Ankara Örgütümüz yarın Emeklileri açlığa ve ölüme mahkum eden bu sömürü düzeninin sahiplerinden hesap sormak için buluşuyor.
26 Eylül Cumartesi - 18.00
Sakarya Meydanı
Ankara’da Anayasa Mahkemesi önündeki ‘geçinemiyoruz’ eyleminde bir emekli yaşamına son verme girişiminde bulundu. Sağlık durumunun çok ağır olduğunu öğrendiğimiz vatandaşımız için acil şifalar diliyoruz.
Bu çürümüş düzenin emekçilere reva gördüğü vahşi tablonun en yalın ve en acı özetidir.
İktidarın yıllardır sürdürdüğü ekonomi politikaları; ömrünü çalışarak, didinerek harcamış milyonlarca emekli insanımıza "Siz artık bu toplumda fazlalıksınız” diyor.
Bu kirli çarka tek bir insanımızı dahi kurban vermemek için omuz omuza duracak, birbirimizden güç alacağız!
Halkımızın canına ve ekmeğine kasteden bu sömürü çarkından hesabı mutlaka soracağız.
Çürümeyi, hırsızlığı ve ahlaksızlığı içine sindiremeyenlere çağrı!
Evinde yapılan aramada 29 kilo altın, 1,2 milyon dolar nakit bulunmuştu.
“80 bin lira maaşla 11 ev, 5 işyeri, 2 arazi, 29 kilo altın, 82 milyon nakiti nereden buldu” diye soruldu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin (DHMİ) İşletme Dairesi Başkanıydı adı geçen kişi.
Düzenin yarattığı çürümenin, yolsuzluk ve rüşvet ağının giderek “sıradanlaşan” öykülerinden sadece biriydi onunkisi.
Düzenek ortaya çıkınca "mecbur" tutuklanıverdi.
Üstüne “Bakın AKP kimsenin gözünün yaşına bakmıyor” denildi.
Ancak tutuklanalı daha bir yıl olmadan sessiz sedasız serbest bırakıldı. Bu karar ortaya çıkıp büyük tepkilere konu olunca yine “mecburen” tutuklandı.
Aradan kısa bir süre geçti ve “tutuklulukta geçirdiği süre yeterli” denilerek bugün yeniden serbest bırakıldı.
Komedyenlerin, gazetecilerin ve yazarların sırf iktidarı, düzeni eleştirdiği için tutuklandığı ülkemizde, halkın parasını çalanların tutuklanması olacak şey değildi.
Tam da bu yüzden kimse bugün herkesin dilinde olan 900 milyar liralık fon vurgununun faillerinin tutuklanmasını, cezalandırılmasını beklemesin.
Olsa olsa AKP içi kavganın bir uzantısı olarak devre dışı kalacak birkaç isim göreceğiz, hepsi bu.
Parayı çalanlar, halkın parasının üstüne çökenler keyiflerine bakmaya, sefahat sürmeye devam edecekler.
Bu düzen onların, vurguncu patronların düzeni çünkü!
TKP’nin çağrısı, çağrımız tam da bununla ilgili.
Baştan aşağı çürümüş, her yanından dökülen bu düzenin iflah olma şansı yok.
Hırsızların düzeni son bulsun isteyen, bu adaletsizliğe isyan eden, mutlu yarınların düşünü kuran tüm yurttaşlara TKP saflarına katılma, bu düzeni birlikte alt etme çağrısı yapıyoruz.
Gelin TKP Gönüllüsü olun, bu adaletsizliğe, çürümeye hep birlikte son verelim. https://t.co/s9wJUxBQQd
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’la yapılan bu söyleşi, basmakalıp yaklaşımlara ve yerleşik kabullere meydan okuyan, “insanlığın eşitlik şarkısına” inanç tazeleyen bir içerikten oluşuyor.
Barış Terkoğlu’nun hazırladığı “Kemal Okuyan ile Söyleşi: Komünistliğin Ne Lüzumu Var?” şimdi raflarda!
https://t.co/iiuzaPBxoT
Okurlarımıza sözümüz var: soL Haber susmayacak!
İktidarın talebiyle üçüncü kez soL Haber’in X hesabına erişim engellendi.
“Halka yalan söylemek suçtur!” demiştik yola çıkarken, bir adım bile geri atmayacağımızı yeniden ilan ediyoruz.👇
https://t.co/uiWMqV5cfT
Süleymancılar, Furkancılar ve karışan kafalar…
TÜM TARİKAT VE CEMAATLER DERHAL DAĞITILMALI, HOLDİNGLERİ DEVLETLEŞTİRİLMELİ!
AKP iktidarının ilk günden bu yana en büyük dayanaklarından biri her zaman tarikat ve cemaatler oldu.
Aynı zamanda devasa holdingler haline gelmiş olan bu karanlık yapılar, yıllarca iktidarın da desteğiyle devletin birçok kritik kurumunda mevzilendiler, büyüdükçe büyüdüler.
Bunun en öne çıkan örneği bilindiği üzere Fethullahçılardı. İktidarı bütünüyle kendi ellerine almak istediklerinde yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Ancak hafızalara kazınan “kanlı final” sonrası dahi AKP iktidarı tarikat ve cemaatlerin üzerine gidecek hiçbir adım atmadı.
Son günlerde önce Süleymancılar, ardından da Furkancılara yönelik operasyonlar sonrası bu tartışma bir kez daha açıldı. Üstelik “iyi tarikat, kötü tarikat”, “yandaş tarikat, muhalif tarikat” gibi tuhaf bir kafa karışıklığı ve tuzak yaratarak…
Bu kafa karışıklığını yaratan AKP’nin bakanlarının ısrarla “tarikat ve cemaat operasyonu yapmıyoruz, bunlar suç örgütü” demek zorunda kalması boşuna değil.
Bu eksikli tarifi biz düzeltelim: Tüm tarikat ve cemaatler birer suç örgütüdür!
Bu açık gerçeği perdelemek için halkı “iyi tarikat, kötü tarikat” tuzağına çekmek istiyorlar.
Oysa iktidar kendi kontrolünde olan tarikat ve cemaatlerin boy atmasına izin veriyor, diğerlerini budayıp kendi hizasına sokmaya çalışıyor. Hepsi bu.
Ortada devasa boyutlara ulaşan holdinglere sahip tarikatlardan ve büyük bir pastadan söz ediyoruz. Bu pasta için boğazlaşma olmaması mümkün değil, bugün yaşadıklarımız tam da bunun yansımasıdır.
Adı geçen tarikatlar dahil hepsinin halk düşmanı olduğunu, bu düzenin aparatı olduğunu ve yıllarca iktidarla işbirliği yaptıklarını akıldan hiç ama hiç çıkarmamak gerekiyor.
Tarikat ve cemaatlerin iyisi, kötüsü olmaz!
Bir kez bu tuzağa düşünce halk düşmanı Fethullahçılardan, çocuk katili ve istismarcısı Süleymancılardan dahi “muhalif” çıkarmak mümkün hale gelir.
Bugün ülkenin tüm kurumlarına yerleşen Menzil, İskenderpaşa ve İsmailağa gibi tarikat ve cemaatler yarın iktidarla pasta kavgası için ters düştüklerinde “iyi” olmayacaklar.
TKP’nin sözü açık.
Tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü bu düzene ve onun iktidarına son verilmeli, tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, bu karanlık yapıların halkı sömürerek elde ettiği devasa servete el konulmalı ve holdingleri devletleştirilmelidir!
Pedofili epstein rejimi, sömürgeci Avrupa sermayesi ve israilin savaş suçlarını örtbas edenlere işleyen bir "hukuk" emekçilere açlık ve yıkımdan başka bir şey getirmiyor. Bu yazıyı yazmak için utanma duygunun elinden alınmış olması gerekir.
Hangi sınıf için Demokrasi?
Dünyanın her yerine savaş ve yıkım götüren çocuk katili Nato'dan çıkmak Demokrasi ve hukuk devletinin tehlikeye girmesi demekmiş!
Yüzlerce komünistin gözaltına alındığı, bir Komedyenin tutuklandığı, ABD"nin İrana saldırdığı hafta bu yazıyı yazmak, -mış gibi yapmak alçaklıktır
🔴 NATO karşıtlığı neden mantıksız?
📌 Şu an ülkemizde NATO karşıtlığını Solculuk sanmak inanın tutarsız. Solcu ya da Sağcı, demokrat birinin NATO karşıtı olması mevcut konjonktürde mantıksız. Bu karşıtlık başarıya ulaşsa emin olun ülkemizde çok daha fazla muhalif komedyen, gazeteci, sanatçı, akademisyen ve siyasetçi haksız biçimde hapse atılır. Bu tespit ve görüş tabii ki NATO karşıtlarına yapılan ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ihlallerini haklı kılmaz. Onun utancı ayrı
✍️ Ali D. Ulusoy'un yazısı...
https://t.co/BqVQgVRD51
@ulusoydlaw
soL Haber yeni hesabıyla X’te
NATO Zirvesi’yle birlikte soL Haber, sistematik bir baskıyla karşı karşıya. Yaklaşık 17 yıldır kullandığımız X hesabımız, Türkiye’de erişime engellendi.
Ayrıca, soL Haber hakkında “kamu düzenini bozmayı hedefleyen provokatif paylaşımlar yaptığı” isnadıyla soruşturma başlatıldığına dair iddialar dile getirilmeye başlanmıştır.
soL, bu baskılara karşı hukuki alanda gerekli adımları atmak üzere hazırlıklarına başlamıştır.
soL Haber’e yönelik, “toplumsal kaos amaçlamak” gibi suçlamaların hiçbir gerçekliği olmadığı açıktır. Aksine suçlamayı yöneltenlerin haksızlık ve zayıflıklarını örtmek üzere bu iddialara başvurdukları anlaşılmaktadır.
Kamuoyunu, dostlarımızı, okurlarımızı soL’la dayanışmaya çağırıyoruz.
En önemli dayanışma, soL’a abone olmak, bizzat omuz vermektir.
soL’u susturma girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sesimizi yükselteceğiz. Sizin desteğinizle. Hep birlikte.
➡️ https://t.co/cNqf9iJVWs
“NATO’yla mücadele bir suç değil bir sorumluluktur” demiştik. AKP iktidarı ise, Filistin’de katliam sürerken, İran’a dönük ABD-İsrail saldırganlığının nereye evrileceği belli değilken, Ukrayna’daki savaşın kapsamının genişlemesi gündemdeyken NATO’yu protesto etmeyi suç olarak tanımlamaya çalışıyor.
Bunu kabul etmeyeceğimizi de söylemiştik. Darbelerin, siyasi cinayetlerin, katliamların, işgallerin arkasındaki güçlerden biri olan NATO bakanlık ya da valilik kararnameleri ile temize çıkartılamaz. İnsanlık buna izin vermez, tarihsel gerçekler bu şekilde değiştirilemez.
Bu iktidarın temsilcileri ve yandaşları daha düne kadar 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin sorumluluğuyla ilgili olarak NATO’yu ve batılı emperyalist ülkeleri işaret etmekte, “artık eski Türkiye yok” diye övünmekteydi. Şimdi yine “artık eski Türkiye yok” diyerek ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini, komünistlerini ellerindeki NATO bayrağı ile korkutmaya çalışıyorlar.
Ülkemizin NATO’ya üye olduğu 1952’den bu yana bir değişiklik yok bu düzenin efendilerinin cephesinde. Bir taraftan vatan-millet edebiyatı yapıp diğer taraftan ABD başta olmak üzere emperyalist ülkelerin dümen suyunda bölge gücü olmaya çalışmaktan hiç vazgeçmediler. Biz de emperyalizme ve onun NATO başta olmak üzere bütün kurumlarına karşı mücadele etmekten vazgeçmedik. Gün geldi 6. Filo’ya karşı, gün geldi yabancı üslere karşı, gün geldi yanıbaşımızdaki işgal girişimlerine karşı, gün geldi savaşa karşı durduk, durmaya devam edeceğiz.
NATO zirvesi yaklaşırken tanık olduğumuz pişkinlik, zorbalık ve onursuzluğu kabul etmeyen, sesini çıkaran, eylem yapan herkes, her parti, her örgüt, her kesim Türkiye’nin üzerine yapıştırılmak istenen “kolektif işbirlikçilik” yaftasını yırtıp atmıştır.
TKP’nin dün Ankara’da Kızılay Meydanı’nda “NATO’ya karşı durmak bir görevdir” diyerek gerçekleştirdiği eylemin çok yaygın bir destek bulması iktidarın bütün çabalarına rağmen Türkiye’nin bağımsızlıkçı, anti-emperyalist damarlarının kurutulamadığının kanıtıdır.
Ancak mücadele sürüyor ve bilmeliyiz ki bu mücadele henüz başarının çok uzağında. Düzen partilerinin tamamının NATO’yu meşrulaştırmak için çabaladığı, halkımızın aklına on yıllardır NATO’nun Türkiye’nin güvenliğini sağladığı yalanının sokulduğu koşullarda 85 milyonluk bir ülkede binlerle sayılacak protesto gösterileri düzenlendi diye ya da yasak ve engellemeleri tanımadığımızı bir kez daha kanıtladığımız için rahatlayacak değiliz.
Tarihe ve topluma not düşüyoruz ama asıl görevimiz tarihin akışını değiştirmektir. Türkiye emperyalizmden, çokuluslu tekellerden, sömürüden arındırılıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Ankara’da, Kocaeli’nde, Soma’da gözaltına alınan 145 TKP’linin derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. NATO’culuğa karşı çıktıkları için gözaltına alınan, tutuklanan tüm devrimciler için de aynı talebi yineliyoruz.
NATO’ya hayır demek değil, NATO’culuk suçtur. Bunu kimse unutmasın.
Polis şiddeti sonucunda yaralanan bütün partili arkadaşlarımıza geçmiş olsun diyor, dayanışma gösteren tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
Ankara’da “Bağımsız Türkiye” için NATO’yu protesto eden TKP üyelerine dönük polis şiddetinde yedi arkadaşımız kafalarından ağır darbe almış, bazı arkadaşlarımızın kol ve göğüs kafeslerinde kırıklar oluşmuş, bir arkadaşımız kalp krizi şüphesiyle anjiyoya alınmıştır.
Yaralanan ve gözaltına alınan yoldaşlarımızın durumlarını yakından takip ediyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
AKP iktidarının NATO Zirvesi'ne günler kala gözaltı sadırıları arttı.
Bu sabah aralarında Gebze İlçe Başkanımızın da bulunduğu 5 parti üyemiz keyfi biçimde gözaltına alındı. Avukatlarımız ve il yönetimimiz gözaltına alınan üyelerimizin yanında.
NATO karşıtı mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz. Daha önce duyurduğumuz gibi tüm halkımızı bugün İstanbul'da Taksim'de 18.00'de partimizin çağrısıyla yapılacak NATO karşıtı yürüyüşe davet ediyoruz.
İktidar çevreleri hedef gösterdi: Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı
💬Gazeteci Barış Pehlivan paylaştı:
❝Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.❞
https://t.co/eu509t9Vn1