Türk siyasal ve toplumsal kültürünün derin yapısında, yiğitlik kavramı çoğu zaman ahlaki bir erdemden çok, çıkar ilişkilerinin belirlediği bir güç ve itibar alanı olarak karşımıza çıkar. Türk halkı, tarihsel olarak kendi adına hak ve adalet mücadelesi verdiğine inandığı yiğit kişileri coşkuyla destekleyebilir; ancak aynı yiğit, toplumun kendi çıkarlarını zedelediği düşünülen bir davranışta bulunduğunda hızla hain ilan edilebilir. Bu dalgalı yaklaşım, Türk akıl ve ahlak evreninde kahramanlığın ve hainliğin etik ölçütlerle değil, çoğu zaman rant ,çıkar beklenti üçgeniyle belirlendiğini gösterir. Bu nedenle Türk tarihinde ve güncel siyasetinde, sabah kahramanlaştırılan bir kişinin akşam itibarsızlaştırıldığı örnekler oldukça yaygındır.
Bu kültürel gelgitlerin temelinde, Türk toplumunun tarihsel bilinçaltında yer alan yiğitliğin üç ana unsuru bulunur:
AT,AVRAT, SİLAH ..Bu üçlü, sadece birer nesne değil; ihtiyaç, ihtişam, ihtiras ve iktidar tutkusunu temsil eden derin sembollerdir.
At: İhtiyaç, İtibar ve İhtişam
At, geleneksel kültürde hem hareket özgürlüğünün hem de toplumsal saygınlığın sembolüydü. Günümüzde ise bunun yerini otomobil, para, mülk ve görünür statü sembolleri almıştır. At; bireyin toplumsal alandaki gücünü, zenginliğini, konumunu ve saygınlığını ifade eder. Türk toplumunda mala, arabaya, mülke duyulan yüksek hassasiyet bu kökten beslenir.
Avrat: Düzen, Güvenlik ve İmtiyaz
Avrat kavramı yalnızca kadın figürünü değil; ev, aile, düzen, güven ve namus mitolojisini temsil eder. Bu nedenle Türk toplumsal kültürü cinsellik, namus ve aile meselelerine karşı olağanüstü duyarlıdır. Avrat, at ile silahın arasında bağlayıcı bir unsur olarak görülür; çünkü hem soyun devamını hem de sosyal düzeni temsil eder. Üstelik hem ihtiyaç hem de imtiyaz duygusunu içinde barındırır.
Silah: Güç, İktidar ve İstisna Olma Hâli
Silah, Türk kültüründe otoriteyi, caydırıcılığı, şiddet tekeli üzerindeki hâkimiyeti ve siyasal gücü sembolize eder. Askerliğin kutsallığı, devlet şiddetinin meşrulaştırılması, mafya romantizmi ve güç sahiplerine duyulan hayranlık bu sembolden beslenir. Silah, bireyi hem koruyan hem de diğerlerinden ayıran bir istisna olma aracıdır.
Neden Bu Üç Unsur En Çok Çatışma Üretir?
At–avrat–silah üçlüsü, Türk toplumunda hem itibarın hem de iktidarın başlıca kaynakları olduğu için aynı zamanda en fazla çatışma üreten alanlardır.
At yüzünden mal, mülk, miras ve servet kavgaları,
Avrat yüzünden kıskançlık, namus cinayetleri ve aile içi şiddet,
Silah yüzünden güç mücadeleleri, mafyatik çatışmalar ve siyasal gerilimler
sıkça yaşanır.
Bu üç itibar kaynağından birinin eksilmesi, bireyin kültürel anlamda “yiğitlik” statüsünü zedeler. Bu nedenle hem kişisel hem toplumsal kavgaların büyük kısmı bu üçlü etrafında şekillenir.
Mafya Liderlerine ve Reis Figürlerine Duyulan Hayranlığın Kökeni
Türk toplumunun mafya liderleri, kabadayılar ve siyasal reis figürlerine karşı duyduğu ilgi ve saygı aslında bu üçlü kültürel kodun ürünüdür.
Çünkü bu figürler:
Atı (zenginlik/saygınlık),
Avratı (düzen/namus/ailenin korunması),
Silahı (güç/iktidar) aynı anda temsil eder.
Bu nedenle toplum gözünde suçlu değil, üç itibar kaynağını elinde tutan bir yiğit olarak idealize edilir.
Aslında Türk Kültüründe Yiğitlik Bir Ahlak Değil, Bir Çıkar Dengesidir
Türk toplumunda kahramanlık ve hainlik, etik kategoriler değil; çoğu zaman duygusal aidiyet ve çıkar hizalanmasıyla belirlenen geçici unvanlardır. Yiğitliğin kökeninde yer alan at–avrat–silah üçlüsü, toplumsal yapının en derin güdülerini şekillendirirken aynı zamanda en yoğun çatışmaların kaynağını oluşturur.
Bu nedenle Türk toplumsal kültüründe bir kişinin sabah kahraman, akşam hain ilan edilmesi şaşırtıcı değil; kültürel kodların doğal bir sonucudur.
#türk
#dizi
#güç
#mafya
#kadın
#namus
Çok fazla konuşulmayan bir yoksulluk türü var; yüzme bilmeden bisiklete binmeden seyahat etmeden bir dil öğrenmeden ya da bir enstrümannı çalmayı öğrenmeden büyüyen çocuklar Bu tutku eksikliğinden değil tüm enerjilerini hayatta kalma var olmaya harcadıkları için…. asgari ücretle geçinen bir ailenin çocukları sadece anne babaları gibi var olma çabasına çoğu zaman devam etmek zorunluluğun da yaşarlar….
500 bin kişi içinden bir günah keçisi var kimbilir daha kaç kişi vardır buz dağının görünen kısmı mı bir de görünmeyen kısmını düşünemiyor niye bu fondan bir sürü kişi para kazandı çok büyük paralar kazanan insanlar niye açıklanmıyor da sadece bu kadının adı geçiyor çünkü bir tane günah keçisi adında toplumun önüne atıp linç edilebileceği diğerleri de gücü kadar haklılar veya gücü kadar gizller sadece iki kadının adı geçiyor ama hayret hiçbir erkeğin adı geçmiyor neden acaba acaba toplumda her zaman gücü elinde bulundurdukları için mi??? ya da günah ortakları oldukları için mi???? bu olay bir kişi ya da iki kişiyle açıklanacak bir olay değil bankacı tanıdıklarınız sorun o fonlar kimler alabiliyormuş diye onlar size daha güzel açıklar onu
Bir teorinin bilimsel olmasının ölçütü, yanlışlanabilir (falsifiye edilebilir olmasıdır.”Carl proper
Popper’ın temel fikri şuydu: Bir bilimsel iddia, onu yanlış çıkarabilecek bir gözlem veya deney tasarlanabiliyorsa bilimsel olarak sınanabilir. Bir teori ne kadar çok sınamadan geçerse geçsin, bundan “kesin olarak doğru” sonucu çıkmaz; yalnızca henüz yanlışlanmamış olur.
Erkekler trafikte en çok magandalık yapıyor onlarada patlak bir fikriniz olmalı ???elinde sopayla karşı tarafa saldırıyor erkeler şiddete daha eğilimli olduğu için ehliyet sınavı yaparken sopayla falakayla eğitim verilmeli erkeklere ne dersiniz o dilden daha çok anlıyorlar çünkü…..
Araba kullanmak için ehliyet istiyoruz; çünkü yanlış kişinin direksiyon başına geçmesi başkasının hayatını tehlikeye atabilir. Oysa çocuk sahibi olmak, başka bir insanın yalnızca hayatını değil, kişiliğini, dünyaya bakışını ve ruhsal gelişimini şekillendirme gücü verir. Buna rağmen ebeveynlik için hiçbir yeterlilik şartı aramıyoruz.Dünya tarihi erkek egemen toplumum savaşlarının tarihi ve savaşlar hiç bitmiyor o zaman şöyle diyelim mi sizin zihniyetinize göre dünyayı kadınlar yönetsin çünkü erkekler hep savaşıyor ?????? bakın doğaya erkek ve dişi hayvanlara erkekler her zaman kişilerden daha yırtıcı o zaman siz yırtıcı olduğunuz için sizi bazı şeylerden men edelim mi???
@armin_dila Meselenin diploma ve yolsuzluk olmadığını, meselenin 25 yıl sonra ilk kez AKP’yi seçimde yenen CHP’yi dizayn etme operasyonu olduğunu dışarıdan bakabilen görüyor ….mesele TOTALİTER rejime karşı olmak ….
@qujunil Siyasete atılsalar hiç yaşlanmazlar 77 yaşında bile o koltuğun verdiği güç zehirlenmesiyle hayattan kopmazlar ; ülkede görüyoruz örneklerini çokça mesele yaşanma değil güç sahibi olma meselesi güçün kadar değer ve itibar görürsünüz bizim kültürümüzde☺️
@misvakcaps Güçü kaybetmemek için akparti iktidarı bakalım daha ne kadar ileri gidicek tek dertleri ; güçü kaybetmemek ; Türkiye’de gücün kadar haklısındır çünkü güç bizim kültürümüzde güç ; herkese boyun eğdirir ve haklılık vicdandan değil güçten geliyor ….
@drmelihbulutgm1 Evet insanın yaşam hakkı olduğu kadar ölüm Hakkı’da olmalı pasif veya aktif ötenazi aktif bizim ülkemizde zorda pasif ötenazi olabilir zorla yaşatılmamalı … hastaya acı vermekten başka birşey değil zorla yaşam….
Türk insanı kendinden aşağı gördüklerine karşı tekebbür üstünlüğü benliğini kendinden üstün gördükleri karşısında acziyet üstenciliği içinde üste çıkma benliğini kullanır.. ötekine ne kadar söversek kendini de o kadar övmüş övülmüş kabul etmek için alt benliklerinin üstbenlik altında yaşadığı her ezikliği kendinden aşağı gördükleri insanların yansıtır ….@cemilebayraktr
Bakın bakalım çalışmayan kadınların eşlerinin emekli maaşlarına geçinebiliyorlar mı ??? İnsanlar akıl vermek ne kolay değil mi kadınlar çalışmasın peki bu insanlar maddi sıkıntı çektiğinde siz mi sponsor olucaksınız onlara ???? İnsanlar geçinemiyor yoksa çalışmak güzel olsaydı kimse üstüne para vermezdi emeğini üç kuşa satmazdı
….para =güç bu zamanda …..
Anatomik olan herhangi bir düzenekten daha etkili biçimde yerine getiren öldürücü alet ve silahla kendimizi donatmayı bildiğimiz en iyi tehlikeli bir türüz ;bizim biyolojik uyarlamamızın asıl yolu anatomi değil kültürdür insan toplumlarında cinsel egemenlik daha iri olan ya da doğuştan öne çıkan cins tarafından değil ama tam tersine savunma ve saldırı teknolojisini denetleyen cins tarafından kurulur toplumlar iki klasik strateji kullanarak insanları acımasız hale getiriyorlar ;bunlardan biri en acımasız kişilere besin konfor bedensel sağlığı ödüller olarak verilmiş suretiyle acımasızlığa özendirmek ötekine de en acımasız kişilere en büyük ödül ve ayrıcalıkların tanınmasıdır .
bu iki stratejiden ikincisi daha etkilidir çünkü besin konfor ve bedensel sağlıktan yoksun kalınması askeri yönden ters etkiler doğurur bir cinsiyet ötekinin üzerinde baskın olarak yetiştirilmelidir her ikisi de baskın olamaz her iki cins de zalimleştirmek cinsler arasında gerçek bir savaşa davetiye çıkarmak olur bu ilkel çağlarda böyle başlamıştır
O günden bugüne dünya tarihe baktığımızda kadınların kadınlara savaştığı görülmemiştir tarih kitapları savaşçıların ticaret yolları doğal kaynaklar ucuz iş gücü ve kitlesel pazarlar üzerinde egemenlik kurmak için yürüttükleri savaşların ayrıntılarıyla doludır yani erkelerin tarihidir…
@av_06_hulya @emrullaherdinc Benimde annem ALs hastalığından vefat etti yedi sene makinelere bağlı hiç hareket etmeden yatağa bağlı yaşadı ve çok acı çekti kesinlikle insanın yaşam hakkı olduğu kadar ölüm Hakkı’da olmalı hatta bir çok ülkede ötönaziye izin verilen tek hastalıktır …
@ercanfaras kuzey Irak petrolunu ;Türkiye merkez hükümetin onayı olmadan sattığı için uluslararası Tahkim Mahkemesi Türkiye’ye haksız buldu ve Türkiye 1,5 milyar $ tazminat ödemek zorunda kaldı (2023)
Bundan hiç bahsetmiyorsunuz biz bahsedelim vatandaş olarak bilmeyenleri uyaralım….
İtalyanlar Romadaki kolezyumdan utanırlar ve gece ışıklandırmazlar sadece iki kez ışıklandırdılar birincisi Mandela hapisten çıktığında ikinci ise Türkiye Abdullah öçalanı asmıcağını açıkladıktan sonra ne yazıkki onlarda tarihlerinde kolezyumda olanlardan dolayı utanıyor yani tarihlerinden yüzleşiyorlar biz ne zaman tarihimizdeki hatalarla yüzleştik????yada ders aldık ????
Sekülerler çocuk ölümlerini umursamaz diyecek kadar vicdanını ideolojiye gömen, üstüne bir de kadın bedenini aşağılayan dil kullanan zihniyet; insanlıktan nasibini almamıştır. Çocukların ölümü sizin nefretinizin malzemesi, kadınlar sizin hakaretinizin hedefi değildir. Bu söylem yalnızca çirkin değil, ahlaken iflastır. Daha çok yol var gidilecek insanlık adına ….