@taneryildiz008 Merhaba.Annem parkinson hastası ve alzheimer başlangıcı.İlaç kullanımından kaynaklı tansiyon düşüklüğü ve baş dönmesi yaşıyor.Hastalıkları için önerebileceğiniz bir bitki var mıdır acaba?
📣🚨 KADEME İÇİN KRİTİK ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI TEMASI 🚨
📅 20.08.2026 - Perşembe
⏰ 22.00
🎙️ EMADDER X Sohbet Odası
Bugün kademeli emeklilik dosyamız T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığındaydı.
8 Eylül 1999 sonrası yaşanan adaletsizlik, çözüm önerimiz ve milyonların beklentisi Bakan Yardımcısı Sayın Ahmet Aydın’a doğrudan aktarıldı.
Genel Başkanımız Mihriban Uğurlu ve Yönetim Kurulumuz bu akşam görüşmenin detaylarını anlatıyor.
X, Instagram, Facebook, YouTube, TikTok ve Telegram’daki tüm mücadele arkadaşlarımızı bekliyoruz.
Bu önemli buluşmayı kaçırmayın.
@EmadDernegi@EMADDER_KADEME
#KademeliEmeklilik
#EmekçiyeKademeŞart
Aşağıda gördüğünüz fotoğraftaki barakada yaşayan, okuma yazma bilmeyen, geçimini kağıt toplayıcılığıyla sağlayan ve derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren bir yalnız anneye uzun bir süre önce Tom Bank Hadi @tombankhadi kartı veriliyor. Kart limiti 5 bin TL.
O da bu kartla A101'den gıda alışverişi yapıyor. Ancak borcunu nereye ve nasıl ödeyeceğini bilmiyor, kendisine yeterli bilgilendirme yapılmıyor. Borç büyüyor ve bunu dün sosyal yardım ödemesinin hesabına yatmadığını görünce öğreniyor. Çünkü sosyal yardımına, icra nedeniyle el konulmuş. (bloke durumda) Başlangıçta 5.000 TL olan borç bugün 65.135 TL'ye ulaşmış. Böyle bir parası olmadığı gibi, yatan sosyal yardımına da siz el koyuyorsunuz, çekemiyor. Şimdi soruyorum size @tombankhadi derin yoksulluk içinde yaşayan kişilerin kredi ve benzeri finansal ürünlere erişim süreçlerinde nasıl bilgilendirme ve izleme yapılıyor. Şimdi bu dosyayı incelemenizi, borcun bu seviyeye nasıl ulaştığını açıklığa kavuşturmanızı ve mağduriyetin giderilmesi için gerekli adımları atmanızı bekliyoruz @tombankhadi iletişim istersiniz verebilirim.
Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
Bursa’da yaşanan bu olay, sıradan geçiştirilecek gibi değil.
Bir vatandaş kendi dükkanında Ahmet Kaya şarkısı çaldığı için açıkça tehdit ediliyor. Saldırgan suçunu kameraya çekip sosyal medyada rahatlıkla paylaşıyor.
Bizi asıl endişelendiren bu saldırganın kendisi değil, onu cesaretlendiren cezasızlık algısıdır. Bunun önlemi alınmazsa çok daha vahim görüntüler ortaya çıkar.
Yıllardır spor üzerinden, siyaset üzerinden pohpohlanan ırkçı dilin bugün sokağa yansıdığını üzülerek görüyoruz. “Kürtçe şarkı mı açıyorsun?” sorusu, bir tehdit cümlesine dönüşüyor.
Bu saldırgan ivedilikle bulunmalı ve cezalandırılmalıdır. Aksi halde yarın 10 kişi daha aynı şeyi yapar.
Irkçılığa sessiz kalmak, ortak olmaktır.
18 yaşındaki bir genç kız dün akşam baygınlık geçirince annesi hastaneye götürdü. Saçları avuç avuç dökülüyor. Bakımsızlık ve yetersiz beslenme artık bedenine yansımış durumda. Doktor "İyi koşullarda bakılması gerekiyor, durumu kötü" diyor, yapılan testlerin sonuçları 15 gün sonra çıkacak. Verem olma ihtimali yüksekmiş.
Yaşadıkları ev farelerin cirit attığı, bir ailenin yaşamaması gereken bir yer. Başka bir eve taşınma ihtimalleri yok, günlük işlerle geçiniyorlar ve bu evin kirasını da güçlükle ödeyebiliyorlar. Ev sahibinin aileyi çıkarmasını şimdilik durdurabildik. Günlerdir buraya yazmamak için bu durumu ilgili devlet ve yerel kamu kurumlarına anlattım. Şimdi gerçekten bu evin önüne gidip çığlık atmadan önce, evin çatısını onarın, etrafını temizleyin. Fare deliklerini kapatın. Bu genç kızın ve bu evde yaşayan ailenin insan onuruna yakışır koşullarda yaşamasını sağlayın @Cekmekoybeltr@tcailesosyal #YoksullukİnsanHaklarıİhlalidir
“Kürdüm” demekten çekinen insanların olduğu bir ülkede, Kürt nüfusunu yalnızca kendisini açıkça ifade edenlerin sayısıyla ölçmek yanıltıcıdır.
Yıllarca “Kürt kökenliyim”, “Kürt asıllıyım”, “Ailemde Kürt var”, “Kürt olduğum söyleniyor ama Kürt değilim” gibi cümleleri duyduk. Bu ifadelerin her biri aslında bir toplumsal baskının, bir mesafenin ve bazen de bir korkunun izlerini taşır.
Hayatım boyunca kimliğimi saklama ihtiyacı duymadım. Bana sorulduğunda her zaman Kürt olduğumu söyledim ve dünya da beni böyle tanıdı.
Ne var ki bu coğrafyada uzun yıllar boyunca birçok insan kimliğini doğrudan ifade etmek yerine “kökenli”, “asıllı” ya da benzeri dolaylı tanımlara sığınmak zorunda kaldı. Bunun nedeni çoğu zaman kimliğinden utanmak değil; egemen olana daha yakın görünme arzusu, dışlanma korkusu ya da sahip olduğu konumu kaybetme endişesiydi.
Bir insanın kimliğini dolaylı cümlelerle anlatmak zorunda kalması, o toplumun hâlâ tam anlamıyla eşit ve özgür olmadığını gösterir.
Kürtler bu coğrafyanın en eski halklarından biridir. Diliyle, kültürüyle, hafızasıyla ve emeğiyle bu ülkenin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir kimliği yok saymak, onu aşağılamak, mizahın malzemesi yapmak ya da sürekli savunmak zorunda bırakmak hiçbir sorunu çözmez.
Oysa insan; doğacağı coğrafyayı, annesinin dilini, ailesini, etnik kökenini ya da inancını seçmez. Bunlar bir üstünlük ya da eksiklik nedeni değildir. İnsan ancak hayatı boyunca yaptığı tercihler, ürettiği değerler ve ortaya koyduğu ahlaki duruşla kendini tanımlar.
Hiçbir kimlik diğerinden üstün değildir. Üstün olan şey; farklılıklarla birlikte yaşayabilme olgunluğu, başkasının varlığına saygı gösterebilme erdemidir.
Tarih bize şunu gösteriyor: Kimlikler baskıyla ortadan kalkmaz; yalnızca yaralanır. Yasaklar, inkâr politikaları ve ötekileştirme, insanların kimliklerinden vazgeçmesine değil, o kimliğin etrafında daha güçlü bir dayanışma geliştirmesine yol açar.
Kürt meselesinin özü de tam burada yatıyor. Bir toplumu sürekli “öteki” olarak tanımlarsanız, yalnızca o toplumu değil, ortak geleceği de zedelersiniz. Çünkü eşit yurttaşlık, insanların kim olduklarını korkmadan söyleyebildikleri yerde başlar.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, kimliklerden korkmak değil; onları saygıyla kabul etmektir. Bir toplumun barışı da, demokrasisi de, ortak geleceği de ancak bu zeminde kurulabilir. Çünkü özgürlük, insanın kim olduğunu korkmadan söyleyebilmesidir.
IRKÇILIK VE KADIN DÜŞMANLIĞI MİZAH DEĞİLDİR
Rahmi Koç tarafından bir hastane açılışında dile getirilen ve kamuoyuna yansıyan ifadeler; kadınları ve Kürtleri aşağılayan, ayrımcı kalıp yargıları yeniden üreten niteliktedir.
Kadın düşmanlığının ve ırkçılığın "mizah" adı altında meşrulaştırılmasını kabul etmiyoruz. Özellikle Kürt kadınlarını hedef alan bu söylemler, toplumdaki eşitsizlikleri ve ayrımcılığı yeniden üretmektedir.
Toplumsal etkisi yüksek kişilerin kullandıkları dil konusunda sorumluluk taşıdıklarını hatırlatıyor; insan onuruna, eşitliğe ve ayrımcılık yasağına aykırı bu ifadeleri kınıyoruz.
İSTANBUL BAROSU
Ablam Tuğba 500 ( BEŞ YÜZ) gün önce 29 Ekim 2024'te gece 2'de balkondan düşerek hayatını kaybetti.
Sanık eşiyle Çanakkale'deki evinde yalnızdı.
Ablam öylesine bir günde düşmedi. Eşiyle 2 saatlik kanlı bir boğuşmanın hemen ardından düştü.
Profesör olan sanık eşi 17 yıldır ailemizin içindeydi ve ablam düştüğü gün bizimle direkt bağlantısını kesti.
Mahkemeler eşe karşı kasten öldürme yerine intihara yönlendirme olarak devam etti.
Bir kahramanlık hikayesi anlattı ama yaşananlara uymuyordu.
5 mahkemedir adalete olan inancımız artık kalmamıştı ama 6. mahkemede savcılık olayı SONUNDA şüpheli buldu ve dosya KASTEN ÖLDÜRME'ye döndü.
SONUNDA!
500 gündür ailecek kaybımızın acısı, anlamsız gelen adalet mücadelesi derken hissizleştik iyice.
Tek istediğimiz soruların cevaplanmasıydı.
Sorularımıza cevap bulmadan bu davayı kabullenmek hiçbir ailenin kabullenemeyeceği birşey
Biz sorularımıza cevap istiyoruz. Adalet tecelli etsin istiyoruz. Fizik mühendisi ve uygun bilirkişiler Güllü olayındaki gibi sürece dahil olsun. Adalet Güllü'ye ayrı Tuğba'ya ayrı işlemesin!
YETKİLİLERE TUĞBA'NIN AİLESİ OLARAK ÇAĞRIMIZDIR!
Bu kişi üniversitede profesör ve gençlere eğitim veriyor. Eşe karşı kasten öldürme ile yargılanan biri açığa alınmalı. Bu durumun psikolojisini bile ifade edebilmek normal değil.
500 gün oldu. Öğrencilere de üzülüyoruz. Biz de üniversite öğrencisi olduk. Bu normal bir durum değil.
Nur Sena Düzgün olayında Dicle Üniversitesi etik değerlerimiz diyerek gerekeni yapmıştı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'ni de gereğini yapmaya davet ediyoruz!
Tek isteğimiz tüm şüphelerin giderilmesi ve adaletin tecelli etmesi!
SESİMİZİ DUYUN!
#TuğbaYavaşİçinAdalet #Düşersemİnanma
@tcailesosyal@yilmaztunc@MahinurOzdemir@EmineErdogan@erolozvar@YuksekogretimK@esik_platform@AsuKaya80TBMM@AylinNazliaka@Canakkalebarosu@alimahir@GiderAyhan@turanbulent@fidanataselim@gulbenergen@PuCCaa@sokakkedisitv@AvTurkanKara@comugazete@ComezTurhan@onsekizmartuni@kampusfmcomu@oncecocukkadin@bpthaber@ajans_muhbir@abakingurlek
Çok önemli bir uyarıda bulunacağım.
Somut örnekleriyle güvenilir bir kaynağımdan duydum. Barlarda ve bazı eğlence mekanlarında içeceğe bir uyuşturucu damlatılıyor. 10-15 dakika sonra refleksleriniz yavaşlıyor, ve bilinciniz kayboluyor. Kendinizi iğrenç bir otelde buluyorsunuz.
İfşamdır;
Bir yılı geçkin bir süredir oturmakta olduğum Caferli Köyü’ndeki evime komşu olan Asrav Sitesi sakini Bülent Karakoç isimli Hollanda’da mukim yazlıkçının psikolojik ve fiziksel tacizine uğramaktayım.Çevredeki üç sitenin sakinleri bu durumu bilmektedir.Bir ay önce almış
Başta eşim Eylem Akınhay olmakla birlikte ben Osman Akınhay ve kızım Asyak Akınhay’ın başına bir şey geldiği noktada sorumlusu ısrarlı tacizine ve tehditlerine maruz kaldığımız BÜLENT KARAKOÇ’tur. Kadın örgütleri başta olmak üzere herkesten yardım ve destek rica ediyoruz.