Yıllardır medya operasyonlarıyla, tetikçilikle sivil toplumdan, akademiden, medyadan, siyasetten başta olmak üzere nice insanın hayatını karartan, onlara itibar suikasti yapanlar bugün hedeflerine Mehmet Ali Çalışkan’ı koydu.
Mehmet Ali Çalışkan, sivil toplum, özel sektör ve son olarak da siyaset için veri-bilgi üreten bir bilgi emekçisidir.
Sadece bilgi üretmedi o bilginin toplumun, ülkenin yararına kullanılması için çeşitli mecralar, diyalog girişimleri, müzakere ortamları yaratan, bilgisini, emeğini, desteğini hiç kimseden esirgemeyen biridir.
Kim olduğunu merak edenler için aşağıdaki videoda hayat hikayesini, bu topluma, meselelerine bakışın sarih bir şekilde anlatıyor.
İktidar içinde-çevresinde izanı ve insafı kalanlara sesleniyorum.
Mehmet Ali Çalışkan'ı tanıyorsunuz, bu ülkede diyaloğun, müzakerenin, demokratikleşmenin dışında derdi olmayan birinin 'terör' örgütü üyesi diye tutuklanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?
Dilsiz şeytanlığınızı bozmanız için memlekette daha kaç hayatın kararmasını bekliyorsunuz?
İçi boş iddialarla yapılan bu darbenin bu ülkeye maliyetini, gençlerine, geleceğine yazık olduğunu sadece özel sohbetlerinizde değil kamusal alanda da dile getirme cesaretini ne zaman göstereceksiniz!
https://t.co/a5Q2imyXVu
Mehmet Ali, güzel şeyler olsun diye didinir. Soyadı gibi çalışkandır. Akıllı, iyi kalplidir. Kesin bilgi.
Reform Enstitüsü Direktörü Çalışkan: Azad Barış ile Almanya’daki etkinlikte tanıştım; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum da katıldı https://t.co/KpXXaH9Df8
Yıllardır medya operasyonlarıyla, tetikçilikle sivil toplumdan, akademiden, medyadan, siyasetten başta olmak üzere nice insanın hayatını karartan, onlara itibar suikasti yapanlar bugün hedeflerine Mehmet Ali Çalışkan’ı koydu.
Mehmet Ali Çalışkan, sivil toplum, özel sektör ve son olarak da siyaset için veri-bilgi üreten bir bilgi emekçisidir.
Sadece bilgi üretmedi o bilginin toplumun, ülkenin yararına kullanılması için çeşitli mecralar, diyalog girişimleri, müzakere ortamları yaratan, bilgisini, emeğini, desteğini hiç kimseden esirgemeyen biridir.
Kim olduğunu merak edenler için aşağıdaki videoda hayat hikayesini, bu topluma, meselelerine bakışın sarih bir şekilde anlatıyor.
İktidar içinde-çevresinde izanı ve insafı kalanlara sesleniyorum.
Mehmet Ali Çalışkan'ı tanıyorsunuz, bu ülkede diyaloğun, müzakerenin, demokratikleşmenin dışında derdi olmayan birinin 'terör' örgütü üyesi diye tutuklanmasını vicdanınız kabul ediyor mu?
Dilsiz şeytanlığınızı bozmanız için memlekette daha kaç hayatın kararmasını bekliyorsunuz?
İçi boş iddialarla yapılan bu darbenin bu ülkeye maliyetini, gençlerine, geleceğine yazık olduğunu sadece özel sohbetlerinizde değil kamusal alanda da dile getirme cesaretini ne zaman göstereceksiniz!
https://t.co/a5Q2imyXVu
Rahimimde HPV sebepli kanser öncüsü lezyonların saptanması ilk kez 8 yıl önce oldu. İşsizdim, Bolu'da bisikletle geziyordum. Bizim mahallenin Sağlık Ocağı'na bi duyuru asmışlardı: 'Ücretsiz kanser taraması' diye. “Wow” dedim, “ücretsiz bir hizmet”. Neremdeki olası kansere bakacaklarından haberim olmadan girdim içeri, sonra “soyunup bacaklarını aç” dediler ve macera başladı.
Aylar sonra sonuçları sormak aklıma geldi. 'Bişeyoktur yeaa' ile 'ulan kötü hastalık varsa bide' arasında bir yerlerdeyken Sağlık Ocağı doktorunun yüzü düştü. Hemşirelerden kitabını getirmelerini istedi. Benim bacaklardan aşağı sıcak bi his indi. Kansere sebep olabilecek bir virüs taşıyor olduğum ortaya çıktı. Oysa bugüne kadar bu durum hiçbir belirti göstermemiş, işaret vermemişti.
Bolu’dan Sakarya'ya taşınmıştık o ara. Jinekoloji Onkoloji yazan bölümü bulmam imkansızdı, hiçbir yerde yazmıyordu. Tanıdığın tanıdığı referans oldu, yine de moralim kötü. Kapı önündeki uzun kuyruklara girme, sistem üzerinden alınamayan randevulara adımı yazdırma, adım söylenene kadar ‘enayi’ gibi bekleme ve kalabalıkları yarmayı öğrenememe mücadelesi ilk o zaman başladı. Canımı çok acıtan parça almalar, kesikli Smear ve HPV testleri derken rahim ağzı kanseri başlangıcı saptandı. Konizasyon adı verilen ameliyatı olmam gerektiği ortaya çıktı. Penise benzeyen rahim ağzını dolmalık kabak oyar gibi koni şeklinde oyup tehlikeli hale dönüşmüş olan parçayı çıkaracaklardı. Sonra kendi kendini bir miktar tamamlayacaktı rahimim. Bacaklarım wide open, öğrencilerin vulvama meraklı bakışları altında bedenimi bilime katkı sunmaya adamış buluverdim kendimi. Bi de tabi soruyordum hep: “Ben bunları hakedecek ne yaptım?”
Artık benim ömür boyu her yıl bu tahlilleri yaptırmam, riskli çıkan her tahlilde parça aldırmam gerekiyordu. Ve toplamda 3 kez parça alındı. Her seferinde canım çok yandı. Kerpeten gibi bişeyle koparılmaya çalışılırken çekiştirilen, o kopmayan et gibi kıkırdak gibi şey nedir mesela? ‘KIRT KIRT’ diye tırnak makasıyla tişört etiketi kesmeye çalışır gibi gelen o ses? O anlarda tüm vücudundan aynı anda bi ter boşalıyor insanın, buz gibi. Şimdi git, sonuçlar çıkınca gel ve 1,5 saat sıra bekle. Ben nerede yanlış yaptım?
Ameliyat sıram geldiğinde çok soğuk ve beyaz ışıklı bi odaya doğru yatar pozisyonda seni ittikleri sedyeyle, tavanda geçen ışıklara bakarak gitmek mide bulandırıcıydı. Sonra o soğuk çelik tezgaha oturdum, “şimdi bakma” dedi narkozcu abi, hemen o anda döndüm baktım. Kocaman bi iğne. Hiç korkmam ki, hastanede büyüdüm ben. Hiç acımadı ki. Sadece çok üşüdüm. Kafam çok iyiyken “üş üş” diyebildim. “ÜŞÜDUYN Mİİİ?” demişti abi, hemen damar yolundan başka ilaç yaptı ve fıssss tertemiz. Bir gece yattım, ertesi güne kadar tampon vajina duvarına yapışmış ve taburcu olurken o sargı bezini çekmeye başladılar. Sahne aynı Cesur Yürek filmindeki bağırsak çekme sahnesi gibiydi. Ben nerede yanlış yaptım? Neyse ki bisküvi yemek serbest.
Cinsel yolla bulaşan bir virüstü bu ve ben o yıllarda evliydim ve tek eşliydim. Ama öncesinde uzunca bir zaman çok eşli idim, şimdi de öyle; neredeyse hiçbir ilişkimde korunmadım. Aha the key! Peki tek doktorlu tek kapının önünde biriken bunca muhafazakar kadın ne yapmıştı? Ameliyatlarını bile kızlık zarları bozulmasın diye karınlarını yardırarak yaptıran bekar kadınlar peki?
Sapanca'da geçen yıllarım boyunca çözdüm bu sorunun cevabını. Buralı muhafazakar çiftlerin bir kısmının erkek bireyleri şehir dışına çıktıkları zaman kadın/erkek eskortlar ile ilişkileniyorlar. Eve dönüp kaptıkları virüsleri eşlerine bulaştırıyorlar. Erkeklere hiçbir şey olmuyor, kadınlar ise rahim ağzı kanseri riski, kronik sistit riski, rahimde ağrılı, kokulu tedavisi şart olan bakteriyel oluşumlarla karşı karşıya kalıyor. Kadının boşanması söz konusu olmadığı için, evli olmayan muhafazakar kadınların ise bu hastalığı cinsel yolla kapmış olmaları 'ölüm gibi bişey' olacağı için hastane kapısının önünde "hamamda mermere oturmuştum", "otel havlusuna silinmiştim", "kuaförden ağdadan bulaştı" muhabbetleri dönüyor. Bir noktada ise kendileri de ikna olmadıkları için kapıya boş boş bakıyor herkes, sonra da aynı mezbahada sıramızı bekliyoruz.
HPV tedavisi gören muhafazakar evli kadın instagram hikayelerinde eşine sarılıp "hayattaki şansım/şanslarım" paylaşımı yaparak eşini ve evliliği yüceltiyor, çoğu senaryoda doğurmak üzere olduğu ya da doğurmuş olduğu bebeğini tutuyor. Yüzleşmeden yaşamak için elinden gelen her şeyi yapıyor ve çocuk yapmak joker gibi, en kârlı seçenek; hem kendinle ilgili sorumlulukları yerine getirmek, hatalarınla yüzleşmek gibi şeylere vaktin kalmıyor, hem de anne olduğun için zaten otomatik tüm sorumluluklarından ıraksın, evladına bakım vermek hariç . Geri kalan örneklerde ise ya aldatan taraf kadın oluyor ya da bungalowlarda ‘swing’ yani eş değiştirme yapılıyor. Kızlık zarı koruyucuları ise ya profesyonel sürtünücü ya da anal & oral yollarla virüsü kapıyorlar. İlk iki örnekten bikaçar tane gözümle gördüm. Swing olayını farklı işletmeci arkadaşlarımdan dinledim. Anal sever bakireler maalesef real. Sürtünmeci olup da ameliyat sırasında bekleyenler ise bu alemin maksimumda kaybedenleri.
“Hani bizdik marjinal?” diyebilmek yıllarımı aldı. Allah yine kadını cezalandırdı. Kanser riski devam etti ve 5 yıl sonra ikinci kez aynı ameliyatı iki gün önce oldum. Bu sefer ismi re-konizasyon. Çocuk doğurmak istersem çocuk artık gittikçe incelen rahim ağzına ağır geleceğinden düşme riski çokmuş, oraya bi yama dikeceklermiş, hamile kalmak istersem haber verecekmişim. Üçüncüye tekrar ederse rahimimi alacaklarmış, artık zorlamanın da çok anlamı yokmuş (haklı). Çok ağladım ama bu sebeplerden değil; meğer ben iğneden de, hastaneden de, ameliyattan da çok korkuyormuşum. Kendimi hep sıkmışım ve gülmüşüm. Şimdi sadece kendimi serbest bıraktım o kadar.
Sonuç: Dünya şirin babaların yönettiği, fena şekilde seks dönen bir şirinler köyü ve erkekler dinleri ve anayasaları kendilerinin en rahat edeceği şekilde yaratmış/ şekle sokmuş. Kolayını bulan, kılıfına uyduran, adapte olan ya da bunların hiçbirinden haberi olmayan kadın ile isyan eden kadın aynı kaderi paylaşıyor; dönüp dolaşıp onkoloji koridorunda buluyor herkes kendini. Allahtan bedende hızlı ilerleyen bir virüs değil, erken teşhis imkanı ve doktorların, sağlık ekiplerinin çabaları herkesi tek tek kurtarıyor.
Şimdikilerin ve gelecek neslin kadınlarının bu saçmalıkları yaşamaması için:
-Partnerinizi de alıp kendi doktorunuza gidin (sürüntü alınıp bakılsın, bir tedavisi olmasa da bağışıklık sistemi önlemleri, fonksiyonel yaklaşımlar ile virüsün barınmaması sağlanabiliyor ya da ona göre korunma şekline karar veriliyor.
-Aşı ücretsiz olmalı. Olmasa bile parası neyse verilip tüm çocuklar (erkek çocuklar dahil) 12 yaşında ve tüm kadınlar her yaşta HPV aşısı olmalı (Çoklu koruyuculu aşı bulup parasını verip aldım, 2 yıl önce oldum, artık kanser için en riskli olan 2 virüsün taşıyıcısı değilim ama yine de tekrar etti, çünkü belki ikinci oluşum aşıdan önce başladı, emaan bilmiyorum)
-Devletin bize öğretmediği, ailelerin bize rehberlik etmediği cinsellik eğitimi ve bir biçimde erkeklerin erkekliğini yaşamasına gölge düşüren şey haline getirdikleri komdom kullanımı anne babalarca tüm çocuklara öğretilmeli. Yetişkinler de ‘ya kondom kullanalım dersem ve karşı taraf beni istemezse, tercih etmezse, sevmezse’ noktasından kondomu tercih etmiyorsa acil terapiye başlamalı.
Not: Doktorum ve asistan doktorlar çok başarılılar, ayrıca 3 gün iki gece neredeyse tüm çalışanların şefkatli olduğu bir devlet hastanesinde kaldım, ameliyat oldum, 5-6 serum aldım falan. En son eczanede reçetemde yazan 7 ilacı alırken 120tl ödedim o kadar. Bu gerçekten inanılmaz bir durum, bu memnuniyetimi aha buraya yazıyorum.
1 aya iyileşiyorum, öptüm.
"Atasözleri kadının hem bedenine hem de ruhuna sahip olmak için verilen sonsuz mücadeleyi yansıtır."
https://t.co/tvSIdFL2A1
#BirKemiktenBinSöze#kitap#alışmayınokuyun
FEYNMAN learning strategy in THREE points:
1. Continually ask "Why?"
2. When you learn something, learn it to where you can explain it to a child.
3. Instead of arbitrarily memorizing things, look for the explanation that makes it obvious.
I graduated from the Master's Degree in Mobility Studies at the University of Padova with a thesis on "Integrating the railway infrastructure with cycling tourism. Opportunities for achieving sustainable territorial development in Greece."
Padova Üniversitesi'ndeki "hareketlilik çalışmaları" yüksek lisans programından "Demiryolları ile bisiklet turizminin entegrasyonu. Yunanistan'da sürdürülebilir bölgesel kalkınmanın sağlanması için fırsatlar" konulu tezimle mezun oldum.
Kasım ayında Bakü'de düzenlenecek COP29 iklim zirvesine bisikletleri ile giden iklim aktivistleri ülkemizdeler.
9Eylül Pazartesi 17:00 Ulus Heykel/Ankara'da basın açıklaması yaparak basın ve iklim krizine duyarlı vatandaşlar ile buluşacaklar.
Katılımınız çok değerlidir.👍
🚴♀️🚴♥️
Erkek egemenliğinin kadim yasası:erkeklerin suçları için kadınları ve çocukları cezalandırmak. Asur yasasından, Roma hukukundan gećerek bugüne ulaşıyor. Bu topraklarda bazen hiçbir şey değişmemiş gibi görünüyor maalesef.
8 yıl işe gidip geldim, ulaşımımı bisikletle sağladım İstanbul'da. Bir süredir orada yaşamasam da, gözbebeğim olan şehirde bisiklet kullanımının artmasını desteklemeye çalışıyorum. Bu da onlardan biri. @plus90 https://t.co/H9aH91jwbi #İstanbulTrafiği#BisikletKullanıcıları
Doğayla ve diğer canlılarla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlamak gerekiyor. Bu tanımlamada insan egemenliğini sarsmak, doğru olanı anlamak için etkili bir yol gösterebilir.
Yeryüzü sayımız raflarda
https://t.co/ZYOZeg7w8x
Mega yangınlar çağında daha fazla yangın söndürme uçağı almak, kızılçamları kesmek, hemen fidan dikmeye başlamak çözüm olabilir mi? ABD'de yangın yönetimi alanında çalışmalar yapan @OkanUrker 'e yangınla ilgili aklımıza takılan soruları sorduk.
https://t.co/IvHixZSxOL