Wait, what?! Oh my God! 😱
Now Türkiye must be absolutely terrified!
The mighty Ursula von der Leyen might even threaten to kick Türkiye out of the European Union!
Oh, wait… 😂
We're not even in the EU, are we?
How terribly embarrassing!
Of course, we did want to join. We knocked on your door for decades. But apparently, we weren't quite European enough.
Never mind. We still thought we should be helpful.
Millions of refugees to accommodate? Certainly! Why trouble Europe's delicate social equilibrium when Türkiye can shoulder the burden with a little financial assistance and a great deal of European gratitude?
European defence needs military capabilities? Naturally! From Estonia to Spain, Turkish military capabilities have contributed to Europe's security. Membership, of course, is an entirely different matter. Let's not get carried away!
A Customs Union that works rather more comfortably for European industry than for Türkiye? But of course! We wouldn't dream of disturbing such a beautifully arranged relationship.
European companies and banks want access to the Turkish market? Be our guests! Our largest private bank is even under Spanish control. How much more welcoming could we possibly be?
And now, after all these years of hospitality, strategic cooperation and economic accommodation, we are apparently expected to ask Brussels for permission to exercise our sovereign rights in the Eastern Mediterranean?
Oh, Madam President, how wonderfully imperial of you!
And how exactly do you propose to stop us?
With a stern warning from Brussels? A disapproving finger? Perhaps a French fleet? Or shall we expect a British military expedition to teach NATO's second-largest army a lesson in obedience?
How fascinating!
The very military capabilities Europe relies upon are apparently supposed to tremble at the sound of a Brussels press statement.
A raised finger is not a fleet. A declaration of disapproval is not an instrument of coercion. And diplomatic indignation, however theatrically delivered, is no substitute for actual power.
But surely there has been a misunderstanding.
We offered partnership, not guardianship.
We offered cooperation, not submission.
And we certainly never offered Brussels a seat at the head of Türkiye's sovereign decision-making table.
Our sovereignty is not a privilege granted by Brussels, nor is its exercise subject to European approval.
There is, after all, a limit to modesty. Even Turkish modesty.
Perhaps it is time Europe learned the difference between partnership and permission, between diplomatic rhetoric and geopolitical reality.
And Madam President, do forgive us if we fail to tremble.
You might wish to get used to it, afterall ...
😎
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasını hedef alan açıklamalarını reddediyoruz.
Türkiye ve Libya, egemen iki devlettir. Karşılıklı hak ve menfaatleri doğrultusunda yaptıkları anlaşmalar, siyasi tercihler nedeniyle yok sayılamaz.
Sayın von der Leyen,
Akdeniz’de taraf tutarak değil, hakkaniyeti ve uluslararası hukuku gözeterek barışa destek olabilirsiniz. Sizin göreviniz gerilimi körüklemek değil, sağduyulu davranarak barışın tesisine katkı sunmaktır. Avrupa Birliği’nin sorumluluğu, bölgesel gerilimleri derinleştirmek değil, adil ve kalıcı çözümlerin önünü açmaktır.
Bizim için Türkiye’nin hak ve menfaatleri, iç siyasetteki bütün ayrılıklarımızın üzerindedir.
Ülkemizin hak ve menfaatlerini her platformda savunmaya, tarafsızlığını yitirmiş kibirli tutumunuzun karşısında yer almaya devam edeceğiz.
Artık ABD ve AB'den medet ummayı bırakın, düzgün bir komşu olacaksanız hakkaniyetli bir paylaşıma varız. Ama fino köpeği gibi havlayıp, sonra arkandan kim geliyor diye bakmayı bırak. Rus'lar size o devleti kurdurttu, yine Rus'lar yıkacak. Bunu iyi biliyorsunuz, ve bu yüzden korkuyorsunuz..
Libya ve Türkiye arasındaki sınırları bırakın da Siz kendi sınırlarınızı Rus'lardan korumaya bakın. Rus'lar kapınızı çaldığında sakın Türk'leri aramayın, çünkü bizler çekirdek çıtlatarak yalvarmanızı izliyor olacağız. ABD mi? Trump sizi çoktan sattı.. Daha önce de saçmalayıp sözlerini düzeltmiştin: "Türkiye tartışmasız önemli bir ortak" diyerek. Gün gelecek yukarıdaki tweet'ini de düzelteceksin, ama çok geç olacak, rus ayı'sı kapında bilmiş ol..
Bu zaytung haberi sandım 🤭
Ursula sen kim oluyorsun da egemen iki ülke olan Libya ile Türkiye'nin sınırlarına karışıyorsun? Musul ve kerkük'te yaptığınız oyunu doğu Akdeniz'de yapamayacaksınız. Doğal gaz yataklarını oldu bittiye getirip "bitmiş" Avrupa'ya katamayacaksınız. Güney Kıbrıs'ı AB'ye katarkenki amacınız bu doğalgaz yataklarıydı, şimdi kendi ayağınıza sıktınız. Libya'nın kara ve deniz sınırlarına saygı duyacaksınız çünkü artık arkasında Türk Devleti var...
@cemgurdeniznet komutamızın bu yoldaki payı çok büyük, misakı milli neyse mavi vatan da o'dur. Mavi vatanı beynimize kazıyıp bizlere rehber olan komutanımıza ne kadar teşekkür etsek az. Çok yaşayın komutanım 🙏
Türkiye ile BM tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”, yıllarca Türkiye’ye karşı konumlanan Hafter cephesiyle bağlantılı Doğu Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandı.
1. Bu karar, Türkiye’nin Mavi Vatan mücadelesinde son yıllarda elde ettiği en önemli diplomatik kazanımlardan biridir.
2. Yıllarca Türkiye-Libya mutabakatını geçersiz sayan Hafter cephesinin tutum değiştirmesi, Yunanistan ve onu destekleyen AB bloku ile ABD açısından ciddi bir siyasi ve diplomatik gerilemedir. Atina’nın Libya’daki bölünmüşlükten yararlanarak Türkiye’nin deniz yetki alanlarını etkisizleştirme stratejisi ağır darbe almıştır.
3. Bu gelişme, Türkiye’nin gelecekte Mısır ile yapabileceği deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması açısından da önemlidir.
4. Özellikle önümüzdeki dönemde yeniden gündeme gelmesi beklenen Great Sea Interconnector (GSI) denizaltı elektrik kablosu projesinde Türkiye’nin müzakere gücü artmıştır. Türkiye, kendi kıta sahanlığında yapılacak deniz tabanı araştırmaları için izin alınması konusundaki hukuki tezlerini kararlılıkla savunmalıdır.
5. Ancak diplomatik başarı denizde fiilî varlıkla tamamlanmalıdır. Türkiye, GKRY’nin tek taraflı ruhsatlandırdığı, özellikle 5 ve 6 numaralı parsellerdeki faaliyetlere karşı egemen haklarını koruyacak somut adımlar atmalı, ihtilaflı alanlarda sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerini yeniden başlatmalıdır.
6. Türkiye’nin 18 Mart 2020’de BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının Libya bağlantısı artık hukuki ve siyasi bakımdan çok daha güçlüdür.
Türkiye ile BM tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”, yıllarca Türkiye’ye karşı konumlanan Hafter cephesiyle bağlantılı Doğu Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylandı.
1. Bu karar, Türkiye’nin Mavi Vatan mücadelesinde son yıllarda elde ettiği en önemli diplomatik kazanımlardan biridir.
2. Yıllarca Türkiye-Libya mutabakatını geçersiz sayan Hafter cephesinin tutum değiştirmesi, Yunanistan ve onu destekleyen AB bloku ile ABD açısından ciddi bir siyasi ve diplomatik gerilemedir. Atina’nın Libya’daki bölünmüşlükten yararlanarak Türkiye’nin deniz yetki alanlarını etkisizleştirme stratejisi ağır darbe almıştır.
3. Bu gelişme, Türkiye’nin gelecekte Mısır ile yapabileceği deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması açısından da önemlidir.
4. Özellikle önümüzdeki dönemde yeniden gündeme gelmesi beklenen Great Sea Interconnector (GSI) denizaltı elektrik kablosu projesinde Türkiye’nin müzakere gücü artmıştır. Türkiye, kendi kıta sahanlığında yapılacak deniz tabanı araştırmaları için izin alınması konusundaki hukuki tezlerini kararlılıkla savunmalıdır.
5. Ancak diplomatik başarı denizde fiilî varlıkla tamamlanmalıdır. Türkiye, GKRY’nin tek taraflı ruhsatlandırdığı, özellikle 5 ve 6 numaralı parsellerdeki faaliyetlere karşı egemen haklarını koruyacak somut adımlar atmalı, ihtilaflı alanlarda sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerini yeniden başlatmalıdır.
6. Türkiye’nin 18 Mart 2020’de BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı sınırlarının Libya bağlantısı artık hukuki ve siyasi bakımdan çok daha güçlüdür.
SONDAKİKA
Libya Temsilciler Meclisi, Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında Akdeniz'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin imzalanan Mutabakat Zaptı'nı onayladı
- AA
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Cuma akşamı Sözcü TV yayınındayken +63 ile başlayan bir telefon numarasından arandım. Yayında olduğum için telefonu açamadım. Daha sonra bana bir mesaj gönderildi. Mesajda, Daltonlar örgütünün yöneticisi olduğu iddia edilen bir kişinin adı verilerek yayını terk etmem istendi.
Numarayı engelledim. Daha sonra +62 ile başlayan başka bir numaradan arandım. Arayan kişi, kendisini tanıtarak Daltonlar örgütünün liderinden izin aldığını söyledi. Bana 5 milyon lira ceza kestiğini, bu parayı vermezsem beni öldüreceğini belirtti.
Konuyla ilgili elimizdeki belgelerle birlikte suç duyurusunda bulundum ve koruma talep ettim. Bir emniyet mensubu tanıdığım aracılığıyla İstanbul Emniyetine de ulaştım ve onlarla istişare etmek istedim. Bugün için bana randevu verildi. Ancak daha sonra aranarak, konuyu bir karakola anlatmam gerektiği söylendi ve randevum iptal edildi.
Bu aşamada, yaşadıklarıma ilişkin somut bilgileri en ufak bir yorum katmadan sizlerle paylaştım. Konuyla ilgili henüz siyasi veya şahsi bir yorum da yapmayacağım, yaşadığım yalın gerçek budur;
“Ülkenin en tehlikeli suç örgütlerinden birinin adı kullanılarak tehdit edildim. Televizyon yayınını terk etmem, istenen 5 milyon lirayı ödemezsem öldürüleceğim söylendi.”
Şu an itibarıyla hayatım tehdit altında. Devletten başka beni koruyacak bir merci, halktan başka da bir dayanağım yok.
20.10.2026
Av. Afşin Hatipoğlu