@HomendTurkiye 1-Ürünün ikinci kere bozulması karşısında beden iade talebimi kabul etmiyorsunuz.
2- Madem gönderdiniz kafanıza göre neden renk gönderiyorsunuz.(ilk aldığınız renk beyazdı cümlesini asla kabul etmiyorum)
@HomendTurkiye Bizde belki bu sefer sıkıntı olmaz diye ürünün siyahını seçtik.Fakat oda kısa sürede bozuldu.Servise gönderdik bakın siyah olanı servise gönderdik altını çiziyorum.
Doğru ve ideal olanı anlatmanın yolu bu mudur?
Birçok kadın vajinal doğumu içsel olarak ister. Ancak ya sezaryen olmak zorunda kalır, ya doktoru tarafından sezaryene yönlendirilir ya da korku ve endişelerinden dolayı sezaryeni seçer. Fakat izlediğimiz bu film, annenin korku ve endişelerini giderecek veya doktorları yönlendirecek nitelikte değildir. Aksine, korku ve paniği körükleyen, hatta tüm sorumluluğu yine anneye, kadına yükleyen görüntülerle dolu.
Bu denli önemli girişimlerin altyapıyı oluşturmadan hedeflediği yere ulaşması imkansızdır. Zira doğumlara alınmayan ebeler, normal seyrinde ilerleyen hamileliklerde bile olmadık sebeplerle anneleri sezaryene teşvik eden doktorların hikayeleri de gerçeklerimizden biridir. Bu durumla sahada mücadele eden doktorlar ve ebelerle yürütülecek bir süreç, çok daha hedefe yönelik olacaktır.
Özetle:
“BU DA KADININ SUÇU, BU DA KADININ HATASI, BU DA KADININ YANLIŞ SEÇİMİ” şeklinde yansıtılan bu kamu spotunu kalbim sıkışarak izledim. Kızımla, 20 saat doğum sancısından sonra mecburen sezaryene alınmak zorunda kaldığım bir doğum hikayemiz var. Doğduğu andan itibaren kucağımdaydı ve emmeye başladı. Elbette “vajinal doğum” yapmak ve sonrasında bu konforlu deneyimi yaşamak isterdim. (Bu arada “normal - anormal doğum” değil; tıbbi adı “vajinal doğum”dur.) Bu yazıyı, “vajinal doğumu” destekleyen biri olarak yazıyorum. Bu korku filmi niteliğindeki kamu spotu daha fazla kadını yaralamadan kaldırılmalı ve yerine hedefe yönelik, nitelikli ve nicelikli bir film çekilmelidir.
Eğitimde işler tamamen sayıya indirgenmiş durumda. Herkes bir altındaki kurum ya da kişilerden sayı istiyor. Bir proje sevdası tutturulmuş gidiyor. Nitelikleri sorgulanmıyor. Tek dert sayı.
Milli eğitim bakanı öğretmenlere "mühendisler de atanamıyor ama böyle ağlamıyorlar" demiş. Merakımdan soruyorum, insanların seçtikleri mesleği yapamadıkları için ağlamaları en doğal hakları değil mi. Sorun ağlamaları mı, yoksa atanamamaları mı
Milli Eğitim Bakanı atanamayan öğretmenlere "Mühendisler de atanamıyor ama böyle ağlamıyorlar" demiş. Sadece kötü yönetmiyorlar, kötü yönetirken üstüne alay da ediyorlar...