EKONOMİ KÖTÜYE GİDİYOR, FATURA EMEKÇİYE KESİLİYOR
Merkezi Yönetim Bütçesi büyük açık vermeye devam ediyor. 2026 yılının ilk altı ayında bütçe açığı 500 milyar liraya yaklaşırken, yıl sonu itibarıyla bu rakamın 2,7 trilyon liraya ulaşması beklenmektedir.
Türkiye, tarihinin en büyük bütçe açıklarından biriyle karşı karşıyadır.
Nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan işçi ve emekçiler, her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Ücretlerin belirlenmesinde esas alınan ve hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen enflasyon verileri, çalışanların alım gücünü her geçen gün daha da eritmektedir.
Gelir vergisi yükünün önemli bir kısmı ücretli çalışanların omuzlarındadır. Bunun yanında KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler de doğrudan halkın cebinden çıkmaktadır.
2026 Yılı Bütçe Gelirleri
●Gelir Vergisi: 3,5 trilyon lira
●Kurumlar Vergisi: 1,6 trilyon lira
●Katma Değer Vergisi (KDV): 4 trilyon 42 milyar lira
●Özel Tüketim Vergisi (ÖTV): 2 trilyon 531 milyar lira
Şirketlere yönelik vergi istisnaları ve aflar devam ederken, vergi yükünün büyük bölümü emekçilerin omuzlarına yüklenmektedir.
Dış Borç ve Kamu Borcu Büyüyor
Türkiye’nin toplam dış borcu 520 milyar doları aşmıştır. Bunun yaklaşık 298 milyar doları özel sektöre, 222 milyar doları ise kamu ve Merkez Bankası’na aittir.
Devletin toplam borcu ise 2024 yılı sonunda 9,3 trilyon lira iken, 2026 yılı Şubat ayında 14,4 trilyon liraya yükselmiştir.
Buna karşın memura, işçiye, sözleşmeli personele ve emekliye kaynak bulunamadığı ifade edilirken; 2026 yılının ilk üç ayında faiz ödemeleri 876 milyar liraya ulaşmıştır. Yıl sonunda faize ödenecek toplam tutarın 2 trilyon 742 milyar lira olması beklenmektedir.
Vatandaş Borçla Ayakta Kalmaya Çalışıyor
Geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca vatandaş, kredi ve kredi kartlarına yönelmek zorunda kalmaktadır.
●Tüketici kredileri 2025 yılı Ocak ayında 2 trilyon lira iken, 10 Nisan 2026 itibarıyla 3 trilyon 172 milyar liraya yükselmiştir.
●Kredi kartı borçları ise aynı dönemde 1 trilyon 840 milyar liradan 3 trilyon 32 milyar liraya çıkmıştır.
2024 yılında yaklaşık 1,2 milyon kişi tüketici kredisi borcunu, 1,4 milyon kişi ise kredi kartı borcunu ödeyememiştir.
Gelir Adaletsizliği Derinleşiyor
TÜİK verilerine göre;
●En yoksul yüzde 20’lik kesim, milli gelirin yalnızca yüzde 6,4’ünü almaktadır.
●En zengin yüzde 20’lik kesim ise milli gelirin yüzde 48’ine sahiptir.
Avrupa Birliği İstatistik Bürosu verilerine göre ise Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim milli gelirin yüzde 14,6’sını almaktadır. Bu tablo, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleştiğini göstermektedir.
ÇAĞRIMIZDIR!
Ekonomik krizin bedelini üretenler, çalışanlar ve emekliler ödememelidir. Nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan işçi ve emekçilerin sırtına yüklenmeye çalışılan bu ekonomik tablonun sorumlusu emekçiler değildir.
Dayanışma esastır!
Sarı sendikalar hariç, emekten yana tavır alan tüm sendikalara çağrımızdır:
Emek için…
Hak için…
Adalet için…
Gelin, aynı masa etrafında buluşalım.
Ortak taleplerimizi birlikte yükseltelim, emeğin ortak mücadelesini birlikte büyütelim.
Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
@kaskkonf
24 saati bulan insanlık dışı çalışma koşullarında emekçilerin senelerdir ihmal edilen 'Gece Çalışma Farkı' ödemelerini eline yüzüne bulaştıran bir yönetim acziyetiyle karşı karşıyayız.
O da saatlik 14 lira.
Ayıptır, ayıp.
#SağlıktaHakKaybıVar@saglikbakanligi@drmemisoglu
1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Bayramı Kutlu Olsun!
Yedi tepeli şehrin her bir köşesinde; fabrikalarda, ofislerde, hastanelerde, şantiyelerde ve sokaklarda hayatı yeniden üretenlerin günü bugün.
Hepsen İstanbul olarak;
Emeğin değerinin bilindiği,
Liyakatin ve adaletin sağlandığı,
Güvenli ve huzurlu çalışma şartlarının hüküm sürdüğü bir gelecek için omuz omuza yürümeye devam ediyoruz. Şehrimizin her bir taşına değer katan, alın teriyle yarınlarımızı inşa eden tüm emekçilerimizin
1 Mayıs İşçi ve Dayanışma Bayramı kutlu olsun!
#1MayısHepsenleGüzel
Gaziantep Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Başhekimliği’ne,
Size emanet edilen devlet makamının gücüyle bu millete 40 yılın üzerinde hizmet etmiş çalışanların onuruyla oynadınız.
Yapmayın dedik, erdemlilik dedik dinletemedik.
Dün onurumuzla bugünse sağlığımızla oynamaya kalktınız.
Buraya kadar!
Yurt dışı programım biter bitmez Gaziantep’te olacağım.
Mesele onur meselesi ise hepimiz ayağa kalkacağız!
Bu milletin sağlık çalışanları kimsenin oyuncağı değildir!
@hepsen_2020@gaziantepism@saglikbakanligi
Meslektaşlarımızın can güvenliği bu kadar mı değersiz? Tavanı çöken bir kurumda hiçbir yetkilinin alanı ziyaret etmemesi, 'geçmiş olsun' bile dememesi sağlık çalışanına verilen değerin özetidir. Bir felaket yaşanmadan sesimizi duymanız için daha ne olması gerekiyor? @saglikbakanligi@ismgovtr
Geçtiğimiz gün tavanı çöken ASM’de görev yapan meslektaşlarımızı bugün ziyaret ettik. Çalışma ortamının ciddi riskler barındırdığı açıkça görülmektedir. Konu ulusal basında da gündeme taşınmasına rağmen ne İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden ne de İl Sağlık Müdürlüğü’nden herhangi bir yetkilinin gelip çalışanları ziyaret etmemiş olması düşündürücüdür.
Sağlık emekçileri ve hizmet alan vatandaşlar adeta kaderine terk edilmiştir. Bu kadar açık bir risk ortadayken yetkililerin hâlâ harekete geçmemesi kabul edilebilir değildir.
Sormak gerekiyor: Harekete geçmeniz için binanın altında insanların mı kalması gerekiyor sayın yetkililer? Sağlık çalışanlarının ve vatandaşların güvenliği için acilen gerekli adımların atılmasını bekliyoruz.
@hepsenistanbul@saglikbakanligi@ismgovtr@kcekmeceicsm@szctelevizyonu@thd_genelmerkez@aylinyaman_@drzelihaaksaz@ComezTurhan
İstanbul’da bir Aile Sağlığı Merkezi’nin (ASM) tavanının bu şekilde çökmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Maalesef söz konusu ASM’nin depreme dayanıksız olduğu anlaşılmaktadır. Olası bir afet gerçeğiyle yaşayan bir şehirde sağlık hizmetinin verildiği binaların bu durumda olması ciddi bir güvenlik sorunudur.
İl Sağlık Müdürlüğü’nün deprem dayanıklılığı olan yeni ASM’ler açma yönünde bazı çalışmaları elbette vardır. Ancak İstanbul genelinde fiziki koşulları yetersiz, eski ve riskli durumda olan binlerce ASM bulunduğu düşünüldüğünde, yapılan çalışmaların mevcut ihtiyacı karşılamakta yetersiz kaldığı açıktır. Sorun yalnızca yeni bina yapmakla değil, mevcut ASM’lerin de hızla dönüşüm sürecine alınmasıyla çözülebilir.
Daha da düşündürücü olan ise, bu durumu İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bildiren meslektaşlarımıza verilen yanıttır. Bir ilçe sağlık müdürlüğü yetkilisinin “Biz yer satın aldık, ancak içinin yapılması noktasında uğraşıyoruz. Sizler de içinin yapılmasında bir babayiğit bulabilirseniz…” şeklindeki ifadesi, kamu yönetimi ciddiyeti ve devlet adabı ile bağdaşmamaktadır.
Sağlık hizmeti sunulan alanların güvenliği, sağlık çalışanlarının veya vatandaşların “bir babayiğit bulmasına” bırakılacak bir mesele değildir. Bu, kamunun sorumluluğunda olan ve ivedilikle çözülmesi gereken bir konudur.
Sağlık çalışanlarının can güvenliği ve halkın sağlığı söz konusuyken, bu sorunun görmezden gelinmesi ya da sorumluluğun başka yerlere yönlendirilmesi kabul edilemez. İstanbul’daki tüm ASM’lerin fiziki koşulları hızla gözden geçirilmeli ve riskli yapılar derhal dönüşüm sürecine alınmalıdır.
@hepsenistanbul@ismgovtr@saglikbakanligi@sagliklicozum
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2026 yılı için belirlenen fitre miktarı günlük 240 TL. Bir kişinin bir günlük sahur ve iftar bedeli ise toplam 480 TL olarak ifade ediliyor.
Öte yandan hemşirelerin saatlik nöbet ücreti 137,74 TL.
8 saatlik bir nöbetin karşılığı:
137,74 TL x 8 saat = 1.101,92 TL
Yani bir hemşirenin 8 saatlik gece nöbeti karşılığında aldığı ücret 1.101,92 TL.
Şimdi tabloyu net koyalım:
1 günlük sahur + iftar bedeli: 480 TL
1 saatlik hemşire nöbet ücreti: 137,74 TL
8 saatlik nöbet ücreti: 1.101,92 TL
Sağlık emekçisi gece boyunca kesintisiz hizmet verirken, aldığı nöbet ücretinin alım gücü ve yaşam maliyetleri karşısındaki durumu ortadadır. Bu rakamlar üzerinden değerlendirme yapmak isteyen herkes için tablo açıktır.
Sağlık hizmetinden yararlanmayı tercih etmeyen vatandaşın sorumluluğu sağlık emekçilerine yüklenemez.
Görevimiz hizmeti sunmaktır; bireysel tercihlerden doğan sonuçların muhatabı biz değiliz.
@hepsenistanbul#AsmdeEziyeteHayır
⛔️GÖREVİ, ÜNVANI, POZİSYONU NE OLURSA OLSUN HİÇBİR ÇALIŞAN BAŞKA BİR ÇALIŞANA BU ŞEKİDE DAVRANAMAZ!
Aile Sağlığı Merkezi’nde bir Doktor görevi başındaki Hemşireye ağıza alınmayacak küfürler ediyor.
Geçmişte başka bir hemşire hanım aynı kişi tarafından darp ediliyor ve istifa etmek zorunda kalıyor!
Kurumda çalışan herkes tedirgin, korku içinde!
Şahıs, hakkında birçok şikayet olmasına rağmen diğer çalışanlar ve hastalar için tehdit oluşturarak çalışmaya devam ediyor.
Sağlık camiası için utanç verici bu tablodan; onlarca şikayete rağmen önleyici tedbir almayan,
sağlık kurumlarını iş barışını bozan, ucu açık yönetmeliklerle yönetmekte direten yetkililer sorumludur.
Yaşanan olayı şiddetle kınıyoruz!
Sürecin her aşamadında üyemizin yanında olduğumuzu kamuoyuna bildiriyoruz.
@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@halksagligigm
"Sana tecavüz edilmediği müddetçe ses çıkarmayacaksın!"
Bu tehdidi yapan ahlaksız da PAÜ Hastanesi'nde bir yönetici.
Böyle yönetim anlayışı yerin dibine batsın. And olsun, bu onur kırıcı zihniyetin kirli saltanatına birgün son vereceğiz!
#PamukkaledeSkandal@hepsen_2020
Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri’mizde görevli sağlık çalışanlarımızın düşürüldüğü durum aşağıdaki görseldedir.
Dünyada eşi benzeri yok!
Ülke içerisinde hiçbir kurumda bu rezaleti göremezsiniz!
Esaslı bir değişim şart!
@hepsen_2020@drmemisoglu