Doktorasını bitirmiş ama akademisyen olacağım diye daha önce başka işe girmemiş, yaşı ilerlemiş, vasıflı ancak vasfından dolayı (overqualified) ortalama işlere başvur/a/mayan insanların sayısı artıyor.
Şu gerçeği artık kabullenmek gerekiyor: Akademisyen olmak için doktora yapmak şart ama doktoradan sonra akademisyen olunacak diye bir şey yok.
Şu anda -en gencinden emekliliği gelmiş olana- 47.600 doktor öğretim üyesi var. Sadece geçen yıl 14.875 kişi doktorayı bitirmiş. Bu kadar kişiyi her yıl üniversite kadrosuna almak mümkün değil.
Bir kişi araştırma görevlisi değilse lisansüstü eğitimi esnasında mutlaka bir işe girmeli, tecrübe edinmeli, "network"ünü kuvvetlendirmeli.
Çevremde gördüğüm ciddi bir strateji hatası: Bazıları lisansta okudukları bölümlerden farklı alanlarda lisansüstü eğitim yapıyorlar. Bazı bölümlerden kabul almak da mezun olmak da kolay geliyor. Disiplinler arası çalışma teşvik görüyor ama konu üniversitede istihdama gelince artık ne ondansınızdır ne de bundan. İş zorlaşıyor.
Merhum Mustafa Sabri Küçükaşcı’nın uzun zamandır baskısı olmayan iki kitabı, Cahiliye’den Emevilerin Sonuna Kadar Haremeyn ve Abbasîler’den Osmanlılara Mekke Medine Tarihi, Yeditepe’den çıkmış.
Son günlerde ülkemizde yaşanan Şia tartışması Türk düşüncesi açısından oldukça olumlu, verimli ve ufuk açıcı sonuçlar üretebilir. Bu bakımdan ben bu tartışmayı önemli buluyorum.
Kuşkusuz savaşa ilişkin negatif bir tarafgirlik üretmemesi ve düşünsel zeminde kalması kaydıyla, söz konusu tartışmanın daha da derinleşerek ve kapsam kazanarak sürmesini umuyorum. Buna ihtiyacımız var.
Gelgelelim bahse konu olan Şia tartışmasında kavramsal özeni gösterme konusunda azami ölçüde dikkat etmek gerekiyor. Bu noktada maalesef bir savrukluk söz konusu.
Şöyle ki, Şia ile Ehl-i Sünnet kavramları birbirlerinin zıddı değil. Aynı düşünsel zeminde işlemiyorlar. Birbirlerinin yerine kullanılamazlar.
Ehl-i Sünnet İslam tarihinin ana aksında dinin temel kaynaklarını merkeze alan çoklu ve çoğulcu bir söylemi temsil ederken, Şia kerametleri nesnel bir sınamaya tabi tutulamayan otoriteler tarafından yapılan sıhhati şüpheli paralel bir tarih okuması üzerine kurulu.
Ehl-i Sünnet birbirleri ile çelişmeleri de mümkün olan birçok farklı okumaya kapı aralayabilen bir açıklık, Şia ise tartışmaya kapalı bir müphemlik üzerine yapılanmış. Bu bakımdan aralarında ontolojik düzeyde bir farklılık var.
Şia doktriner bir paradigma. Hakikati uhdesinde barındırdığını ileri süren dışlayıcı bir kavrayışa tekabül ediyor. Bu sebeple İslam tarihinde hep öfke, gerilim, kompleks ve intikam refleksi, nihayetinde de sistematik şiddet üretmiş.
Ehl-i Sünnet ise bir çeşit metodoloji ve çerçeve kavram. Dolayısıyla İslam tarihinde hep fikri tartışmalar, entegrasyonlar ve eklektisizmler üretmiş. Şiddet hep istisnai, açıkça bir sapma olmuş bu kavrayışta.
Dolayısıyla Şia tartışmasının tüm bunlar göz önünde bulundurularak yapılması gerekiyor. Aksi halde birbirimizin kalbini lüzumsuz yere kırıp dururuz da fikri mütalaalarımızdan müspet bir sonuç da elde edemeyiz.
22- Emeviler hakkında Rafizi uydurmaları değil, sadece gerçekler
Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı YouTube sayfasında buna benzer çok sayıda kaliteli içerik var
https://t.co/Q33tYNCYfg
“11 sene sonra geldiği Türkiye’nin yeni durumunu çok çabuk idrak eden Merhum aynı mücadelesini dönemin icaplarına muvafık olacak şekilde devam ettirme yoluna gitmiştir. İlk olarak ülke sathına yayılan konferanslarına başlamış ve İstanbul’da bulunduğu müddetçe Darü’z-Ziyâfe adı verilen bir fabrikanın üst katında sohbetler gerçekleştirmiştir. Ancak mekânın kendisine ait olmaması ve gelen misafirlerin içerisinde hitap etmek istediği gençlerin bulunmaması sebebiyle bir vakıf kurmayı planlamıştır. Bundan evvel bir gazete satın alma ve mevcut vakıflarda konferanslar verme gibi tecrübeleri ve teşebbüsleri bulunsa da nihayetinde bugün mevcut bulunan Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nın kuruluşu gerçekleştirilmiştir. 6 Haziran 1994 yılında resmî olarak Üsküdar Mehmed Nasuhî Dergâhı’nın selamlık kısmında teşekkül eden vakıf, tamiratın ardından hizmete girmiştir.”
Tarihçi Ufuk Alkım Güven dergimiz için yazdı:
"Üstad Kadir Mısıroğlu’nun Teşkilatçılığı"
Online Dergimize Abone Olmak İçin: https://t.co/nxoO7jF53e
Vakfımızın faaliyetlerine destek olmak için: https://t.co/0grPpfBotc
İsrail’in en çok hırpalanan tarafı, yenilmezlik miti idi. Dikkatimi çekiyor her dilden ve coğrafyadan İsrail’in imaj enkazını kaldırmaya başladılar. İsrail’in de İsrail’i sevenlerin de İsrail’i övenlerin de analiz zırhlı İsrail korkusu yayanların da canı cehenneme.
Türk kılıcını, kalemini, ruhunu, bedenini efendisi olan Mekkeli yetimin yoluna sermiştir.
Onu gönderenin (azze ve celle) yarattıkları adedince salat ve selam olsun.
فمحمدنا هوَ سيدنا فالعِزُّ لَنا لإِجَابتِهِ
Bazıları yargılarımın öznel olduğumu söylemekte, elhak doğrudur. Kimliksiz, kişiliksiz biri olup, herkesi idare etmekten Allah'a sığınırım. Zaten en büyük muradı Müslüman olarak ölmek olan birinden, herkesi idare eden, her önüne gelene saygı duyan bir liberal olması beklenemez.
SGDF kimdir biliyor musunuz? MLKP terör örgütünün gençlik yapılanması. Bir avuç solcu tarafından güdülüyorsunuz deyince kızıyorsunuz ama durum bu.
Emniyet daha itidalli davranmalıydı bu da ayrı bir konu. Zaten bu görüntüyü vermek için gelmişler.
Bağlamdan kopuk bilgi verince tarihî bilgi çok güzel tahrif edilebiliyor.
Evet, Aristoteles'in, Oklid'in, Batlamyus'un ��slâmî ilimlerde yeri büyüktür. Ancak beyefendinin kaçırdığı şey birikim inşası. Ne yapsın Müslüman alimler, en başından üçgeni mi keşfetsinler?
@alicnertn@malibuyukkara Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı Yayınlarından olan eserler M. Sabri Efendi’nin Yarın’da tefrika suretinde neşrettiği yazıların derlemesi…
Harf İnkılabı
Hezeyan Toptancıları
Din Devlet Milliyet
Türk’ün Başına Gelen Şapka Meselesi yayınlandı. Diğerleri de hazır baskıyı bekliyor.
1800’lerin ortalarında Anadolu’da misyoner Evanjelistler Hıristiyanlığı yaymaya çalışırken Amerika’daki kuruluşlarından daha fazla maddi destek almak için ‘buradaki insanlar proto-Hıristiyan’ diyen “suyu bulandıranlar” ile “suyu arayanlar” arasında kalan insanımız…
Aşağıdaki gönderiyi herkesin RT yapmasını rica ediyor Gazzeliler.
Özetle 4 gündür Gazze’de bir parça ekmek ve bir damla su bulunamıyor. Ayakta kalan fırınlar açık olursa derhal bombalanıyor. Çatılardaki bütün güneş panelleri bombalanıyor. Fosfor bombaları tüm şehri zehirliyor, nefes alamaz hale gelmiş insanlar. Bir damla yakıt kalmamışken insanlara Güneye gidin demeye ve gidenleri vurmaya devam ediyor @IDF .
YOU ARE THE BIGGEST TERRORIST ORGANISATION ON EARTH! @Israel@netanyahu@IsraelinTurkey
Kitap Yurdu ayın yazarları kategorisini siteden komple kaldırmış. İlgili tweetini silmiş. Profil resmini Kızılay yapmış, üstüne bir de geçmişten Netanyahu tweetine alıntı patlatmış.
Sizi bilmem ama benim için Kitap Yurdu yine de bitmiştir. Bu kibirli, bu kendini sarsılmaz zanneden duruş midemi bulandırdı bir kere. Herkes hata yapabilir ama bunlarınki tüm detaylarıyla bambaşka bir seviyeydi.
#kitapyurduboykot
Yeni Kitap:
Tarihçinin Zanaatı: Tarih Araştırması İçin Bir Rehber (Zachary M. Schrag)
Tarihte yüksek lisans ve doktora yapan talebeler başta olmak üzere, tarih metni inşasına girişenler için bir rehber kitap.
https://t.co/znSqWbcxNa