Tamer Arda|
Polis tarafından katledildiğinde Milliyet gazetesi tarafından "Son on beş yılın en tehlikeli şehir gerillası" olarak nitelenen Tamer Arda, yalnız 15 yaşında devrimci mücadele ile tanıştı.
1975'te MLSPB'nin oluşumu ardından ilk katılanlarından biri olan Tamer Arda, oluşumun ardından gerçekleştirilen birçok silahlı eyleme katıldı.
1977 yılında askeri eğitim için Filistin'e gitti. Eğitimden sonra Türkiye'ye dönen Arda'nın peşini siyasi polis bırakmadı. Bir ev baskınında yakalandı ve siyasi polis tarafından işkencelere maruz bırakıldı fakat çözülmedi. 1 yıl boyunca birçok farklı cezaevinde tutulduktan sonra serbest kaldı ve örgütün eylemlerinde aktif rol almaya devam etti. Örgütün İstanbul'daki birçok hücresinin sorumlusu ve askeri komutanıydı.
12 Eylül askeri diktatörlüğü döneminde MLSPB içinde daha çok sorumluluk üstlenen Arda, örgütün çalışmalarının sürdürülmesi ve askeri diktatörlük şartları altında organizasyonunun yeniden düzenlenmesinde önemli görevler üstlendi.
6 Haziran 1981 gününde örgütün kararı doğrultusunda İsrail Başkonsolosunun cezalandırılması eylemin son hazırlıklarını gerçekleştirmek üzere gittiği Sefaköy'de, itirafçı Şemsi Özkan'ın ihbarı üzerine, polis pususuna yakalandı. Çatışmada yaralanan Tamer Arda, yerde yatarken dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Şükrü Balcı tarafından çok sayıda kurşun sıkılarak infaz edildi. Cansız bedeninde 40 kadar kurşun tespit edildi.
22 yıllık hayatının büyük bir kısmını militan mücadele ile geçiren Tamer Arda ardına cesaret ve cüret dolu bir miras bıraktı.
oğlum kendini dünyanın en güçlü erkeği sanıyor.. bizim dövmemiz de pek etik olmadığından mümkünse onu dövebilecek 4,5-5 yaşlarında iri bir erkek çocuğu tanıdığınız varsa yönlendirir misiniz
"Devlet, tarafsız bir kurum değildir; üretim araçlarını elinde bulunduran egemen sınıfın, üretimden pay alamayan ezilen sınıfı kontrol altında tutmasını sağlayan politik bir aygıttır."
Being a Marxist-Leninist in 1920s:
• Member of a party
• Upholding the iron discipline
• Professional revolutionary
• Lives with the people, struggles with the people
Being a “Marxist-Leninist” in 2020s:
• just call urself that on twitter and be proud of your enlightenment
Bugün tutsak Grup Yorum emekçilerinin Çağlayan 13.ACM'de saat 10.00'da duruşması var.
Onlar Nazım Hikmetlerden, Orhan Kemallerden, Ahmet Ariflerden öğrendikleri halk için sanat geleneğini sürdürdükleri için tutsak edildiler.
Grup Yorum emekçileri serbest bırakılsın!
@kalem64097
1940larda en büyük gücüne ulaşmış bir liderden eşcinselliğe hoşgörü beklenmesi çok komik değil mi? Tarih böyle yorumlanmaz. Tarih yorumlayabilmeniz için dönemin şartlarına hakim olmanız gerekiyor, yoksa "Stalin neden hoşgörülü değil" gibi aptal sorularla kendinizi rezil edersiniz
Pragmatist şoven bı dallama olduğun için sözlerinin hiçbir kıymeti yok şu an seni sevmeyenler zaten hiç sevmeyecek seni şu an sevenler de ilerde sevmeyecek reklam için birilerine satasmak ya da diğer şeyler seni haklı çıkaramaz ama bı bayrak fotosu patlat şimdilik enayi çok
bu konuda son kez yazıyorum ve şöyle özetliyorum beni daha önceden de aslında takip edenlerin bildiği, röportajlarımda vesaire de söylediğim şeyleri:
1.
ne yılmaz güneymiş.
2.
kimsenin kutsanmasını doğru bulmuyorum.
yılmaz g.'ye "adam mükemmel biri" diyenlere, kanaat lideri gibi bakan zihniyete saygı duymuyorum.
sinemasını sevip sevmemeniz beni hiç ilgilendirmiyo. ben, kişisel olarak yüceltilmesine karşıyım. kürt olması da zerre umrumda değil solculuğu da. niyet okumalarınız ise kendi pis düşüncelerinizin yansımasıdır.
3.
yılmaz g. şu an yaşıyor olsaydı, sinema yapıyor olsaydı gitsin köşede çürüsün de demezdim. filmlerini izlemeyin de demezdim, ama şahıs olarak yüceltmeyin derdim yine, yine aynı şeyleri söylerdim anlayacağınız. tıpkı ibrahim tatlıses'in insan olarak saygı duyulacak hiç bi yanı olduğunu düşünmeyip, çok iyi bir ses olarak kabul görmesine hiçbir şey diyemeyeceğim gibi.
4.
kanye w. bipolar, saçmalıklar yaptı, herkesten özürler de diledi. ona giriş yasağı koyan ülkeler de çıldırmış geliyo bana, örnek gösterilmeleriniyse doğru bulmuyorum; filistin konusundaki ikiyüzlülükleri ortadayken. tamamen başka politikalar gözetiliyo gibi çünkü, o kadar büyük olayları kendim de dahil hiçbirimizin tam olarak bilip anlayabileceğini düşünmüyorum.
5.
kanye w.’i yüceltmiyorum, "on numara adam abi ölürüm" falan demiyorum, anıtlaştırmıyorum, sevdiğim şarkıları var, sırf vokal değil prodüktör olarak, marka olarak, yaratıcılığıyla ve sanat vizyonuyla tarih yazmış - kanaat lideri falan değil ha, müziğe, modaya yön vermiş ciddi iz bırakmış biri.
6.
ben kanye w.’i kişisel olarak savunmam, istiyosanız ana bacı sövebilirsiniz, ama müzisyenin konserine gitti diye insan linçleme, liste yapalım gibi saçmalıkları işin bokunun çıkması olarak görüyorum. biri ifşa edelim demiş; gizli olmayan bir şey nasıl ifşa edilir? birilerini etiketleyip kategorize etme isteği günden güne büyüyor, bunu tehlikeli de buluyorum.
7.
boykot biraz da büyümeye, çoğalmaya, kitleselleşmeye çağırmaz mı?
konserden önce boykot çağrısı da yoktu ha. onu da anlamadım, sanki herkes anlaşmış da gidenler boykotu bozmuş gibi davranıldı. ya da gidemeyenler gönül mü koydu, gerçekten hiçbir fikrim yok.
8.
ozan g. olayı da çok konuşuldu.
ceza almış birinin dışarıda gezmesinin sebebini, cezayı verene sormak gerekmiyo mu? dahası bunu bir talebe dönüştürmek, insanları anlama ve insanlara anlatma fırsatını es geçmemek? kamusal bir alanda oturduğumuzda herkesin sicilini suratlarında görüyo muyuz? hayır. bi katille de karşılıklı masalarda bir kafede oturuyo olamaz mıyız? evet. isteyip istememekten bahsetmiyorum, olasılıklardan bahsediyorum. sırf yapabiliyosun diye birinin üstüne giderek mekandan çıkartmaya çalışmanın politik karşılığını göremiyorum. çünkü devlet suçluya dışarda gezme hakkını vermiş, senin problemin suçluyla olamaz, adalet sistemiyle olabilir, bu da anlaşılır ve desteklenmesi gereken de bişi.
bunun çözümü o insanın sana hiiiç bişi yapamayacağını bile bile üstüne gitmek, bişi yaparsa da zaten suçlu, onun hayatının daha da bitecek olmasından güç alıp elindeki gücü hor kullanmak olmamalı.
bunun işe yaramadığını çok net bir şekilde gözlemliyorum.
9.
bazılarının feminizmi çekmeye çalıştığı yerde değilim, sürekli feministmetre açmayın, inanın hiçbirimize yardımcı olmuyo. eşşek gibi kendi ayakları üstünde duran tüm kadınlara default olarak feminizm yüklenmiş oluyo zaten, hele ki senelerce bu kadar görünür bi meslekte, bu kadar kadınların harcanmaya çalıştığı bi dünyada, kadının gık dediği yerde erkek bağırsa bile hep kadının konuşulduğu, tüm skandalların hep kadınlara yıkılmaya çalışıldığı bi yerde, feminizm bir opsiyon değil. övünülecek bişi de değil. zorunluluk.
10.
bu arada kılıçdaroğlu, senden de tiksiniyorum.