Esenyurt’un seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer’e evine aldığı 1200 TL lik süpürgenin bile havalesi sorulmuştu. Ahmet Özer bunun gibi tüm suçlamalara savunmasını yaptı, tahliye edildi ama 1 senedir görevine iade edilmedi. Yerine atanan kayyımın yardımcısının rüşvetten edindiği iddia edilen para ise aşağıda.
Esenyurt Belediyesi’ni hükümetin atadığı kayyum yönetiyor. O kayyumun atadığı AKP’li başkan yardımcısının evinden; 450 bin dolar, 31 bin avro para çıkmıştı…
Bugün de aynı kişinin rüşvet paralarını sakladığı bir ev tespit edildi. Evden 7 milyon dolar çıktı!
Şimdi soru şu; Bu kadar yolsuzluk, rüşvet deliline ve gerçekliğine rağmen Esenyurt kayyumu nasıl hale görevde kalabiliyor? Esenyurt kayyumunun görevden alınması için hala ne bekleniyor?
Fon adı altında kurdukları düzenle gayet organize bir biçimde götürdükleri milyarları konuşmayın, hesabını soramayın, ellerinde dakika dakika işlem kayıtları bulunan ama adlarını bir suç ortağı titizliğiyle sır gibi sakladıkları dolandırıcıları duymayın diye,
Gazze’deki soykırımın baş sorumlularından katil Trump’ın gençlerimizi başkalarının savaşında ölsünler diye Yemen’e yollamak için ellerini ovuşturarak gün saydığını gözlerinizle görmeyin diye,
“Canlı yayınlansın” dedikleri İmamoğlu savunması akşam haberlerde bile olamasın diye,
Saray’ın kayyumuyla küçük ortağının buluştuğunun ne tesadüf ki ertesi günü Halk TV’ye de çöktüler!
Çünkü Saray Rejiminde suç işlemek serbest.
Rejimin organize suçlarını konuşmak yasak!
Timur Soykan: ��Murat Ağırel elektronik kelepçeyle evinde, artık evinden çıkması yasak. İsmail Saymaz da aynı şekilde. O da elektronik kelepçe takıldı ve evinde. Ama Fatma Betül Sayan Kaya’nın ayağında kelepçe yok, Fatma Betül Sayan Kaya’nın evinden çıkması yasak değil. O elini kolunu sallayarak geziyor.”
Gazeteci İsmal Saymaz'da yazdı, BDDK daha 1 hafta evvel Hayati Yazıcı'nın oğluna dijital bankacılık yapması için izin vermiş!
Bu iznin ruhsat bedeli 1 milyar TL
Mustafa Yazıcı'nın bu parayı maaşından tasarruf ederek biriktirdiğine inanıyoruz!
NİYE İNANMAYALIM Kİ?
Washington'tan Bay Smith, bizim günlerdir ettiğimiz kamyonlar dolusu lafı güzelce özetleyip bir A4'e indirmiş.
Otomatik çeviriciyi kullanarak mutlaka okuyun.
Tarlasını sulamak için güneş paneli kuran çiftçiyi anında yakalayıp 176.900 TL. ceza yazan sistem 500 bin kişiyi yaklaşık 20 milyar dolar dolandıranları foncuları görmemiş.
Balzac’ın dediği gibi, “Kanunlar örümcek ağları gibidir; zayıflar ağa yakalanır, güçlüler ise ağı delip geçer.”
2 işçi, sıfır inek, milyarlık şirket!
28'lik AKP'linin en büyük vurgunu vurduğu Gündoğdu Gıda'da olanlar ibretlik.
Yönetimi Pusula'ya geçen şirketin Manisa'da peynir, tereyağı vb. üreten tesisi yılbaşında kapatıldı. Üretim bitirildi. Makinalar satıldı. İşçi sayısı 200'den 2'ye indi.
Sonra ne mi oldu?
Hisse fiyatı 1 yılda yüzde 4000 arttı. Şirketin değeri 103 milyar liraya çıktı, Arçelik'i, Otokar'ı ikiye katladı.
Buradan milyarlar kazandılar.
My $VENTRA allocation: 112,860 $VENTRA
Every Arbitrum One transaction I already made counts toward it. Check what you are owed:
https://t.co/WznipUQBdk
@ventranxyz
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
📍Yine bir sabaha gözaltılarla uyandık!
Önce sanatçı dostumuz Levent Üzümcü attığı tweetler sebebiyle gözaltına alındı. Son tweeti: “Bu ülke çok liyakatsiz bir güruh tarafından, çok kötü yönetiliyor.”
Sonra da dostumuz Nasuh Mahruki attığı tweetler nedeniyle gözaltına alındı!
Bu olayı normalleştirmemeliyiz! İnsanlar sadece düşüncelerini ifade ettiği için gözaltına alınamaz!
Hep beraber söyleyelim: Levent Üzümcü ve Nasuh Mahruki için özgürlük!
Deniz Göktaş’ın tutukluluğu on günü geçti. O sürede gündem değişti de değişti. O sürede, unutmayanlar da unutmadı. Unutmayalım #DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.