Kaldırıma bırakılan birkaç demir için kesilecek 3 bin 700 liralık cezayı önlemek için başkan ile görüşmek,başkan yardımcısına mesaj göndermek ‘’rüşvet ‘’ sayılıyor.
Çocuğuna ve yeğenine çanta, bot, mont yardımı yapılan bir garsonun teşekkür amacıyla verdiği bir şişe alkol, dosyada “emanet” adı altında rüşvet sayılıyor.
Eşinden ayrılmış, maddi zorluk yaşayan ve sağlık sorunları bulunan çocuğu için kreş ücretinde indirim istemek için başkan yardımcısı ile görüşmesi, yapılmamış bir indirim nedeniyle “kamu zararı” suçlamasıyla karşı karşıya kalıyor.
Ve bütün bu gerekçeler tutuklama gerekçesi oluyor.
Bugün köşemde, rakamların ve manşetlerin arkasındaki dosyaları, insanların nasıl suçlandığını ve kamuoyunun bilmediği ayrıntıları yazdım.
Kararı siz verin.
Bugün hazırladığım AİHM başvurusunu PTT vasıtasıyla kargoya vereyim dedim.
Dosya 1050 gram geldi. Gönderi ücreti: 3.585 TL.
Ben daha ödemeye davranırken PTT’deki memur, “Hak aramak pahalı yahu, böyle olmaması lazım.” dedi.
Ben de, “Hadi bu ta Strazburg’a gidiyor; yabancı para birimiyle, uluslararası kargo işi görülüyor. Türkiye’nin içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapmak da 6024 TL.” dedim.
Adam bir an durdu. Dumura uğradı.
Sonra sadece, “Allah bildiği gibi yapsın.” dedi.
Ben sustum, o sustu.
Bazen iki insanın aynı anda susması, uzun bir hukuk makalesinden daha çok şey anlatıyor.
Sevgili Deniz Göktaş sayesinde uzun zamandır ilk kez bu kadar güldüm, onun için “endişelenerek” yazılan yorumlara bakınca da bir o kadar üzüldüm.
Kendi korkularını “inşallah şöyle olmaz, böyle olmaz” gibi içten ve fakat son derece faydasız biçimde yaygınlaştırarak, yani
içinde yaşadığımız rejimi ve yapabileceklerinin sınırsızlığını çoktan kabullendiğinizi itiraf ederek hayıflanmak sadece o korku duyduğunuz odağı beslemeye ve Anayasal haklarımıza karşı işlediği suçları normalleştirmeye yarar.
Ağzına, aklına, düzenle derdine sağlık, hayıflandığım tek şey canlı izleyememiş olmak.
@idgoktas 💜
Bir arkadaşım ABD'den bana kitabını FedEx ile gönderdi. Kitap gümrükte kaldı İstanbul'da.
Meğer bir gümrük müşavirlik firmasıyla anlaşıp kitabı gümrükten çekmek için hizmet almam gerekiyormuş. Yani bana, arkadaşımın yolladığı bir kitabı gümrükten almam için bir aracı kuruluşla anlaşmam ve ödeme yapmam gerekiyormuş. Kendim gidip yapamazmışım.
Sinirlerim bozuldu. Gerçekten de sinirlerim bozuldu.
İki sorum var. Bu ne saçmalık Allah aşkına! İkincisi, bunu daha evvel yapan ve yol gösterebilecek biri var mı?
@skrespin@TeslaClubTurkey Selim bunu senin söylüyor olup Teala'nın söylemiyor oluşu da bir problem ya. Bazen çok ürküyorum Tesla Türkiye 'ye işim düşecek diye. Son 1 senedir bu tür geri bildirimleri çok okuyorum ama hiç aksiyon alınmıyor gibi.
Kılıçdaroğlu canlı yayında soruları yanıtlıyor: Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Bunu ister miydiniz?
https://t.co/IJg3G88br5
Mutlak Butlan kararı asla kabul edilemez. İç tutarlılığı asla olmayan bir karardır. Bu kararın altında yatan tek sebep Cumhuriyet Halk Partisi'ni iç karışıklığa sürüklemek olduğunu biliyoruz.
Yargının görevi oylamaya hile karıştıranları arayıp bulmaktır. Bunları ortaya çıkarmalı ve siyasi partiler yasasına göre cezalandırmalıdır. O kadar zamandır araştırılmasına rağmen bunlar bulunup cezalandırılmayarak tüm kurultay cezalandırılıyor. Adeta pire için yorgan yakılıyor.
Kurultay yalnızca bir seçim platformu değil. Biz kurultayda partimizin sorunlarını, toplumun sorunlarını ve yurdumuzun sorunlarını tartışırız. Bu zor günlerde kurultay toplanmayacaksa ne zaman toplanacak? Bu zor günlerden, olağanüstü günlerden ancak kurultay kararı ile çıkabiliriz. Kardeşliğimiz, birliğimiz ve bütünlüğümüz yeniden kurultay ile sağlanabilir. Bu karışıklığı kurultay ile aşarız. İvedi şekilde kurultay yapılmalıdır.
Uber’in Getir’i devralmasına Rekabet Kurulu verilen taahhütle izin vermiş.
Online yemek siparişi piyasasında 3 büyük aktör var, Trendyol Yemek, Yemeksepeti ve Getir.
Çok yakın tarihte Uber Trendyol’un yemek siparişi işini devraldı, şimdi de 3. Oyuncu Getir’i devralmış.
Normal bir ülkede 3 aktörden 2 ye düşüşe kesinlikle izin verilmez, zaten bu iznin verilmesi için mantıklı bir Rekabet Hukuku taahhüdü bulunamadığı için 500 milyon dolar yatırım taahhüdü almışlar, bu da Türk Rekabet Hukuku tarihinde bir ilk.
Eğer taahhüt gerçekten “Türkiye’ye 500 milyon dolar yatırım” ise bu, rekabet hukuku bakımından çok tartışmalı bir kapı açar.
Çünkü birleşme/devralma taahhüdünün amacı yatırım çekmek değil, işlemden doğan rekabetçi endişeyi gidermektir.
Yatırım güzel şeydir; ama rekabetçi zarar başka bir şeydir.
500 milyon dolarlık yatırım, platformun pazar gücünü daha da büyütecekse, bu nasıl telafi sayılacak?
Azalan rekabetten doğacak komisyon, görünürlük, restoran bağımlılığı, kurye koşulları ve tüketici fiyatı riskleri hangi taahhütle giderildi?
Restoranlardan alınacak komisyonlara, münhasırlığa, algoritmik sıralamaya, veri kullanımına, kurye ağına ve tüketici fiyatlarına ilişkin davranışsal/yapısal bir güvence var mı?
Bu arada, kalan tek rakip Yemeksepeti’nin anasahibi Delivery Hero’nun da globalde Uber’e satılıyor olması da konuşuluyor, bunu RK’nın duymamış olması imkansız, alenen bir tekel yaratılmasına izin veriliyor.
Peki bu işin arkasında ne olabilir?
➡️ABD ile “yakın ilişkilerin” bir sonucu mu?
➡️Getir’de büyük yatırımı batik hale gelen BAE’nin varlık fonu Mubadala’nın etkisi var mı?
Bir taraftan Beyaz Et üreticilerini hapse at, kayyum ata öbür taraftan vatandaşın zaten yüksek komisyonlar ödediği online yemek siparişi işinin Tekele dönüşmesine izin ver.
Çin’de, dünyanın en uzun köprüsü olan Jiaozhau Köprüsü'nden geçen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz:
Jiaozhau Köprüsü:
-Uzunluğu tam 42.5 km.
-Maliyeti 1.5 milyar dolar.
-Devlet tarafından yapılmış.
Osmangazi köprüsü:
-Uzunluğu 2.9 km.
-Hazineye maliyeti
12.5 milyar dolar! (O da şimdilik)
-Yap İşlet Devret modeliyle yapıldı.
Peki nasıl oluyorda Çin; Osmangazi Köprüsü’nün 15 katı büyüklüğündeki bir köprüyü, Osmangazi’nin 10’da biri fiyatına mal ediyor!
Biri çıkıp bu hesabı bu millete anlatabilir mi?"
SAVCIDAN TUTUKLUYA:
SENİN EKREM'İN DE ZATEN DİPLOMASI YOK!
İBB Davası'nda savunma yapan Taner Çetin, "Oğlum yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir savcı ilk olarak ‘Gel bakalım Taner’ dedi ve içeriye girdim. Elindeki tespihi göğsünün üzerinde çekerek ‘Sen 63-64 yaşına gelmişsin. Burdan çıkamazsın. Suçların belli, şansın yok. Gel etkin pişmanlıktan faydalan ben de seni çıkarayım’ dedi. Bana sosyal medyada çıkan, bazı kadın çalışma arkadaşlarımın isimlerini sorarak çirkin ifadelerde bulundu. ‘Sen ne mezunuydun?’ diye sordu sonra. ‘Sen ilkokul mezunu muydun? Ne mezunusun diploman yok galiba’ dedi sonra. Daha sonrasında dedi ki ‘Zaten senin Ekrem’in de diploması yok. Senin gibi adamları doldurmuş buraya’ dedi" diyerek savcılıkta yaşadıklarını anlattı. #İBBDavası
Ekrem İmamoğlu’nun, Akın Gürlek’e yönelik sözleri nedeniyle yargılandığı davada çıkan ceza kararına, “suç unsurları oluşmadı, beraat etmeli” diyerek şerh düşen hakim Mehmet Can Kozan da önce iş mahkemesine şimdi de Gaziosmanpaşa’ya sürüldü.