Ülke nüfusunun max 10'da 2'si, bu nüfusun en az yarısı İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin'e göçmüş, 4 milyonu Türk'le evlenmiş, parayı bulur bulmaz Bodrum'da, Alacatı'da tatile giden, mekan açıp işleten, bu nüfusa rağmen meclisin, tarikatların, hapishanelerin, mafyanın, uyuşturucu çetelerinin en az %50'sini oluşturan, 50bin itirafcı ve etkin pişman çıkarmış bir sosyolojiye yaslanarak, İsrail ve ABD bayrağı sallayarak bu halkın içinde ve bu halka rağmen hiçbir halt yiyemezsiniz.
Siz Kürt halkını da, bir bütün olarak Türk Halkı'nı da hasta ediyorsunuz. Hasta herifler.
yani bütünüyle başyapıt bi davetiye
kendisinin akp ilçe başkanı olduğunu belirtirken karşı tarafın kapalı spor salonu personeli olduğunu belirtmesi
sol alt köşeye inşaat şirketinin reklamını koyması
sağ alt köşeye kendi adını ekleyip erkek evi davetiyesi yazdırması
fotoğrafta kendini oğlunun önüne shoplatması
her detaya ayrı bayıldım
Taraf gazetesinde yazarken Kemalizm ırkçılıktır diyen, Fetöcülere övgüler düzen Yüksel Taşkın’ı,
2023 genel seçiminde Atatürk’ün partisinden İzmir 1. sıradan milletvekili yapmışlardı.
Yeni Parti’ye geçen, Çerçeve Yasaya da EVET diyen Yüksel Taşkın #29Ekim için neler demiş?
Adamlar 75 yıl önce kendileri için Kore Savaşı'na gidip savaşan Türk gazisini unutmayıp ayağına kadar gidiyor; bizim siyasilerimiz ise vatan uğruna gazi olan, Meclis'e 400 metre uzaklıkta 35 gündür eylem yapan gazileri ziyaret etmekten aciz.
Apolitik Atatürkçülük, hiçbir eylemsellik ve mücadele gerektirmeden semboller üzerinden, sembolleri kutsayarak sağaltma aracıdır. Birey buradan politik mesaj verdiğini ve görevini yaptığını düşünür. Konforludur, akarı kokarı da yoktur. Ekonomi, yoksulluk, emeğin ve doğanın sömürüsü, sınıfsal çelişkiler mevzu bile olamaz ama sembolik bir girişim olsa ilk bu anlayış ortaya çıkar. Ezberlerinden kurtulamaz ve koşullandığı dünyadan anlatılanı algılayabilir. Düzenin en çok istediği insan profili. İstediğin gibi manipüle edebilir ve yönetebilirsin.
Ekrem Bey, yol üstü dinlenme tesislerinde Che Guevara, Türkeş, Atatürk ve Ahmet Kaya işlemeli paspasların, kupaların yan yana durduğu hediyelikler bölümünün vücut bulmuş hâli gibi.
Aynı sayfada Özgür Özel'e, Mansur Yavaş'a ve Selahattin Demirtaş'a hak verip katılmayı başarmış.
Bakın şunu şu memlekete düşman olan bile yapmaz.
Bu sıvı atığı sanki gayet normal bir şeymiş gibi bir kanala döküyorlar, yakalayıp desen ki "sen ne yapıyorsun?", "ne yapıyormuşum ki?" der, ne yaptığının bile farkında değildir.
Belediye de yakalamış, 3-5bin ceza keser gönderir.
Yazık ya, şu manzaraya bak.
Yıllardır Avrupa'nın tüm plastik çöpünün Adana'da depolandığı haberleri geliyordu. Sonunda ne bekleniyordu ki?
Ülkede ne muhalefet ne de gazeteci var, Adana'da o tesislerin sahipleri kim, kim Avrupa'nın çöpünden milyonlarca dolar kazanıp ülkeyi kirletiyor, öğrenemiyoruz
İbb Kürtçe hizmet vermeye başlamış. Dünyadaki tüm ulus devletleri bir arada tutan yegane şey dil ve kültür birliğidir. 82 milletten oluşan Abd'de tek resmi dil İngilizcedir. Kamusal alanda Türkçe dışında bir dil konuşulması ülkedeki dil ve kültür birliğini ortadan kaldırır. Birbiriyle aynı dili konuşmayan ülkenin vatandaşları birbirine yabancılaşır, sonra da birbirinin düşmanı olur. İnsanları alt gruplara göre ayrıştırmanın olumsuz sonuçları literatüre dahi girmiştir (Bkz. Robbers Cave Deneyi). Ayrıca bunun sonu yoktur. Kürtçeden sonra Lazca, Gürcüce, Arapça, Boşnakça, Abhazca, Zazaca vs. Türk milletini etnik temsil yoluyla gruplara ayırıp parçalama operasyonu dört bir koldan tam gaz sürüyor.
Bu basit bir uyum eksikliği yahut eğlence değil; "Gittiğim yerde kuralları ben koyarım, arzu ettiğim yerde arzu ettiğim gibi davranırım ve bunun hakkında yapabileceğiniz hiçbir şey yok," anlamına gelen psikolojik bir baskı ve güç gösterisi. Ve bunu da gayet iyi biliyorlar.
Dünyanın çöpünü bu topraklara doldurup adına hammadde diyorlar. Küresel atık tüccarları ceplerini doldururken zehiri bu ülkenin kılcal damarlarına yayılıyor. Gece yakılan çöpler havayı, denetimsiz tesisler denizleri ve mikroplastikler soframızı kuşattı. Yangınlar ve kaçak deşarjlar yaşam alanlarımızı tek tek yutuyor. Temiz bir çevre ve zehirsiz gıda hakkı ticari çıkarların daima üstündedir. Bu topraklar rant kapısı olmaktan çıkarılmalı ve atık ticareti derhal durdurulmalıdır Toprak ve sağlığımız kimsenin rant kapısı değildir.
Siyasal islamcıların, Kemalistleri yıllarca "batı özentisi, batı hayranı" diye eleştirdikten sonra, sırf batılı efendilerine "şirin" gözükmek için kırk takla atmaları fena ibretlik.
İstanbul'da dolaşan devasa martılar ayrıca istilacı bir tür. Çöplükler ve bilinçsiz besleme nedeniyle haddinden fazla büyük durumdalar. Güvercinleri, kumruları ve serçeleri avlıyorlar. Karabaş Martı gibi daha ufak yerel martı türlerinin yerini alıyorlar. Bu konuda da belirli tedbirler alınması lazım gerçekten.