Bugün bu ülkede bir emekli yurttaş, Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde “Geçinemiyoruz” diyerek silahla kendini vurdu.
Emekliler ülkenin 86 noktasında seyyanen zam tabiyle sokağa çıktı. Ankara AYM önünde yapılan basın açıklamasında emekli polis olduğu söylenen Ali Ş.,
"Geçinemiyoruz. Bizi bu hale getirenler utansın. Ailemden ve çocuklarımdan özür diliyorum" sözlerinin ardından beylik tabancasıyla intihar girişiminde bulundu.
Resmi kurumlardan bir açıklama gelmezken Ali Ş.'nin Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldığı öğrenildi.
@CoachNickMoney Iron Horse Acquisitions Corp. Common Stock (IROH)
Why is there no accurate information about UCFI anywhere?
There are different charts and different information everywhere.
All we know is that the name change and the debt ratio are zero,
but it's up 120%!
https://t.co/9TEabUwISh
Iron Horse Acquisitions Corp. Common Stock (IROH)
Why is there no accurate information about UCFI anywhere?
There are different charts and different information everywhere.
All we know is that the name change and the debt ratio are zero,
but it's up 120%!
https://t.co/9TEabUwISh
Hapishane güçlü mahkum istemez
Hapishanenin zemini kaygandır, her an dikkatli olmak, atılan her adımı düşünmek gerekir. Bir sandalyede otururken de volta atarken de yemek yerken de hapishanede olduğunu unutmamalıdır mahkum. İşte burası hapishane, mahkum hem hapiste olduğunu hissetmemeye çalışır hem de hapishanede olduğunu unutmaması gerektiğini bilir.
Kolumdaki, hapishanenin pis suyundan oluşan yarayı kopararak avluya çıktım. Mahkuma temiz su da yoktur, ıslah yöntemi diye devlet boktan arıttığı suyla yıkanmaya da mahkum eder. Herkes kabul eder de vücut kabul etmiyor. İnsan bedeninin kabul etmediğini zorunlu kılar, kıtalara hükmedenlerin torunları. Televizyonda İHA’lardan SİHA’lardan bahsediyordu pırıl pırıl giyinmiş bir gazeteci. Acıyla kıvrandım, dişlerimin arasında milyonların nefreti vardı. “Türkiye’nin her alandaki ilerleyişi, liderliği devam ediyor” diyordu televizyondaki gazeteci. Diz kapağıma uzandım, eşofmanı sıyırıp yarayı tek hamlede kopardım. Vatandaşına boklu su veren devletin İHA’sı, geçer belki gökyüzünden diye başımı göğe kaldırdım, gri bulutlardan başka bir şey göremedim.
Ortodoks Aslan belirdi yanımda elinde çay bardağıyla. Avlu kapısının yanındaki pencere dibinde, parmaklarının ardından görülen televizyondaki gazeteciyi izlemeye devam ettim.
“Sayım düzeni beyler!” sesiyle onlarca mahkum avlunun beton zeminini seyrederek sayımdaki yerlerini aldı. Tek bacağını sallayarak beklemeye başladı mahkumlar, kendilerini saymaya gelecek gardiyanları. Avlu kapısının kilidi bir tur döndü. Gardiyan sayımda hiçbir zaman tekte açmaz kapıyı. 2 dakika sonra kapının kolu bir tur daha döndü. İki bacağımı da sallamaya başladım. 2 dakika sonra kapı aralandı, gardiyanlar koridorda bağırmaya başladı: “Dikkat yürüyüş kararı sayılacak.” Aklınca onlar da eğleniyordu, sanki burası bir kışla, onlar komutan, bizse erdik.
Bir anda doluştu avluya gardiyanlar “Selamın aleyküm!” “Bir iki” diye başladı mahkumlar kendilerini saymaya. Kendini komutan sanan kıdemli gardiyansa elleri arkasında bağlı, gözleriyle mahkumların gözlerini yakalamaya çalışıyordu.
Gardiyanlar içeri girip kafalarınca arama yapmaya başladı. Son iki ayda olmayan aramalar son iki haftada yapılmaya başlanmıştı. Radyolarımıza yaptığımız uzatma kablolar, antenler tek tek kesildi, ranzalara yaptığımız perdeler, ipler söküldü. Her sökme sesinde yaralarımdan bir kabuk parçaladım.
Kaşları çatık mahkumlar gözlerini kaçırmamaya başladı. Gözlerde hayal kırıklığıyla nefret, hüzünle bıkkınlık vardı.
“Çekil bakayım oradan, alın şu şişeleri de” diye bağırmaya başladı komutan olmayan kıdemli gardiyan. Şişelere su doldurup yaptığımız halterler, şarkı dinleyebilmek için çektiğimiz antenler, rahat uyuyup dinç uyanabilmek için diktiğimiz perdeleri alıp çıktı gardiyanlar, “Allah kurtarsın” diyerek.
Mahkumun spor yapmasını istemez çünkü mahkum sağlıklı ve güçlü olur. Anten çekip farklı müzikler dinlemesini istemez çünkü mahkum mutlu olur. Mahkumun mahkuma sırtını dayamasını istemez çünkü karşısına idareyi alır. Mahkumun makbulü onlar için düşkün, hasta ve muhtaç olandır.
Kapı kapandı, bölmeleri toparlamak için içeri doluştu mahkumlar. İpler çıkarıldı, halatlar yapıldı, perdeler çekildi, teller çekilip radyonun sesi açıldı. “Yarın gelin koparın, alın, götürün, yarın yine yapalım.”