What I learned at school in Turkey🇹🇷:
- Kemalism I
- Kemalism II
- Kemalism III
- Turkish history (We never committed genocide)
- We Turks must obey the state, states are holy
- Nationalism = good
- Western imperialists, greeks and armenians = bad
I'm not exaggerating.
@fiscalsurplus@reha37@CagriKent genelde köpekleriyle birlikte dilenirler ve kağıda ikimiz de açız yazarlardı parislilerin kendilerinden çok köpeğe acıyıp para verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu bildiklerinden
@fiscalsurplus@reha37@CagriKent yapmazlar hocam aksine belirli public alanlara girip uyumasınlar diye pariste garlar kapatılıyor yahut banklar üzerinde uyuyamayacakları şekilde rahatsız tasarlanıyor pariste beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de evsizlerin evcil hayvana sahip olma oranının yüksekliğiydi
ya böyle sik sik yuppie muppie diye kavram çıkarıyorsunuz 10 15 sene sonra kamu politikaları analizi dersinde biz uğraşıyoruz düzgün isim koyun şunlara amk
Feyyaz Yiğit’in bahsettiği “Çalışırsan olur” yanlış inancının yükselişi ilk olarak 1980’lerde ortaya çıkan “yuppie” kültürüyle öne çıkmıştı.
“Yuppie” kelimesi “Young Urban Professional” (genç şehirli profesyonel) ifadesinin kısaltması ve Amerika’da genç, şehirli, üniversite mezunu, beyaz yakalı profesyonellerin yaşam tarzıyla birlikte doğmuş bir tabir. Yuppie’ler genellikle yüksek tempolu işlerde çalışan, marka tutkusu olan, kişisel gelişim ve görünüşe önem veren, maddi başarıyı ve statüyü önemseyen kişiler olarak var oldular. Bugünkü “beyaz yaka” lar Yuppielerin devamı ama alım gücü olarak onlar kadar şanslı değil.
Neoliberal ekonominin yükselişiyle birlikte bireysel başarı, statü, tüketim ve rekabetin kutsandığı bu dönemde, “çalışırsak olur” inancı ciddi bir kültürel baskıya dönüştü. Özellikle Amerikan tipi kişisel gelişim akımıyla bu söylem hızla yayıldı. Asla ve asla sıradan olmamalıydık.
Bu arada American Psycho kitabı ve filminin kahramanı Patrick Bateman bir yuppie’dir, kartvizit sahnesi bu kültürün mükemmel bir metaforudur.
Aynı dönemlerde psikolojide de bir dönüşüm yaşanıyordu. İki büyük dünya savaşının ardından özellikle varoluşçu akımlar ve sosyal psikoloji, kötülük ve anlam üzerine yoğunlaşmıştı. Psikoloji 70-80 lerden itibaren “iyilik hali” üzerine de çalışmaya yöneldi. 1970’lerde Martin Seligman “öğrenilmiş çaresizlik” kavramını ortaya koymuş, 1990’ların sonunda ise pozitif psikoloji akımı başlamıştı. Bu yeni yaklaşım, insanın potansiyeline, mutluluk ve anlam arayışına odaklanıyordu. “Sorun varsa çözüm de vardır” anlayışı umut vericiydi, ama sistem bu dili de kendi ideolojisine hizmet eder hale tabi ki getirdi.
Psikolojik açıdan bakarsak, yuppie kültürü “başarıyla sevgi kazanma - değersizlik - yetersizlik” şemasıyla yakından ilişkilidir. Özdeğer duygusu, dışsal onay ve statüye bağlanmıştır. Bu da sürekli performans baskısı, görünürlük kaygısı ve kronik tükenmişlik gibi sonuçlar doğurur. American Psycho da ise bireyin nasıl “psycho” olduğunu izlemiştik. Kişisel gelişim akımı da insanla ilgili olumlu olanı bulmaya çalışan psikolojinin bu çarpıtılmış anlatısıyla ortaya çıktı, bugün de new age akımlarla bol bol “spiritüel bypass” lar görüyoruz.
Yuppie kültürünün bugünkü devamı ise internet patlaması ve dijital dönüşümle birlikte start-up dünyası, “hustle culture”, “work hard, play hard”, “you only live once” (YOLO) gibi mottolarla sürüyor. Kripto dünyası gibi alternatif yaklaşımlarda da “sistemi hacklemek” ya da “disrupt etmek” mottosunu benimseyen birçok kişi de aslında aynı şeyin peşinde: sistemi yenerek, ama yine ün, başarı ve para kazanarak var olmaya çalışıyorlar. 80’lerin yuppie’sinin modern versiyonları bugün Instagram’da influencer, LinkedIn’de ise sürekli kişisel markasını optimize eden “self-brand” bireyler olarak karşımıza çıkıyor.
Bir başka bahsedilmesi gereken boyut da “Çalışırsan başarırsın” inancı, Adil Dünya Teorisi’ne (Just World Theory) ile ilgili, yani “çalışan ödülünü alır, kötü davranan cezasını bulur” yanılgısı. Bu yanılgı bir çocukluk güvenliği sağlar, çünkü evreni kontrol edilebilir kılar. Fakat gerçek şu ki, hayat o kadar lineer değildir. Her şey nedensellikle açıklanamaz; rastlantısallık, tesadüf ve kaos da pay sahibidir, sistem kuruludur, adalet bir iktidar meselesidir.
Başarının, emeğin, şansın ve adaletin aynı denkleme girmediğini ama yine de yapabileceğimizi seçme hakkımız olduğunu gördüğümüzde ve bundan da razı olduğumuzda yetişkin oluruz.
Ha bir de görürüz ki “politik“ olmaktan başka da çaremiz yoktur. Politik olmak, örgütlenmek, sistemi eleştirmek ve sorgulamak dışında “çıkış“ yoktur. (Elbette daha fazla insan için adil çıkış arayanlar için bu son cümle, bunu istemeyenler de olabilir.)
@miralayzafir@meleklerinpayi değil armagnac fransa'nın güneyinde bir bölge içkiye de adını vermiş bu armorik viskisi bretonya'nın şirin bir kenti, lannion'da üretiliyor armorik adını da muhtemelen côtes d'armor'dan alıyor zira lannion fransa'nın bu ilindedir
@We_are_ants sen güney kampüsten dışarı pek çıkmıyorsun galiba olan bitenden haberin yok gsü mart ayından sonra boykot yapan belki de tek okuldu gsüye polisin girmesi biraz zor evet bizim kayyum rektörümüz yok çünkü