Dostlar hepiniz 1 tane sabit twit olusturun etkılesım yapalım aramızda. Size karşılık vermek için hesabınıza girdiğimde tweetinizi göreyım.
Hemen karşılık veriyorum.
$PARAM - @ParamLaboratory
Mesut Özarslan mutlak butlan sonrası AKP'ye kabul edildi...
Oysa aylardır kapıdaydı, çünkü PORTAŞ soruşturmasının ucunun Mansur Yavaş'a çıkarılması masadaydı...
Butlan yönetiminin Yavaş'ı aday yapmayacak olması Özarslan'a kapıyı açtı. Tekrar edeyim, mutlak değil şartlı butlan!
PKK'nın Haseke'de valisi var, Suriye Savunma Bakan Yardımcısı çekirdekten yetişme PKK'lı, Suriye ordusunun içinde 4 tugay oluşturdular, mutabakatlarla örgüte hayal edemeyeceği imtiyazlar tanındı ama 'entegrasyon' başarılıymış! Onlar 'entegrasyon' desinler siz özerklik anlayın!
Öcalan'ın itiraflarını anlata anlata dilimizde tüy bitti!
Teröristbaşı, 30 Mayıs 2025 tarihli İmralı tutanağında "entegrasyon öz yönetime dayanıyor değil mi?" sorusuna şöyle yanıt veriyor;
"İspanya örneği var. Londra belediyesi seçimle geliyor. Güvenliği belediye başkanına bağlıdır. İskoçya örneğini verelim. Yerel meclis, milli takımı var ama üç yüz yıldır Britanya ile yaşıyor."
“Bartholomeos, Fatih Kaymakamı’na bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.”
Ümit Özdağ:
• Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’un Türk kimliğine meydan okuma hareketidir.
• Bunu kabul etmek ağır bir kapitülasyon olur.
• Bunu kabul etmek egemenlik ihlali olur.
• Bunu kabul etmek anayasa ihlali olur.
• Ve burası casus FETÖ okullarına döner. Bunu mu istiyorsunuz?
• Türkiye bir sömürge ülkesi değildir.
• Türk devletinin dışında İstanbul’u yeniden Konstantin yapma çabası ve tarihi surlar içinde Vatikan modeli bir Ortodoks din devleti oluşturma girişimleri beyhude çabalardan ibarettir.
• Türk milleti böyle bir projeye izin vermeyecek, tarihe gömecektir.
• Bartholomeos da kim olduğunu gayet açık bir şekilde artık anlamalıdır.
• Bartholomeos, Fatih Kaymakamı’na bağlı bir din görevlisidir. Bunun ötesinde bir şey değildir.
@muratbirkuliste@ConflictTR Tepede devlette güç sahibi olanlarla beraber asıl zuladan çıkarır, parti teşkilat toplantılarından sonra son model arabalarında şerit yaparlar 😅
🔴Türkiye Kaçak Et Şüphelisi Paraguay ile Et İthalatı Anlaşması Yaptı!
Gazeteci Fatih Ergin skandalın perde arkasını Cumhuriyet’e anlattı.
Tarım ve Orman Bakanlığı, 2016 yılında Türkiye'de kaçak et iddialarıyla gündeme gelen Paraguay'dan canlı hayvan ve sığır eti ithalatını onayladı.Gazeteci Fatih Ergin Cumhuriyet Gazetesi'nde değerlendirdi.
Edrine'de madenciler 3 gündür yerin altında açlık grevinde, 27 gündür grevde!
Rahmi Koç'a fıkra soruşturması açmakla, beyaz et devlerine denetim kayyumu atamakla övünenler madencilerin maaş ve tazminatlarını gasp eden şirketi izliyor...
Gizliliği 2025 yılında kaldırılan 1935 tarihli istihbarat raporu...
Amerikan ve İngiliz uzantılı Bahai Tarikatı'nın pek çok şehirde örgütlendiği ortaya çıkarılmış... Merkezi Hayfa'da... Misyonerlerle bağlantılı... Liderleri İngiliz nişanına sahip...
Hep aynı ihanet.
Ne demişti ABD'nin yeni dünya düzeni kuramcıları Paul Henzeler, Samuel Huntingtonlar, Graham Fullerler?
"Atatürk'ün mirası laik Cumhuriyet'ten vazgeçin! Yeniden Osmanlı'ya dönün! Yüzünüzü Orta Doğu'ya çevirin!" demişti.
Ne diyor ABD'nin Ankara Büyükelçisi T. Barrack?
"Ulus devletten vazgeçin! Osmanlı millet sistemine dönün!" diyor.
"Orta Doğu'da güçten anlarlar! Burası için en iyisi merhametli monarşi ve meşruti monarşi!" diyor.
Ne diyor AKP iktidarının önde gelenleri "Artık Yeni Türkiye var, Eski Türkiye yook!" diyor.
Nedir "Yeni Türkiye?"
Atatürk'ün kurduğu üniter, laik, çağdaş ulus devletin yerine bir ABD Projesi durumundaki "Yeni Osmanlıcılık" çerçevesinde laiklikten, ulus devletten ve hatta demokrasiden vazgeçip yüzünü Orta Doğu'ya dönmüş Türkiye'dir. Son zamanlarda AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın Türk-Kürt-Arap vurgusu da buna yöneliktir.
Şimdi de Kılıçdaroğlu, "Türkiye Osmanlı coğrafyasında gitmek zorundadır!" diyor. " Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı," diyor.
Evet, özellikle Atatürk'ün CHP'sinin çok yönlü bir dış politikası vardı. Bu kapsamda Atatürk'ün CHP'si 1934'te Balkan ülkeleriyle Balkan Paktı, 1937'de İslam ülkeleriyle Sadabat Paktı'nı yapmış, İran'dan Afganistan'a İslam dünyası ile iyi ilişkiler kurmuştu. Doğrusu da buydu.
Ancak Kılıçdaroğlu'nun bugünkü söylemi, bugünün koşulları çerçevesinde Atatürk'ün CHP'sinin çok yönlü dış politikasının yeniden hatırlanması olarak değerlendirilemez. Bence Kılıçdaroğlu'nun bugünkü söylemi, altını çizerek vurguladığı " "Osmanlı Coğrafyası" , "Osmanlı'nın toprakları" ifadesi, CHP'yi, dış politikada iktidarla ve Cumhur ittifakıyla hizalama söylemiydi.
Görülen o ki, Kılıçdaroğlu ile CHP'nin de BOP planına, "Yeni Osmanlıcılık"a, "Yeni Türkiye" kurgusuna katılması amaçlanıyor.
Gerçek şu ki, hedef sadece CHP değil, hedef Atatürk'ün kurduğu üniter, laik Cumhuriyet'tir.
Terörist başı Öcalan, Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı'na gönderdiği mesajında hedef aldığı ulus devleti, sorunların kaynağı ilan etti.
Mesajında yine örtülü şekilde özerklik vurguları var.
Mesajında ulus devlet modelinin pazarlık unsuru yapıldığı çok net anlaşılıyor!
"Kürtler bu coğrafyaya dışarıdan göçle gelmedi, insanlık tarihi boyunca hep buradaydılar; Türklerse 1071'de gelen işgalcilerdir," deniyor. Theophanes'in Bizans kroniğinde (İS.284-813) Arap, Pers, Türk vs. her halk var, ama Kürt yok; neden acaba?
İS.494-507 yıllarına ait Süryani Mar Yeşua Vekayi'namesi, o tarihte Anadolu'nun Güneydoğusunda TAM DA BUGÜN EMPERYALİSTLER VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİNİN KÜRDİSTAN, AMED vs. DEDİKLERİ YÖREDE GEÇEN OLAYLARI anlatır. Vekayi'name'de yörede HUNLAR vardır, fakat KÜRT yoktur. Neden acaba?
Ümit Özdağ: “Yatırımlara 149 milyar TL ayırılıyor. Aynı dönemde faize ödenen para 1 trilyon 132 milyar TL.
Faize ödenen para, yatırıma ödenen paranın tam 7.5 katı.
Gel de rahmetli Erbakan hocayı anma.
Ne diyordu Erbakan hoca… ‘Sizi gidi faizciler sizi.’
Cumhuriyet tarihinin en büyük faizci hükümeti ile karşı karşıyayız.”
AYRICALIKLI YABANCI ŞİRKETLER, KAPİTÜLASYON HUKUKU, LOZAN ve YENİDEN BAĞIMLI DÜZENE DÖNÜŞ!
Türkiye'nin Lozan'da en çok uğraşmak zorunda kaldığı konuların başında Osmanlı'nın özellikle yabancı şirketlere verdiği ayrıcalıklar geliyordu.
Çünkü Osmanlı Devleti özellikle 19.yüzyılda yabancı şirketlere madenlerden demiryollarına, limanlardan elektrik, şu, havagazı, finas yatırımlarına kadar pek çok alanda çok geniş imtiyaz (ayrıcalık) tanımıştı. İmtiyazlı (ayrıcalıklı) yabancı şirketler, kapitülasyon hukukundan da yararlanarak (bu hukuk çerçevesinde Türkiye'deki yabancılar daha az vergi ödüyorlardı, kendi konsolosluk mahkemelerinde yargılanıyorlardı, yabancıların -denetlenemeyen- kendi okulları vardı vb) devletin bağımsızlığını tehdit eden yapılar haline gelmişti.
İşte Türk heyeti Lozan'da, Türkiye'deki bu ayrıcalıklı yabancı şirketlerin ayrıcalıklarına son vermek için çok mücadele etti. Şirketlerin elinde 20 ile 99 yıl arasında değişen çok avantajlı sözleşmeler vardı. Ayrıcalıklarını kaybetmeleri halinde zarar edeceklerini iler sürüyorlardı. Sonunda Türkiye Lozan'da, ayrıcalıklı yabancı şirketlere yeni ayrıcalıklar vermeyi reddetti. Türkiye Cumhuriyeti, Lozan'dan sonra, Osmanlı'nın ayrıcalıklı yabancı şirketlere teslim ettiği ulusal varlıkları; limanları, demiryollarını, madenleri, telefon, telgraf, hava gazı, şu vb. satın alıp millileştirdi. (Ayrıntı için benim "LOZAN: Onurlu Barış" kitabıma bakılabilir).
Mustafa Kemal (Atatürk), 1923'te İzmir İktisat Kongresinde yabancı sermayeye karşı olmadıklarını söylemekle birlikte "BURASINI ESİR ÜLKESİ YAPTIRMAYIZ!" diyerek de Türkiye'deki yabancı şirketlerin Türk şirketleriyle eşit koşullarda Türk kanunlarına bağlı biçimde çalışabileceklerini bildirmişti.
Lozan'da son verdiğimiz "ayrıcalıklı yabancı şirket düzenini" ve Lozan'da son verdiğimiz "kapitülasyon hukukunu" Lozan'dan 103 yıl sonra yeniden kurmak Türkiye'yi Lozan öncesindeki bağımlı düzene geri döndürmek demektir.
Görülen o ki, Başkanlık Sistemi ile uygulamada -sarayın yeniden denkleme dahil edilmesiyle, meclisin zayıflatılmasıyla ve muhalefete yönelik baskıyla, - meşrutiyet düzenine geri dönülmüşken, ekonomide de yeniden ayrıcalıklı yabancı şirketler düzeni yaratılarak adeta Cumhuriyet öncesine geri dönülüyor.