'Kazak dişi kurdu'
Bugün Sovyet savaş tarihinde dikkat çekici bir gün.
82 yıl önce bugün, Sovyet/Kazak keskin nişancı Aliya Moldagulova'ya Ölümünden sonra Sovyetler Birliği Kahramanı unvanı verildi ve Lenin nişanı takdim edildi.
Moldagulova Aktöbe'de doğan, küçük yaşta anne-babasını kaybeden ve amcası tarafından Leningrad'da bir yurda yerleştirilen bir Kazak kızıydı.
1943 yılında, 17 yaşında gönüllü olarak orduya katıldı, Moskova’daki Merkez Kadın Keskin Nişancı Eğitim Okulunu tamamlayarak keskin nişancı oldu, Ekim 1943’ten itibaren aktif katıldığı savaşta onlarca Naziyi öldürdü.
Ocak 1944'te mayın patlaması nedeniyle bir eli ve keskin nişancı tüfeğinin dürbünü parçalandı. Ancak mevzisini terk etmedi, sonunda bir Nazi askeri tarafından öldürüldü.
Amcasına yazdığı mektuplardan birinde şunları söylemişti:
"Beni şimdi görsen gözlerine inanamazdın. Bütün askerler bana bakıp şaşırıyor. Bazen bana ‘Kazak dişi kurdu’ diyorlar. Artık Almanları tavşan gibi deviriyorum."
Memleketim, memleketim
Ne kasketim kaldı senin ora işi
Ne yollarını taşımış ayakkabım
Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan
Şile bezindendi"
Kavgamızın şairi, büyük usta Nazım Hikmet'i ölümünün 63. yıl dönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
#NazımHikmetRan#3Haziran1963
Yalnızca halka güvenebiliriz
Geride bıraktığımız haftanın önemli gelişmelerini kısaca değerlendirdiğimiz "Haftalık" yeni sayısıyla yayında:
Bu düğümü halkımız çözer
Karşı-devrim süreci tüm hızıyla ilerlerken bugüne kadar bileğini bükemediği, karanlığa razı edemediği tek kuvvet halk oldu. AKP iktidarı devletin tüm kademelerine çökerken de, eğitim sisteminin içini boşaltırken de en güçlü tepki hep halktan geldi. AKP, her saldırısında hep halka karşı duyduğu korkuyu gördü, ne zaman geri adım attıysa halkın gücü karşısında çaresiz kaldığı için attı.
Müzakereler, pazarlıklar, düzen siyasetinin ayak oyunları… Hiçbiri, AKP’ye karşı halkın kendi mücadelesi kadar etkili olamadı. 13 yıl önce Gezi Parkı talan edilip gericiliğin sembolü Topçu Kışlası Taksim’in göbeğine yerleştirilmeye çalışıldığında dur diyen yine halk oldu.
Halkın geriye çekildiği, kendisi dışındaki kuvvetlere güvenerek beklemeye geçtiği her dönemde ise kaşı-devrim yol aldı. Dışarıdan kurtarıcı beklendiği her uğrak hayal kırıklığı ile sonuçlandı. İş sınıra dayandığındaysa yine halk kendi gücü ile karşı-devrime haddini bildirdi.
O yüzden karşı-devrim yurttaşlık haklarımızı bir bir elimizden almaya çalışıyor. Bu yüzden seçme-seçilme hakkı dahil halkın siyasete katılım kanalları tamamiyle ortadan kaldırılmak isteniyor.
Bugüne kadar başaramadıklarını bugünden sonra da başaramayacaklar. Halkı siyasal alanın dışına itme arayışı karşı-devrim iktidarının sonu olacak. Halkımız bu düğümü kendi gücüyle, kendi elleriyle çözecek.
Gezi Direnişi'nin 13. yılında Taksim'deydik.
Halkın ve gençliğin onurlu direnişi Gezi'yi yaratanlar laik, aydınlık bir ülkeyi de kuracaklar!
#Gezi13Yaşında
13 yıl sonra yan yana gelip bu daha başlangıç diye ayağa kalkıyoruz.
Bu sefer daha iyi biliyoruz, kendi başlattığımızı ancak kendimiz bitireceğiz.
Her şeyi kendimizden bekleriz.
#Gezi13Yaşında
Biz ne yapacağız?
• Çok değil 3 yıl önce bugün hain olarak adlandırılan Kemal Kılıçdaroğlu’nun muhalefetin tek adayı olarak girdiği bir seçim süreci yaşadık. Sosyalist sol bu dönemde Kılıçdaroğlu’nun altılı masasının destekçisi olmaya itildi.
• Bir tür “think-tank” rolüne soyunarak CHP’ye strateji önermek CHP’nin sahip olduğunu genişletmek bir yana, stratejiyi önerenlerin ufkunu daraltıyor.
• Sosyalist sol olarak dün görevimizi yerine getiremediğimiz için bugün etkisiziz.
• Halkın umudunu temsil edecek bir programın sosyalist bir adayla seçim iddiası ortaya koyması bizim ertelenemez görevimizdir.
✍️ Ercan Bölükbaşı (@ercan_bolukbasi) yazdı...
https://t.co/YCTerZtcuN
AKP’nin CHP kolları başkanı atandı
Geride bıraktığımız haftanın önemli gelişmelerini kısaca değerlendirdiğimiz "Haftalık" yeni sayısıyla yayında:
CHP’ye kayyum
İktidarın seçme ve seçilme hakkına yönelik saldırıları geçtiğimiz hafta bir başka boyuta taşındı. Daha önce muhalif belediyeleri hedef alan yargı sopası bu kez de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimini hedef aldı.
AKP yargısının verdiği ve hiçbir hukuki dayanağı olmayan mutlak butlan kararının ardından bir süredir AKP ile eşgüdümlü çalışan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi CHP yönetimine getirildi. Mevcut yönetim ise genel merkez binasından polis saldırısı ile çıkartıldı.
Yargı saldırısının bir gün öncesinde Trump ve Erdoğan’ın konuştuğunun ortaya çıkması ise saldırının karşı-devrim süreci ile olan doğrudan ilişkisini gösterdi.
Her şey açıktır: AKP, emperyalist vahşetin Türkiye şubesidir. Kemal Kılıçdaroğlu ise AKP’nin CHP kolları başkanıdır. Bu odakların ne hukuki ne de siyasi hiçbir meşruiyeti yoktur.
Halkı hesaba katmayan tüm siyasal hamleler mutlaka boşa çıkartılacaktır. Halk kirli oyunları bozacak, AKP’yi onun hamileri ile birlikte yurdumuzdan kovacaktır.
CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmeye yönelik polis saldırısı, karşı-devrim iktidarının siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun parçasıdır. İşçi düşmanı, gerici ve işbirlikçi politikalarıyla halkın geniş kesimlerinin öfkesini çeken AKP iktidarı artık halkı ikna şansının kalmadığını görmüş, iktidarını emperyalist merkezler ve uluslararası tekellerin himayesinde sürdürebilmek adına seçme-seçilme hakkına yönelik saldırılarını şiddetlendirmiştir. Gerek 19 Mart'ta gerekse "mutlak butlan" kararında AKP yargısının seçme-seçilme hakkını hedef alan operasyonlarının AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'la yaptığı telefon konuşmalarının ertesinde gelmesi de bu operasyonların ABD'den alınan güvencelerle yapıldığını göstermektedir.
Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetimini genel merkez binasından çıkarmaya yönelik gayrimeşru polis operasyonu, AKP yargısının bu partiye kayyum atadığı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talebiyle gerçekleşmiştir. Kılıçdaroğlu'nun 13 yıl genel başkanlık yaptığı partiye yönelik ağır bir saldırının piyonu ve siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun memuru olma hevesi, düzen siyasetinin karakterini de ortaya koymaktadır.
Halkı siyasal alanın dışına itmeye ne iktidar blokunun ne de iktidar blokunu himaye eden emperyalistlerin gücü yeter. Halk bu kirli oyunu mutlaka bozacak, AKP'yi de onu iktidarda tutanları da memleketten kovacaktır.
AKP yargısının iki buçuk yıl önceki CHP Kurultayı için aldığı mutlak butlan kararı, açıkça yargı darbesi anlamına gelmektedir. Siyasi parti kongreleriyle ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen şekil şartlarını ve zaman aşımı sürelerini hiçe sayarak alınan bu karar, karşı-devrim iktidarının seçme-seçilme hakkını ortadan kaldırmaya ve siyasal alanı daraltmaya yönelik hamlelerinden biridir. Siyaseten güç kaybeden ve toplumu ikna kabiliyetini her geçen gün yitiren AKP, devlet kurumlarındaki hakimiyeti üzerinden ana muhalefet partisini de bizzat yöneterek iktidarda kalmaya çalışmaktadır. Güdümlü yargı eliyle rakip partileri ele geçirerek halkı teslim alma hayalinin ifadesi olan bu karar, yasal bir zemine dayanmadığı gibi siyaseten de gayrimeşrudur.
Ana muhalefet partisinin yargı darbesiyle ele geçirilmesine yönelik operasyonda ilgili partide uzun yıllar her düzeyde sorumluluk almış ve halkın önüne "umut" olarak çıkarılmış içeriden isimlerin üstlendiği rol dikkat çekicidir. Gayrimeşru "mutlak butlan" kararı ile iktidar bloku tarafından CHP'nin başına kayyum atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı videonun zamanlaması, Kılıçdaroğlu liderliğindeki kliğin açıkça AKP ile birlikte çalıştığının kanıtıdır. Halkın AKP'ye ve karşı-devrimine yönelik öfkesinin düzen içinde tutulmasına hizmet eden güçler, halkın AKP'den kurtulma umutlarına uzun yıllar boyunca ihanet etmiştir ve bu gerçek bugün apaçık ortaya serilmiştir.
Yargı darbesi, artık AKP'nin halkı ikna etme umudunun da kalmadığının göstergesidir. AKP iktidarının yegane dayanağı hizmetinde olduğu emperyalist merkezlerin ve uluslararası tekellerin himayesidir. Bu halk AKP'den mutlaka kurtulacaktır. Kurtuluş, halkın AKP'yi iktidarda tutan güçlere karşı topyekun mücadelesinin eseri olacaktır.
Türkiye Bağımsız Olacak
Daha henüz direniş başlamamışken Mustafa Kemal tarafından “Geldikleri gibi giderler” denilerek ortaya konan irade, günümüzde de gösterilmesi gereken kararlılığa işaret ediyor. Ankara'da toplanacak NATO zirvesi yaklaşırken ülkemizin bağımsızlığına kavuşması ve dünya halklarına bir kez daha umut olması için yapılacak çok şey var. Bir asır önce Kuvayı Milliye'yi yaratan Türkiye bir kez daha ayağa kalkabilir; bölgemizde ve dünyada direnen onurlu halkların yanında yerini alabilir.
#19Mayıs1919 #19Mayıs
“Geldikleri Gibi Giderler” diyen lise ve üniversite gençliği olarak Bağımsız Türkiye için Beşiktaş Barış Parkı'nda buluştuk.
Tüm sıra arkadaşlarımızı, tüm yurttaşlarımızı emperyalistler ve işbirlikçilerine karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz:
https://t.co/TDC0skNmmg
“Geldikleri Gibi Giderler” diyen lise ve üniversite gençliği olarak Bağımsız Türkiye için Kuğulu Park'ta buluştuk.
Tüm sıra arkadaşlarımızı, tüm yurttaşlarımızı emperyalistler ve işbirlikçilerine karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz:
https://t.co/TDC0skNmmg
📢 Bağımsız Türkiye İçin Gençlik Buluşması
Emperyalistlere ve işbirlikçilere karşı “Geldikleri Gibi Giderler” diyen lise ve üniversite gençliği, Bağımsız Türkiye için Dünya Barış Parkı’nda buluşuyor.
Etkinliğe katılmak için formu doldurabilirsin 👉🏻
https://t.co/CW583fgd7y
📢 Bağımsız Türkiye İçin Gençlik Buluşması
Emperyalistlere ve işbirlikçilere karşı “Geldikleri Gibi Giderler” diyen lise ve üniversite gençliği, Bağımsız Türkiye için Beşiktaş Barış Parkı’nda buluşuyor.
Dünya Barış Parkı’na nasıl gelebilirsin👇🏻
https://t.co/IZuk8rwinB