Venezuela'da iç içe geçmiş 2 deprem. Tanıdık geldi mi? Şubat 2023 Maraş Depremi gibi.Uzmanlar bu tür depremlerin literatürde sadece 1 defa geçtiğini belirtmişti 2023'de.Peki,neden tarihte 1 kez görünen bu tür bir deprem bu 2 ülkeyi vurdu?Özenle seçilmiş gibi.Yoksa ütopyada mıyım?
K.Maraş saldırganı öğrencinin anneside öğretmen değil mi? Evet.Öğretmen çocuğu katliam yaptı ama,her mesleği gözü kapalı ilahlaştırmaktan vazgeçin.Suistimale açık,tek tarafın lehine kararlar almayı,aldırmaya çalışmayı bırakın.Yıllar önceki magduriyetleri özlediniz sanırım.Sakin!
Maraş saldırganı öğrencide intihar etti denildi.Olay yerindeki bir şahıs,saldırgana müdahale edildikten sonra onu durdurma maksatlı bıçakladığını söyledi.TCK hükümleri açık,mutlak dava konusu.Deliller ışığında bıçaklayana "meşru savunmada sınırı aşan kişi" maddeside uygulanabilir
Siverek ve K.Maraş'daki saldırının olay örüntüsünü incelerseniz, saldırgan öğrenci profillerinin birbirinden farklı olduğunu görürsünüz. Mağduriyetin ve sorunların çözümüyse gerçek niyet, iyileşmekse hedef,perdeleme yapmadan her bir olayı kendi içinde incelemelisiniz
Eğitimciler çok kıymetli lakin öğrenciye iş arkadaşı gibi bakan,saygısız,nezaketsiz,düşüncesiz,ben merkezci eğitimci olmamalı.Egitim; öğrenci merkezli olmalı.Öğrenciyi solduran değil yeşerten-açtıran olmalı.Tek tarafın değil her iki tarafında hakkı gözetilmeli.Bunu da unutmayın!
Şiddetin her türlüsünü kınıyorum.Siverek'deki olayın nezdinde şiddete uğrayanın mağduriyeti gibi şiddet uygulayan öğrencinin okulda ne yaşadığı,bu olayı bu noktaya taşıyan her türlü unsur incelenmeli ve kamuoyu ile paylaşılmalı.Psikolojik sorun diyerek iş kapatılamaz @tcbestepe
Siverek’te Bir Annenin Feryadı: "Gençlerimiz Gözümüzün Önünde Gidiyor!"
Siverek’te dün yaşanan okul faciası, sadece bir "saldırı" ya da "intihar" vakası olarak geçiştirilemeyecek kadar derin yaraları ve ihmaller zincirini bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Bir annenin, bölgenin sosyolojik yapısından eğitim sistemindeki çarpıklıklara kadar uzanan feryadı aslında hepimizin aynadaki sureti.
Şanlıurfa ve çevresinde benzer acıların "değişik versiyonlarını" sürekli yaşıyoruz. Ancak her olaydan sonra aynı soruyu sormaktan öteye gidemiyoruz: İnsan hayatı, özellikle de bir gencin geleceği neden bizim coğrafyamızda en son sırada yer alıyor?
Vitrin Değil, Ruh Gerek
Bölgedeki gençlere sunulan imkanlar çağın gereklerinin çok uzağında. Şehir merkezlerinde ya da okullarda "vitrin" olsun diye yapılan projeler, gençlerin o derin ruhlarındaki boşluğu doldurmaya yetmiyor. Gençler kalabalıklar içinde yalnız, zorbalanıyor ve en önemlisi dinlenmiyorlar. Bir genci gerçekten dinlemedikten, ona birey olduğunu hissettirmedikten sonra yapılan her iş işlevsiz kalmaya mahkumdur.
Eğitimci Kimliği ve Ego Savaşları
En can yakıcı noktalardan biri ise eğitimdeki "insan" unsuru. Çoğu bu bölgenin evladı olan eğitimcilerin bir kısmı, maalesef gençleri kazanmak yerine ego savaşlarına ve kimlik yarışlarına giriyor. Eğitim kurumları "ben yaptım oldu" mantığıyla yönetilemez. Bir çocuğu "tembel" ya da "sorunlu" diyerek açık öğretime sevk etmek, onu topluma kazandırmak yerine sistemin dışına itmektir.
Dün kaybettiğimiz o evladımızın okulda neler yaşadığı, neden bu noktaya geldiği şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. "Psikolojik rahatsızlığı vardı" diyerek konuyu kapatmak, ihmallerin üzerini örtmektir. Eğer bir rahatsızlık varsa belgesi, bağımlılık varsa testi sunulmalıdır; aksi takdirde bu bir "damgalama"dan öteye geçmez.
Coğrafyanın Kodları ve Şiddet Sarmalı
Bölgenin genetik hafızasında var olan öfke ve şiddet meyili, ancak doğru işleme yöntemleriyle kırılabilir. Silahın ve şiddetin hem uygulayana hem de mağduruna hiçbir şey kazandırmayacağı, aksine hayatları karartacağı her gün bir nakış gibi işlenmelidir.
Bakın, bir anne diyor ki: "Ben aşiret çocukları olmasına rağmen 3 erkek evladımı baskıyla değil, doğruyu-yanlışı anlatarak, onlara seçim hakkı tanıyarak pırlanta gibi yetiştirdim." Demek ki imkansızlıklara rağmen bu mümkün! Sorun, ailelerin ve toplumun yerleşmiş zihniyet kalıplarından çıkamaması.
Hukuk ve Sorumluluk Şart
İhmaller zinciri sadece okullarda değil, hayatın her alanında. Elektrik akımına kapılıp giden gencecik bir beden daha... Eğer sorumlular hukuk nezdinde en ağır cezayı almazsa, kimse kendine çeki düzen vermez. Devlet, öznenin kim olduğuna bakmaksızın her bireyin hakkını koruduğunu uygulamada göstermelidir.
Sonuç olarak;
Günü kurtarmak adına yapılan açıklamalar bizi kurtarmıyor. Sorunun kökenine, nedenine ve niçinine inmek zorundayız. Gençlerimiz birer sayıdan ibaret değil; onlar bizim geleceğimiz, canımız. Eğer bugün bu feryada kulak tıkarsak, yarın çok daha geç olabilir.
Gençlerimizi kazanmak için önce onları insan yerine koymayı, anlamayı ve adaletli olmayı öğrenmeliyiz. Yoksa bu coğrafya, kendi evlatlarını yutan bir karanlık olmaya devam edecek.
Evanjelizm, ezoterizm,kabalizm ve siyonizmden bihaberlerin sığ yorumlarından bıktık. Bizi uçuruma sürükleyebilecek potansiyelde ciddi bir tehlikesiniz!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonundan, Kfor Komutanı Tümgeneral Sn. Özkan Ulutaş ve Türkiye Büyükelçisi Sn. Tunç Angılı ile...
Cumhuriyetimizin 102.yılı kutlu olsun.
Bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı 19 Mayıs 1919'da Samsun'a atılan o adım... ve bu önemli adımda gençlere armağan edilen bayram... kutlu olsun. Yüce milletimiz ve yüce devletimiz ilelebet var olsun 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#19mayis1919
PKK’nın TBMM’ye ‘çağrı’ yapabildiği bir tarihsel dönemin tanıklarıyız!
PKK’nın fesholmasının hiçbir anlamı yok. Esas olan KCK’dır. Ona bağlı Suriye’de Pyd İran’da pjak vardır. Geçenlerde KCK yönetiminden Zubeyr Aydar bir haber sitesinde pkk’nın feshinin diğer grupları bağlamadığını açıkça söylemiştir.
Ekranlarda güller açan, kutlamalar yapan konuşmacılar çoktan tarihten silinmiş bir PKK’nın silah bırakma ve kendini silme operasyonuna figüran olduklarını bilmiyorlar mı?!
Sınır komşumuz YPG/PYD ise zaten Pentagonun silah deposu!
Olanlar ABD ve İsrail eliyle planlanmış 100 yıllık bir projenin adımlarıdır
KCK ‘lı Aydar Mayıs ve Haziran’da Brüksel ve Köln’de bir dizi toplantıların yapılacağını ‘Kürt soykırımının 100. Yılı’ ilan edileceğini söylemiştir!
Yeni Anayasa ile taçlanacağı söylenen bol Zelenskili bu kukla oyunu uzun sürmeyecek diğer çözülüm süreci gibi Türk milletinin tokadıyla sonlanacaktır.
İRAN LİMANINDAKİ BÜYÜK PATLAMA SONRASI KAOS
Görüntülerde, İran'ın Bender Abbas kentindeki Racai Limanı rıhtımında meydana gelen büyük patlamanın anı görülüyor.
Yakıt tankının patladığı, limandaki binaların çoğunun hasar gördüğü ve yerde "kaotik bir durum" oluştuğu bildirildi.
Yerel haberlere göre çok sayıda kişi öldü, 50'den fazla kişi yaralandı. Güvenlik ve kurtarma güçleri kontrolü yeniden sağlamak için çabalıyor.
İran'ın en işlek limanlarından biri artık felaket bölgesi,patlamanın nedeni ise henüz bilinmiyor.
Tedbirimizi alacağız ve İstanbul’u terk etmeyecegiz
Korkutmak panikletmek
ve bunlar üzerinden İstanbul’u boşaltarak küresel egemenlerin etki ajanlığını yapmak isteyenlerin açıklamalarına dikkat ediniz
Halkı paniğe sevk etmekten ve bu panik üzerinden İstanbul üzerinde küresel egemenlerin yaptığı planlara hizmet eden açıklamalardan geri durmayan; kendisini bilim insanı kimliğinin arkasına saklayan, şövalye edalı bu profillere dikkat edilmelidir.
Akademisyenin akıllısı, çılgınlıktan ve sosyal delirmelerden toplumu uzak tutandır. "Efendim ben bilimle konuşuyorum" der tabii bu tipler.
Psikoloji de bilimden, sosyoloji de bilimdendir.
Bu açıklamaların tedbirden öte doğrudan İstanbul üzerinde hesap yapanların emellerine hizmet etmek olduğunun dikkatten kaçırmayalım
Daha fazlası,
İstanbul gibi bir şehir üzerine milyon plan varken, bu memleketin insanının İstanbul'dan çıkması için deprem gibi mazeretlere sarılıyorlar.
Bu millet Peygamber'den bir emir aldı, "fethedilen yerden hicret olmaz"!
Elbette tedbirimizi alacağız İstanbul’u terk etmeyeceğiz