Espressolab ve D&R bir türlü boykotun odağından kurtulamıyor.
Çünkü var güçleriyle direnişe sahip çıkanlar, öğrenciler.
Ceplerindeki parayla kahveye ve kitaba hükmedebiliyorlar.
Diğerlerinin hükmü bizde 30+ gardaşlarım.
Başka bir gün Kumburgaz'da Şükran Ay'dan Makber'i dinlemiştik. Mekanın elektriği kesildiği için çıplak sesle söylemişti. Makber'in peşinden bir de gazel okumuştu. O sene rahmetli oldu. Toprağı bol olsun.
Aynı anda farklı çağları yaşayan ilkel toplumların birbirlerinden fersah fersah uzak olmak gibi sağlam bir mazeretleri vardı.
Lan aynı masadayız. El insaf
Toprağı azıcık eşelemek yetiyormuş halbuki. Yarım metre kazmaya gerek yokmuş. Nereden bileyim ben.
Olur da bir gün bu satın alabilme işleri biterse, başa sarıp, yontma taştan başlayacağım belli ki. Binlerce yıllık birikimin iki üç nesilde yitirilip gitmiş olması çok acayip.
Epeydir topraktan kopuk benim ailem. Üç dört nesildir şehirde doğup, apartmanda büyüyoruz. Köyümüz falan yok. Otuz iki yaşımdaydım, heves edip, ilk defa bir tohum ekmeye çalıştığımda. Ölü gömer gibi gömmüşüm garibi.
Devletimizin; otoban gişeleri vasıtasıyla yol kesip, elinizde avucunuzda ne varsa alarak, kadim bir anadolu geleneği olan eşkiyalığı bugünlere taşıyabilmiş olması çok hoş.
İnsanın ebeveynlerine bu kadar düşkün olması çok ilginç. Sanki bu dünyaya gelişinin tek müsebbibi onlar değilmiş gibi.
Seni getirdikleri yetmezmiş gibi bir de kendileri erkenden çekip gidiyorlar bazen. Nereye geldiğini bile anlamadan kalakalıyorsun öyle