Kadının çalışması meselesine hep iki uç noktadan bakıyoruz. Çalışmamayı tembellik, çalışmayı ise fıtrata ters görme algısı arasında gidip geliyoruz.
Çalışanlar ürettikçe iyi hissettiğini söylüyor, çalışmayanlar ise çalışanları eleştiriyor. Halbuki meseleye şöyle baksak?
İnsan durağan değil, üreten bir varlık. Üretmek, anlam katan işlerin peşinde olmak insana şifadır; boşluk ise depresyondan tutun her türlü hastalığa davetiye çıkarır. Bir kadın evde sadece duruyorsa, bütün gün televizyon başındaysa, kendine ve çevreye hiçbir katkısı yoksa bu elbette tembelliktir ve fıtrata terstir.
Ama saatlerce evden uzak kalıp, dışarıda erkek dünyasının kurallarıyla yarışıp yıpranmak, dönüşte bir de ev işi ve çocuk sorumluluğu taşımak da kadına zulümdür. Çünkü kadının fıtratı ev eksenli yaşamaya daha uygundur.
Asr-ı Saadet’e baktığımızda da bunu görürüz. Kadınlar hayatın tam merkezinde, üretimde aktif rol alıyorlardı ama yaşam alanlarını feda etmeden yapıyorlardı bunu.
Hatırlayalım; Fatıma radiyallahu anha evinde un eğirirken elleri nasır tutacak kadar emek veriyor, yorulduğunda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bir yardımcı istiyordu. Zeyneb annemiz evinde deri işliyor, el emeğini satıp onunla sadaka dağıtıyordu, hatta bu üretkenliğiyle bilinirdi.
Aralarında evini bir nevi güzellik merkezine, kuaföre çeviren, kadınlara orada hizmet veren sahabe hanımlar vardı. Aişe radiyallahu anha ise evini bir üniversiteye, ilim yuvasına dönüştürmüştü; ümmetin dini orada şekilleniyordu.
Yani kadının emeği vardı, parası vardı, ilmi vardı ama mekanı ev eksenliydi.
Üstelik fıtrat sadece cinsiyetten ibaret değil; mizaç, zeka ve beden gücü de fıtridir. Kimi kadın daha narindir, evde kalmayı sever; kimi bedenen daha güçlüdür veya zekası pratik üretime çok yatgındır, daha hareketli bir hayat ister.
Bu tartışmalar ne zaman son bulacak, ne zaman doğru değerlendirmeler yapacağız?
Ne zaman ev hanımı denilince akla sadece tv izleyip dedikodu yapan profil gelmekten çıkacak ve çalışan kadına yüklenen bu ağır zulüm ne zaman bitecek?
Ve en önemlisi; bu kadınlar aynı gemide olduklarını fark edip birbirine sataşmayı ne zaman bırakacak?
Tabii bir de meselenin erkekler boyutu var. Kadının sırtındaki bu ağır yükü hafifletmeye yönelik somut bir adım atmadan, uzaktan kadın fıtratı üzerine teoriler üretmek, bu alanda durmadan atıp tutmak maalesef çok can sıkıcı. Pratik bir sorumluluk üstlenmeden sadece fikir beyan etmek, çözüme hiçbir katkı sağlamıyor.
@malesefmoli Selim beyin eşi ve çocukları BMW E60 tarafından çarpılarak trafik kazasında ölmüş Kadının evi için özel seçim dekorize ettiği oturma takımı
abi spor yapın güzel giyinin güzel kokun gülümseyin ibadetinizi yapın her fırsatta dağ bayır göl baraj deniz orman tarihi manevi gezin tozun sonra şükredin boş yaşamayın...
Erkekler işten gelince hic birsey yapmak istemiyor (hepsi için demiyorum) çünkü cok yorgunlar
Kadınlar işten gelince sanki onlar yorgun değilmiş gibi bir de ev işleri ve çocukla ilgilensin istiyorlar. 3 isi bir kişiye kitleyen isverenler gibiler ve asla memnun olmuyorlar.
@tthwest@zize_ca Ben de bunun üzerine düşünüyorum yani sürekli bir meşgale bulmak da anlamsızlaşıyor hiçbir şey yapmak istemiyorum bu sefer. Eylemsizlikte huzur bulmak…bunun üzerine çalışmalıyız kesinlikle
Madem dil bariyerimiz kalktı bütün yabancı arkadaşları hak din olan İslama davet ediyorum. Repeat after me Eşhedü ella ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh