Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Sonuçta, iyi bir kadını incitmek sizi daha çok incitecektir… çünkü iyi kadınların sayısı çok azdır. Onun her zaman yanınızda olacağını veya başka birinin geleceğini düşünebilirsiniz ama sizi gerçekten seven bir kadını incittiğinizde, sadece onu kaybetmiyorsunuz; nadir bir sevgi türünü de kaybediyorsunuz.
Sadakat, nezaket ve özgünlüğe dayalı bir sevgiyi yok ediyorsunuz.. En kötü günlerinizde yanınızda duran, sizdeki iyiliği gören ve siz kendinizden emin olmasanız bile size inanan bir kadını kaybediyorsunuz..
Ve o gittiğinde, sadece bir ilişkiyi kaybetmediğinizi anlayacaksınız mükemmel bir partneri, en iyi arkadaşınızı, geçici bağlantılarla dolu bir dünyada bulunması zor bir sevgiyi kaybettiniz.
Çünkü iyi bir kadın bir kere gittiğinde, arkasına bakmaz. Ve bir gün, bunun farkına varacaksınız… sahip olduklarınızın değerini, onları kaybedene kadar gerçekten anlamamış olacaksınız ama pişmanlığınız hiç bir şeye yaramayacaktır..
Saye Farsça da "gölge" demek Sayende ise "senin gölgende" anlamına geliyor... Sayesinde özgürüz sayesinde karanlıkta kalmıyoruz sayesinde okuyoruz sayesinde söz hakkımız var herşey senin Sayende Atam ❤️❤️
#19Mayıs
The back of a Namibian laborer covered in scar tissue from years of whipping by a German farmer named Ludwig Cramer, (1912–1913).
Taken by the Rhenish missionary Johann Jakob Irle.
Doğurmuş doğurmamış doğurmadığını bile bağrına basmış vicdanlı merhametli ve ruhu anne olabilen tüm koca yürekli kadınların Anneler Günü kutlu olsun İyi ki varsınız. 💐
6 Mayıs…
Bazı tarihler vardır…
Unutulmaz…
Sadece üzeri örtülür…
Ama toprak…
Üzerine düşeni saklar…
Ve zamanı geldiğinde geri verir…
Deniz Gezmiş…
Hüseyin İnan…
Yusuf Aslan…
Üç isim değil…
Bir ülkenin vicdanına atılmış üç düğüm…
Ve o düğüm…
Yıllar geçtikçe gevşemez…
Daha da sıkılır…
Çünkü darağacı…
Sadece üç bedeni taşımaz…
Bir toplumun suskunluğunu da taşır…
Asıl ağırlık da budur zaten…
Söylenmeyenler…
Söylenemeyenler…
Söylenmediği için büyüyenler…
Çünkü mesele hiçbir zaman sadece o gün olmadı…
Mesele şuydu:
Bir yerde…
Gençlik konuşurken…
Diğerleri sustu…
Ve o sessizlik…
Yıllar boyunca yankılandı…
Çünkü fikir…
İple kesilmez…
Söz…
Boğazda kalmaz…
Sadece şekil değiştirir…
Daha derine iner…
Daha az görünür ama daha çok hissedilir…
6 Mayıs bu yüzden bir tarih değil…
Bir kırılma…
İkiye ayrılan bir hat…
Bir tarafta unutmak isteyenler…
Diğer tarafta unutamayanlar…
Ve zaman…
Hep aynı soruyu fısıldar:
“Gerçekten bitti mi?”
Hayır…
Çünkü bazı şeyler bitmez…
Sadece üstü örtülür…
Ve en ağır yük…
Yaşananlar değil…
Hâlâ konuşulamayanlardır…
Kediyi sevmek için çağırıp yüzüne gözüne yağ sökücü sıkıyor. Karamürsel 101 olduğu söyleniyor. Gereği yapılmalı. Böyle bir zalimlik görülmedi. Gel annem diyerek vahşice kediye saldırıyor.kadirvecanları sayfasından alıntı.. @EmniyetGM