@ykaratepe@ebolgun ya kılçtaroğlu iki lafın birinde partiyi arındıracağım diyor. gelmeden liste hazırlamış.hazret uzlaşmaya değil temizliğe geliyorum diyor.
allah bizim gibi sade üyelere sabır versin yoksa oynatacağız😡
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o”
+ Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin.
- Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.
+ Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin.
- Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım.
+ Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi?
- Evet.
+ Velayetleri sende mi?
- Evet.
+ Senin çocukların reşit de değil, değil mi?
- Değil.
+ E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.
2026 senesi Haziran ayı itibariyla Türk siyasetinin hâli şudur:
Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı tartışmalı bir mahkeme kararıyla koltuğundan alınmış.
Ana muhalefetin başına, mahkeme kararıyla 'atama' yapılmış.
Ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı adayı, tartışmalı bir mahkeme kararıyla seçime girme şansı elinden alınmış vaziyette, hapiste.
Seçime bu tablo içinde giden bir Türkiye.
Nasıl, iyi miyiz böyle?...
Senelerdir zannederdik ki, 'vesayet' askerle, askerin siyaset üzerindeki tahakkümüyle ilgii bir şeydir.
Öyle olmadığını, vesayetin esasen 'güç'le, 'gücün kullanım biçimiyle' ilgili olduğunu AK Parti sayesinde öğrenmiş olduk.
'Seçilmişler eliyle' uygulanan 'sivil vesayet'in de 'asker eliyle' uygulanan vesayet kadar vahim sonuçlar üretebileceğini öğrenmiş olduk.
Kuruluşundan itibaren bütün mücadelesini meşruiyet zemininde yürütmüş, bütün siyasi başarılarını arkasına halk desteğini alarak elde etmiş bir siyasi kadro için ne hazin bir tablo!...
Türk siyaseti bugün, tedavisi imkansız güç zehirlenmesine uğramış bir iktidar blokuyla, Türk milletinin önüne hakîki bir çare ve milletin yaralarına merhem olacak bir program koyamayan çapsız bir muhalefet arasında sıkışmıştır.
Bu iktidar blokunun, bir sonraki seçimi kazanabilmesinin tek yolu olarak gördüğü şey, elindeki vesayet imkanlarını kullanarak muhalefeti tasfiye etmektir.
Siyasetini senelerce 'itiraz' üzerine kurmuş, bunu 'siyaset yapmak' zannetmiş çapsız muhalefetin yargı üzerinden yediği ağır darbeye karşı düşünübildiği tek çare ise seçmenin dizlerine kapılarak mağduriyetini terennüm edip ağlamaktır.
Millet her şeyi görüyor.
Kendisinde yenilmez kuvvet, sınırsız kudret gören ayarları bozulmuş kadroları da; şu dizlerine kapanan çaresizliği de görüyor.
Yedi kez 'ülkeyi sen yöneteceksin' diyerek yetki verdiği bir siyasi hareketin bütün iktidar gücünü 'tek ele' alınca ne hale geldiğini görüyor.
Üst üste yedi genel seçim kaybetmiş muhalefetin sekizinciyi kazanmak için önüne mağduriyetinden başka hiçbir şey getirmediğini de görüyor.
Millet tetiktedir, yeni bir 'sessiz devrim' yaratmaya da hazırdır. Beklediği şey, güven duyacağı bir kadro ve hakîki bir programdır.
Bu kadroyu ve programı gördüğü an görün bakın ilk seçimde millet neler yapar. Hep yapmıştır, oradan biliyoruz.
Mustafa Kemal Paşa'nın, 'millî egemenlik' için kullandığı ifadeler, 'millet iradesi' için de geçerlidir:
" ...Öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, yok olur."
Türkiye'nin 70 yılı aşan çok partili siyasi hayatında hep olmuş olan budur, bundan sonra olacak olan da budur.
⭕️ #CHP#Bursa örgütü, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel için #Ankara yollarında.
➖ Tüm ilçe örgütleri Özgür Özel’in bayramlaşma programına katılmak için 11 otobüs ve 3 minibüsle yola çıktı.
➖ “Hain Kemal” sloganları atıldı.
➖ CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş:
🗣️ “Saray’ın aparatları partiyi adliye koridorlarında dizayn etmeye kalksalar da CHP örgütü burada, dimdik ayakta. Genel Başkanımız Özgür Özel’e sahip çıkıyoruz.”
➖ CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk:
🗣️ “Örgütün olmadığı yerde ne durulur, ne siyaset yapılır. Seçilmiş Genel Başkanımız ile bayramlaşacağız.” @mvhasanozturk
➖ CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin:
🗣️ “Bizim için baba ocağı seçilmiş Genel Başkanımızın söylediği yerdir. Örgütümüzün yekpare şekilde Genel Başkanımız Özgür Özel’in arkasında durduğunu görüyoruz. Bu bizim için gurur verici.”
➖ CHP PM Üyesi Canan Taşer:
🗣️ “Biber gazıyla Genel Merkez’e giren Saray’ın iş birlikçileri milletin gözünde de gönlünde de mutlak butlana uğramışlardır.”
Artık ne haber seyrediyorum,
ne haber okuyorum…
Sinir sistemim, bünyem kaldırmıyor..
Seneye 70 oluyorum..
30 yılımı verdim…
Ömrümün son yıllarını da bu işlerle uğraşarak, stres içinde geçiremem…
Benden buraya kadar!!!!
💥Ertuğrul Özkök:
⭕️ “Kemal Bey, 2023’te sizi Erdoğan yendi; bu defa hüsrana uğrattığınız insanlar yenecek.
⭕️Kaç defa oy verdim O'nun başında bulunduğu partiye…
Ve 13 kere hayal kırıklığına uğrattı beni.
⭕️Hayatım boyunca bu kadar sinsi, bu kadar egoist bir siyasi konuşma görmedim.
⭕️Bir yıldan fazladır tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
⭕️Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
⭕️O'na 13 seçimde oy veren vatandaşları, O'nu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
⭕️Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastlamadım.
⭕️İnsanlar iki türlü yaşlanırmış ya bilgeleşerek ya habisleşerek. Hayatım boyunca ikisini de gördüm de…
Bu kadar hezimetten sonra hâlâ bu kadar habisleşen bir “siyaset emeklisini” hiç görmedim.
⭕️Güya CHP’li seçmene sesleniyor, yuttuk mu o bakışları ve belâgati…
⭕️Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinden sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
Nasıl da kendinden emin…
Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hal, bir tavır…
⭕️Ama hiçbiri sahici değil, hepsi “miş” gibi…
Liğme liğme sarkıyor…
Güya CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
⭕️Siyasetin “S” harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
⭕️Üstelik asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki…
Biri, CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri;
Öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
⭕️Ne diyor o iki adrese?
Silivri savcı ve hakimlerine, “İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız, ortada adaletsiz bir durum yok, sonuna kadar gidin” diyor…
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
“Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…”
Aynen böyle diyor…
⭕️Halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi
⭕️Karşımızda inanılmaz bir karakter var.
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş.
Üstelik toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
⭕️Sokağa bile çıkamıyor ama bir YouTuber olarak ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
⭕️Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor
⭕️Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki, hukukun en basit ilkesi olan “masumiyet karinesi”ni bile unutmuş.
İhtirası o kadar büyük ki, partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için neredeyse bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
Partili arkadaşları hakkında henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
⭕️Kemal Bey destekçilerinizle birlikte o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama bilin ki CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
Özgür Özel önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
⭕️O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
⭕️Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
⭕️Önce kurultay sandığında sizi yendi.
⭕️Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
⭕️Şimdi halkın da desteği ile siyasi dalavere meydanında sizi bir kere daha yenecektir.
Ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz.
⭕️2023’te Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sandığında sizi yenmişti.
Bu defa hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecek ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecek.
⭕️Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.”
Büyük mücadeleler, herkesin aynı düşünmesiyle değil, ortak hedefte buluşabilmesiyle kazanılır.
Ancak üzülerek görüyorum ki içine sürüklendiğimiz tartışma bölünmeye zemin hazırlamaktadır.
Unutanlar için bölünmenin, sert iç kavgaların nelere mâl olduğunu bir kez daha hatırlayalım… 1994 yılıydı. İstanbul’da üniversite öğrencisiyken yerel seçim kampanyasındaydım, dün gibi hafızamdadır. SHP %20, DSP %12, CHP %1,4 oy almış, sosyal demokratlar bölünmüştü. Partimizin bugünkü milletvekilli İlhan Kesici Bey de ANAP’ın adayı olarak %22 almıştı. Ve o sandıktan, Recep Tayyip Erdoğan %25 oranla sıyrılmıştı. Ankara’yı Melih Gökçek aynı şekilde kazanmıştı. O parçalanmışlık, ülkemize 32 yıldır çok ağır bedeller ödetiyor.
Üstelik bugünün Türkiye’sinde seçim barajı yüzde 50’dir. Bütün demokrasi güçleriyle bir araya gelmemiz gerekirken sürüklendiğimiz bu parçalanmanın izahı yoktur. Tek başına yükselen ağaç dikkat çeker ama fırtınaya direnen ormandır.
Yangına benzin bidonuyla koşan herkese soruyorum: AKP, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iyiliğini ister mi? Zinhar. AKP’nin tek isteği fitne ateşine odun taşınmasıdır. Evimizin içinde kavga seslerinin yükselmesidir.
İçeride düşman aramanın siyasi mücadelemize hiçbir faydası yoktur. Herkes kendine gelmeli ve Partimizin bölünmesi hayaliyle ellerini ovuşturanları görmelidir.
Genel Merkezimizin stratejik hataları ve ağır savrulmaları karşısında üç düşünüp bir konuşmamız yanlışları onayladığımız ya da kör olduğumuz anlamına gelmemektedir.
Makamının ağırlığını kaldıramayan, siyasi ve ahlaki zafiyetleri olan insanlar her siyasi partide karşınıza çıkabilir. Önemli olan bölünmeden, bu unsurlarla aranıza mesafe koyarak yolumuza devam etmemizdir.