Yunanistan'ın "Denizler Anayasası" diye dünyaya satmaya çalıştığı asılsız iddiaları açıklığa kavuşturalım;
1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi deniz hukuku için tek kaynak değildir. Sözleşme olduğu için en zayıf kaynaktır.
1982 BMDHS kabule dayalı bir sözleşmedir.
Şişecam ilk yarıda 5,37 milyar TL net kâr açıkladı. Satış gelirleri yüzde 8, FAVÖK yüzde 26 gerilerken esas faaliyet kârı 4,48 milyar TL'den yaklaşık 10 milyon TL'ye indi.
https://t.co/hvv1Npis0b
#SISE#Şişecam#Borsaİstanbul
Petrol yüzde 8’e yakın gerilerken altın 4.100, gümüş 60 dolar direncine dayandı.
Fed kararı ve ABD enflasyon verisi teknik sıkışmayı çözebilir. Gümüşteki 67 milyon onsluk arz açığı ise fiyatlamanın diğer güçlü ayağı.
https://t.co/KYWZLN2301
#Altın#Gümüş#Fed
İstanbul Pendik Marmaray’da 2 kişi arasında çıkan kavga, güvenlik ekiplerinin müdahalesiyle sonlandırıldı. Ancak taraflardan bir grup, bu kez güvenlik görevlilerine saldırdı. Güvenlik ekipleri saldırganları etkisiz hale getirerek olay yerine gelen polis ekiplerine teslim etti.
İmralı ziyareti sonrası Pkk uzantısı DEM Parti’nin paylaştığı son açıklama, terör örgütü elebaşının kendisini yapısal bir “kurtarıcı” olarak konumlandırma ve devlete istikamet çizme hadsizliğinin yeni ve güncel bir örneğidir.
Orta Doğu’daki kaotik atmosferi şantaj malzemesi yapan “bebek katili” stratejik risklerin ancak kendisiyle aşılabileceğini iddia ederek paranoid bir hezeyanla kurtarıcı rolüne soyunmaktadır! "Benim moderatörlüğüm biterse Türkiye mahvolur" alt metniyle örülü bu narsist tehdit dili, on binlerce vatan evladının katili bir hainin devlet ve millet hafızasıyla dalga geçme fütursuzluğudur.
Üstelik sahadaki gerçeklik bu sözde rolü boşa düşürmektedir. Suriye’den Irak’a, dağ kadrosundan diasporaya kadar hiçbir terör unsuru üzerinde bütüncül fiili bir etkisinin kalmadığı defalarca tescillenmiştir. Buna rağmen İmralı canisi , masada başka, dağda başka konuşan; bir yandan "Ortadoğu'da mikro-milliyetçilik zarar verir" derken diğer yandan ABD-CENTCOM-İsrail himayesinde bölücü "dört parça kürdistan" idealini diri tutan iki yüzlü bir tiyatroyu yönetmektedir.
Resmi ligimizdeki bir futbol takımını dahi “kürdistanın takımı” diye etiketleyen bu anlayış, silah bırakmadan ve nedamet göstermeden “almadan vermeyiz” şantajıyla süreci pazarlığa çevirmeye çalışmaktadır.
Söz konusu açıklamaya karşı aziz milletimizin ve kadim 'devlet aklı'mızın duruşu nettir: Bu ülkenin mukadderatına ihanet etmiş bir hainin kurtarıcı rollerine ve terörün vesayetindeki siyasi yapıların bu reddiyeyi meşrulaştırma çabalarına geçit verilmeyecektir!
Milli birlik ve bütünlüğümüz silah gölgesinde tartışılamaz. Türkiye Cumhuriyeti; terörle mücadelesini de bölgesel politikalarını da eli kanlı bir terör aparatına ihtiyaç duymadan, kendi "devlet aklı" ve milli iradesiyle yürütme kudretine sahiptir. Ve biiznillah öyle olacaktır.
🔴Ülkemdeki gaspçı etniklerin hâli budur. Rusya’dan yeni iltica eden bir adam anlatıyordu geçenlerde. Üniversitede kütüphane konferansları oluyor buralarda. Adamla hususi olarak da konuştuk. Anlatıyor. Herif neler yaşamış.
📍Hapishanede ölen birinin anal bölgesinden lastik terlik çıkmış. Lastik terlik! Kocaman terlik dedi. Adamın içine 6-7 tane sabun yerleştirdikleri de oluyormuş. Barsak sabunun nemini emiyor ve onu kupkuru yapıyor ve sucuğun barsağa yapıştığı gibi sabun da yapışıyor ve adam eğer tuvalette onu ıkınarak çıkarmayı başarırsa barsağı da beraber kopa kopa arkadan çıkıyor dedi.
📍Askerlik karşıtı propaganda yapmış haspam. Hem entelektüel hem de biraz bilmiş. Tabi çok kötü muamele görmüş. Ben 28 günlük tutukluluk anımı anlattım ona... ya sen Hilton keyfinden bahsediyorsun dedi. Yaşadıklarını ve şahit olduğu makattan terlik çıkan adamı söyledi.
📍Hapishanede bu tür şeylere göz yumuluyor çünkü Ruslar erkek olmayı askerde adam olmayı hapishanede öğrenirler diyor. Hapse girdin mesele neredeki hapse gönderildiğindir.
Misal, Sibirya'da Yakutsk, Çita, Irkutsk’ta veya Kamçatka’da yazın bile iki yorganın altında titreyerek uyuyorsun. O soğuk, iliklerine işliyor. İşte tam o yerlere gönderdiklerinde, aslında cezanın ne demek olduğunu anlıyorsun. Diyelim seni oraya yollamadılar, şükrederek çekiyorsun cezanı diyor.
📍Sabah kalkıyorlarmış, parmak kadar karafatmalar yatağın içinde senle beraber uyumuş sen kalkarken sağa sola kaçışıyor... Sivrisinek her yer... herkes sürekli kaşınır kahvaltıda önünde ekmek, margarin ve un çorbası. Akşam aynı ekmek, bu sefer lahana çorbasıyla. Menü değişmez sadece aralara patates soğan girer çıkar diyor. Almanların Rus hapishaneleri için bir sözü vardır. "Rusların vicdanı kadar donuk."
📍Ama tüm o hapishanelerde bir düzen var diye anladım adamın anlattıklarını. Çünkü suçun neyse, koğuşun hazırmış. 70 yaşındaki bir adama tecavüz etmişler adam intihar etmiş. Çocuk tacizcisi bir şofördü diyor.
📍Misal, tecavüzcüysen, seri katillerin yanına atıyorlar. Çocuk tacizcisiysen, bu sefer tecavüzcülerin koğuşuna. Yolsuzluk yaptıysan, oligarkların yanında lüks hayal etme kendini muhasebecilerin arasında rakam çevirirken buluyorsun.
📍Hapishanede hesap edilecek ne varsa köle gibisin. Vergi kaçırdıysan da sabah akşam yer silmeye mahkûmsun. Entelektüel bir fikir suçlusu isen siyasi mahkumların yanına atılma garantin yok inadına tecavüzcülerle aynı yere koydular beni dedi. Yer yok bahanesiyle.
📍Adamın dediğine göre sistem öyle çalışıyor ki herkes birbirine senin suçun daha beter diye bakıyor. Kimse masum değil ama herkes bir başkasının suçuna ve çektiklerine bakıp kendini şanslı sayıyor.
📍Sonra çıkıyorsun. İçeride geçen her gün, sabrınla birlikte gururunu da dövüyor. Çıkınca pamuk gibi oluyorsun yumuşak sessiz ve sadık. Rusya’ya öyle bir bağlanıyorsun ki, artık ne soğuk üşütüyor ne çorap tadı damağında kalıyor. Çorap tadı diyorum çünkü döverken ağzına mutlak çorap sokuyorlarmış. Ben beş ayrı çorap tattım dedi.
📍Aslında, sistem kendi içinde bir ahlaki hiyerarşi yaratıyor. Kimse dışlanmıyor, ama herkes eziliyor haliyle çıkışta oluşan sadakat de yani ne bileyim travmanın bir yansıması. Rusya’nın cezaevi felsefesi için Stalingrad'da Ruslara esir düşen
📍Almanlardan biri 1988'de çıkardığı kitabında şöyle yazar:
“Önce şeyler yaşandı ki, kişiyi tüm benliğiyle paramparça ediyor, sonra kendi biçiminde yapıştırıyorlar. Çıkan Frankenstein gibi çıkıyordu ve her parçası sisteme saygı ve minnet duymaya başlıyordu. Ya adanmış bir sosyalist yahut hayata küsmüş ve galip ülkeye müteşekkir bir eski esir oluyordun. Hayatın boyunca anlatacağın tek hikâye esaretin oluyordu ama o acıları anlatamazdın içinde tutardın ve bunun üzerine mutlu anıları ve başarıyı yazmak çok zordur"
📍Sanırım bu bizim keko tipler de böyle bir dönüşüme aç. Şunun özgüvenine bakın hele. Gerçekten de erkek olmayı askerde, adam olmayı da hapishanede öğrenmeleri gerekiyor bunların. Şu cehaleti adam etmek her şeyden önce vakit, sabır ve kaynak israfı.
Bir süredir dikkat ettiğim bir şey var.
Bakanlar ve belediye başkanları icraatlerini duyururken kurumlarının logosundan daha büyük isim logolarıyla duyuruyorlar.
Hatta kendi ismine özel logo çalıştıran bakanlar, belediye başkanları var.
Sizce bu doğru mu? Bakanlığın ve belediyenin öne çıkması gerekmez mi?
Neden yöneticiler kendilerine kurum imkanları ile Pr çalışması yaptırır? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Borsa ekranlarında her gün gördüğünüz o iki heybetli hayvan... 🐂🐻 Boynuzlarını göğe diken Boğa ve pençesini yere vuran Ayı.
Onlar sadece basit birer grafik simgesi mi, yoksa kökenleri kanlı dövüşlere ve antik tanrılara mı dayanıyor?
Milyarlarca doların kaderini belirleyen Boğa ve Ayı'nın bilinmeyen hikayesi... 👇 https://t.co/yim1HDx8zy #Borsa #FinansTarihi #bilgi #Tarih #finansalokuryazarlık
Alıntılardan haberdar ettiler.
Bizim müellifler apaçık bir doğruya atıf yapınca şöyle derler ; “Bunda aklı olan iki kişi ihtilaf etmez”
Videodaki de aklı olan iki kişinin ihtilaf etmeyeceği, öyle dümdüz ve basit bir hakikat.
Diğer sebepler sabitken, kontrollü değişken olarak “çalışkanlık ve disiplin”in başarıyı arttıracağını inkar edene ne denir ?
Bunun için apaçık bir ahmak ya da nefisperest bir inatçı olmak gerekir ki, ikisi birbirine çok uzak değildir.
İmamı Azam’ın hata yapma ihtimali elbette var. Ama senin İmam-ı Azam’ın görüşüne kafan basmadığı için hata sanma ihtimalin daha yüksek.
İmamın senin çapında birinin yakalayabileceği yığınla hata yapması ihtimali, senin özgüvenli bir cahil olma ihtimalinden daha düşük.
Olm itiraf edelim. Biz bunları hak ettikleri kadar aşağılamaktan aciz kaldık.
Ensar’daki adam 500 yıl hapis cezası aldı. Ayrıca Meb’de de çalışıyordu.
Bununla sistematik bir çocuk tecavüzü ve işkencesi olan Epstein meselesine susmanın bile ötesindeler. Epstein meselesine susanlara sinirlenene düşmanlık ediyorlar.
Attıkları resimde de ben kültür bakanlığının kültür yolu festivalinde konuşuyorum. Brandalar arkada zaten. Okudukları yorumu bile anlayamıyor sürüngenler.
Adını koyalım ; Bunlar sadece beyinsiz oldukları için böyle değiller. Bu nesebi gayrı sahihler iflah olmaz saf kötü.
Bunların, bu milletten olana düşmanlık etmekten başka hayatlarında hiçbir özellikleri yok.
Müslümanları avamı > Hocaları > Zenginleri > Medyası
Kaç yıldır şu an duyduğunuz zırvalara cevap veririz. Çoğu 30-40k izlenmiş profesyonel olmayan ve algoritmaya düşmesi imkansız videolarla.
Binde bir hariç ne bir işin ucundan tutmayı teklif eden olur ne de yardım eden. Yıllardır yardım teklifini de kabul etmeyiz zaten.
Müslümanlara müslümanların dedikodusundan daha büyük bir afet yoktur çünkü. Her tökezlediğinde sırtına biner asla sana kendini güvende hissettirmezler.
Bir de beklentiye girmesinler diye. Müslümanlar arası takımcılığa destek olmayanın müslümanlığa destek olması pek önemli değildir buralarda.
Yayınevini de bundan açtım, katılı da. Kimseye muhtaç olmadan sosyal medyada güzel işler yapacağız. Arada kaybettiğimiz vakitte çok şey kaybediliyor ama kendi ipini kendin kesmenin en kolay yolu bu.
Müslümanlar Youtube’da kocaman bir sıfırdır. Vaizler diyarı. Hele gençlerin bulunduğu platformların adlarını bile bilmiyorlar. Çocuklarını bu elemanlar büyütüyor haberleri bile yok.
Medya diye bir şey zaten yok. Kocaman bir halüsinasyon. Zenginler de cami yaptırıp “aha benim camim” diye gösterme derdinde. Sonra böyle bir şey olunca medya eksikliği kabak gibi sırıtıyor.
Müslümanların avamı bilsin ki onlara layık değiliz. Herkes gayretiyle yargılanır.
Genel olarak ifade edeyim ;
Eğitimde her insana lazım olan nefis terbiyesi, iş bitirebilme ahlakı, disiplinli çalışma gibi nosyonlar çok zayıf.
Hâla insanların “çocuklar istedi mi yhaaa” diye düşünmesi bile bunun aileler cihetini gösterir. Şekerden başka yiyecek istemeyen çocuk bir eğitimi istemediyse o eğitim yanlış yani.
Çocuk yetiştiren bilir ki çocuklar her faydalı şeyi de koşa koşa yapmazlar. Bu illa ki zorlama değildir. Bolca teşvik c sabır gerekir.
Kötü uygulayanı oluyorsa, testi iyi çözsün diye kamçılanıp intihar eden çocuklar da karşısındaki örnektir. İstisna kıyasa asıl olmaz.
Erişkinler bile iradeli, iş bitirebilir değiller ki çocukları öyle yetiştirsinler.
Çocuklar bu eğitimle meslek erbabı da olmadıkları için onun sağlayacağı kazanımlardan da mahrum kalıyorlar.
Yanı sıra bunu kamçılayacak ahlaki eğitim de zayıf. Birlikte hareket etme, bir grubun üyesi hissetme, takımdaşlık hissi ile ortak duygulanım gibi nosyonlar da zayıf.
Hatta zayıf değil neredeyse hedeflenmiyor. Beyaz yakalı olmak için test çözdürüyorsun eğitim dediğin neredeyse bu kadar.
Zaten teorik kısmı da berbat. Malumatfuruş zır cahiller yetiştiriyoruz. 10 yaşında bir çocuk matematik öğrenemez. Test çözecek kadar ezberler sadece.
Ahlak ve irade ise her insana lazımdır. Her yaşta eğitimde olmalıdır.
Dolayısı ile şu eğitimin hedef ürünü zaten kötü. Hedeften daha iyi bir şey çıktıysa bu kişisel kazanımdır.
Dolayısı ile ebeveynlerin eğitimin defolarını gidermek için yaptıkları her ekstra iş faydalı olmaya adaydır.
Her işin çürüğü çarığı olur, eksiği gediği olur. Eksiği de eleştirilir.
Ama burada esas problem “bu eğitimle çocuğum yetersiz kalır” diye ahlaki eğitim vermeye çalışan ailelerde değil.
Ailenin en azından ürüne dair hedefi güzel. Başarabilir ya da başaramaz. Sistemin ise hedef ürünü bile iyi değil.
Ben Öğrenmeyi Öğrenmekte yazdım. Çocuğu okullardan alıkoyamazsın. Bu bir fanus oluşturur ve sosyalleşme kabiliyetini zayıflatır. Başka eksikliklere de sebep olur.
Ama çocuğun gününün yarısını yiyen bir eğitimin de daha temel konularda daha iyi hedeflere sahip olması gerekir.
Sistemin hedeflemediği bu önemli konularda ailelerin alternatiflerle desteklemeye çalışması gayet normaldir.