Bu görsel yapay zekâ ile hazırlanmamıştır!
Bu fotoğraf bugün Mersin'de çekilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde terör elebaşına özgürlük mitingi düzenlenmiş, 50.000 insanımızın katilinin posterleri taşınmıştır.
Saraçhane'de eylemcileri tekmeleyenler, Ankara'da madencilere biber gazı sıkanlar, öğretmenleri yerlerde sürükleyenler nerdesiniz?
Buna izin veren, göz yuman herkes vatan hainidir.
İlahiyatçı Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır'dan Nisa Suresi 34. ayetteki "kadınları dövün" meali üzerine ezber bozan açıklama:
🔶 Elbette ki Allah-u Teala kadınların dövülmesini asla emretmez.
🔶 Ama geleneksel olarak bütün tefsir meallerde, hangisine bakarsanız bakın, Nisa suresi 34. ayette kadınların dövülmesinin emredildiği konusunda ittifak vardır.
🔶 Mesela şimdi önümde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın meali var.
🔶 "Başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin."
🔶 Burada nüşuz kelimesini başkaldırma olarak anlamlandırıyor.
🔶 "Onları yataklarında yalnız bırakın, onları dövün."
🔶 "Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın."
🔶 Şimdi Allah'ın kitabında böyle bir şey olur mu?
🔶 Tabii ki olmayacağını izleyicilerimiz görmeliler.
🔶 Şimdi burada nüşuz kelimesi, başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin.
🔶 Şimdi Kur'an-ı Kerim'in bir özelliği vardır.
🔶 Allah-u Teala ayetleri birbirleriyle açıklar.
🔶 Yani her bir ayetin bir benzeri ayet mutlaka vardır.
🔶 Yani Allah-u Teala Kur'an'ı açıklama yetkisini Resulullah dahil hiçbir alime vermemiş, kendi açıklamıştır.
🔶 Şimdi bakın Mücadele Suresi'nin 11. ayetinde Allah nüşuz kelimesini hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamaya imkan veriyor.
🔶 Şimdi 11. ayetinde mesela diyor ki: "Ey iman edenler! Size, 'Meclislerde yer açın' denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin."
🔶 Mesela oturuyorsun, yer açın, yeni gelenler var, orada otursunlar.
🔶 "Size, 'Kalkın' denildiği zaman da kalkın ki, Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin."
🔶 Yani şimdi toplantı bitti, arkadaşlar kalkın.
🔶 Kalkın ne demektir?
🔶 Ayakta durun değil, kalkın gidin demektir.
🔶 Bu kalkın ifadesi hangi kelimeyle ifade edilmiş?
🔶 Ünşüzü, nüşuz edin.
🔶 Peki nüşuz başkaldırmaysa, "Ey millet başkaldırın" mı demiş olacak?
🔶 Böyle bir mana olur mu?
🔶 Aynı mealde, aynı kelimeye verdikleri birbirine zıt anlamları görüyor musunuz?
🔶 Kadın kocasının kendisine başkaldırmasından korkarsa...
🔶 Erkek karısının başkaldırmasından korkarsa...
🔶 Kardeşim ne diyor burada bakın, ünşüzü, nüşuz edin.
🔶 Yani kalkın.
🔶 Ne yapacak kalkıp, gidecek.
🔶 Doğru mana bu.
Bir pervasızlık, bir aymazlık bir iş bilmezlik örneği Kocaeli- Körfez ilçesinde Yarımca Anadolu Lisesinde bir müdür yardımcısı.
Daha altı gün önce doğum yapmış psikolojik danışman arkadaşı sistem üzerinden alınabilecek evraklar için "sen gelip vereceksin" diye öğretmeni tutanak tutmakla tehdit ediyor. Öğretmen temsilcimizle okula gidiyor. Müdür yardımcısının hadsiz tavırları, okul müdürünün işbilmezliği ile sessiz kalması yüzünden yeni doğum yapmış öğretmenimiz orada sinir krizi geçiriyor.
İnsanlıktan nasibinizi almadınız mı? İstediğiniz evrakları sistem üzerinden alabiliyorsunuz, hadi alınmıyor diyelim. Doğum yapalı daha bir hafta olmamış kadın öğretmeni okula getirtip üzerine bir de hadsizlik yapmak nedir?
Okul müdürü, iş bilmiyorsan bırak git, müdür yardımcın gözünün önünde hadsizlik yapacak, öğretmenin sinir krizi geçirecek sen de öylece izledin mi?
Bu yaşanan açıkça mobbingtir, yönetim krizidir. Okulun Müdürü ve müdür yardımcısı tüm yaşananlardan sorumludur.
Bu işin peşini bırakmayacağız. Bizzat takip edeceğim. Kocaeli Şubemiz hukuki desteği sağlayacak gerekli işlemleri başlatacağız. Okul yönetimleri kimsenin egosunu tatmin yeri değildir. Yaşananlar gösterdi ki bu işi bilmiyorsunuz, yapamıyorsunuz, üstelik eziyet de ediyorsunuz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@kocaelivaliligi@valiilhamiaktas@memkocaeli@emrullahaydin25@Krfz_Kymkmligi@ugurkalkar@KorfezIlceMem@SergulenKurt
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ ve yönetimi Kayseri ziyaretlerinde sendikamızı ziyaret etti. Eğitim ve Eğitimcilerin sorunları ile ilgili sohbet ettik nazik ziyaretleri için teşekkür ederiz.
@leventkuruoglu@umitozdag@HurSenGenelMerk@fatiheryilmaz0
Zafer Partisi olarak Kayseri programımız kapsamında Hürriyetçi Eğitim Sendikası Kayseri Şube Başkanı Sayın Murat Afşar ve değerli üyelerini ziyaret ettik.
Eğitim başta olmak üzere ülkemizin pek çok sorunu hakkında önemli fikir alışverişinde bulunduk.
Misafirperverlikleri için Sayın Murat Afşar ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası üyelerine teşekkür ederim.
Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlerimize sağladığı online seminer kolaylığına rağmen, Kayseri’de bazı il ve ilçe müdürlüklerince 29-30 Haziran tarihlerine yüz yüze kurul toplantıları planlanması mağduriyete neden olmaktadır. Sayın Valimiz ve yetkililerimizden, toplantıların 26 Haziran öncesine alınarak veya kalanların online yapılması suretiyle öğretmenlerimizin mağduriyetinin giderilmesini bekliyoruz.
@kayserivaliligi@kayseriilmem@Yusuf__Tekin@mebpgm@mebpersonel
“Toplantı, son anda iptal edildi.
Bakanlık gerekçe olarak “patronları masaya oturmaya ikna edemiyorum” dedi.
Şimdi öğretmenler diyor ki ey Milli Eğitim Bakanı, sen daha üç tane patronu bir masaya oturtamıyorsun, sen öğretmenini 20 bin TL, 25 bin TL’lik maaşlarla çalışmaktan kurtaramıyorun, ne diye o koltukta oturuyorsun?”
Mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenlerinin Ankara’da haklarını aramak için açlık grevi yapmak zorunda bırakılması devlet yöneticilerimiz için utanç vercidir.
Mağduriyetlerinin giderilmesi, haklarının teslim edilmesi ve insanca yaşam taleplerinin karşılanması için gerekli adımların atılması gerekirken, kolluk kuvvetleri marifetiyle baskı altına alınmaya çalışılmaları kabul edilemez.
Sorunları dile getirenleri susturmak değil, taleplerini dinlemek ve adil çözümler üretmek hukuk devletinin gereğidir. Öğretmenlerin sesi duyulmalı, yaşanan mağduriyetler bir an önce giderilmelidir.
Millî Eğitim Bakanlığımız, öğretmenlerimizin ailelerine ve memleketlerine bir an önce kavuşabilmeleri için yıl sonu seminerlerini çevrim içi yapma kararı almıştır. Ancak bazı il, ilçe ve okul yöneticilerinin 29-30 Haziran tarihlerine zümre ve kurul toplantıları koyması, Bakanlığın sağladığı kolaylığı fiilen ortadan kaldırmaktadır.
Bu hafta yapılabilecek toplantılar bugünden yapılmalı, zorunlu olanlar ise çevrim içi gerçekleştirilmelidir. Öğretmenlerimizin ailelerinden ve çocuklarından çalınacak iki günün hiçbir gerekçesi olamaz. Bakanlığın ruhuna aykırı bu uygulamalardan vazgeçilmelidir.
@mebpersonel@Yusuf__Tekin@CoskunESEN57@MelikgaziMEM@TalasMEM@leventkuruoglu@SELAHATTNGURSES@HurEgitimSen
2026 yılı mazerete bağlı yer değiştirme duyurusu, “Aile Yılı” söylemiyle pek örtüşmedi; binlerce öğretmen yine ailesinden ayrı kaldı.
Bakanlık, sahadan gelen haklı talepleri yeterince dikkate almadı. Özellikle üç yıllık fiilî hizmetini tamamlayan 2023 Eylül atamalı sözleşmeli öğretmenlerin kapsam dışında bırakılması, yeni mağduriyetlere yol açtı.
Aile bütünlüğünü korumak devletin anayasal sorumluluğudur. Sözleşmeli Öğretmenlerin ailelerinden uzak kalmasına neden olan bu uygulama kabul edilemez. Millî Eğitim Bakanlığı’nı gerekli düzenlemeleri yaparak öğretmenlerimizi ailelerine kavuşturmaya çağırıyoruz. A
@meb@Yusuf__Tekin@kayserimem@ulubasoglu
Planına Hayran olduğum MEB
Haftalarca süren yüz yüze eğitimlerle yöneticilerimiz ciddi bir zaman ve emek yükü altına sokulmuş, devamsızlığın dahi minimum seviyede olduğu bu süreç büyük fedakârlıklarla tamamlanmıştır.Ancak daha sonra yayımlanan yazıyla, çeşitli mazeretlerle eğitime katılamayanlar için yalnızca birkaç gün süren çevrim içi telafi eğitimi düzenlenmesi, "Madem bu eğitim uzaktan ve kısa sürede telafi edilebiliyordu, yöneticiler neden haftalar boyunca yoğun bir programa tabi tutuldu?" sorusunu haklı olarak gündeme getirmiştir.
Eğitimde esas olan, yöneticileri gereksiz yere yormak değil; adalet, eşitlik ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda planlama yapmaktır. Aynı sonuca ulaşılabiliyorsa, yöneticilerin zamanını ve emeğini israf eden uygulamaların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Yöneticilerimiz, fedakârlıklarının karşılığında çifte standart değil, öngörülebilir ve hakkaniyetli uygulamalar beklemektedir.
ÖĞRETMEN YER DEĞİŞTİRMELERİ TIKANMIŞTIR
Günübirlik, palyatif ve pansuman çözümlerle; aslında veriliyormuş gibi yapılan ancak yeterli kontenjan açılmadan duyurulan yer değiştirme işlemleri nedeniyle öğretmen yer değiştirme sistemi tıkanmıştır. Öğretmenlere başvuru hakkı verilmiş, ancak bu hakkın kullanılabileceği boş kontenjanlar açılmamıştır.
Öncelikle mazeret grubu yer değiştirmelerinde hem il içinde hem de il dışında öğretmenlere yeterli tercih hakkı tanınmamaktadır.
Öğretmenler, aynı il içinde ulaşım imkânı ve coğrafi bütünlüğü bulunmayan, birbirinden yüzlerce kilometre uzak ilçelerde; il dışında ise binlerce kilometre uzak illerde çalışmaya mahkûm edilmekte, böylece öğretmenlerin aile bütünlüğü bozulmaktadır.
Aynı il içinde taşradan merkeze öğretmenler yer değiştirememektedir. Hem il içinde hem de il dışında öğretmenlere göstermelik başvuru hakkı verilmekte, ancak bu hakkı kullanabilecekleri kontenjanlar açılmayarak yer değiştirmeleri engellenmektedir. Bu durum büyük bir haksızlığa ve adaletsizliğe yol açmaktadır.
Bunun ana nedeni, norm kadroların bilerek yanlış belirlenmesidir.
@tcmeb@Yusuf__Tekin
Apolitik olduğunu söyleyip her sohbeti dönüp dolaşıp siyasete getirenler
Bir yandan "siyasetle işimiz yok" denilirken, işler ters gidince iktidar vekillerinin elini ayağını öpüp meslekten men cezasını iptal için yalvaranlar...
Herkese bir etiket yapıştırıp aynaya bakamayanlar
insanların neden senden uzaklaştığını dürüstçe sorgulayabilmek zor olmalı
Kırk il başkanı ve üst kurul delege sinin aynı anda hatalı olması mı daha olası, yoksa bir kişinin herkesi hatalı görmesi mi?
Belki de bazı kopuşların nedeni ihanet değil,Adamlık meselesi
Sonuçta tarih, insanların ne söylediğinden çok nasıl davrandığını hatırlar."
İsminizin önündeki genel başkan VS sizi adam yapmaz adamlık bir statü değildir, bir duruş meselesidir.
Ant olsun Hürriyete
OĞUZ ÖZAT, HADİ SEN DE CANIM 😄
Daha düne kadar bordo paylaşımlar yapıp artistlik taslayarak “Maaşım 97 bin TL” diye şov yapıyordun.
Şimdi diyorsun ki:
“Benim talebimle huzur hakkı 50 bin TL’den 10 bin TL’ye düşürüldü.”
Yani sen daha düne kadar:
• 50 bin TL huzur hakkı
• 24 bin TL ek ders
• 97 bin TL maaş
Toplamda yaklaşık 171 bin TL sendikadan gelir elde ediyordun.
Sonra da çıkıp millete “90 bin TL maaş alıyorum, hodri meydan” diyordun.
Yani neredeyse kaymakamdan daha yüksek gelir elde ediyorsun.
Cin olmadan adam çarpmaya çalışıyorsun.
Bir de bunun; sendika üzerinden yiyip içtiklerin, gezdiklerin, konaklamaların hariç kısmı var.
Şimdi huzur hakkını kendi talebiyle 10 bine düşürmüş…
Gerçeklerin ortaya çıkmasından korktum diyemiyor da “Kendi talebimle düşürdüm” diyor. ( İç çatışmalar başlayınca hemen huzur hakkını düşürmüş beyefendi )
Şu an bile maaşın yaklaşık 131 bin TL.
Peki madem öyle, 2021’de sendika kurulduğu günden bugüne kadar; ay ay maaşını, ek dersini, huzur hakkını açıklasana da görelim.
Bir de kira yardımından hiç bahsetmedin.
Değerli dostlar, değerli eğitim çalışanları;
Bu sendikaları görün, iyi tanıyın.
Bugün 58 sendikanın neredeyse büyük bölümü aynı anlayışla hareket ediyor.
@oguzozat@egitimgucusen
Türkiye Geneli MEB Sendikaların 2026 Mutabakatı Sonrası Üye Sayıları ve Artış/Azalış Rakamları (ilk 6 sendika) Not:Veriler sadece Meb sayılarıdır üniversiteler ve şerhler dahil değildir.
⏩ Eğitim Birsen: 394.705 +14.975
⏩ Eğitim Gücü Sen: 19.607 +6.199
⏩ Hürriyetçi Eğitim Sen: 29.403 +4.628
⏩ Eğitim İş : 148.749 +4. 545
⏩ Eğitim Sen 76.782 - 327
⏩ Türk Eğitim Sen 207.279 - 11.567
✔️ Üye sayısını sayı olarak en çok artıran ilk 4 sendika
✅ Eğitim Bir Sen
✅ Eğitim Gücü Sen
✅ Hürriyetçi Eğitim Sen
✅ Eğitim İş
✔️ Üye sayısını oransal anlamda en çok artıran iki sendika
✅ Eğitim Gücü Sen yaklaşık %45
✅ Hürriyetçi Eğitim Sen yaklaşık %22
❌ Sıralama bu sene üye sayısını artırma rakamına göre yapılmıştır.
Sayılar sendika yöneticilerinden @TRogretmen
sayfasınca alınmıştır. Veriler sadece ilk 6 sendikaya endekslidir.
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak bu yıl yalnızca bir sendikal başarı hikâyesi yazmadık, inancı, duruşu ve samimiyetiyle eğitim çalışanlarının vicdanında güçlü bir karşılık bulduk.
Kayseri’de %43,5’luk büyüme bunun en açık göstergesidir. Bu büyüme; makamların, siyasi güçlerin ya da arka kapı ilişkilerinin değil, sahada emek veren, eğitim çalışanınınderdiyle dertlenen, eğitim çalışanının sesi olan bir anlayışın eseridir.
Türkiye genelinde de ise Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, hiçbir siyasi yapının gölgesine sığınmadan, yalnızca eğitim çalışanlarının sorunlarını merkeze alarak büyük bir yükseliş yakaladık. Çünkü artık insanlar slogan değil çözüm, baskı değil samimiyet, siyasi sendikacılık değil hak mücadelesi görmek istiyor.
Atatürkçü, Türk milliyetçisi, vatan ve millet sevdalısı eğitim çalışanları; kendi değerlerini unutmayan, eğitimin ve memleketin geleceğini dert edinen bir sendikal anlayış etrafında birleşiyor. Bu yükseliş tesadüf değil, milletin vicdanında karşılığı olan bir yürüyüştür.
Bugün düşüşte olanlar; eğitim çalışanını unutanlar, sendikacılığı siyasetin gölgesine mahkûm edenler ve Türk milliyetçiliğini yalnızca sözde bırakanlardır. Yükselen ise; ilkeli duruşu, mücadele ruhu ve samimi teşkilat yapısıyla Hürriyetçi Eğitim Sen’dir.
İnanıyoruz ki bu büyümemiz önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacak; eğitim çalışanlarının hak mücadelesinde Türkiye’nin en güçlü vicdan hareketlerinden biri olmaya devam edeceğiz.
Çünkü gelecek; korkmadan konuşanların, eğilmeyenlerin ve eğitim çalışanı için samimiyetle mücadele edenlerindir.
Ant olsun Hürriyete
Pazar günü Kayseri de yine ilginç gelişmeler yaşanmış…
Birileri aynı anda hem Memur sen teşkilat buluşması toplantılarında hem akademide görünmüş, şimdi de yeni sorular konuşuluyor.
Eşi ve kendisi Din Kültürü öğretmeni olan bir sendika ilçe temsilcisi için akademide olmadığı teşkilat buluşmasında olduğu halde imzalar atıldı mı?
Hatta bir ders öğretmeni tarafından “sehven imzalanmıştır” diye üzerine not düşüldü mü?
Akademi müdürünün tüm bunlardan haberi var mı?
Eğer anlatılanlar doğruysa — ki öyle olduğu söyleniyor — şimdi merak edilen başka bir konu var:
“Hak mücadelesi veriyoruz” diyenler, gerçekten hakkın yanında durabilecek mi?
Çünkü çocuğunu eşini bırakıp ilçelerden sabah 06.00’da çıkıp akşam 19.00’da evine dönenler var sınava 2 dakika geç kaldığı için taksi tutup taksiyle geldiği halde taksiye ödediği ücretin belgesini gösterdiği halde sınav cezası alan öğretmenlerimiz varken bu yapılan hak adalet Merhamet Vicdan ve benzeri hangi duyguya sığdırılabilir.
Şimdi herkes, bol kahkahalı açıklamaları değil; adalet ve liyakat anlayışını görmeyi bekliyor…