NATO Zirvesinde gösterişe ve ağırlamaya büyük kaynak ayırdık. Şimdi Kasım ayında Antalya’ya COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı) geliyor.
Yine güvenlikten ulaşıma, altyapıdan organizasyona kadar ciddi bir mali yükü Türkiye üstlenecek. Peki karşılığında ne kazanacağız?
Üstelik söz konusu olan sadece maliyet değil. Türkiye COP31’in ev sahipliğini üstlenirken, konferansın siyasi ve diplomatik başkanlığını Avustralya yürütecek.
Yaklaşık 200 ülkenin iklim politikaları ve karar metinleri üzerinde müzakere edeceği süreçte müzakerelerin yönetimi ve uzlaşma arayışının siyasi sorumluluğu Avustralya’nın COP31 Başkanlığında olacak. Türkiye’nin tanımadığı GKRY ise bu masada “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak yer alacak. Nitekim GKRY’nin hazırlık toplantılarından dışlanması üzerine AB şimdiden Türkiye’ye baskı yapmaya başladı.
KKTC’nin tanınmasına, Doğu Akdeniz’deki haklarımıza veya Türkiye’nin diplomatik ağırlığına somut bir katkısı olmayacaksa, bu pahalı ev sahipliğinin stratejik getirisi nedir?
Diğer taraftan Avrupa Birliği, karbon ayak izi, sınırda karbon düzenlemeleri ve “yeşil dönüşüm” üzerinden Türkiye gibi sanayileşmesini henüz tamamlamamış ülkelere giderek daha ağır maliyetler yüklüyor.
Türkiye elbette çevreyi korumalı, temiz enerjiye ve teknolojik dönüşüme yatırım yapmalıdır. Ancak Avrupa’nın kendi tarihsel sanayileşmesini fosil yakıtlarla tamamladıktan sonra gelişmekte olan ülkelere aynı yolu kapatan hedeflerini sorgulamadan kabul etmek başka bir şeydir.
ABD ile AB'nin iklim politikalarında giderek ayrışması da Batı'nın bu konuda dahi ortak bir stratejiye sahip olmadığını gösteriyor. Daha dün Trump yönetimi, ABD’de kömür ve doğal gaz santrallerinin sera gazı emisyonlarına getirilen federal sınırlamaları kaldırmaya hazırlandığını deklare etti. ABD'de Obama ve Biden dönemlerinin iklim politikalarından kapsamlı ve hızlı bir geri dönüş yaşanıyor.
Asıl büyük oksimoron ise savaşlarda yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler tarafından dünyaya karbon ayak izini küçültmesi öğütlenirken savaşlar büyüyor. Savaş gemileri, tankerler ve ticaret gemileri vuruluyor, petrol denize dökülüyor, şehirler yakılıyor, milyonlarca ton mühimmat kullanılıyor, askerî faaliyetlerin devasa karbon ve çevre maliyeti büyük ölçüde siyasi tartışmanın dışında tutuluyor. Üstelik artık taktik nükleer silahların kullanılabileceği senaryolar dahi açıkça konuşuluyor.
Bir tarafta fakir ve gelişmekte olan ülkelere “karbonunu azalt, sanayini dönüştür, bunun maliyetini de üstlen” denirken, diğer tarafta zengin devletler yüz milyarlarca doları silahlanmaya ve savaşlara ayırıyor ve bu silahlar sınırsızca kullanılıyor.
COP31 Antalya'nın önündeki gerçek çelişki budur. Gezegeni kurtarmaktan söz eden uluslararası düzen, aynı anda gezegeni savaşlarla tahrip ediyor. Türkiye'nin görevi bu çelişkilerin maliyetini üstlenmek değil, çevreyi korurken sanayileşme hakkını, enerji güvenliğini, denizcilik çıkarlarını, Mavi Vatan'ı ve KKTC'yi savunan bağımsız bir iklim politikası ortaya koymaktır.
COP31 sonunda sorulacak soru kaç liderin Antalya'ya geldiği değil, Türkiye'nin ödediği bedelin karşılığında hangi millî çıkarı kazandığı olmalıdır.
@AhmetBeyefendi@erdemaksakal Hep kaba, kuralı çiğneyen, karşı tarafı mağdur eden biziz bu tiplere göre. Şimdi de tüm barbarlığımızla hoparlörün sesini çok açmışız. Korkunç Turco 😱😱.
@AvukatBelcin@umitalagoztr@CanerAkin847 Anahtarı kutluyu bilmem de zafer keyfinden mi çıktı iyiden. Ev sahibi diyorsunuz bir de. Bu kadar versiyona neden olan partide sıkıntı yok yani?
@ozgurcelik1919 Biş ana muhlifit partişiyiz ehe ehe ehe. Her şıkıştığımızda Türk şeçmene gidiyoyuz. Ama tivitleyimizde Türk milleti bile diyemiyoooj 🥺🥺😕😐🫤😬
Türkiyeyi Gazze’ye çevireceksiniz öyle mi?
Biz hendeklerinizi de barikatlarınızı gördük. Siyasetini yaptığınız teröristleri oralara gömdük. Güvenlik güçlerimiz yarın bir daha gömer
Sen kimi tehdit ediyorsun ? Git beraber yol yürüdüğünüz teröristlerle kardeş olmak isteyen yeni apocu siyasi partilere dayılan.
Çatışma çığırtkanlığı yapan Tülay hadi bakalım hodri meydan. Ama bu sefer başkalarının çocukları üzerinden çatışma siyaseti yapanlar da bedelini öder.
İklim krizine çözüm için yapılacak COP31’in yapılacağı Antalya’daki EXPO alanı, iklim krizini tetikleyen unsurlardan biri olan asfaltla kaplandı.
Aksu ilçesindeki EXPO2016’ya bitişik tarım arazileri, Mayıs ayında acele kamulaştırma kapsamında TOKİ adına tescil edilmişti. ⬇️
@eczozgurozel “söz ve karar sahibi olun” şaka değil mi bu 😃gördük seçmeninizin kararını görüşünü ne kadar önemsediğiniz. Geriye onların size daha ne kadar inanacağı kaldı.
Mahkemelerde Yasemin Minguzzi ile fotoğraf çektirmek için yarışa giren, sürekli destek paylaşımları yapan, “Ahmet bizim de evladımız” diyen tweetvekilleri, şu anda Meclis'te görüşülen Çocuk Koruma Kanunu’nda sokak teröristlerini savunuyor.
Aylarca acılı bir annenin üzerinden kendi menfaatiniz için prim yaptınız. Şimdi ise onu arkasından vuruyorsunuz.
Utanmazlar!
24 Mayıs 1993 Yında Bingöl Elazığ Kara yolunda 33 Askerin Şehit Edilmesi Olayın dan sağ kurtulan Karaman Gazimiz Kardeşimiz Erdal Özdemir ağır engeline rağmen bizlerle birlikte özlük hakları için mücadele etmişti.
Bu gün Sabaha Karşı Hakkın Rahmetine Kavuşmuştur. Kahraman Gazimize Allah'tan rahmet yakınlarına sabır başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun inşallah,
Dualarınız Eksik etmeyin
#GazileriminYanındayım
O'nun derdi hiçbir zaman tatil yapmak olamadı.
Bu yaşında Yapayalnız. Bir semt parkındaki ağacın altında; takma bacağını çıkarmış bacak etini dinlendiriyor. Anlamayız bu tabiri ya, neyse.
Bu Adam kim?
Terörle Mücedele Gazisi.
Ankara Güvenpark'ta hak arıyor; oysa şu an turistik bir tatil beldesinde şezlong üzerinde dinleniyor olması gerekirken.
Ancak O hakkını istiyor. Ödenmesi gereken kirası, halledilmesi gereken faturaları var.
@ErGaziler@idrisTugunmus12@oktayyildirim__@Pakize_Akbaba@turkhafiza2