Polis, savcılık makamlarıyla partimiz kriminalize edilmeye çalışılıyor. Polis bir tutanak hazırlıyor, savcı bizi görmüyor bile. Yerimiz çoktan belli, sorgu hakimliklerinde tutuklanıyoruz. Biz buna itiraz ediyoruz. Bu keyfiliğe, insanların böyle geleceksizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz."
Antalya S Tipi Hapishanesi'nde gördüğü işkenceden ötürü kaburgalarında kırık tespit edilmişti Mehmet'in. İşkenceye karşı iradeli duruşu ne güzel özetlemiş: "Ne yaşarsanız yaşayın haklı olduğunuz noktada bir çizgi çekmek zorundasınız. "
16 YAŞINDAKİ SIRA ARKADAŞIMIZ TECRİT EDİLİYOR
16 yaşındaki sıra arkadaşımız Ömer Aksu halkların katili NATO'nun Ankara'daki zirvesinden önce tutuklandı. Arkadaşımız Ömer Kayseri Bünyan Çocuk ve Gençlik Kapalı Hapishanesi’nde tek kişilik hücrede tutuluyor.
Ali Uygur'un gözaltına alınıp, işkencede öldürülmesi de bu katliamın sonrasına düşüyor. Tarsus-Adana-İskenderun hattı "çok göze battığı" için oradaki süreçlerin örgütleyicileri tek tek tespit edilerek çeşitli yöntemlerle katledildiler. Behçet Dinlerer de bir başka örneği.
Tarsus'ta Karayol'a üst geçit yapılsın diye yapılan eyleme jandarmanın silahlarla ateş açıp 2'si çocuk 10 kişiyi öldürmesi sonrası Latin Amerika'daki sosyalist örgütler Devrimci Yol'a mesaj göndermiş.