Güya geri dönüşüm başladı,vatandaş depozito ücreti 1 TL alacak nasılsa diye tüm markalar zam yaptı.
Neden her şeyin cezasını vatandaş olarak bizler ödüyoruz ?
Yazıklar olsun !
Kayınvalidem dul bir kadın. Dişinden tırnağından biriktirdiği küçük birikimine @Enparacom yüzünden ulaşamıyor.
Telefon numarası rahmetli kayınbabamın üzerineydi, operatör kapattı. Kartının süresi doldu, banka yenisini göndermedi. Defalarca ıslak imzalı dilekçe + kimlik fotoğrafı + video gönderdi. Çağrı merkezi “Cep şubesinden veya kartınızla ATM’den telefon numaranızı değiştirin” diyor.
Ama ne uygulamaya girebiliyor ne kartı çalışıyor! Tam bir catch-22. Bu adaletsizlik çözülmeli. Detaylar thread’de 👇 #Enpara #MüşteriHizmetleri
Türkiye’ye yatırım vaadi veren ancak sonrasında vazgeçen BYD, yedek parça konusunda sürücülerini ciddi şekilde mağdur ediyor:
“2026 Ocak ayında trafiğe çıkan, henüz 4.000 km’de olan BYD Seal U DM-i aracımı kaza sonrası 11 Mayıs 2026’da BYD Sancaktepe G*** Yetkili Servisi’ne teslim ettim. Bugün itibarıyla 52 gündür serviste ve hâlâ net bir teslim tarihi verilemiyor. Sürekli “15-20 gün daha sürer” deniliyor.
Sürecin bu kadar uzamasının en büyük nedeni servisin eksik planlamasıdır. Aracı teslim ettikten günler sonra bile parçalar sipariş edilmemişti. Defalarca arayıp servise gitmem ve ısrar etmem sonucunda ancak bayram tatiline girmeden sipariş verildi. Daha sonra aracın ilk hasar tespitinin eksik yapıldığı ortaya çıktı. Parçalar geldikten sonra başka hasarlı parçalar fark edilerek yeniden sipariş verildi. İlk gün detaylı inceleme yapılsaydı tüm parçalar tek seferde istenir ve aracım haftalarca gereksiz yere beklemezdi.
Bunun yanında tam anlamıyla iletişim sorunu yaşadım. Servis Müdürü O*** Bey ile görüşmek istediğim her seferinde “toplantıda”, “izinde” veya “raporlu” denildi. Personel bilgi veremedi, üst yetkiliyi sorduğumda ise “Burada onun üstünde kimse yok” cevabını aldım. Telefonla da hiçbir zaman tatmin edici bilgi verilmedi.
Sıfır kilometre aldığım, daha 4.000 km’deki aracım yaklaşık iki aydır serviste bekliyor. Bu süreçte mağduriyetimin giderilmesi için herhangi bir çözüm sunulmadı. Satış öncesindeki ilgi ve yaklaşımın satış sonrasında tamamen değiştiğini görmek büyük hayal kırıklığı oldu.”
İnciyi 1 kişi sordu onun da balkonunda file olmadığı için olmadı. 10 gün sonra Adanaya gidiyorum ve gitmeden yuvalandırmak zorundayım ya resmen sayılı günümüz var. İlanlarını paylaşır mısınız lütfen
Algida sorumlusundan büyük rezillik! Bir vatandaş, yaşadığı sorunu paylaştı:
"Alın size halkın nasıl kandırıldığına yeni bir örnek;
Oğluma Migros'tan Algida dondurma aldık. "Çubuklarda bedava kampanyası" yazıyordu. Gerçekten bedava çıktı. Tekrar gittik Migros'a, "biz veremeyiz" dediler. Bölge sorumlusunu aradık, "yok öyle bir şey" dedi. "Dolandırıldık o halde" deyince "ben vereyim 50 lira, kes sesini" dedi. Mesele 50 liralık dondurma değil, milleti böyle kandıracak cesareti nereden buluyorlar? Biz 50 lirada boğulduk, konu 50 bin olsa kapıya mafya gelecek herhalde. Üç kuruşluk adam bize "kes sesini" dedi ya bir de. Umarım bir açıklamanız vardır Algida."
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uzun zamandır hazırlık yaptığı DOA yani depozitosu olan ambalajlar projesi kapsamında üzerinde DOA logosu bulunan plastik ve cam ambalajların iade süreci önceki günlerde resmi olarak başlamıştı. Buna göre çeşitli yerlerde konumlanan DOA iade makinelerine bu ambalajları iade eden tüketicilere ambalaj başına 1 lira iade verileceği duyurulmuştu. Hem çevresel hem de maddi yönüyle büyük rağbet gören uygulama günlerdir konuşuluyordu.
Fakat vatandaşın 1 lira iade aldığını duyan ve adeta cebine göz diken üç harfli market zincirleri boş durmadı ve 3 Temmuz itibariyle tamamının organize bir şekilde bu ürünlere zam yaptığı ortaya çıktı. İzmir’deki bir tüketici de bu skandala dikkat çekmek için üç farklı zincir markete giderek suların aynı oranda zamlandığını ortaya koydu. İlk olarak Yıldız Holding’e ait Şok marketlere giden tüketici, önceki gün 5,25₺’ye aldığı suyun iade sürecinin başlamasının ardından zamlanacak 7,25₺ olduğunu böyle duyurdu. Tüketici daha sonra sırasıyla Bim ve A101 marketlere giderek benzer şekilde buralarda da suların zamlandığını ve birbirleriyle anlaşmışlar gibi aynı fiyata yükseltildiğini açıkladı.
Şimdi Ticaret Bakanlığı yetkililerini göreve çağırıyoruz! Rekabet kurallarına aykırı şekilde organize zam yapıp vatandaşın cebindeki 1 liraya bile göz diken bu marketlere gereğini yapmalısınız!
@ticaret
Önceki gün bir takipçimizin A101 mağazasında bizzat tespit ederek fotoğrafladığı bu fotoğrafta meyve ve sebzelerin satıldığı reyonda bir sinek ilacı görüyorsunuz... Bu yayınımız sonrasında birçok kez benzer duruma şahitlik eden takipçilerimizden de mesajlar aldık. Firmayı savunamya geçen bazı troller ise yorumlarda organize olarak “biri alıp oraya bırakmış, başka biri de fotoğraf çekip size atmış” diyerek birilerini art niyetli ilan edip, kendilerinin yaptığı kurnazlığı ise hiçe saydı. Biz ise takipçimizin doğrudan bize ilettiği haliyle personele uyarısı sonrasında personel tarafından “meyvelere değil, sineklere sıkıyoruz” savunması yaptığını ve sonrasında da sinek ilacını alarak oradan uzaklaştığını söyleyelim. Belki trajikomik ama bir yandan sınırdan güvenli limitleri yüzlerce kat geçmiş mahsullerimiz dönerken, diğer yandan hasbelkader pestisit zehriyle bulanmamış ürünlere de sinek ilacı sıkarak aradaki boşluğu dolduruyoruz...
Bu noktada bakanlığın ise bu marketlere ne kadar caydırıcı denetim uyguladığını sorguluyor, Avrupa Birliği’nin yayınlarıyla haberdar olduğumuz sınırdan dönen ürünlerin yanında iç pazarda tükettiğimiz meyve ve sebzelerdeki pestisit kalıntılarıyla ilgili yapılan denetimlerin açıklanmasını bekliyoruz.
@TCTarim
Eski eşim yurtdışına gitti. Kedisini bana bıraktı.
Ben bakamam bu sebeple sokağa salmaktan başka çarem yok.
Vicdansız olmadığım için bir çare bulmaya çalışıyorum.
Bahtsız bir kedi işte ne diyim.
Tüm malzemelerini de veriyorum.
1.5 - 2 yaşında
Cinsiyet: Dişi
Ankara
05407702613
Eski sahibi artık istemiyor mama ve kum parası boşa gittiğini düşüyor kum kabından da artık iğreniyormuş ikna ettik 2-3 gün müsade istedik acil yuva. Ankara Keçiören 0554 704 7775
Cübbeli: “Cemaatimizin 800 kilogram altınını çalanlarla ahirette hesaplaşacağız. O altınlarda emek ve alın teri var.”
Hani şeyhin mezarda bile keramet gösteriyordu,
git mezar başında seslen, hadi sergilesin maharetini, neden ahirete bırakıyorsun
DEVLET ERKANINA AÇIK MEKTUP
Bu açık mektubu, en başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan beyefendi olmak üzere, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkililerine, kısaca hukuk ve güvenlik bürokrasisine, yanısıra sayılarının hiç de az olmadığını umud ettiğim devlet erkanına hitaben yazmış bulunuyorum. (3 Temmuz 2026 Cuma)
Aşağıda fotoğrafta elleri arkadan kelepçelenmiş ve iki polis tarafından kollarından sıkı sıkı kavranılmış olarak (üstelik kapalı/korunaklı bir mekanda) götürüldüğü görünen Deniz Göktaş, hukuk terimleriyle söylemek istersem, ceza almış bir mahkum, bir hükümlü değildir. Yargısı sürerken cezaevinde yatmakta olan bir tutuklu da değildir. Kendisi henüz tutuklu veya tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş bir sanık da değildir. Herhangi bir asayiş ihlali nedeniyle güvenlik güçleri tarafından derdest edilmiş herhangi bir mücrim de değildir.
Hükümlü değil, tutuklu değil, sanık değil, mücrim de değilse bu kişinin hukuksal durumu nedir?
Bu kişi yalnızca hakkında soruşturma açıldığını bile bile kendi özgür istenciyle ülkesine dönmüş ve havalimanında "şüpheli" sıfatıyla gözaltına alınmış genç bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıdır. Kısacası yalnızca "şüpheli"dir. Şayet 24 saat içinde savcı tutuklu veya tutuksuz olarak yargılanmasına karar verirse, en çok yasa önünde suçu henüz sabit görülmemiş bir maznun, bir sanık olacaktır. Hepsi o kadar!
Kendisi bildiğimiz kadarıyla, sabıkalı bir kanun kaçağı, aranan bir uyuşturucu müptelası ya da satıcısı, tehlikeli veya tehlikesiz bir terör örgütü üyesi, motosikletlere binip dükkanları tarayan, masum insanları öldüren bir çete ya da mafya mensubu, toplumun ve devletin düşmanlarıyla işbirliği saptanmış bir vatan haini, hatta eski tabirle yankesicilik, hırsızlık, gasp, tecavüz, taciz gibi yüzkızartıcı suçlardan birine bulaşmış suça yatkın bir katil, bir hırsız, bir tecavüzcü de değildir. Yalnızca bir şüphelidir. Evet, ağır cezada yargılanacak örgütlü bir suç işlememiş bir şüpheli! Üstelik kendisi, toplum tarafından tanınan, ailesi, ikametgahı bilinen, suça yatkınlığı, sabıkası ve tehlikesi olmayan üniversite mezunu bir genç komedyendir.
Hal böyleyken, yarım asır önce hiç de hafif olmayan siyasal suçlar işlemiş, günlerce işkence görmüş, çoğu sıkıyönetim döneminde Edirne Kalesi, Selimiye Kışlası, Maltepe Askeri Cezaevi olmak üzere 10'a yakın hapishanede hem tutuklu, hem hükümlü olarak yıllarca yatmış bir eski örgüt militanı olarak uluorta ters kelepçe takılmadı ne bana, ne dava arkadaşlarıma, ne de sözümona düşmanlarımıza. Hoş, bundan çok daha kötü muamelelere maruz kaldık. Filistin askısını ilk bizlerin üstünde denediler, gencecik delikanlıların hayaları dahil bedenlerine en çok bizim dönemimizde elektrik verdiler. Etlerimizi lime lime ettiler. Bir iç savaş yaşanıyordu. Diyarbakır, Mamak, Metris, Maltepe cezaevlerinde yapılanları tarih bile unuttu, yarım asır geçmesine karşın ne yazık ki biz unutmadık, unutamadık.
Tüm bunları hak etmiş miydik? Belki.
Bizler -faraza- masum olsak bile yaptıklarımız hiç kuşkusuz pek de masum şeyler değildi. Sözün özü, yaşananlar yaşandı, toplumun ve ülkenin geçmişinde kaldı, bizim ise ruhlarımızın derinliklerinde, daha da kötüsü arasıra birer kabus olarak bizi yoklayan lanet olası düşlerimizde.
İnsan onuru, yurttaş onuru gerçekte devletin onurudur, ülkenin onurudur. Devletin varlık nedeni bu onuru korumaktır. Dışarıda ülkenin düşmanlarından, içeride toplumun ve dirlik-düzenin düşmanlarından.
Bir hükümlü, bir tutuklu, bir sanık, bir suçlu bile olmayan, kendisine ve başkasına fiilen zarar vermeyen ve vermeyeceği anlaşılan 32 yaşındaki bir genç, hukuk nazarında en çok şüpheli sıfatını taşıyan bir evladımızı niçin bu denli hoyratça ve acımasızca ters kelepçeyle aşağılama yolu tercih edilir? İnanınız bunu anlamakta zorlanıyorum. Sözümona verilen mesajı değil, her defasında kadın-erkek-çocuk-genç-yaşlı demeden sözümona bu tür mesajlar vermeye ihtiyaç duyulmasını anlayamıyorum. Acaba bir örf-i idare, bir sıkıyönetim, bir olağanüstü hal uygulaması var da bir ben mi bundan haberdar değilim?!
Devletin varlık nedeni dirlik-düzeni korumak ve insan onuruna, yurttaş onuruna zarar gelmesini önlemektir. Küçük bürokrat işgüzarlıklarıyla memleket evlatlarının -velev ki suçlu olsunlar- onurlarına, haysiyetlerine bu tür ucuz mesaj verme bahaneleriyle kastedilmesi çok büyük bir yanlıştır ve bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.
Devletten şefkat beklenir mi? Asla! (Şahsen bu konuda mazur görülmek isterim.) Ne ki devlet adamlarından, yöneticilerden yasalara titizlik göstermeleri, adalet üzere davranmaları, kamu vicdanını örselememeleri kesinlikle beklenir.
• "Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin." (Kur'an, 5 : 8)
Bu onların lütfu ve ihsanı değil, görevidir. Devlet birey olarak onurumu korumazsa, yurttaşlar olarak onurumuzu hiçe saydığını umursamazsa, bizlerden devletin sürekliliğine ve kalıcılığına sahip çıkmamızı beklemeye hakkı olur mu? Adaletin ve hakkaniyetin olmadığı yerde beka olur mu?
Bu yol, yol değil. Bu tarz aşağılama teknikleri toplumsal vicdanda ağır yıkımlara yol açmaktadır. Belki bazı işgüzar memurlar bilgiççe "korku salmanın yönetmenin ve egemenliğin gereği olduğunu" söyleyeceklerdir, hatta bu satırların yazarının gerekçelerini belki "çocuksu, romantik, entel sızlanmalar" olarak algılayacaklardır. Böylelerini mazur görüyorum, çünkü kendilerini insan ve yurttaş onurunu korumanın toplumun ve devletin onurunu korumak demek olduğun bilmeyen, kifayetsiz, liyakattan yoksun, işgal ettikleri makamlardan derhal el çektirilmeleri gereken kimseler arasında telakki ediyorum.
Sözün özü, ey devlet erkanı!
Son olarak bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim. Ben kendimi cesur biri olarak görmem, herkes gibi ben de korktum, korkarım. Buna karşın o delikanlıyı, o genç komedyeni o halde görünce nedense korkuya benzer bir duygu hissetmedim, aksine içim sızladı ve utandım, hakikaten çok utandım. Ülkem adına, devlet adına, insanlık adına utandım. Gücün bu tür ucuz yollarla gösterilebileceğini sananlar adına utandım. Bu satırları da bu utanç lekesini taşımamak için yazmaya karar verdim. Sanıyorum kamu vicdanı da kendisi adına korkmaktan çok ülkemiz adına utanmış olmalı. O fotoğrafı gördüklerinde, ülkenin sağduyusunu yitirmemiş büyük bir kesiminin benimle aynı deneyimi yaşadığına inanıyorum ve bu nedenle bu tür nobranlıkları ülkem adına tehlikeli buluyorum.
Unutmayınız, utanmak erdemdir. Yurttaşlar için de, yöneticiler için de.
Saygılarımla.
Dücane Cündioğlu
Teknosa’da 19.999 TL olarak tanıtılan telefonun faturada 25.999 TL olduğu fark edildi; müşteri, kutu açıldığı için iade alınmadığını belirtti. MÜŞTERİ KANDIRILMIŞ HİSSEDİYOR.
♦️Takipçi şikâyeti:
“25 Nisan 2026 tarihinde Bursa Zafer Plaza Teknosa mağazasına telefon almak için gittik.
15-20 bin TL aralığında telefon baktığımızı söyledik.
Mağaza personeli bize Oppo A6 Pro model telefonun 19.999 TL’ye düştüğünü göstererek ürünü tanıttı.
Satın alma aşamasına geçildiğinde başka bir personel kapalı kutulu telefonu getirdi ve ödeme noktasında Fibabanka alışveriş kredisi çekildi.
Telefon kurulumu için ürün kutusundan çıkarıldı.
Daha sonra mağazada faturayı incelediğimde telefonun fiyatının 25.999 TL olduğunu fark ettim.
Başka bir personele sorduğumda, ürünün 5G özellikli olduğu için fiyat farkı bulunduğu söylendi.
Biz ise bize tanıtılan ve satın almaya karar verdiğimiz telefonun 19.999 TL fiyatlı model olduğunu belirttik.
Kutuyu getiren personel hatasını kabul etti ancak mağaza iade kabul etmeyeceklerini söyledi.
Bunun yerine bizi Tüketici Hakem Heyeti’ne yönlendirdiler ve sürecin yaklaşık 2 hafta içinde sonuçlanabileceğini söylediler.
Bu süreçte telefonu kullanabileceğimiz de belirtildi.
Ancak 2 ay sonra başvurumuza ret cevabı geldi.
Bize tanıtılan ürün ile fatura edilen ürün arasında 6.000 TL fark oluşmasına rağmen Teknosa tarafından kalıcı bir çözüm sunulmadı.
Yaşanan süreçte yanlış ürün getirildiğini ve bu farkın tüketiciye yansıtıldığını düşünüyoruz.
Teknosa’dan, 19.999 TL olarak tanıtılan ürün yerine 25.999 TL’lik ürün satılması nedeniyle oluşan mağduriyetimizin giderilmesini ve aradaki fiyat farkına ilişkin çözüm sunulmasını talep ediyoruz.”
Neredeyse 1,5 yıla yakındır elimi bile sürmediğim, tarihi çoktan geçmiş ve bana yeni tarihli olanı hiç ulaşmamış olan Maximum kredi kartıyla ilgili bugün bir hesap özeti geldi.
2000₺'ye yakın borcu görünce herhalde kartımla birisi izinsiz işlem yaptı ya da çalındı diye düşündüm. Meğer İş Bankasıymış!
Elimi bile sürmediğim, bana ulaşmamış olan ve aylardır kullanmadığım karta hangi hakla ve nasıl böyle bir ücret kesiyorsunuz?
@isbankasi