Türkiye’nin siyasi merkezi olmaya çalışıyoruz; böyle sağ merkez değil, normal bir kimliğimiz var.
Ay yıldızlı al bayrağı, kendi bayrağı bilen; aidiyetin, referansın, mensubiyetin ne olursa olsun, güçlü bir geleceğe, zengin, mutlu bir memleket idealine ‘ben milletime borçluyum’ diyen, neye ait olduğunun değil, gelecekte ne yapacağımızın önemli olduğu bir yönetim merkezine dönüşmeye çalışıyoruz.
Her kesimin oyuna talibiz. Türkiye’de oy çeşitliliği bu kadar farklı yerden olabilen, merkezi mıknatıslanmasını yapabilen bir partiye dönüşüyoruz, her taraftan oy alıyoruz.
Gençlik, milletin en mühim cevheridir.
Bugün gençler, müşkülât karşısında yılmadan, meşakkat karşısında geri çekilmeden istikamet üzere yürüme gayretindedir. Bu yön arayışı gençliğin en mühim meselesidir.
Bilinmelidir ki sabır, gençliğin kabiliyet ve yeteneklerini kemâle erdiren en ulvî haslettir. Sebat ise onların gayretini geleceğe taşıyan en tesirli meziyettir.
Lakin gençliğin bu yolculuğunda rehavete kapılmamak ve kibre mağlup olmamak önemlidir . Zira rehavet, gençlerdeki müsbet kabiliyetleri zayi eder; kibir ise genç–ihtiyar fark etmeksizin tashih edilmesi gereken kötü bir haslettir.
Gençliğe rehberlik etmek, onları cemiyete faydalı birer birey hâline getirmek; sabır ve sebatlarını muhafaza etmek ve rehavet ile kibirden uzak tutmakla mümkündür.
Memleketin saadeti, kendisiyle ve değerleriyle barışık; sabrı içselleştirmiş, rekabet gücü yüksek , donanımlı ve aynı zamanda tevazu sahibi gençler olmalarından geçer.
Gazilerimizin haklı taleplerini dinlemek ve yanlarında olmak için gençlik kolları yönetimimiz, il başkanlığımız ve ilçe başkanlıklarımızla birlikte Güvenpark’ta idik.
Öcalan’a metin okutacağınıza, memlekete borcunu uzuvlarını toprağın altına bırakarak ödemiş evlatlarınızı dinleyin.
🔴 Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu:
"Öcalan'ın Meclis'ten ve milletin vekillerinden önce gördüğü metne ‘yasa tasarısı’ değil, ‘pazarlık metni’ denir."
Vakit azaldı…
Hiçbir çocuk aç, hiçbir veli kaygılı, hiçbir öğretmen çaresiz yeni döneme başlamamalıdır.
Bir eğitim sistemi; yalnızca müfredatıyla değil, çocuklarına sunduğu imkânlarla değerlendirilir. Açlıkla mücadele eden, güvenlik endişesi yaşayan ya da temiz olmayan ortamlarda eğitim görmek zorunda kalan bir çocuktan başarı beklenemez.
Bu nedenle yeni eğitim-öğretim yılına girerken önceliğimiz nettir: Her öğrencimize bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek, her okulumuza güvenli ve temiz bir eğitim ortamı sağlamak.
Eğitimde fırsat eşitliği; yalnızca aynı sırada oturmak değil, her çocuğun eşit koşullarda öğrenebilmesini sağlamaktır. Açlık, hijyen eksikliği ve güvenlik kaygısı hiçbir çocuğun eğitim hakkının önüne geçmemelidir.
Çocuklarımızın gündemi açlık, hijyen ya da güvenlik kaygısı değil; bilgi, bilim, sanat ve başarı olmalıdır. Sosyal devlet, en güçlü iradesini çocuklarının yanında gösterir.
Yeni eğitim yılına sayılı günler kala çağrımız nettir: Çocuklarımız okula eksiklerle değil, umutla başlamalıdır.
#EğitimdeFırsatEşitliği #GüvenliOkul
🇹🇷🏐 Filenin Sultanları’nı yürekten tebrik ediyoruz.
Azimleri, mücadeleleri ve ortaya koydukları takım ruhuyla milletimize bir kez daha büyük bir gurur yaşatan Millî Kadın Voleybol Takımımız, başarılarıyla Türk spor tarihine altın harflerle yazılmaya devam ediyor.
Emeği geçen tüm sporcularımızı, teknik ekibimizi ve bu başarıda pay sahibi olan herkesi kutluyor; nice zaferler diliyoruz.
2026 FIVB Milletler Ligi şampiyonu olarak bir kez daha tarih yazan Filenin Sultanları’nı gençler adına yürekten kutluyoruz.
Azmin, disiplinin ve inancın başarıya dönüştüğünü tüm dünyaya gösteren millî sporcularımız, gençlerimize de ilham olmaya devam ediyor. Ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran tüm sporcularımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, başarılarının daim olmasını diliyoruz.
İyi ki varsınız Filenin Sultanları! 🇹🇷🏐
Rifat Hisarcıklıoğlu da sonunda konuştu!
Bu; esnafın ve iş dünyasının içinde bulunduğu tablonun ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.
Bir liralık yatırıma karşılık 5.5 lira faize kaynak ayıran bir anlayışla ne üretim büyür ne de ekonomi…
Motorine bu gece 4 lira daha zam geldi. Litre fiyatı 80 liraya dayandı.
Bu zam sadece pompaya gelmedi!
Çiftçinin tarlasına, üreticinin tezgâhına, nakliyecinin kamyonuna, esnafın dükkânına ve nihayetinde milletimizin sofrasına geldi.
Son bir yılda dünyada motorin fiyatları ortalama %32 artarken Türkiye’de %46 arttı. Dünyada motorinin ortalama litre fiyatı yaklaşık 71 lirayken biz 80 lirayı konuşuyoruz.
Motorin yalnızca bir akaryakıt değildir; tarımın, üretimin, ticaretin ve lojistiğin ana maliyetlerinden biridir. Pompaya yaptığınız her zam, birkaç gün sonra markette ekmeğin, sütün, etin, sebzenin, meyvenin etiketine yazılır.
Sonra da çıkıp “Enflasyonla mücadele ediyoruz.” diyorsunuz.
Üretimin maliyetini artırarak enflasyonu düşüremezsiniz!
Önce zam ve vergilerle maliyetleri yükseltip, sonra yükselen enflasyonu yüksek faizle bastırmaya çalışıyorsunuz. Bu yanlış ekonomi politikasının faturasını da her defasında milletimize ödetiyorsunuz.
Ekonomi; zamla, vergiyle, faizle milletin boğazını sıkarak yönetilmez.
Üretenin yükünü hafifleteceksiniz.
Çiftçinin tarlasını, sanayicinin çarkını, esnafın dükkânını ayakta tutacaksınız.
Millete güven, ekonomiye istikrar vereceksiniz.
Çünkü üretmenin pahalı olduğu bir memlekette hayat ucuzlamaz; refah değil, yoksulluk büyür!
Yavuz Ağıralioğlu, Kızılay’da hak mücadelesi veren er gazileri ziyaret etti:
“Ben, sizin hak için mücadele ettiğiniz; siz mücadele ederken sizi öldüren alçakların miting yaptığı bir ülkede konuşuyorum.”
Suça sürüklenen çocukları yalnızca cezalar üzerinden tartışmak, sorunun görünen kısmına odaklanmaktır.
Gerçek çözüm; çocukları suça iten sebepleri ortadan kaldıracak güçlü aile politikaları, nitelikli eğitim, sosyal destek mekanizmaları ve fırsat eşitliğini hayata geçirmektir.
Çocuklarımızı suçla değil; umutla, eğitimle ve adaletle buluşturmak zorundayız. Bu yönüyle kıymetli bir değerlendirme.