İstanbul'da 158'i tarihi olmak üzere 219 aktif kilise var.
Atina'da 250 bin Müslüman var ama cami sayısı 0 (sıfır).
Kim medeni, kim barbar?
"Camilerinizi yok ettik" diye gurur duyarak paylaşım yapanlar da bunlar. 🤡
Bu kişilerin derdi Kilise ya da Hristiyanlık değil.
Dertleri, saldırgan Yunan milliyetçiliğini meşru zemine oturtmak için "Hristiyanlığı" bir mağduriyet kalkanı olarak kullanmak ve Turkofobi yaymaktır.
Biz, PKK'lı teröristlerin şehit ettiği “Nuri Melih Bozkurt’un” naaşına 4 yıl 2 ay 24 gündür hala ulaşamazken; onu şehit eden teröristlerin bugün taziye çadırı kuruluyor. Allah belanızı versin.
Bizim marketlerin uydurukçuluğu :)
ŞOK’tan “Nimet Hanım’ın Çiftliğinden” diye organik yumurta aldım. Merak edip Nimet Hanım kim, çiftliği nerede diye araştırmaya başladım.
Yumurta Afyonkarahisar’dan, ürünü satan şirket Kartal’dan, sertifikacı Sandıklı’dan. Bir tek Nimet Hanım yok. 😄
Organik olduğuna dair kayıt, kod, sertifika var ama “Nimet Hanım’ın Çiftliği” diye bir çiftlik yok.
Neredeyse yumurtlayan tavuğa kadar yaklaştım ama Nimet Hanım’a ulaşamadım. 🥚🕵️
Türkiye'nin En Genç Kaymakamı "Makam Aracını Değil, Bir Gazinin Hayallerini Gerçekleştirmişti"
29 yaşındaydı Adana'nın Feke ilçesine atandığında.
Belki birileri "Bu genç yaşında yapabilir mi?" diye düşünmüştü.
Ama o, sadece evrak imzalayıp törenlerde boy gösterenlerden olmadı.
Feke'de Ahmet Gür adında bir gazimiz vardı.
Yıllar önce, ilk maaşıyla heves edip bir araba almıştı kendine.
Fakat sadece bir kez kullanabildi o "ilk göz ağrısı" arabasını.
Sonra Kuzey Irak'a, göreve gitti. Patlama oldu... İki gözünü de orada bıraktı.
Karanlıkta kalan sadece gözleri değildi.
Ev yaptırırken maddi sıkıntıya düşünce, o çok sevdiği arabasını da mecburen satmak zorunda kaldı.
Sesi çıkmadı Ahmet'in. Yutkundu, içine attı.
Geçtiğimiz aylarda Kaymakam Feyza Yılmaz, Ahmet'i hastanede ziyarete gitti.
Laf arasında satılan o arabanın hikâyesini duydu. O an hiçbir şey demedi.
Fakat Ahmet kontrol için Ankara GATA'ya gittiğinde telefonu çaldı.
Arayan Feyza Kaymakam'dı.
O arabayı izini sürüp bulmuş, kendi imkânlarıyla satın almış ve Ahmet'in annesinin üstüne yapmıştı.
Yani... bir gazinin yarım kalan hevesini, o karanlığın içinden çekip çıkarmıştı.
Ahmet arabanın direksiyonuna geçemedi belki.
Ama bir arkadaşı sürdü, o yan koltuğa oturdu.
Arabanın teybinde Ferdi Tayfur'dan "Hatıran Yeter" çalıyordu.
O sesle, Feke Kaymakamlığının önüne yanaştı.
Sonra o yaralayan cümleyi kurdu:
"Gözlerim açılsa... inan bu kadar sevinmezdim. 6 yıldır bana gazi olduğumu hissettiren ilk kişi o oldu."
Şimdi düşününce insanın boğazı düğümleniyor.
Feyza Kaymakam geçtiğimiz ay tayin olup Bolu Kıbrıscık'a gitti.
Giderken arkasında ne bıraktı biliyor musunuz?
Devletin sadece soğuk bir mühür olmadığını, sıcacık bir vicdan olduğunu...
Bazı makamlar vardır, sadece ceket iliklenir.
Bazı insanlar vardır... arkasından sadece sessizce yutkunulur.
💰Somali’ye 1 milyar dolardan fazla bağış yaptık.
💰Sonra bir 30 milyon dolar verdik, ardından bir 30 milyon dolar daha verdik.
🏩Büyük bir araştırma hastanesi kurduk, adı da Recep Tayyip Erdoğan Hastanesi. Çok sayıda Türk sağlık çalışanı hizmet veriyor. Her yıl milyonlarca dolar harcıyoruz Somali halkının sağlığı için.
🚢Mavi Vatan’daki sondaj gemilerimizi geri çekip Somali’ye gönderdik, şimdi orada petrol ve doğal gaz arıyorlar.
🇹🇷600 kadar Türk askeri orada görev yapıyor, Somali halkını koruyor. Geçtiğimiz günlerde görev sürelerini de uzattık.
👉İncek’te 5 bin metrekare arsa hibe ettik, içine de 3 bin metrekare büyükelçilik binası yapacağız, parası yine bizden.
🪐Yakında oraya bir de "uzay üssü" kuracağız!
🇸🇴Somali Dışişleri Bakanlığı dün resmi bir açıklama yaptı:
➖Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (Rumların) egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne tam olarak saygılıyız.
➖KKTC’yi tanımıyoruz!
👉Demek ki Türk Milleti’nin rızkından kesip sağa sola para saçmakla “büyük devlet-dünya lideri” olunmuyormuş.
İ.N.Şahin, 18 Ay bakanlık yapmış, ayrılınca Devlet kendisine 2030 yılına kadar araç tahsis etmiş. Bu ne İSRAF ya. Asgari ücreti kuruş kuruş tartışıyorsunuz. Saltanata gelince sıkıntı yok.Yetkililer görev bitince Vatandaşın sırtından inmesini ve kendi imkanınızla yaşamasını bilin.
İŞTE BUNUN İÇİN "DÜŞÜK"SÜNÜZ...
Evet, ağır ve derin bir nefret duygusu ile doluyuz sizin gibilere karşı.
Sizin cenahtan, yani muktedirlerin ailesinden bir tek hanımefendinin, giyinik dahi olsa herhangi bir mekânda özel hayatında 1 kare fotoğrafını 1 saniye videosunu çekip yayınlasak, hatta adını ağzımıza alsak ayağa kalkarsınız. "Özel hayat, hedef göstermek..." bilmem ne...
Dilek Kaya İmamoğlu'nun denizde görüntüsünü yayınlayıp, "Oooh ne güzel valla... Kocası hapiste kendisi denizde" mealinde alçaklık ediyorsunuz.
Düşüksünüz.
Bazen sözler değil, gözler konuşur derler!
Buradaki gözler ise, 20'li yaşların başında dünyanın tüm renklerini gördükten sonra vatanın bedeli olarak kaybedilen gözlerdir!
Bu gözlerin konuşması çok daha derin, çok daha büyük anlam içerir!
Bu gözlerin söylediklerini hangi barikat engelleyebilir?
Bunu bedel ödemeyen ne bilsin?
Eşimi ziyaret ettim.Moral ve motivasyonu çok yerinde askerlik yeminine ölünceye kadar bağlı kalacağına tekrar gözümün önünde ant içti.
Vatanına , milletine sadakatle hizmet ettiğini ve son nefesine kadar da edeceğini söyledi.
Hukuksuzluğun kol gezdiği ülkemizde bedel ödeyen binlerce insandan sadece biri olduğunu söyledi.
Destek mesajlarınız için herkese teşekkürlerini benim aracılığım ile bir kez daha iletmemi istedi.
Saygı, sevgi ve selamlar
Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü
Silivri/ İstanbul