Görmezden gelmek saflık değil, zekadır. Her şeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi dikkate alırsan, aklını kaybedersin. Bazı şeyleri bilerek yok saymak
“Ruhunu korumaktır.” Koruyun ruhunuzu…
Hiçbir erkek için hayatını yaşamaktan vazgeçme. Sana ne yapılıyorsa aynı şekilde karşılık ver. Kızım bak. İlerle bacım ilerle. Seni su halinle bir kere isteyen ilerlemiş halinin kapısında yatar. Dünyanın en büyük gerçeği herkes mutlu, başarılı ve kendine yeten, kendini seven insan istiyor. Sen tüm varlığını başka limanlara demir atmak isteyen hovardalara adarsan başta o sana saygı duymaz. Tüm yatırımı kendine yap. Daha güzel ol, daha başarılı ol, daha çok paran olsun. Hadi bacım kendin için ayağa kalk. Hadiiii
Stop letting people consume you. They didn't call? Go to sleep. They didn't message you? Put your phone down and have a better day. They left you on read? Delete the conversation. They didn't make an effort? Match their energy. Never let your happiness depend on anyone.
Eşi calismayan arkadaşım: "keşke eşim çalışsa" diyor. Eşi çalışan arkadaşım: "kadının çalışmasının çokta bir faydası yokmuş, evde düzen yok keşke çalışmasa" diyor.
Kısaca; herkese diğerinin bahçesi daha yeşil gözüküyor. Herkes iş olarak eş olarak sahip olduğunun kıymetini bilsin. İnsan öyle bir varlık ki rahata kavuşunca zorluğu, huzura kavuşunca huzursuz günlerini, yoldasa kavuşunca yalnız günlerini çok çabuk unutur. Bu Allah'ın büyük nimeti ki güzellik gelince zorluk unutulup hoş zamanlar ağız tadıyla yaşanabilsin diye. Ama insan kıymet bilmezse emeği de umudu da hayali de ziyan olur. Neye sahipseniz onun kıymetini bilin. Kıymet bilmeyen bilmediginin yokluğu ile sinanir.
Seni inciten şey ona dert olmuyorsa o insanda anlamlı bir his aramanın, onunla bir bağ kurmanın hiçbir manası yok.
Bazı şeyler için bu kadarmış deyip usulca
yürüyüp geçeceksin.
...yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. nihayet allahtan yine allaha sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. (tevbe/118)
sırf birisini kaybetmek istemediğin için daha fazla anlayışlı ve affedici olmaya, karşındakine de hak vermeye, düzelir sanarak konuyu kapatmaya çalıştıkça, kimse seni kaybetmekten de incitmekten de korkmamaya başlıyormuş
İnsanlardan kolay kopmuyorum. Ama kopunca dönüşü olmuyor. Ben seviyorsam asla gurur yapmam. Yazarım ederim. Asla yalvarmam orası ayrı. Giderim ama kendi şartlarımla. Ama karşılık görmüyorsam ve net şekilde o kişinin sevgime layık olmadığını anladığım anda buz keserim. Karşımdaki o kadar çabalayan insanın birden buz kesmesine inanamaz. İşte en sevmediğim huyum bu. Çabam da birbirimizi sonsuza kadar kaybetmemek için. Ne yazık ki bu hataya düşmeyen olmadı..
Oralı olmamak… Şunu başarabilen bir insan sosyal ilişkilerdeki sorunların %80ini çözer. Oralı olmamak, üzerine alınmamak, odağını değiştirmek, işine bakmak, takılmaya değer bulmamak, muhataplara büyük anlamlar atfetmemek…
En zor kavşaklar, duygularla mantık arasında kalınan o dar geçitlerdir. Hayat, içimizdeki romantizm ile kaskatı realizm arasında bizi durmadan savurur. Duygular her zaman bir ihtimal ararken, mantık bütün kapıları yüzümüze kapatır.
İnsan aslında tutkularını seçip tatmin olmak ister; ancak sağlıklı bir düzen kurma uğruna en derin hislerini ve arzularını feda eder. Bu feda ediş, insanı içten içe kemiren bir sessizliğe mahkûm eder.
Tutkular genelde düzenle çeliştiği için, insan onları hep ikinci bir katmanda, gizlice yaşamak zorunda kalır. Aksi takdirde insanın en güçlü yanı olan duygularının yerini, diğer yanı olan "bilinç" gasp eder.
Bilinç hali aşırı baskın hale gelince insan huzursuzluk ve mutsuzluk batağına saplanır. Sürekli bilinç hali; acılı bir amaçsızlık ve hiçlik tuzağıdır. Aklı dinlendirmeyi başaramayan ruh, bu katılıkta nefessiz kalır.
Aklı dinlendirmenin yolu ise duyguları coşturmaktır... Bazen aidiyet, bazen acı, bazen aşk, bazen heyecan, hatta bazen günahlarla aklı dinlendirmek mümkündür. Bilinçle mücadelenin tek yolu, aklı bu duyguların kucağında uyutmaktır.
İşte bu yüzden bilinci dinlendiren o güçlü duyguları, tutkuları ve hatta duygusal acıları bize yaşatanlara kızmak şöyle dursun, onlara minnet duymak gerekir. Onlar bizi bilincin o soğuk duvarlarından çekip çıkaran rehberlerdir.
Çünkü nihayetinde hayat; acı çekmek için çok kısa, mutlu olmak içinse ne yazık ki çok yetersizdir...
allahla ilişkimi kuvvetlendiren en temel şey tattığım ilk sevgisizlikti. en yakınının bile gün sonunda olmayabileceğini kimsesizin kimsesinin allah olduğunu yüzüme tokat gibi çarpmıştı