İzmir Marşı ile kendince dalga geçen AKP İstanbul milletvekili yücel arzen hacıoğulları meğerse zamanında fetönün düzenlediği Türkçe olimpiyatlarında orkestra yönetiyormuş ! Ayrıca yetmedi SamanyoluTVde yayınlanan bazı dizi ve yapımların da müziklerini yapıyormuş !Şaşırdınız mı ?
Gladyo tarafından Fetö'ye şehit ettirilen rahmetli Aytunç Altındal:
1- kürdüm diyor , kahrolsun TC diyor o zaman arkadaş ver TC kimliğini ve Pasaportunu hadi defol git diyeceksin
2- Devlet olarak ben zorlamıyorum sen kabul etmiyorsan defolup gideceksin
Not: Çok büyük adamdı🤲
Asırlardır atalarımızdan bizlere emanet kalan Türkçemizi yaşatmak, tarihimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır.
Türk Dil Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
“Türkçeyi öğreniniz “
Kaşgarlı Mahmud 🇹🇷
TBMM'nin ek hizmet binalarındaki 48 tuvaletin tadilat ve onarımı için 29.419.000 TL'lik sözleşme imzalandı.
— Tuvalet başı maliyeti: 612.895 TL (Birgün)
İYİ Parti Genelbaşkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu:
"O dağlarda Kürt çocukları değil, vatana ihanet eden bölücü kansızlar öldü.
O dağları savunmak için de Türk askerleri şehit oldu .
Burası Türk yurdu bende Türküm.
O dağların her yerine “Vatan sana canım feda” yazacağız."
Düşünsene akpartinin apo için imralı adasında yaptırdığı dubleks villanın inşaatında çalışıyorsun…
Aaa bi dk… vergi veren herkes bunları finanse ediyor zaten.
Apo havuzuna cup diye atlayacak suyunu da ayağında don olmayan biz ödeyeceğiz.
Daha önce öldürsün diye çocuklarımızı askere gönderdiğimiz kişinin villasının parasını da ödüyoruz ve kötü olan da biziz. Irkçıymışız. Nasıl dönüp dolaşıp biz suçlu olduk inanılmaz.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na Çağrımızdır:
Suriye Türkmenlerinin dil,kimlik ve kültürel haklarının korunması konusunda gerekli diplomatik girişimlerin kararlılıkla yürütülmesini talep ediyoruz
Türkmenlerin haklarını savunun, sesimize kulak verin bize sahip Çıkın
Türkiye Cumhuriyeti'nde hiç kimse, hangi suçtan hüküm giymiş olursa olsun, kanunun öngördüğünden daha ağır bir muameleye tabi tutulamaz.
Ancak aynı ilke, kanunun öngördüğünden daha hafif, daha ayrıcalıklı bir rejimin de keyfi biçimde uygulanamayacağı anlamına gelir.
Çünkü infaz hukuku, kişiye değil, kanuna göre işler.
TCK ve 5275 sayılı Kanun hükümleri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl infaz edileceğini tek tek, saymıştır.
Bu hükümler, ölüm cezası yerine ikame edilmiş en ağır cezanın, kanun koyucunun iradesiyle çizilmiş sınırlarıdır.
Bu sınırların dışına çıkmak, hangi gerekçeyle sunulursa sunulsun, kanunsuz infaz anlamına gelir.
Bahçeli'nin tarif ettiği, bahçeli, iki katlı, ofis ve yaşam alanı ayrımı yapılmış, akrabaların yerleşebileceği bir konut, bu maddelerin hiçbirinde karşılığı olmayan bir uygulamadır.
Hükümlüyle birlikte, süresiz biçimde aynı çatı altında yaşanması, kanunun tanımladığı ziyaret rejiminin ötesine geçer.
Bu ortak ikamettir ve infaz hukukunda buna cevaz veren tek bir hüküm yoktur.
Haberin en çarpıcı ve daha da vahim kısmı, inşa edilen evin ötesinde bu evde yaşamayı kimin hangi şarta bağladığıdır.
Bahçeli'nin anlatımına göre şartı koyan terör hükümlüsüdür. Adama zaten hukuki dayanağı olmayan bir konfor alanı sunuluyor ama o bunu dahi yetersiz bulup "Çerçeve Yasası'nın kurulları işlemeye başlasın, ben o kurullarda görev almaya başlayayım, ondan sonra eve geçerim" diyerek devlete karşı statü pazarlığı yürütüyor.
Bir hükümlünün, resmî kurullarda görev yapması, infaz mevzuatının ruhuyla zaten açıkça çelişir.
Böyle bir görev verilmesi hukuken mümkün değildir. İkincisi ve daha da vahim olanı, bir hükümlünün, kendisine tanınan imkânı bile beğenmeyip, resmî bir statü elde edene kadar devletin teklifini askıya alması, akılla açıklanabilir bir durum değildir.
Normal şartlarda infaz rejimini, devlet belirler. Burada ise hükümlü, belirleyen taraf konumuna geçmiştir.
Bir terör hükümlüsünün, devletin kendisine sunduğu imkânı reddedip karşılığında resmî statü talep edebilmesi ve bunun kamuoyuna bir siyasetçi tarafından, gayet sakin bir üslupla aktarılabilmesi, infaz hukukunun değil, bir pazarlık masasının kurallarının işlediğini göstermektedir.
Sorulması gereken soru artık "bu ev hangi kanuna dayanıyor" sorusunun ötesine geçmiştir. Soru şu:
Bir hükümlü, devletin kendisine nasıl davranacağını belirleyebiliyorsa, hukuktan geriye ne kalmıştır, devletten geriye ne kalmıştır?
📌İhanet sürecinin başından beri Korucular DEM PARTİ'nin hedefindeydi.
Silah bıraksınlar çobanlık yapsınlar vb. En son devletin kurucuların silahlarını toplamasını istediler.
Şimdi dağdan inenler korucuları avlamaya başlamış. Haberin altındaki yorum da Bakış açısını gösteriyor.
Dağda pusuda başa çıkamadıkları kahraman korucularımızı şehirlerde ilçelerde kahpece katledecekler...
#HainsizTürkiye #Salı