Kalp çocuk gibidir, onu neye alıştırırsan onun için ağlar. Dünyaysa dünya, ahiret ise ahiret için ağlar.
(Seyyid Muhammed Sâkî Elhüseyni [kuddise sırruhû])
Serhend Takvim
Vefat eden bir Müslümanın ardından “toprağı bol olsun”
veya “ışıklar içinde uyusun” denmez.
Çünkü biz ölümü bir yok oluş ya da sonsuz bir uyku olarak görmeyiz. Bizim dilimiz dua dilidir.
Bu yüzden şöyle deriz:
“Allah rahmet eylesin.”
“Allah mağfiret eylesin.”
“Kabri nur dolsun.”
Peki “Toprağı Bol Olsun” Nereden Geliyor?
Bu ifade ahiret inancından değil, antik pagan (Roma/Yunan) geleneklerinden gelir.
Hayvanlardan Koruma: Antik çağda sığ mezarlardaki cesetleri vahşi hayvanlar çıkarmasın diye mezara bol toprak yığılırdı.
Hortlama Korkusu: Yeterince toprakla örtülmeyen ölülerin ruhlarının huzursuz olup yaşayanlara musallat olacağına inanılırdı.
Yani bu söz ahirete değil, tamamen toprağa ve cesede odaklı antik bir temennidir.
“Işıklar İçinde Uyusun” Nereden Geliyor?
Bu ifade de pagan ve seküler Batı kültürünün bir yansımasıdır.
Peki Kökeni nerden geliyor ?
Pagan inanışında alt dünya (Hades) karanlıktır; sadece seçkinler aydınlık diyarlara giderdi.
"Uyusun" kelimesi ölümü eylemsiz bir yok oluş gibi görür.
Oysa İslâm'da ölüm uyku değil, berzah hayatı ve hesabın başlangıcıdır.
Bu cümlede Allah’a bir yakarış yoktur. Müslüman ise pasif temenni yapmaz, doğrudan Allah’a yönelip “Allah rahmet eylesin, mağfiret eylesin, kabrini nur eylesin” gibi ahirete yönelik dualar eder.
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
(Tevbe Sûresi 9/128)
Serhend Takvim
Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] sünnetini takip etmekten başka Allah Teâlâ’ya giden hiçbir yol yoktur.
(Seyyid Muhammed Sâkî Elhüseyni [kuddise sırruhû])
Serhend Takvim
Sapla saman birbirine karışmasın!
Hayra çağırmak, Kur’an’a hizmet etmek, gariplere yardım etmek, yanlış yolda olanları düzeltmek islamî ve insanî vazifelerdir. Bu iyilikler organize olarak yapıldığında cemaatler ortaya çıkar.
Vatanın, milletin faydasına çalışırlar.
Yönetim kadrolarının hataları varsa devlet gereğini yapar.
Ancak bu soruşturmaları bahane ederek cemaatlerin masum mensuplarına ve umumen Müslümanlara haksız bir şekilde hücum etmek Din düşmanlığıdır. Başka cemaatlere de operasyon daveti yapmak ise toplum huzuruna suikast yapmaktır. İnsanları iyilikten men etmektir. Onları töhmet altında bırakmak adiliğin zirvesidir.
Allah, bu profesyonel kötülük komitelerinin ve kalemşörlerinin şerlerinden Müslüman halkımızı muhafaza eylesin. Amin!
Sudan'da binlerce aile, hayata tutunmaya çalışıyor. Bugün Sudan'daki kardeşlerimizi hatırlayalım.
🌐 Savaş Acil Yardım: https://t.co/qaPKnU87a9
#nezireurope#handofhope
Gavs-ı Sânî Hazretleri (k.s.) her zaman niyet üzerine sohbet eder, “Sürekli niyetinizi kontrol edin. Biz odadan odaya geçerken dahi kontrol ediyoruz.” derdi.
İnsanın herhalde niyetini kontrol etmeye en muhtaç olduğu yerlerden biri de sosyal medya.
“Niyet ettim Allah için paylaşım yapmaya…”
Niyet, amelin ruhudur.
Bir şey yazmadan önce sor:
“Allah bundan razı olur mu?”
Bir şeyi beğenmeden önce:
“Bunu Allah için mi beğeniyorum?”
Öncelikle bir Müslüman, başında besmele çekemeyeceği bir paylaşımı yapmamalı, bir şeyi beğenmemeli.
Paylaştığı, beğendiği her gönderiyi Yüce Allah’ın gördüğünü ve meleklerin kayıt altına aldığını unutmamalı.
Şimdi şöyle bir durup kalbimizi dinleyelim.
Gerçekten O’nun rızası için mi paylaşıyorsun?
Yoksa Allah’ı anlatmayı, kendi benliğini parlatmanın bir kılıfı mı yaptın?
Nefis öyle sinsi bir sanatkârdır ki;
riyayı dava,
gösterişi tebliğ,
alkışı ise hizmet diye önüne serer.
Dil Rabbini anarken, kalp sinsice kendi payını devşirebilir.
Şimdi niyetimizi kontrol edelim:
Bu hakikati kimsenin görmeyeceği, alkışlamayacağı ve beğenmeyeceği bir kuytuda da aynı iştiyakla söyler miydin?
Unutmayalım:
Allah rızası ortaklık kabul etmez.
Ameli gösterişten ayıran şey, altındaki niyet harcıdır.
Süfyân-ı Sevrî’nin dediği gibi:
“Niyetimi tedavi etmekten daha zor bir şeyle karşılaşmadım, çünkü o sürekli değişir.”
Klavyeye dokunmadan önce niyetimizi doğrultalım, kalbimizi yoklayalım.
Unutmayalım ki asıl edep;
ekranın ışığı yüzüne vururken, Allah’ın seni gördüğünü bir an olsun unutmamaktır.
🔴Menzil'de bulunan Şeyh Saki Hazretleri'ne bağlı Nezir derneği'nin Filistin ve Gazze halkı için yapmış oldukları yardimlar.
Tarikatlar ne iş yapar diyenlere bunu okutun.
Bugüne kadar gerçekleştirilen yardım faaliyetleriyle 3 milyon Filistinli'ye ulaşıldı.
Gerçekleştirilen yardımların dağılımı şöyle:
300.000 kilogram gıda malzemesi,
225.000 adet gıda kolisi,
4.175.000 litre içme suyu,
600.000 kişilik sıcak yemek,
68.700 adet çocuk kıyafeti,
165 kişiye fitre yardımı ile Yürütülen tüm bu yardım çalışmaları toplam 330 milyon TL’yi aştı.