Antalya Kemer'de değeri 10.000.000.000 TL olan 80 Hazine taşınmazının belirli kişilerin üzerine geçirildiği tespit edildi.
Milli emlak personeli ve tapu müdürünün de aralarında olduğu 27 şüpheli gözaltına alındı.
Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut:
Rojin'in bedenine yapılan otopside, midesinde ve iç organlarında Rocuronium, midesinde ise Ornidazole tespit edilmiştir.
Rocuronium, ameliyathane dışında temini imkânsız, solunum kaslarını saniyeler içinde felç eden ölümcül bir kas gevşeticidir.
Ornidazole ise, normal şartlarda vücutta parazit veya anaerob bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve cerrahi müdahaleler sonrası enfeksiyonu önlemek amacıyla kullanılan bir antibiyotiktir.
Bu adli veriler; Rojin'in bu kimyasallara erişim yetkisi olan kişilerce bayıltıldığını ve solunumu felç edilerek katledildiğini kanıtlamaktadır.
Eee türko görüyosun işte. Dün zonguldaktaki olay için ortalığıı ayağa kaldırıp adalet bakanına kadar olayı çıkartanlar, Ahmet minguizzinin annesi oğlu için adalet ararken abartmakla, iktidarla bir olmakla suçlayıp ağza alınmayacak şeyler söylüyolardı o kadının arkasından+
Zonguldak'taki kavgayı çocukların kendi arasında başlattığı, fındık toplamaya gelen ailenin Zonguldaklı çocuğu dövmesiyle büyüdüğü ortaya çıktı.
Peki medyada neden bu kadar yankı uyandı? DEM tarikatının sosyal medya gerillaları nasıl çalışır?
Doğudan Karadeniz'e fındık toplamaya gelmiş, Karadeniz'de YDG-H terör örgütünü öven şarkılar dinliyor.
Ekmek kazanmaya gelmişsin hala bölücülük peşindesin.
Zonguldak’ta “mevsimlik kürt işçilere saldırı” başlığı ile iki gündür sitede yapılan yalan haberlerle ilgili olayın içerisinde bulunan vatandaşımızın açıklaması.
#KürdoFaşizmeDURde
Köylünün çocuğuna saldır, tepki alınca sırf Kürdüm diye tüm gün mağduriyet kas ve gündemi oyala. Bakalım bakan bey doğruları gün yüzüne çıkaracak mı? @abakingurlek
Ben dünyada bunlar kadar ekmek yediği kaba hainlik eden bir topluluk görmedim.
Tarla sahibini devlet olarak da düşünebilirsiniz. Son dönemde yaşadıklarımız aynı şeyler.
Lan köylünün çocuğunu dövüp hastanelik etmişler, karşılığını alınca da sırf kürt diye ha diye zırlıyorlar, lan mağdur Türk zırlayan siz kürdofaşistler bu nasıl bir yüzlük ya, muhtar dayqk yedik diye özür dileyecek neredeyse bu nasıl devran amk
Arkadaşlar Instagram'da gördüm.
Lütfen duyuralım ve destek olalım.
Evli olduğu erkek Uğur Atılkan'dan şiddet gördüğünü açıklayan 2 çocuk annesi kadın, "Ölmek istemiyorum." diyerek yardım çağrısında bulundu:
"Eşim dediğim adam UĞUR ATILKAN tarafından cuma günü 3 kez öldürülmeye çalışıldım!
Ağır madde bağımlısı. 4 senedir çocuklarımla birlikte hapis hayatı yaşıyorum. Sürekli şiddet, sürekli hakaret gördüm; sürekli çocuklarımla tehdit edildim ve kurtulamadım. Her şantiyaya çalışmaya gittiğimde tehditlerle geri getirildim ve her seferinde daha ağır şeylere maruz kaldım.
Fazla madde kullanımından dolayı paranoyak ve şizofreni teşhisi konuldu ve sürekli halüsinasyon gördü. Olmadık kişilerle beni yakıştırdı ve 4 sene boyunca her gün işkence gördüm. Herkes bizi iyi sansın diye telefonumdan resimler yüklüyordu.
Cuma günü alkol aldı ve madde kullandı. Birden bana saldırmaya başladı. 'Sen o****, ben namusumu temizleyeceğim.' dedi. 4 saat boyunca beni öldürmeye çalıştı. Beni betona yatırıp göğsümün üstüne oturdu, dizleriyle kollarımı tuttu, kafamı betonlara vurdu. Sarı bir kablo alıp 10 dakika boyunca beni boğmaya başladı.
Kendimi kurtaramadım. Son çırpınışlarımda öldüm sandım ama bayılmışım. Ölmediğimi görünce daha da sinirlenip kemerini çıkardı ve boynuma doladı. Sigarasını üstümde söndürüp yumruklarla ve ısırıklarla beni dövdü, ardından kalın kahverengi kemeriyle tekrar boğmaya başladı.
Kendimi teslim ettim. Sürekli yüksek sesle, yüzünde gülümsemeyle 'Allahu Ekber' diyerek şehadet getiriyordu. 10’dan geriye sayıyordu. İçimde, aklımda sürekli yavrularım vardı. Uyandıklarında beni ölü bulacaklarını düşünüyordum.
Ama meğerse hepsini planlamış. Beni öldürüp yukarı çıkıp oğlumu da… Çıkıp babasına gidip katliam yapmak istiyormuş.
Çevrem çok sürmedi, hemen bayılmışım. Öldüm sandım ama yine olmamış. Yüzüme yumruklar atılırken uyandım. Elinde büyük, kırmızı bir bıçak vardı. Boynuma tuttu, yine şehadet getirdi ve saçımdan tutup kafamı betona yapıştırdı.
O an sinir kriziyle ölüm arasında, bağırarak gülmeye başladı. O korktu, delirdiğimi sandı ve üstümden kalktı. Tam 4 saat sürdü. Üstündeki kanları temizlemek için banyoya gitti ve o an o evden kaçtım…
Bana lütfen yardım edin."
Bir belediyeye memur olarak atanan vatandaş, çalışma ortamına ilişkin izlenimlerini paylaştı:
🔹 “Bulunduğum müdürlükte 150 kişi falan var ama emin olun 30 kişi olsa yine işler hiç aksamaz.”
🔹 “Eski memurlara kimse iş yaptıramıyor. İş seviyesi yerlerde. Herkes YouTube ya da telefondan oyun oynuyor.”
🔹 “Mesai 08.30’da başlıyor ama iki poğaça, bir çay alıp bilgisayarın başına oturmaları 09.30’u buluyor.”
🔹 “En düşük maaş 80-90 bin TL arasında, tekniker ve mühendisler 110-150 bin TL arası alıyor.”
🔹 “Hele bir de işçiler var, en az 130 bin TL alıyor. İşçi dediğime bakma, tek işi bir evrağı yan masadan alıp üst kata bırakmak.”
🔹 “Bu ülke nasıl ayakta duruyor, anlamadım.”