🔴 Bazen sokak efsanesi dediğimiz şeyler gerçeğin ta kendisi olabiliyor.
Medyamız ve sanatçıları Siyonizm'in işgali altında..
Abartıyor muyuz, abartmamız lazım
🔴 Cihat Yaycı ; RESMİ VERİLERE BAKINCA, BU YANGINLAR HİÇ DE NORMAL GELMİYOR!
📍Türkiye’’de 2000-2020 arasında çıkan yangınlarda yıllık ortalama 9.940 hektar alan yanmıştır.
❗️Ancak 2021’de ise aniden 139.503 hektar ile rekor kırdı. Yani normalde 14 yılda ancak yanabilecek alan 1 yılda yandı.
‼️Bu yıl ise son 1,5 ayda yanan orman miktarı 100.000 hektar civarında! Yani 10 yılda yanabilecek orman miktarı 1,5 ayda yandı!
⁉️ Sizce normal mi?
Eskişehir’i Trump mı yaktı!
Dünyanın ikinci en büyük nadir toprak elementi rezervi bulunan Eskişehir’deki Beylikova'da çıkan yangın tesadüf müydü?
Son günlere maden açısından zengin yerlerde üst üste yangınlar çıkması tesadüf mü?
Tarihçi yazar Erhan Afyoncu:
“Türkiye bir kabusâ gidiyor. Böyle giderse Türkiye ne olur? Ben açık ve net söyleyeyim; Anadolu'da yaşlı bir Türk nüfus olur. Kendisini toparlayamazsa da bu topraklardaki yaşama kabiliyetini kaybeder. Bu çok ciddi bir risk. Bu bir beka sorunu. Şu anda Türkiye'nin en önemli sorunu nüfustur. Prut Savaşı'nda Rusları yendik. 1711'de biz Rusları yenerken bizim nüfusumuz 30 milyondu, Rusların nüfusu 16 milyondu. Osmanlı 140 bin asker çıkardı, Ruslar 60 bin asker çıkardı. 1877-78 93 harbi dediğimiz büyük bozguna gelince Ruslar 100 milyona ulaşmıştı, Osmanlı 26 milyondu. Ruslar 800 bin kişilik asker çıkardılar, biz 300 bin. 1. Dünya Savaşı'na geldiğimizde Rusya 175 milyona ulaştı, biz 22 milyonduk. Ruslar 11 milyonluk asker çıkardı biz 2 milyon 800 bin. Rusya'nın işgal ettiği yerlerden dolayı nüfusu arttı. Sanayii inkılabından dolayı çocuk ölümlerini azaltıyorlar. Cumhuriyet kurulduğu zaman Atatürk'ün en büyük amaçlarından biri Türkiye'nin nüfusunu artırmak. 13 milyona düşmüşüz. O dönemin gazetelerine baktığınızda örnekler veriliyor. İtalya örnek veriliyor. 6 çocuklu aileler teşvik ediliyor. Türkiye 1960'lara kadar bu politikayla geldi. 60'larda yanlış bir şey yaptılar. Doğum kontrol sistemi çıktı. Doğum kontrolü sistemiyle batıdaki Türk nüfusunu azalttılar. Bu çok yanlış bir şey oldu. Anadolu'nun batısında nüfus bitti. Ege, Marmara Bölgesi'nin nüfusu azaldı. İç Anadolu ve Karadeniz bir süre muhafaza etti. Şu anda doğurganlık hızı 1.51'e düştü. İstanbul'da bu 1'e kadar iniyor. Bu çok kritik. Ben 2 yıldır şunu söylüyorum. Türkiye bir kabusa gidiyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanımız belli tedbirler açıkladı. Doğurganlık hızının 2.0 olması lazım. Nüfusun kendini yenilemesi için.
Böyle giderse Türkiye ne olur? Ben açık ve net söyleyeyim; Anadolu'da yaşlı bir Türk nüfus olur. Kendisini toparlayamazsa da bu topraklardaki yaşama kabiliyetini kaybeder. Bu çok ciddi bir risk. Bu bir beka sorunu. Şu anda Türkiye'nin en önemli sorunu nüfustur. Ben bunu 2 yıldır söylüyorum kabusa gidiyoruz. Bu çok önemli bir tehdit. Bu savaştan daha önemli bir tehdit."
https://t.co/UtJoJluaBJ
@ZAMajans Bu firmaların sosyal medya mecralarını kendisi için tamamen savunmasız bırakacağını mı düşünüyorsunuz. Şöyle düşünelim bir firma sosyal medyada kendisini olumsuz etkileyecek bir habere karşı ne yapardı.
Bakıp geçen sessiz çoğunluk olayın farkında.
@A_H_Topal
Kastamonu ile birlikte 2 ilde valilikler tüm eğitim kurumlarında 1 gün ara verdi.
Üniversite öğrencileri bize de tatil mi diye merak ediyor.
Siyasi islamı, ılımlı islamı hazırlayan Mossad, CIA'dır! İslamcı örgütleri tarikatları besleyip büyüten Mossad, CIA'dır! Faili meçhul cinayetlerin arkasında Mossad, CIA vardır! FETÖ bir Mossad, CIA projesidir! PKK bir Mossad, CIA projesidir! IŞİD bir Mossad, CIA projesidir! Holding desteğiyle aşırı milli dini yapılardan tetikçi devşirip cinayetler işleten Hiram Abas'ın Mehmet Eymür'ün arkasında Mossad, CIA vardır! Ruzi Nazar'dan Graham Fuller'e kadar CIA başkanları ülkemizde kırk uzun yıl cirit attılar!
Ve liberal ve islamcıların laik-şeriat ve kimlikçi dillerinde kullandıkları ırkçı, faşist, tek tipçi, vesayet vs. gibi kavramlar Mossad, CIA ürünüdür!
Ve uzun yıllardır ince ince kışkırtma provokasyon diliyle sosyal medyayı kullanıp milleti gaza getiren büyük bir trol ordusu vardır!
Bu apaçık tarihi gerçeklerden hiç ders çıkartmayıp hala kıskıvrak tuzağın içinde girdap türbülans içinde çırpınan zavallı uyuşturulmuş beyinleriniz var!
@TuncSatiroglu O zaman Altın para kullanmak lazım.
0,5 Gr altın para 1200₺
1 Gr altın para 2400₺
1,5 Gr altın para 3600₺
2 Gr altın para 4800₺
4 para ile işi çözeriz. 😄
Ali Koç “ceketimi giyeyim de size saygısızlık olmasın” demiş, birbirlerine gösterdikleri bu saygının milyonda birini kendilerini izleyen ekran başındakilere ve moderatöre göstermediler, saygıyı da sınıfsal görüyorlar.
Ali Koç ve Aziz Yıldırım'ın adam yerine koymayıp aşağılayıcı tavırlar gösterdikleri sunucu aslında sizsiniz. Bu insanların kendilerinden olmayan ortalama halka bakışı bu. İşin ilginci, sunucuyla empati yapılacağı yerde alaya alınıyor. Küçük adamın kolektif Stokholm sendromu.
✅Okul öncesi 1 yıl ve ücretsiz olmalı,
✅İlkokul 5 yıla çıkmalı,
✅İlkokuldan sonra Meslek Ortaokulları açılmalı,
✅Ortaokul 3 yıl olmalı,
✅Buraya kadar zorunlu olmalı! Sınıfta kalma geri gelmeli,
✅En azından liseye kadar öğrencilere ücretsiz sağlıklı yemek verilmeli!
✅Lise zorunlu olmamalı,
✅Fen Lisesi ve Yeni Meslek Liselerine ağırlık verilmeli. Ciddi yatırım yapılmalı. Yeni okular açılmalı. Neye ihtiyacımız varsa o yetiştirilmeli. Yeni meslek lisesinden mezun olan öğrenci kalifiye eleman olarak işe başlamalı!
✅Herkes üniversite okuyacak diye bir şey yok! Her yere üniversite açılmamalı, ihtiyacı olunmayan bölümlerin kontenjanı azaltılmalı ve herkese formasyon verilmemeli!
✅15-20 yıllık bir plan yapılmalı, bu sistem değiştirilmeden uygulanmalı! Yoksa istediği mesleği yapamayan, mutsuz, işsiz ve yeteneksiz bir nesil yetiştiriyoruz!
“Yarının Köyleri”: Küresel Çetenin Zehri Bala Bulama Tekniği…
Bakmışlar ki dünyanın çeşitli ülkelerinde kırsal alan, köyler, kasabalar küresel pazarlamaya yeteri kadar para kaptırmıyor ayrıca sosyal hayat hala küresel rüzgârlara kapılmıyor, geleneksel yaşam süregidiyor, hemen yeni projelerle çalışmalara başlamışlar!
Son günlerde televizyonlarda dönen “Yarının Köyleri” projesi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı yani UNDP’ ye ait bir proje.
UNDP kendi internet sitesinde açıkça yazıyor:
“Küresel politikalar, dijital uçurumu kapatmaya her zamankinden daha fazla odaklanmaktadır.” Tercümesi şu: Kırsal yerlerde dijital beceriler yeterince gelişmediği için e-ticaret eksik kalıyor köylere yeterince satış yapılamıyor, nüfus, sosyal ve politik olarak küresel rüzgârlardan yeterince etkilenmiyor. O nedenle birçok ülkede kırsal alanlarda dijitalleşme eğitimi için projeler devreye sokuluyor. Türkiye’de de Adana, Diyarbakır ve İzmir’de üç pilot köy seçilmiş. Önümüzdeki beş yılda da toplam on köyde dijital pazarlama tekniklerinin devreye sokulması ve bu köylerin dönüştürülmesi planlanıyormuş.
UNDP Türkiye internet sitesinde tüm detayları okuyabilirsiniz.
Öncelikle “UNDP Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı” nedir sorusuyla başlayalım. Kitaplarımızı okumuş olanlar özellikle Balkanlar, Kafkaslar, Kıbrıs Ortadoğu’da ‘kalkınma’ adı altında her taşın altından bu örgütün çıktığını bilirler.
UNDP (United Nations Development Programme) Birleşmiş Milletler çatısı altında küresel çeteler için örgütlenmiş onlarca örgütten sadece biridir.
Önce Birleşmiş Milletler dendiği zaman durmak gerekir. 80 yıldır bize her yaptığı doğrudur diye yutturulan bir örgütten bahsediyoruz. Neyse ki Gazze, Irak, Afganistan, Ruanda için aldıkları tavır gösterdi ki aslında her şey dünyayı yöneten elittin elinde. Birleşmiş Milletler, 200 küsur devleti içinde barındıran bir yapı ama aralarından 5 ülkenin karar alma hakları var, diğerleri seyirci… İsrail, Birleşmiş Milletlerdeki hâkim beşlinin altıncısıdır. Ve Birleşmiş Milletlerin hâkim güçleri, İsrail’i tanıyarak çifte standardın şahikasına çıkmışlardır. Dünyada sadece İsrail, sınırları olmayan bir devlet olarak, Birleşmiş Milletler Örgütünce kabul edilen bir ülkedir. Malum çete öyle uygun görmüştür.
Gelelim UNDP’ye!
Birleşmiş Milletlere bağlı onlarca alt örgüt vardır. Dünya Sağlık Örgütünden Dünya Gıda Örgütüne, UNESCO’ya UNICEF’e kadar tüm Birleşmiş Milletler bağlantılı örgütler küresel efendilerin işlerine geldiği şekilde icraat yürütürler. UNDP yani Kalkınma Programı zehri en kolay bala bulayanlardan biridir.
Bu örgütler şifreli bir dille konuşur anlaşırlar. Çeşitli ülkelerde devlet organları, hükümetler, üniversiteler, mali kurumlarla iç içe çalışırlar. En sevdikleri kelimeler ‘demokrasi’, ‘sürdürülebilirlik’, ‘kalkınma’, ‘gelişim’, ‘yönetişim’, ‘kadın hakları’, ‘çevre’,‘iklim’ vs. O çevreden olmayanlar, toplantılarda ya da makalelerde neden söz edildiğini anlayamaz ama iyi bir şeylerden söz edildiğini düşünür.
UNDP kendi sitesinde amacını şifreli bir biçimde şöyle ifade etmiştir:
“Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) yoksulluğun ortadan kaldırılması ve eşitsizliklerin ve dışlanmanın azaltılması için çalışmaktadır. Ayrıca ülkelere sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için politikalar, liderlik becerileri, ortaklık yetenekleri geliştirme ve kurumsal kapasite inşa etme konularında yardımcı olmayı amaçlamaktadır.”
Her bir cümle soru işaretidir. Kimler kimlerden nasıl korunacak, eşitsizlik nasıl kaldırılacak, kimin kimden dışlanması nasıl azaltılacak, kiminle ortaklık yeteneği geliştirilecek, kalkınma nasıl sürdürülecek vs vs…
UNDP yani BM Kalkınma Örgütü 1965’den beri Türkiye’nin damarları içinde. Son Türkiye temsilcisi Louisa Vinton adlı bir hanım.
+++ Devam Ediyor👇👇