STAJ DEĞİL İHMAL!
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@RTErdogan@csgbakanligi@tcmeb_mtegm@tcmeb@adalet_bakanlik@Akparti@MHP_Bilgi@tcbestepe@abakingurlek@tcmeb_mtegm@NumanKurtulmus@mehmetucum@oktay_saral@ejderacikkapi@MahinurOzdemir@profdrorhanates@MvDrHasanArslan@aerdemcantimur@Korkutata_Zeki@isikhanvedat@vedatbilgn@akbasogluemin@NazimMavis@leylasahinusta@resulkurt34@vedatbilgn@zorlu77@melihguuner
15 YAŞINDA BİR FİDAN DAHA SÖNDÜ: ACIMIZ DA ÖFKEMİZ DE BÜYÜK!
Tekirdağ Çerkezköy’de şantiyede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 15 yaşındaki MESEM öğrencimiz Eren Gündoğdu’yu kaybetmenin derin üzüntüsü ve öfkesi içindeyiz.
Bu yıl toprağa verdiğimiz 51. çocuk işçimiz olan Eren, bu sistem değişmedikçe son olmayacak!
Hak İstemeye Gelince "Öğrenci", Sorumluluk Almaya Gelince "Yoklar"!
Hak aramaya, sigorta tescili istemeye gelince "Siz işçi değil, öğrencisiniz" diyenler; 15 yaşındaki bir evladımızın yaz sıcağında, şantiyede, güvencesiz ölüme sürüklenmesine ne diyecek? İşinize gelince eğitim, işinize gelince bedava iş gücü! Bu riyakarlığı kabul etmiyoruz!
"Eğitim" Adı Altında Çocuk Yaşta Ağır İşçilik!
Yaz tatilinde eğitim okullar kapalı iken tatil yapması gereken 15 yaşında bir çocuğun, hiçbir iş güvenliği ve sosyal güvencesi olmadan şantiyede ne işi vardı?
Bu bir "kaza" değil, göz göre göre gelen bir ihmaller zinciridir!
Taleplerimiz Net:
Can Güvenliği ve Sıkı Denetim: Çırak ve stajyerler tehlikeli işlerde ucuz iş gücü yapılamaz; devlet denetimi en sıkı şekilde yapmalıdır.
Tam Sigorta Hakkı: Sadece sağlık sigortasıyla risklere terk edilmeye son! Stajın ilk günü emekliliğe esas "Tam Sigorta Başlangıcı" sayılmalıdır.
Geleceğimizi Çaldınız, Geçmişimizi Yok Sayamazsınız!
Çırak ve stajyer; kâğıt üzerinde öğrenci, sahada alayına işçidir! Yıllar önce bizim dökülen terimizi ve uzun vadeli sigortamızı yok sayan anlayış ile bugün Eren’i koruyamayan anlayış aynıdır.
Eren evladımıza Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz. Bu sömürü düzeni son bulana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!
STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI MAĞDURLARI FEDERASYONU
Erenler Yok Olmasın
Yargıda Başlangıç
#StajyerçıraklıkUcuzişçiliktir
@nhrrcnd@korsan353535@darkwebhaber Cezalar niçin var caydırıcı olsun diye. 20 milyonluk araca bu cezalar vız gelir. Yani gelire göre ceza kesilmediği için trafik cezaları caydırıcı olmaz.
Adana'da iddiaya göre başka bir aracın kaza yapmasına sebep olan kadın hakim, kendisini uyaran aileyi savcı talimatıyla gözaltına aldırdı.
"Israrlı takip" ve "ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma" suçlamasıyla evlerinden alınan çift, 1 gün nezarethanede tutularak adli kontrolle serbest bırakıldı.
Çift, haksızlığa uğradıklarını dile getirip hakim ve savcıdan şikayetçi oldu.
Adana’da trafikte tartıştıkları kişinin hakim olduğunu sonradan öğrenen Murat ve Gülşah Şimşek çifti, “ısrarlı takip” ve “ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma” suçlamalarıyla gözaltına alındı. Çift, geceyi nezarette geçirdikten sonra adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.
Olay, 29 Temmuz’da Seyhan ilçesi Denizli Mahallesi Mithatpaşa Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre hakim Z.G.Ç.’nin ani manevrası sonrası park halindeki kamyona çarpan çift, daha sonra trafik ışıklarında hakimle tartıştı. Çift, tartışmanın ardından evlerine giderken aynı gün polis ekiplerince gözaltına alındı.
Serbest bırakılan çift, çevredeki güvenlik kamerası görüntülerine ulaştı. Polis tutanağında ise müştekinin iddialarını destekleyen bulguların görüntülerde görülmediği belirtildi. Çift, avukatları aracılığıyla karara itiraz ederken, Gülşah Şimşek “Haksızlığa uğradığımızı düşünüyoruz, adalete güveniyorum” dedi.
Baba… İnsan kaç yaşında olursa olsun, babasını kaybedince içinde hep bir çocuk kalıyor. Onun sesi, sevgisi ve hatıraları ömür boyu yüreğinde yaşıyor.
Ben çok erken kaybettim😥
Allah mekânını cennet eylesin, sana ve ailene sabır versin. Başınız sağ olsun. 🤲🏻
@Kadriye80409740
-1933’te ABD’nin Chicago kentinde, si0nshit Örgüt tarafından “Bir Halkın Romantizmi” adlı bir gösteri organize ediliyor.
-150.000 Yahudi, bu etkinlikte “Moloch’a çocuk kurban etme” ritüelini canlandıran bir “tarihsel gösteri” sahneliyor.
-Daha sonra Rothschild ailesi ve diğer güçlü Siyonist aileler İsrail devletini kuruyor.
-ABD Başkanı Woodrow Wilson, Federal Reserve Bank’ı kurarak Amerika’yı Siyonist bankacılara satıyor.
-Woodrow Wilson, daha sonra Birleşmiş Milletler’e dönüşecek olan Milletler Cemiyeti’nin de kurucu mimarlarından biri oluyor.
24 Mart 1933 Tarihli Almanya’daki Gazete Manşetleri:
“JUDEA DECLARES WAR ON GERMANY
Jews of All the World Unite in Action”
“YAHUDİLER ALMANYA’YA SAVAŞ AÇTI
Dünyanın Tüm Yahudileri Eylemde Birleşiyor”
Almanya’daki Yahudi nüfusunun 600 bin olduğu, Yahudilerin kendi gazetelerinde yazılmaktadır. Bu manşetler, Hitler’in iktidara gelmesinden ve sözde 6 milyon Yahudi’nin Almanya tarafından yakılarak katledildiği “Holokost yalanı”nın ortaya atıldığı tarihten önce yayınlanmıştır.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, Yahudilerin dünya genelinde Mason teşkilatı ve benzeri Siyonist örgütlerle, Yahudi kökenli veya Yahudi çıkarları için çalışan uluslararası devlet adamları tarafından istenmiş, kışkırtılmış ve çıkarılmıştır. (Savaş öncesi, savaş esnası ve savaş sonrası medyanın büyük bir kısmını elinde tutan Yahudilerin yayın organları incelendiğinde bu durum daha net anlaşılacaktır.)
Yahudiler; Ortadoğu’da büyük bir İsrail devleti kurmak için güçlü ülkeleri savaştırarak güçlerini kırmayı, silah satarak para kazanmayı, ellerinde bulunan altın ve gümüş gibi kıymetli maddelerin değerini artırmayı, savaşta ölen insanların sayısını artırarak gelecekte kendi çıkarları için sorun olabilecek nüfusu azaltmayı, savaş sonrası sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi kurum ve kuruluşların yönetimini ele almayı, devletlerin idaresini kontrol altına almayı ve gelecek yüzyılda Yahudi menfaatlerine, dolayısıyla Siyonizm projesine hizmet edecek yeni devletler kurmayı amaçlamışlardır. Bu amaçlar doğrultusunda çeşitli sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi manipülasyonlar ile medya algı operasyonları gerçekleştirmişlerdir.
Bu bağlamda, özellikle Osmanlı Devleti’ni savaşa sokmayı hedeflemişlerdir; çünkü Kudüs başta olmak üzere İsrailoğulları’nın kutsal saydığı toprakların tamamı Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde yer alıyordu. Savaşa girmek istemeyen Osmanlı Devleti’nin padişahı Sultan II. Abdülhamid’in bir çoğu mason örgütü mensubu olan İttihat ve Terakki tarafından tahttan indirilmesi ve özellikle Selanikli bir Yahudi’nin evine hapsedilmesi tesadüf değildir.
Aynı şekilde, İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudiler, dünya genelinde yayılmış olan Yahudileri Filistin topraklarında toplayabilmek için, Yahudilerin yoğun yaşadığı ülkelerde “antisemitizm” kavramını üretmişlerdir. Çeşitli algı operasyonlarıyla Yahudi olmayan insanların antisemitik davranmasını, yani Yahudilerden nefret etmesini sağlamışlar; böylece Yahudilerin huzurunun kaçmasını ve huzursuz olan Yahudilerin Filistin topraklarına göç etmesini teşvik etmişlerdir. (Türkiye’de de Varlık Vergisi olayları ve 6-7 Eylül olayları tesadüf değildir.)
Siyonist Yahudiler, Almanya’nın savaşa girmesinden yıllar önce Almanya’ya savaş ilan etmiştir. Almanların onları hain olarak görmelerini sağlayarak Almanya’daki tüm Yahudilerin hayatını tehlikeye atmışlar ve böylece Gizli El, İsrail topraklarında bir Yahudi devleti kurmak için mükemmel bir bahane yaratmıştır.
İkinci Dünya Savaşı öncesinde, savaş esnasında ve sonrasında, başta Almanya olmak üzere dünya genelindeki Yahudilerin kendi beyanları incelendiğinde, Yahudilerin Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını kendilerinin çıkardığını ve bu savaşların Yahudiler için kutsal savaşlar olduğunu ifade ettikleri görülmektedir.
Siyonshit (siyonist) yahudilerin kendi gazete ve dergilerindeki açık beyanları;
“İkinci Dünya Savaşı, Yahudiliğin temellerinin savunulması için yapılıyor.”
- Rabbi Felix Mendlesohn,Chicago Sentinel,8 Ekim 1942
“Şimdi önerilen savaş, dünya çapında Yahudi hegemonyasını kurma amacını taşıyor.”
- Tuğgeneral George Van Horn Mosely,The New York Tribune,29 Mart 1939
“Gerçekten önemli olan tek bir güç vardır: Siyasi baskı gücü. Biz Yahudiler, dünyadaki en güçlü insanlarız çünkü bu güce sahibiz ve onu nasıl uygulayacağımızı biliyoruz.”
- Vladimir Jabotinsky,Jewish Daily Bulletin,27 Temmuz 1935
(Krallık için mücadele (Gizli El) ve herkes için adalet.)
3/1
“Dünya Yahudi Kongresi, yedi yıldır Almanya’ya karşı savaştaydı.”
- Rabbi M.Perlzweig(Dünya Yahudi Kongresi İngiliz Bölümü Başkanı), Toronto Evening Telegram*, 26 Şubat 1940
“Dünyadaki İsrail halkı, Almanya’ya karşı ekonomik ve finansal savaş ilan ediyor. Dünya genelinde On dört milyon Yahudi, tek bir adam gibi bir araya gelerek Almanya’ya karşı savaş açtı. Yahudi toptancı firmasını, bankacı borsasını, tüccar ticaretini ve fakir de sefil kulübesini bırakacak; Hitler’in halkına karşı kutsal bir savaşa katılacak.”
- *Daily Express*, 24 Mart 1933.
“Yahudi ya da Gentile (Yahudi olmayan) fark etmez, bu kutsal savaşa henüz katılmamış olan herkes şimdi katılmalıdır. Almanya yapımı ürünleri satın almamanız yeterli değil. Alman malı satan herhangi bir tüccarla veya Alman gemilerini kullanan herhangi bir dükkânla iş yapmayı reddetmelisiniz... Hitler rejimini zayıflatacağız ve Alman halkını, varlıklarının temelini oluşturan ihracat ticaretlerini yok ederek akıllarına getireceğiz.”
- *Samuel Untermeyer*, WABC New York Radyo Yayını, 6 Ağustos 1933.
(*New York Times*, 7 Ağustos 1933’te bildirildi.)
“Samuel Untermeyer ile birlikte Almanya’ya karşı savaş çağrısı yapan Bernard Baruch, aynı zamanda Almanya’ya karşı savaş hazırlıklarını teşvik ediyordu: ‘Almanya ve Japonya’nın yenilgisinin ve dünya ticaretinden elenmelerinin, İngiltere’ye hem hacim hem de kâr açısından muazzam bir fırsat sunacağını vurguladım.’”
- *Bernard M. Baruch, “Baruch: The Public Years”*, s. 347.
(*Samuel Untermeyer, Yahudi bir liderdi ve Başkan Wilson ve Roosevelt’in yakın arkadaşıydı. Bernard Baruch, Wilson, Roosevelt ve Truman’a başkanlık danışmanlığı yapmıştı.*)
“Bu bildiri, Almanya’ya karşı artık kesinleşmiş olan savaşı bir ‘kutsal savaş’ olarak nitelendirdi. Bu savaş, Almanya’nın sonuna, onun yok edilişine kadar sürdürülecekti.”
- *Dr. Franz J. Scheidl, “Geschichte der Verfemung Deutschlands”*.
“1934’te Avrupa’da savaş kaçınılmazdı.”
- *H. Morgenthau* (ABD Hazine Bakanı), Hearst Basını, Eylül 1933.
(*Ayrıca B. Jenson’un “The Palestine Plot” adlı kitabında, s. 11’de.*)
“Aylardır, her Yahudi topluluğu, her konferans, tüm sendikalarımız ve dünyadaki her Yahudi tarafından Almanya’ya karşı bir mücadele yürütülüyor. Bu mücadelenin genel bir değer taşıdığına inanmak için nedenler var. Almanya’nın yeniden büyük bir ulus olma, kaybettiği toprakları ve sömürgeleri geri kazanma hırslarına karşı tüm dünyanın manevi ve maddi bir savaşını tetikleyeceğiz. Ancak Yahudi çıkarları, Almanya’nın tamamen yok edilmesini gerektiriyor. Toplu ve bireysel olarak, Alman ulusu biz Yahudiler için bir tehdittir.”
- *Vladimir Jabotinsky* (Yahudi terör örgütü Irgun Zvai Leumi’nin kurucusu), *Mascha Rjetsch*, Ocak 1934.
(*Ayrıca Jacques Benoist-Mechin’in “Histoire de l’Armée Allemande”, Cilt IV, s. 303’te.*)
“Hitler’in savaşı olmayacak (savaş istemiyor), ama biz ona savaşı dayatacağız, bu yıl değil, ama yakında.”
- *Emil Ludwig Cohn*, *Les Annales*, Haziran 1934.
(*Ayrıca “The New Holy Alliance” kitabında.*)
“Biz Yahudiler, Almanya’ya bir savaş getireceğiz.”
- *David A. Brown* (United Jewish Campaign Ulusal Başkanı), 1934.
(*Robert Edward Edmondson’un “I Testify Against The Jews”, s. 188 ve Arnold Leese’nin “The Jewish War of Survival”, s. 52’de.*)
“Almanlara, Alman askerlerine, denizcilerine ve pilotlarına karşı derin bir nefret uyandırmak istiyoruz. Kazanana kadar nefret etmeliyiz.”
- *Lord Beaverbrook*, Heinrich Goitsch’in *“Niemals!”* adlı kitabında.
“Yıl sonundan önce, İngiltere, Rusya, Fransa ve ABD’den oluşan bir ekonomik blok kurulacak ve Alman ile İtalyan ekonomik sistemlerini diz çöktürecek.”
- *Paul Dreyfus*, *“La Vie de Tanger”*, 15 Mayıs 1938.
3 Haziran 1938’de, *American Hebrew*, İngiltere, Rusya ve Fransa’nın en etkili pozisyonlarında Yahudilerin bulunduğunu ve bu ‘üç İsrailoğlu’nun Nazi diktatörünü cehenneme göndereceğini övünerek yazdı.
- *Joseph Trimble, The American Hebrew*.
2/3
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarını Meclis’te gündeme getirdik. İktidar partisi, staj ve çıraklık dönemleri için geriye dönük borçlanma hakkı tanımalıdır. Tıpkı askerlik ve doğumda olduğu gibi, stajyer ve çırakların da çalışma süreleri emeklilik için geçerli sayılmalıdır. Devlete yük getirmeyen, aksine mağduriyeti gideren bu kanun teklifi bir an önce yasalaşmalıdır.
STAJ VE ÇIRAK MAĞDURLARININ ÖNERİLERİ
1. Federasyona Kaynak Oluşturulması (Kadir Sevinç)
Miting öncesinde federasyonun faaliyetlerine destek sağlamak amacıyla düzenli bağış kampanyaları oluşturulmalı. Aktif dernekler öncülüğünde "Bir Otobüs de Benden" kampanyası hayata geçirilerek ulaşım ve organizasyon giderlerine katkı sağlanmalıdır.
2. TBMM Ziyaretleri (Ersin / Alperen)
Ağustos, Eylül ve Ekim ayları boyunca Federasyon ve 15 derneğimizin dönüşümlü olarak TBMM'ye ziyaretler düzenlemesi, milletvekilleriyle birebir görüşmeler gerçekleştirmesi önerilmektedir.
3. TBMM Dilekçe Komisyonu Başvurusu (Fatih Yeniay)
Staj ve çıraklık sigortası mağduriyetinin çözümü için TBMM Dilekçe Komisyonu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına toplu dilekçe başvuruları yapılmalıdır.
4. Plan ve Bütçe Süreci Öncesi Siyasi Ziyaretler (Aysel)
Eylül ve Ekim aylarında, Plan ve Bütçe görüşmeleri öncesinde Meclis tecrübesi bulunan arkadaşlarımızın koordinasyonunda TBMM'deki siyasi parti grupları ve milletvekilleri ziyaret edilmelidir.
5. Gönüllü Mücadele Ekibi Oluşturulması (İlker Olgun)
Staj ve çıraklık mağduriyetinin çözümü için aktif görev alacak en az 100–200 gönüllü dava arkadaşı belirlenmeli, görev ve çalışma planı ayrıntılı olarak odalarda açıklanmalıdır.
6. Yeni Kurulan Siyasi Partilerle İletişim (Arnavut – Ebru Avrupa Yakası)
Yeni kurulan siyasi partilerin, sembolik de olsa staj ve çıraklık mağduriyetine yönelik destekleri sosyal medyada görünür kılınmalı; genel başkanlar ve milletvekilleri etiketlenerek kamuoyu oluşturulmalıdır.
7. Sendikalar ve STK'larla İş Birliği (Nurullah Yalçın)
Başta Türk-İş (Ergün Atalay), Türk Metal, HAK-İŞ ve DİSK olmak üzere işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşları ziyaret edilerek hem sosyal medyada hem de görsel basında staj ve çıraklık mağduriyetinin gündemde tutulması sağlanmalıdır.
8. Ankara Güvenpark'taki Gazilere Destek (Erhan Gökgöz)
Ankara Güvenpark'ta eylem yapan gazilerimize, Staj ve Çırak Sigortası Mağdurları Federasyonu ve derneklerimiz adına destek ziyaretleri gerçekleştirilerek dayanışma gösterilmelidir.
9. Siyasi Parti Teşkilat Ziyaretleri (Yapay Zekâ Önerisi)
Staj ve çıraklık mağduriyetini sürekli gündemde tutmak amacıyla siyasi partilerin genel merkezleri ile il ve ilçe başkanlıklarına düzenli ziyaretler gerçekleştirilmeli, taleplerimiz doğrudan yetkililere aktarılmalıdır.
10.Plan bütçe görüşmeleri başlamadan kanun tekliflerini verdirmek önceliğimiz olmalı, seçim öncesi göz boyamak için değil bütçe önceliğinde kararlı olduğumuzu göstermek. (Fatma hanım)
11.-Derneklerin veya federasyonun SGK yoluyla üyelerine ulaşıp reel sayılara ulaşması
(Bilgi Edinme Kanunu) (Bilal Gül)
Stajyer Çırak Bekliyor
#StajyerçırağaSözBorcunuzVar