@frenze39771@MCelikkaya399@bpthaber Ceza mı almıyor yatarı mı yok? O kadar çok şey yazmışsın ki vatandaş gözüyle okuduğum her tweette ayrı bir şey diyor gibi oluyorsun. Dilin de agresif meslektaşım. Takdiri indirimle 2 yılın altına inince sizin hakimler bunu vereceğimize hiç ceza vermeyelim mi diyor?
Ankara Yenimahalle Ragıp Tüzün CD. No 114' de bulunan @A101iletisim isimli işletmedeki Berna isimli personel 62 yaşındaki unutkanlığı bulunan annemi ödeme yapmadın diye bir odaya çekip darp ediyor, arabaya zorla bindirip altınlarını yağmalamaya çalışıyor. Şikayetçi olduk.
1 Şubat günü kedimi rutin bir kontrol ve iç parazit uygulaması için Çekmeköy vet çizmeli kedi veteriner kliniğine götürdüm. Soluk borusuna iç parazit hapı kaçırmışlar ve hayvan aşağıda nefes almak için çırpına çırpına korkudan idrarını kaçırarak vefat etmiş. ADALET İSTİYORUM
Onu yıllardır tanırım. Arada bir bahçemizde belirir, yemeğini yer, bir hafta kadar görünür, sonra o meşhur sokak sessizliğine geri dönerdi. Özgürdü, mesafeliydi, gerçek bir sokak beyefendisiydi.
Ama son üç gündür bir şeyler değişti. Her gün tam saat 15:30’da kapımda belirmeye başladı. Bu kez yemek istemiyordu; incinmiş patisini bana doğru uzatıyor, sanki ‘Artık bitti, beni kurtar’ diyordu. Üç gün boyunca aynı saatte gelip o kapıda öylece bekleyince, çağrısını cevapsız bırakamadım ve kliniğe doğru yola çıktık.
Veteriner masasına yattığında, o 15 yılın izleri birer birer döküldü önümüze... Patisi incinmişti evet, ama sadece o değil; kulaklarındaki kıkırdaklar erimiş, ağzında tek bir dişi bile kalmamıştı. Yüzündeki her bir yara, sokaklarda hayatta kalmaya çalışırken aldığı bir nişaneydi.
Peki o ne mi yaptı? Bunca acıya, dişsiz bir ağza ve eriyen kulaklarına rağmen klinikte herkese kendini sevdirmeye çalıştı. O kadar yorulmuş ki sokaklardan, bir süre sonra veterinerin kucağında güvenle huzurlu bir uykuya daldı. Meğer bunca yıl sadece başını yaslayabileceği, ‘artık güvendesin’ diyecek bir kalp beklemiş.
Şu an İstanbul’da klinikte ama zamanımız tükeniyor. Tedavisi bitince ve sokağa tekrar dönünce onu bir daha kapımda görür müyüm meçhul; çünkü öyle yaşlı ve yorgun ki, sokaklar artık onun için çok ağır...
Dayı için bir mucize arıyorum. 15 yılın yükünü ve tozunu üzerinden silecek, kalan ömründe ona sadece yumuşak bir minder ve sıcak bir sevgi verecek ömürlük yuvayı bulabilir miyiz? Dayı’nın hikayesi lütfen o kucakta uyuduğu huzurla devam etsin, bu bir veda olmasın…
@avukatreklamm @ankarabarosu Ruhsatı var mı? Var. Akademik çalışması var mı? Var. Hukuki bilgisini ve hukuk nosyonunu ölçecek kapasiteye sahip misin? Ankara’dan gelen bilgilerinle mi? Hiç sanmıyorum.
@SavSenol@avemirhansisman Avukat değilsiniz işte. Sonda söyleyeceğinizi başta söyleseniz direkt okumadan geçerdim. Herkes kendi işiyle ilgili yorum yapsa, herkes de işinin ehlini dinlese dünya daha yaşanılabilir bir yer olurdu gerçekten.
@SURRENDER2U2@nedenttoldu Maddi tazminat hesaplama mantığını bu kadar anlamış olmanıza rağmen tweette “manevi tazminat” yazdığını görmemiş olmanız ironik. Ayrıca tazminatların doğası böyledir yani kişilerin yaşam koşullarına göre hesap edilir.
@hllfalaniste Hala arıyor musun bilmiyorum da ben şu kraş saten eteğin iki rengini aldım kumaşın güzelliğine öldüm. kot gömlekle de kazakla da kombinliyorum yaza da giyeceğim fiyatı da 700 civarı yanlış hatırlamıyorsam. Sayfa küçük olduğundan fiyatları uygun gibi geldi bana
İşimle, resimle, sevdiğimle ve kedilerle meşguliyetim ne yazık ki memleketim Ankara’ya hasretime merhem olmuyor fakat geri döndüğümüzde tekrar buralara gelmek için can atacağımıza da eminim.
Sosyal imkanların kısıtlı olması tüm vaktimizi kitap okuyup, denize girip vs kişisel gelişimimizi geometrik olarak artırmamızı sağlamadı elbette. Elimize hiç telefon almadığımız gün de oldu tabii ama haberleşmek ve eğlenmek için teknoloji elimiz ayağımız resmen.
Kısa süreliğine dünya nüfusunun iki olduğu illüzyonuna kapılmıştım.
Buranın en kötü yönü ise sevdiklerimize uzaklık. Yakınlarımızın yaşadığı kazaları, kötü olayları geç öğrenmek, öğrenir öğrenmez yanlarına gidememek… benzer şekilde güzel şeylere facetimedan eşlik etmek.. :)
Geçen Ağustosta evlendik hayat arkadaşımla. Ben avukatım, o ise Amerika saatleriyle remote çalışıyor.Öylesine “Neden Ege kasabasına yerleşmiyoruz?” demiştik. 5 ay oldu bu fikri hayata geçireli. Didimde bir villada 2 kişi 5 kedi emekli hayatı yaşıyoruz.Peki bu bizi tatmin etti mi?
metropol hayatında yitip giden yaşlarıma üzülüyorum. bir video gördüm, muğla’ya taşınmış bir çift, sabah işe gitmeden önce motora atlayıp denize giriyorlar… mesai sonrası sahile kitap okumaya iniyorlar. hayallerim ne zaman gerçeğe dönüşürdü
Negatif yanları da var. Kış aylarında hava sürekli yağmurlu ve şiddetli rüzgarlar var. Camlar balkonlar toz/kum yığını oluveriyor.
Bu arada belediyecilik, altyapı-veya yapamayı- konusunda yorum yapmak istemiyorum, yerinde de olmaz zaten ama musluktan tuzlu su akıyor bilin istedim
Öncesinde ben Ankara’da yaşıyordum. Sıhhıyedeki işim ve evim arası 7 km yolu gitmek ortalama 50 dakika sürüyordu. Burada sıfır trafik. Haliyle trafik canavarı da yok. En rahat hissettiğim konu bu belki. Buradaki insanlar sakin, hayat yavaş. Haliyle yaşam huzurlu.
Yakınımızda yalnızca market var. Hastane, eczane olmadığından “Allah muhafaza” ile korunuyoruz hastalıktan. Ama masmavi deniz karşımızda olunca bağışıklık da güçleniyor galiba. E tabi sahil koşularımızın da katkısı oluyordur.
Bu esnada yemek işinde yaratıcı olmayı da öğrendim.
Fakat bulunduğumuz bölge sosyal açıdan hiçbir şekilde bizi tatmin etmiyor. Neyseki çevredeki antik kentleri, yakın güzel ilçeleri, doğal parkları gezme işimiz bitmiş değil.
Çevremizdeki insanlar yaşı geçkin komşular, aylardır çocuk-ergen görmüyoruz. Genç sayısı çok az.