Not just a terrorist state, but a terrorist society masked with propaganda playing with your brain. And you are playing along.
You wimps and suckers, let that sink in.
Çocukken en büyük hayalim arkeolog olmakti. Memur emeklisi dedemle anneannemin Ankara’da Samanpazarı’nda emekli olduktan sonra açtıkları bir el işi dükkanı vardı. Orası Ankara’yı biraz bilen bilir, Augustus Tapınağı’na yürüyerek 10 dakikadır. Bir gün oralarda yürürken, tabii Ankara’nın kentsel peyzajına da tezatlığından ötürü göze fazlaca çarpan Augustus Tapınağı’na gözüm takıldı ve dedeme 'bu ne?' dedim. Dedem, 'Augustus Takı o' dedi, 'o Roma İmparatoru Augustus.' Ondan fazlasını o da bilmiyordu.
Neyse, sözü uzatmıyorum; neticede ben arkeolog olmadım.
Ankara’da akademik kaygılarla üst-orta sınıf çevrelerinde büyüyen bir sürü çocuk gibi, hem istihdam edilebilirlik hem de sosyal sınıfımdaki bir sürü insan gibi yurtdışına gitmek de kolay olur diye iyi bir üniversitede iktisat bölümüne girdim. Okuduk, ettik, yurtdışında yüksek lisans yaptık, hasbelkader kâğıt üzerinde göz boyayan bir ofis işim oldu yurtdışında. Konu komşu tebrik etti, ana baba sevindi. Ama o gün o tek cephesi ayakta duran yıkık tapınak hayal gücümü öyle bir işgal etti ki bugün hâlen daha ben arkeoloji literatürünü takip ediyorum. Ve bizim topraklarda yeni bir şey bulununca veya restorasyon projeleri yapılınca vesaire tüylerim diken diken oluyor.
Bunu da neden anlattım? Çünkü o Augustus Tapınağı var ya, orası işte dünyada Augustus’un kendi hükümranlığı süresince ardında bıraktıklarını kendi cümleleriyle yazdığı metnin sağlam bir şekilde bulunduğu tek yer. Bu yönüyle de Batı dünyasındaki hem sembolik hem arkeolojik en önemli mabetlerden biri hâline çevrilmesi gereken bir yer iken, bugün tek cephesi ayakta, etrafı yeşil belediye çitleriyle çevrili sefil bir yer. Aynı zamanda arka cephesini duvar olarak kullanan Hacı Bayram Veli’nin camisiyle beraber, bizim kültür hayatımıza, içine doğduğumuz coğrafya dolayısıyla göbekten bağlı olması gereken bir yer.
Hiç yoktan, ecdadımızı dillerine pelesenk eden, bizi ve kültür varlıklarımızı yönetenler, Rahmetli Hacı Bayram bir kere ebedî istirahati için sırtını güvenip de Augustus’un tapınağına yaslamışken, 'buraya sahip çıkmamak bize yakışmaz' demez mi? Demiyor işte. Hiçbir zaman da demeyecekler.
Bütün bunları neden yazmak istedim? Çünkü birkaç sene önce Sn. Mahir Polat’ın İBB Kültür Varlıkları’nın başına getirilmesi, bana ve benim gibi çocukluk ve gençlik yılları bütünüyle AKP iktidarına denk düşen bir sürü gence, bastığı toprağın altındakini tanıyabilmeye, yürüdüğü yerin üzerindekine sahip çıkabilmeye dair taptaze bir umut olmuştu. Bu haliyle Sn. Mahir Polat’ın haksız yere –hem de sağlık durumu ayan beyan ortadayken– hapse atılması, bu ülkede bu haklı talebe sahip olan herkesin hem bu hakkının hem de butazecik yeşermiş umudunun gaspıdır.
Söyleyecek çok şey var tabii ve bizim Almanya’da yaptığımız yürüyüş veyahut burada bir avuç tanıdığa içimizi dökmemiz devede kulak olsa dahi Mahir Abi’ye acil şifalar diliyorum ve bu devran döndüğünde görevinde, layıkıyla görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
#MahirPolatıSerbestBırakın
#MahirPolataÖzgürlük
CHP Şişli İlçe Başkanı Tamer Özcanlı:
"Kent lokantamız en son pazar akşamına kadar açıktı, iftar verdik.
Kent lokantası personeli belediyeye çağrılıp, bundan sonra hizmet verilmeyeceğinin sözlü olarak bildirildiğini biliyoruz."
Sinan Oğan Cumhur İttifakı'nı ve Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğini açıkladı.
Bu karar, Kemal Kılıçdaroğlu'nu yeterince Atatürkçü görmeyip, ilk turda oylarını Sinan Beye veren Atatürkçü seçmenlere hayırlı uğurlu olsun!
Erzurumlu hemşehrilerimle saat 18:00’deki buluşmamıza engel olunmaya çalışılıyor. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı @mehmetsekmen bu nezaketsizliğin kara lekesini ömrünün sonuna kadar taşıyacaksın.
Saat 18.00’de tüm Erzurumluları Havuzbaşı Kent Meydanı’na bekliyorum. Haydi Erzurum
I'm obliged to share more news for those who supported me. I defended my PhD last week @EUI_History. Was an emotional day, after 5+ years working on my project "Confidential, Secret & Prompt: Intel Activities across the Ottoman Empire during the Reign of Abdulhamid II, 1876-1909"
ANKARA İSMİNİN KÖKENİYLE İLGİLİ BİR YENİ BİR TEORİ
Başkentimiz Ankara’nın isminin bizlere çapa anlamına gelen Helenik ‘Ancyra’ (anchor) kelimesinden tevarüs etmiş olması bana çocukluğumdan beri saçma gelirdi. Basit bir literatür taramasından sonra bu konuda bir sürü şüphenin +