Deniz Göktaş’ın savunmasından:
“Suçlama konusu yapılan dört cümlem nedeniyle 88 gündür Kuyu Tipi Cezaevi’ndeyim. Yani cümle başına 22 gündür hapisteyim.
Dalgıçlarla ilgili yaptığım şaka, haşemalılara yönelik bir hakaretmiş gibi aktarılmış. Bir dalgıcın bana dava açacağını söylediğini görmüştüm. Davayı açtı mı bilmiyorum. Ancak anladığım kadarıyla kendisi bile şakayı savcılıktan daha doğru anlamış. Üstelik kendisini dindar-muhafazakâr olarak tanımlayan seyircilerimin de favori kısımlarından biri bu.
Ben beyin göçünü engellemeye çalıştıkça Türkiye bana engel oluyor. Polis memurlarının tamamı bana, ‘Deniz, sen salak mısın, niye Türkiye’ye döndün?’ dedi.
Üç kez, çok net ve sert bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istemediğimi söyledim. Buna rağmen bir polis tarafından zorla görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu’yla yaptığım görüşmede de kendisine sert konuştum. Benim üzerimden reklam yapılmasını istemediğimi açıkça ifade ettim. Neden Kemal Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğümü ise hâlâ bilmiyorum.
Görüntü alınacağını anladım. Buna rızam olmadığını söyledim. Buna rağmen bana ters kelepçe yaptılar.”
@KartacaLi_ Madımak faciası zaman'ında ana rahmine düşmüş olması O'nun adına çok acı ;) Geçmiş olsun Deniz, sen yinede bu halkın gazına fazla gelme derim.
STANIMIR STOILOV İLE 2028’E KADAR!
Teknik Direktörümüz Stanimir Stoilov’un sözleşmesinde bulunan tek taraflı uzatma opsiyonunu kullanarak kendisiyle olan birlikteliğimizi 2027/28 sezonunun sonuna kadar uzatma kararı aldık.
Puan tablosundaki mevcut konumumuzun, hedeflediğimiz ve olmak istediğimiz yerin uzağında olduğunun farkındayım. Ancak Stanimir’e ve birlikte yürümeyi seçtiğimiz yola olan inancım değişmedi.
Stanimir, çok az kişinin bu zorluğu göze alacağı bir dönemde Göztepe’yi seçti. Kulübümüze, projemize ve şehrimize inandı. Geride bıraktığımız üç sezonda birlikte unutulmaz anlar yaşadık. Kendisi, kaydettiğimiz ilerlemede çok önemli bir rol üstlendi.
Bugün, zorlu bir süreçten geçerken, aynı inancı kendisine gösterme sırası bizde. Bu sebeple, Teknik Direktörümüz Stanimir Stoilov’a olan desteğimizi göstermek amacıyla sözleşmesinde yer alan tek taraflı uzatma opsiyonunu kullanma kararı aldık.
Sana inanıyoruz ve bu zorluğun üstesinden birlikte geleceğiz.
Rasmus Ankersen
Göztepe Spor Kulübü Başkanı
Dünyanın izlediği bu görüntülerin nedeni Okan Buruk değildir.
Çürümüş yapıların futboldaki yansımasının sonucudur. Bahis baronlarının yönetici olduğu MHK'nın, adil rekabetin yok edildiği, dil bilmez yol bilmezlerin, usulsüz villa projelerini aklama telaşındaki TFF'nin sonucudur.
Sadece yan hakeme bakın:
Oyuncular arasındaki mesafe maksimum 2 metre.
Bakıyor, görüyor, formanın kaşar peyniri gibi sündüğünü görüyor.
Ama bayrağını kaldırıp hakemi uyarmıyor.
Bir hakem; gördüğü faulü neden çalmaz?
#i̇bfkvgs
Her sene RAMS deplasmanı şaşırtmıyor. Bir önceki sene haksız kırmızı verip kazandırırlar, ondan önceki sene son dakika penaltıyı vermezler, şimdi de gole giden atağı olmayan faulle üstelik faul bize yapılmasına rağmen keserler !
ŞAŞIRMIYORUZ!
Göztepe’li oyuncu Arda Okan’a faul yapılıyor, oyuncu oynamaya devam ediyor ceza sahası köşesinde pozisyonda Arda Okan faul yaptı diye top Galatasaray’a veriliyor. #GSvGÖZ
Ecevit ve Annesi Aslında Kimdi? 👇👇 "Annesinden Kalan Milyarlarca Doları Devlete Bağışlamıştı"
Suudi Arabistan, Medine-i Münevvere. Mescid-i Nebevi'nin hemen yanı başında tam 110 dönüm arazi.
Bugünkü gayrimenkul değeriyle yaklaşık 2 milyar dolar.
Bu miras, büyük dedesi Medine Harem Şeyhi Hacı Emin Paşa'dan, annesi ressam Nazlı Hanım'a, ondan da oğluna kalmıştı. Yıllar süren uluslararası mahkemeler, itirazlar... Nihayet 2005'te o büyük mirasın hakkı resmi olarak teslim edildi.
Oğlu, kağıtları eline aldı. Sessizce bir inceledi.
Sonra devletin yetkililerini çağırdı.
"Ben bu işlerin hukuki boyutunu pek bilmem" dedi, sanki bir kusur işlemiş gibi kısık ve mahcup bir sesle. "Bunu Diyanet'e devredelim. Türk hacılarımız oraya gittiğinde konaklasın, millet faydalansın."
Tek bir kuruşuna bile dokunmadı.
Aynı adam, o milyarlarca doları sessizce devlete bıraktıktan bir süre sonra, Or-An semtindeki o kütüphaneli mütevazı dairesinde bu dünyadan göçtü gitti.
Vefat ettiğinde geriye kalan malvarlığı...
Sadece eski model bir daktilo. Bolca kitap. Ve ütülü ama yakası biraz aşınmış o meşhur mavi gömlek.
Şimdi düşününce insanın içine oturuyor. Siyasetin bir zenginleşme kapısı sayıldığı, her şeyin parayla ölçüldüğü bir dünyada; Nazlı Hanım'ın oğlu Bülent Ecevit, sadece temiz bir ismin her şeyden değerli olduğunu bize sessiz bir veda gibi bırakıp gitmiş.