emre bey besiktas'a sponsorluk devam eder mi? en onemli gundeminizin bu olmasi lazim . yoksa senin yatirimcin cok acgozlu. haftalik %5i begenmeyen adamlar. doyuramazsin bunlari. batmalarinda sikinti yok. zaten cikisi olmayan bir oyundu. sen batirmasan ciftlikbank coin bahis bir yerlerde batacaklardi. o yuzden kafaya takma bunlari. besiktas'a konsantre olun.
Bilgi Üniversitesi’nin birkaç gün içinde kapatılıp yeniden açılması, Cumhurbaşkanlığı sisteminin fiilen nasıl işlediğine dair öğretici bir örnek. Gerçi gerçekten ne oldu, hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü bu sistem yurttaşına bir açıklama yapmıyor. Yapmaya tenezzül etmiyor. Gazetecilik de, aparatlar dışında, saray içine nüfuz edemiyor.
Kararlar nasıl alınıyor. Ancak tahmin edebiliriz.
Muhtemelen bir odak, Santralistanbul’u Bilgi’den almak ya da Can Holding’le ilgili önceden kalmış başka bir mesele nedeniyle üniversiteyi hedef alıyor. Ortalık zaten Butlan’dan dolayı toz duman içindeyken fırsattan istifade hızlıca bir kapatma kararı “çıkartılıyor.”
Ardından başka aktörler devreye giriyor. Protestolar devam ederken belki çocukları Bilgi’de okuyan iktidar çevreleri, aynı zamanda bu kararın rejimin keyfilik görüntüsünü daha da göz önüne sereceğini düşünen iletişim danışmanları. Başka aracılar bulunuyor. Muhtemelen ilk kararda YÖK’ün dahli hatta haberi yoktu. YÖK devreye sokuluyor falan. Yukarı ile ikna süreçleri işliyor ve birkaç gün sonra karar geri “aldırılıyor”.
Olabilecek her yetkinin yukarıdan aşağı tek elden tensip ve takdirle dağıtıldığı bu sistemde kararlar dar bir çevrenin nüfuz mücadeleleri, kişisel ilişkileri, anlık güç dengeleri ve diğer aktörlerin yakın çevreden etkili şahsiyetler vasıtasıyla “yukarıya” erişebilme kapasiteleri üzerinden yürüyor.
Yine aynı hata yapılıyor. Kılıçdar şöyle kötü böyle kötü. Bu yaşanan Chp iç kavgası değildir deniyor. Eski genel başkan polisle yeni yönetimi devirdi. Eski genel başkan bakın.
Nasıl Chp iç kavgası değilmiş bu? Bu Chp’yi kurumsal olarak nasıl bağlamaz? Bağlar bal gibi.
İşte 12 Eylül sonrası CHPsinin anlayışının sonucu bu oldu. CHP anamuhalefetten düştü. Ve kendi içindeki kavganın sonuçlarını yaşıyor. Bunun sebebi de idealist, kafayi takmış, gözü kara, fikri, anlatısı olan insanlar yerine koltukçu, ihaleci, siyaset tüccarı adamların doldurulması. O tüccarların bir kısmı can düşmanı dedikleri Akp’nin polisiyle askeriyle yönetimi devirdi. İlgezdi, Gürsel Tekin gibi tipler ahlaki temizlik yapacaz diyor. Olan bu.
Bu siyaset Chp’yi bitirdi. İç kavgadır tabi ki. Bu iç kavga unsurları dün oluşmadı. Eski genel başkanın hain olup olmaması üzerinden analiz yapanlar hala bunu anlamayanlardır. Madem haindi o zaman ilk göreve geldiği gün Chp bitmiş zaten. O da iç meseledir. Nedir bu partiyi bu hale getiren anlayış?
Mevzuya Chp tarihi gözünden bakın. Bugün Chp’nin çöktüğü gündür. Tarihi bir gün. KK haindir Akp eli ile kendi binasını polise bastırdı doğru tabi ki bu ama analiz bu noktada bırakılamaz. Bu 45 senelik bir Chp siyaseti anlayışının çöküşüdür. Sağcılaşan Chp’nin sonucudur.
KK hain diyip bırakırsan gerekli dersi de çıkaramazsın. Bu kadro anlayışını yeni kurulacak partide de değiştiremezsin o zaman.
Şimdi Özgür Özel’i de alacaklar.
Halk tvyi de alacaklar.
Bunlar kaçınılmaz artık.
Chp seçime KK ile girecek. Anamuhalefet değişti artık Türkiye’de. Tarihi bir kırılma bir devrin sonu. Muhalif kitle yok olmayacak. Ama bu analizleri hepimiz iyi yapalım ki yeni muhalif siyaset oluşurken aynı saçmalıklara prim vermeyi bırakalım artık. Bi şey olmaz. Bazı şeyler bugün karalar bağlayanlara belki de fırsattır. İyi değerlendirmek lazım. Tarih akıyor
Today, another major threshold has been crossed in Turkey’s descent into authoritarianism, perhaps the most consequential one yet.
The regime is attempting to restore the social legitimacy it has lost through the brute force of the judiciary.
Kılıçdaroğlu and those gathered around him are merely instruments in a broader psychological lawfare. Once used, they will either be discarded or absorbed into the system.
The regime’s moves may be short-term, but their consequences will be historic and irreversible.
If authoritarian regimes could survive through such maneuvers alone, the world would look very different today.
Yes, the struggle ahead will be harder, longer, and more exhausting.
Yet the history of the future will, in part, be written from the energy generated by these very survivalist moves of the regime.
Today, this is not simply a CHP issue. It is the issue of the worker whose labor is exploited; the poor who are forced to choose between submission and hunger; the woman
struggling to exist in a patriarchal world; the young person thirsting for freedom; the Kurd fighting for equality, dignity, and rights. It is the issue of the entire country.
This is precisely the moment to recall Walter Benjamin’s aphorism: behind every fascism lies a failed revolution.
History will not allow this to stand.
people lining up to buy physical gold yesterday, when it’s the most expensive form to sell it, at all time high.
we’re extremely close to the macro top.
I’m turning 41, but I don’t feel like celebrating.
Our generation is running out of time to save the free Internet built for us by our fathers.
What was once the promise of the free exchange of information is being turned into the ultimate tool of control.
Once-free countries are introducing dystopian measures such as digital IDs (UK), online age checks (Australia), and mass scanning of private messages (EU).
Germany is persecuting anyone who dares to criticize officials on the Internet. The UK is imprisoning thousands for their tweets. France is criminally investigating tech leaders who defend freedom and privacy.
A dark, dystopian world is approaching fast — while we’re asleep. Our generation risks going down in history as the last one that had freedoms — and allowed them to be taken away.
We’ve been fed a lie.
We’ve been made to believe that the greatest fight of our generation is to destroy everything our forefathers left us: tradition, privacy, sovereignty, the free market, and free speech.
By betraying the legacy of our ancestors, we’ve set ourselves on a path toward self-destruction — moral, intellectual, economic, and ultimately biological.
So no, I’m not going to celebrate today. I’m running out of time. WE are running out of time.
Konuşan adam İtalya'da bir sendikacı
Gazze'ye gidecek gemileri uğurlarken
Diyor ki:
"herkesin anlamasını istiyorum: Eylül'de bu gemiler Gazze'de olacak.
Eğer gemilerle temasımız
20 dakika bile kesilirse,
tüm liman işçileri ve Cenova halkıyla birlikte bütün Avrupa'yı bloke ederiz.
Uluslararası grev başlatırız, yolları, okulları kapatarız, açık hiçbir yer bırakmayız.
Tekrar uyarıyorum!
Kadınlarımız ve erkeklerimiz
bir çizik bile almadan geri dönmeliler!
Gazze halkına ait olan bu insani yardım yükü son kutusuna kadar varış noktasına ulaşmalı..!"
...
Bende Türkiye'de bir sendikacıyım.
Türkiye'den gemi gitmesine izin yok.
Utanmayı unutmak üzereyiz...
Yani bu şahıs açıkça diyor ki "İtirafçı olursa tutuklu yargılama hali son bulur, sağlığına kavuşur."
Yani diyor ki itirafçı olmazsa tutukluluğu ve bu iğrenç muamele devam eder, belki sağlığını kaybeder.
Bunu da "şifa dilemek" için söylüyor. Aklınca akıl veriyor.
Kim adına?
Savcı sana böyle bir ruhsat mı verdi?
Peşin peşin "itirafçı olursa salarım" mı dedi?
Mahkemeler adına garanti mi verdi?
"Bağımsız ve tarafsız" yargı böyle bir şeye cevaz veriyor mu?
Bunun gibi aparatlar üzerinden insanlara, ailelerine, sevdiklerine tehdit mi gönderiliyor?
Kimse kusura bakmasın, bütün tarihi vesikalar ortada, orta çağda engizisyonda yargılanan insana "itiraf et işkencen bitsin" diyenlere "alçak" nazarıyla bakılıyordu. O döneme bile aykırıydı. 21'inci yüzyılda biz bunu içimize mi sindireceğiz?
Sağlık raporları ortada, sağlık geçmişi ortada, kaçacak, delil karartacak hali olmadığı ortada, başka adli tedbirler de var, bir insanın en temel hakları olan yaşam ve sağlık hakkını engelleyen bir uygulamaya "artık bu sona ersin" diyemeyip "itirafçı ol" demek perdesiz, örtüsüz barbarca tehdittir. Kötü muameledir.
Bu insanlar da belli ki tam da bu işleri yapabilecek tiynette kişiler...
Abim için izmir ve cevresinde acil ab negatif kan grubuna ihtiyacimiz var. Kizilay kan merkezine gidip bağış yapilmasi gerekiyor. Lütfen yayın bu tiviti acil!
Aziz Milletim,
Bizi kurtarmak ve masumiyetimizi ispatlamak için çırpındığınızın farkındayız. Bu çabalarınız için minnettarız. Ancak Rubicon çoktan geçildi.
Bu aşamadan sonra biz tutuklu değil hükümlüyüz. Erkek deve getirseniz dişi deve diyerek bizi zindanlarda tutacaklar. Bu hukuki darbe bizimle sınırlı kalmayacak. İftiralar bütün belediyelerimize ve Partimize uzayacak. CHP enterne edildikten sonra diğer muhalefete ve en son AKP’ye uzanacak. Bu ırmağın yatağı belli ve suyun akışı değişmeyecek.
Sakın bize bunları yapanlardan vicdan veya merhamet beklemeyin. Hiçbir pazarlığa girilmesine izin vermeyin. “Alın esirleri, verin ülkeyi” pozisyonuna kendi adıma rıza göstermiyorum. Gerekirse müebbet yatar bu iftiracılara bir gün fazla zulüm hakkı tanımam. Bunlar sadece siyasi haklarımızı değil, yaşam biçimimizi, inançlarımızı ve değerlerimizi de elimizden almak istiyorlar. Ne çekeceksem ben çekeceğim. Oğlum öz vatanında parya olmayacak.
Bizi bu zindanlardan ahlakını ve vicdanını yitirmiş bu kişiler kurtarmayacak. Büyük Türk Milleti’nin azmi, kararlılığı ve CESARETİ kurtaracak. Sakın umutsuzluğa veya korkuya kapılmayın. Gücünüzün farkında olun. Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir. Milletimiz demokrasi ve hukuk dahilinde gücünü gösterecektir.
Bizleri hiç merak etmeyin. En ağır tecrit koşullarında aslanlar gibi direniyor ve VATAN SAĞOLSUN diyoruz. Er ya da geç bu zindanlardan çıkacağız.
Sizleri çok seviyor, selam ve saygılarımızı arz ediyoruz.
Aykut ERDOĞDU
Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu
Kılıçdaroğlu’nun, CHP’ye yapılan yargı operasyonunun sözcülüğünü üstlenen bir iktidar kanalına övgü düzmesi gerçekten utanç verici bir durum. Bu partinin tarihinde, bir genel başkanın bu kadar düşkün bir pozisyona savrulduğu başka bir örnek hatırlamıyorum. Onlarca CHP’li siyasetçi ve bürokrat, gayriinsani koşullarda ağır baskıya maruz kalırken, böyle bir açıklama yapmak için siyasi onurdan ve etik değerlerden tümüyle vazgeçmiş olmak gerekir.
@kilicdarogluk'na yönelik çağrılar onu pozisyonunu açık etmeye zorladı. Artık planı net şekilde ortada: Bir zamanlar Adalet yürüyüşüyle Ankara’dan İstanbul’a giden Kılıçdaroğlu, şimdi iktidar mahkemelerine dayanarak @herkesicinCHP Genel Başkanı olmaya çalışıyor. Mahkeme kararını kullanarak partide bir “temizlik” yapacak, ardından dizayn ettiği partiyi kontrol altına alacak. Bu süreçte CHP’yi sokaktan çekecek, eylemleri sonlandıracak ve iktidarla uzlaşma yoluna gidecek.
Eğer bu plan başarılı olursa, Cumhuriyet’in kurucu partisi çöker; hapisteki siyasetçiler unutulur, iktidarın otoriter rejimi daha da tahkim edilir. Bu ağır vebali CHP taşıyamaz. Bu partide görev yapmış ve yapan herkesin, CHP tabanına, tarihine ve misyonuna karşı bir sorumluluğu var.
Bugün gelinen bu net tablo karşısında artık herkesin konuşması gerekiyor. Kılıçdaroğlu’na açıktan destek veren neredeyse hiç kimse kalmadı ama pek çok CHP’li siyasetçi hâlâ “bekle-gör” politikası izliyor. Bu kabul edilemez. Herkesin çıkıp konuşma zamanı. Suskun kalanlar, yarın bu veballe hatırlanır.
@papucumunsalome Bu ahmak @ProfDemirtas Türkiye gündemi ile ilgili yazmiyordu hani? Kadinlara cemkirmesi kolay, tabi. Devlete birsey demeye cesareti yok soytarinin.