@contextamed bi gün gelirlerse ütopyanızdaki amede dediğiniz olur da şimdilik diyarbakırda memleket toprağında istediği gibi gelirler yani sana hesap mı verecekler ikindi uykusundan uyanıp tivit attın heralde
@Katfar o kadar haklısın ki kürt partisi diye muhatap aldıkları dem partinin oy sayısı 2 milyon tamamı kürt olsa bile nerede kalan 15 milyon kürt bu kadar insanı böyle bir parti nasıl temsil edebilir nasıl muhatap alırsınız derdin kürt veya kürt sorunu olmadığı o kadar belli ki
@Ciselaktimur beyin 30 larında gelişimini tamamlar ve mantık, risk analizi ve uzun vadeli öngörü kapasitesi biyolojik olarak en tepe noktasına ulaşır. dolayısıyla pişman olacağın konular zaten 20 lerine göre çok da az olur. yani aslında 30larda bi işe başlamak geç değil tam sırasıdır.
@raskonihal@ellabellalela böyle düşünmenin sebebi prefrontal korteksinin gelişimini tamamlamamış olması. 30 dan sonra bunlar halloluyor ve bu depresif hormonlardan kurtuluyorsun. sonra bir hafta sonu çıktığın bisiklet turu bile inanılmaz eğlendiriyor seni.
@Ciselaktimur bi de memlekette çok fazla geç kaldığını düşünen ve kendini iyice sıkıntıya sokan insan var. bunları okuyup iyice stres oluyorlar. arkadaşlar 30a girdiğiniz gün zihninizde bi kapak açılıyor. anı yaşayın ve çevrenizi gözlemleyin. bir gün hayal ettiğiniz yerde olacaksınız.
@Ciselaktimur yani bir şeye geç demek için sonuca bakmak lazım, 20-30 arası alınan kararlar, yapılan işlerden alınan sonuçla, 30 dan sonrakiler aynı değil. ayakları yere basan işler 30 dan sonra oluyor.
@JohnOrphan11 amedspor böyle bişey yapmasın bayram zilan kendi kendine bıseyler uyduruyo siz de peşine takılıp gittiniz kimsenin sizden insanlık beklediği de yok zaten insan olduğunuzu da düşünmüyoruz biz bölücülerden hiçbir şey beklemeyiz böyle saçma şeylere yeni fikirler eklemenize gerek yok
Açılım süreci, şimdiye kadar siyaset sahnesinde pek rastlanmayan nitelikte, bir yeni örgütlenmeye meşruiyet kazandırmıştır.
Saiki ne olursa olsun sonuç budur. Terör örgütü olarak tanınan bu örgütün silahlarını terk ederek sivilleşmesi öngörülmekte ve bu olgunun da Türkiye’ye barış ve huzur getirmesi umulmaktadır.
Bu konuda İktidar ve Ana Muhalefet arasında hiçbir uyuşmazlık yoktur.
Bu noktada İktidar tarafından Öcalan’ın, PKK'yı desteklemeyenler dâhil, tüm Kürtlerin temsilciliğine tayini, sürecin gelişmesini onun insiyatifine bırakmaktadır.
Türkiye siyasetinde tayin edici rol verilen PKK'nın, disiplinli militanları bu siyaseti uygulamakla görevlendirilerek peyderpey siyaset sahnesine salıverilmektedir.
PKK, kendisine meşruiyet verilerek devlet himayesinde elde ettiği bu konumu, sadece devlet tekelinde bulunması gereken şiddet kullanarak elde etmiştir. Bunun da bilincindedir. İstediklerini elde edemezse tekrar şiddete başvurmayacağının güvencesi yoktur. Bu konuda hazırlıklı kalması çıkarınadır.
İnançlı ve amaçlarına ulaşmak için bütün bir aileyi katletmekten dahi çekinmeyen PKK’nın, Kürt asıllı vatandaşlarımızın yoğun bulunduğu yerlerde yapılacak seçimlerde, onları temsil edecek belediye başkanlarını, milletvekillerini tayin edeceği aşikâr hâle gelmektedir.
Ve bunu devletten aldıkları meşruiyete dayanarak yapacaklardır. Herkesin ağzından düşürmediği demokratikleşme eşit vatandaşlıktan kast edilen budur.
Devletin bekasına karşı en tehlikeli oluşum; halkın, PKK'nın devletten daha güçlü olduğuna inanmakta oluşudur.
Bu kanıyı güçlendiren son olay 1984 ayaklanmasının yıldönümünün havai fişeklerle kutlanması karşısında hiç tepki gösterilmemesi / gösterilememesidir.
Her masum sözden hakaret anlamı çıkararak hemen dava açan savcılarımızın, bu konudaki körlük ve sağırlığı bir tıp mucizesidir.
Türkiye etnik çeşitliliğe sahip bir imparatorluğun varisidir. Ancak Cumhuriyet, kökenine bakılmadan her çağda�� devlet gibi, eşit vatandaşlık temelinde kurulmuştur. Bu ilkenin uygulanıp uygulanmadığı geçmişteki ve mevcut yönetim yapısına bakılarak kolayca doğrulanabilir.
Ancak vatandaşın da devlete sahip çıkma, toplum güvenliği ve refahı için kendi seçtiği hükümet tarafından yönetilen devlete itaat etme mecburiyeti vardır. Her devlet kendine karşı çıkanı tedip etme hakkına sahiptir.
Aynı zamanda bununla görevlidir.
Herhangi bir siyasi veya idari düzenleme, Türk vatandaşlığının benimsenmesi temelinde olabilir. Hâlbuki vatandaş çoğunluğu ben Türk'üm demeyi gerekli görmediği hâlde PKK propagandasına kapılan vatandaşlar, kendilerini, metroda bile ben Kürdüm diye bağırmaya mecbur hissetmektedirler.
Her partinin, özellikle de iktidar partilerinin küçük hesapları, Türk siyasetinin yönlendirilmesini Öcalan ve emrindeki DEM’e emanet etmiştir.
Onlar gayet açık konuşmaktadırlar. Bu sürecin bir al-ver olduğunu, silah bırakmanın kamuoyuna takdim edildiği gibi bir teslimiyet olmadığını ifade etmektedirler. Yani PKK ve devlet eşit muhataptır.
Amaç bellidir. Türkiye’yi çalmaktır. Yönetimi ele geçirilen demokratik Türkiye, diğer Kürt toplumlarını da birleştiren, İsrail’in, ABD’nin, Avrupan’nın, hatta Rusya’nın stratejik ortağı olacak bir Büyük Kürdistan Devletinin gönüllü ve müşfik ebeliğini yapacaktır.
Çerçeve kanunu bu sürecin ilk aşamasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu getirecek bu süreç önlenemez mi?
Eğer bunu istemeyen ve siyasi partilerce temsil edilmesi gereken halk iradesi, temsil imkânına kavuşursa önlenir. O da iktidar ortakları içinde dahi bu sürece karşı olanlar, muhalefet rolünü oynamakta olan siyasi partiler, gittikçe örgütlenen toplum, tek sesle yeter derse!
Biraz bilinç. Biraz öngörü, biraz cesaret!
@haskologlu çok cesursunuz türk milletinin sizinle aynı yerde olmadığını bile bile böyle işlere kalkıştınız neye kime güveniyorsunuz zamanla biz de göreceğiz
@zeynepbduygu ya siz keyfimiz yerinde diye tivitler atılırken, bebek katilinin posterleri asılırken, tribünlerde marşa saygısızlık yapılırken keleş imaları yapılırken nerdesiniz bu ne ikiyüzlülük ya nasıl da uzun uzun yazmış bi de bizim teröristle barış istediğimiz zaten yok teyze