İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeleri olarak, bu kentin sosyo kültürel iradesine ve tiyatromuz ile seyircimiz arasında kurulan güven bağına saygı duyuyoruz.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın İzmirlilerin ve seyircimizin iradesini yok sayan kararını kabul etmiyor ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeliğimizden istifa ediyoruz.
Şehir Tiyatrosunun bağımsız yapısının korunarak sanat hayatına devam etmesini engelleyecek her türlü girişimin karşısında olacağımızı bildiririz.
Saygılarımızla,
İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu Üyeleri
Abdülkadir Çevik
Efdal Sevinçli
Hakan Dündar
Hülya Savaş
Müjdat Albak
Orhan Alkaya
Semih Çelenk
Tamer Levent
Zeynep Altıok Akatlı
Prof. Dr. Canan Dağdeviren, Sivas’ın Alevi Bektaşi bir köyünde doğdu.
Bilimsel çalışmalarını Amerika’da yapan dünyaca ünlü fizik profesörü ve bilim insanıdır. Prof. Dr. Aziz Sancar ve bir çok Amerikalı bilim insanının da katıldığı etkinlikte Aşık Veysel türküsü söylüyor.
UYARI:
İşte Adana’da yine deprem oldu. Faylar hakkında Halkın anlamadığı bir sürü şeyler söyledik. Sayın valimiz açıklama yaptı . Bitti.
Beyler gelin yöneticileri DEPREM DİRENÇLİ kentlere zorlayalım . Gerisi boş.
Lorsque le Titanic sombra dans les profondeurs glacées de l'Atlantique, il emporta avec lui le millionnaire John Jacob Astor IV. Sa fortune aurait pu financer la construction de trente paquebots semblables. Pourtant, face à la mort imminente, il ne s'accrocha ni à sa richesse ni à ses privilèges. Au contraire, il fit le choix du courage et de l'humanité, cédant sa place dans un canot de sauvetage pour sauver deux enfants terrifiés.
À bord du même navire, Isidor Straus, cofondateur des célèbres magasins Macy’s, refusa lui aussi de se mettre à l’abri. "Je n'embarquerai pas tant qu'il restera d'autres passagers à secourir", déclara-t-il avec une dignité inébranlable. À ses côtés, son épouse, Ida Straus, renonça à son tour à une chance de survie. Plutôt que de fuir seule, elle offrit son siège à sa domestique, Eliene Bird, et choisit de rester auprès de son mari jusqu'à la fin.
Ces hommes et ces femmes, que la fortune avait comblés, ont préféré sacrifier leur richesse et leur vie plutôt que d’abandonner leurs principes. Dans ces ultimes instants, ils n’ont pas mesuré leur valeur à l’aune de leur or, mais à celle de leur humanité. Leur choix, empreint d’une noblesse rare, éclaire ce que l’humanité a de plus grand : l'honneur, l'amour et la dignité face à l'inéluctable.
Par Le monde littéraire
Restitutio post factum crimen non extinguit.
Yani, fiil sonrası iade, suçu ortadan kaldırmaz.
Crimen consummatum restitutione non tollitur.
Yani, tamamlanmış suç, iade ile ortadan kalkmaz.
Quod factum est, infectum fieri nequit.
Yani, yapılmış olan, yapılmamış kılınamaz.
Epeyce insan çoraplarımın renginden mutsuz olmuş. Bacak bacak üstüne atmamdan rahatsız olanlar da var. Epeyce. Youtube'daki "Bana Göre TV"de az evvel ilk bölümü yayınlanan "Adaletin Bu mu Dünya?" programımızı duyururken kullandığım görsel üzerinden yorumlar yağdırmışlar. Neyse ki ilk bölümde siyah beyaz giyinmiştim. Severler belki. Dün programı duyururken kullandığım görsel daha sonra yayınlanacak bölümlerden birine aitti.
Ben çocukluğumdan beri renk ve şekil seviyorum. Beni mutlu ediyor. Kendimi iyi hissettiriyor. Renksizliği sadece tuttuğum takımda seviyorum.
Kıyafetimin renkliliği için hesap vermek gerekmesi, yahut rahat bir koltukta oturma şeklimi açıklamak gerekmesi, saçımın kıvırcığı için veya bavulumdaki Snoopy için özür dilemek gerekmesi gibi bir durum. Tuhaf.
Dünyanın neresine gidersem gideyim, siyah, koyu füme, gri ve bej gibi renkler giyinmiş insan ordularıyla muhatap oluyorum. Ben avukatım. Herkes hep ��ok ciddi. Ciddi meselelerle uğraşıyorum. Doğrudur. Ama kendini haddinden fazla ciddiye almamak, ciddi konuları tebessümle ve kendini hafife alarak yürütmek mümkün. Faydalı da. Insanı özgürleştiriyor.
Çok sevdiğim ve saydığım, bende iz bırakmış bir hocam, "CV'in çok parlak oldu ama zevkin sakil" yazmış. Sanmıyorum. Ne güzel, 30 yıl önceki bir hocamla sohbet etmeme vesile oldu. Şimdi daha da çok seviyorum turkuaz çoraplarımı.
Herkes renkli çorap giyse dünya daha iyi bir yer olur, demiyorum. Ama kimisi öyle sevdiği için renkli çorap giydiğinde buna basitce tebessüm edebilenlerin sayısı arttıkça dünya daha iyi bir yer olur.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Gömleği Kaftana Dönüşen Âdem
"1132 şevvalünde şehzâdelerin sünneti dügününe diyâr-ı Anatolu'dan bir er kopdı kim kendi i'câdı olan 'Bilsen Irak Yirde Kim Agla-yorır' nam peşrevi dileyüp raksa başladukda gömlegi kaftana tebdîl oldı kim görenler hayret iderdi."
“Vasat” sözcüğünü “ortalamanın altında kalan” zannediyor bazı “aydın arkadaşlar”
Vasat, orta anlamına gelir. (Sözlük kullanalım.)
Eğer bir şeyin kalitesinin ortalamanın alt��nda olduğu belirtilmek isteniyorsa, doğrudan "vasat" denmez; "vasatın altında" ifadesi kullanılır.
(Vasati 40 çöp)
Hagi, Alex, Salah tartışmalarına girmek istemiyorum ama sürekli akış bunlarla dolu
Hagi veya Alex; Eto’dan veya Drogbadan daha kariyerli futbolcu mu?
Eto; Galatasaray veya Fenerbahçe’de oynasaydı bu tartışma olmayacaktı bile. Eto’nun 9, Drogba’nın 8 ballondor adaylığı defalarca Afrika yılın futbolcusu ödülleri var.
Hadi Eto’yu geçtim.Brezilya Milli Takımı’nın 3 büyük oyuncusu Eder, Carlos ve Serginho’nun Malatyaspor’a transferinden (Maradona’yı bile transfer ediyorlardı neredeyse dönemin gazete haberlerine göre) daha mı büyük transferdi geniş kadrodaki Alex’in transferi? Alex transferi misal Ortega transferinden daha mı büyüktü?
Roberto Carlos, Pepe, Sneijder, Van Persie, Ribery, Ortega bile hatta bir dönem kendi mevkilerinin en iyisi sayılabilirdi.
Anelka, Cicinho, Robinho, Samir Nasri, Malouda, Obi Mikel saymadım bile.
Hagi veya Alex sadece kendi taraftarlarına verdiği coşkunun büyüklüğü ‘şimdilik’ yarışabilir ancak. Mesele yabancının verdiği coşkuysa Şota, Yattara, Nwakaeme’nin coşkusu daha mı geride? Gekas’ın, Querasma veya Pascal’ın zira.
Azıcık ayaklarınız yere bassın. Salah’a gelene kadar liste çok kalabalık kıyas yapmak için.
Değerli Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri, bürokratları, Hukukçuları:
Eğer Türkiye olarak bu fon krizini doğru şekilde çözersek, Türkiye’nin, başta sermaye piyasaları olmak üzere ÖNÜ ciddi şekilde açılır.
Bu fon ponzi krizinde yatırımcıların kaybettiği para: Emre Tezmen ve benzerlerinin fonlarını ilk kurduklarında sisteme para sokan ve paralarını 100 kata 200 kata, 300 kata çıkaran az sayıda insanın CEBİNDEDİR.
Bu kayıpları telafi etmenin en kolay ve adaletli yolu CLAWBACK dediğimiz yöntem olacaktır.
Eğer bunu yaparsak:
1) Parasını kaybeden insanlar ana paralarının çoğunu geri alırlar.
2) Devletin sırtına mali yük binmemiş olur.
3) En önemlisi yabancı yatırımcıların ülkeye gelişinin önü açılır.
Türkiye Sermaye Piyasaları o zaman çok güçlü şekilde ileri atılır.
Saygılarımla.
Sultan Abdülaziz, Avrupa seyahati sırasında kralların saraylarında büstlerinin olduğunu görür ve dönünce dönemin en ünlü heykeltıraşı C.F. Fuller’i İstanbul’a davet eder.
Fuller, Sultan’ın at üstünde saltanat koşumlarıyla donatılmış bir heykelini yapar.
1871 yılında Floransalı sanatçı C. F. Fuller tarafından tasarlanan bronz heykel, döküm ustası Miller tarafından 1872 yılında Münih’te dökülerek İstanbul’a getirilmişti.
Heykel Topkapı Sarayı'ndan Abdülmecid Efendi Köşkü'ne ve son olarak da Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi. Osmanlı tarihinde bir ilk olan at üzerindeki sultan heykeli bugün halen Beylerbeyi Sarayı'nda.