Kimi iyi giyinmeyi bırakır, kimi bir zamanlar kalıcı olduğuna inandığı arzularını kaybeder. Kimi okulu bırakır. Kimi kendini müziklere boğar. Bazıları fotoğraf çekmeyi bırakır, bazıları erken kalkmayı. Hayal kurmaz artık, kurduğu hayalleri unutur. Kimisi ağlar, kimisi ağlayamaz.
sevdiğimiz, ümit beslediğimiz ve bel bağladığımız birisinin verdiği zararı bir başkası bize veremez; en çok yaraya açık yerimiz, sevdiğimize karşı indirdiğimiz gardımızdır. çünkü insan en ağır darbeyi düşmandan değil, "o asla yapmaz" dediği yerden alır. canı yakan şey yaranın derinliği değil, o eli çok iyi tanıyor olmaktır.
kaç yaşında olursam olayım, moralim bozulduğunda içime kapanma ve insanlardan uzaklaşma huyumu aşamıyorum. sanki canım yandığında herkes biraz fazla geliyor bana. o anlarda tek istediğim şey, kimsenin olmadığı bir yerde kendi sesimi bile duymadan oturmak..
umduğunu bulsan her şey tastamam olacak gibi hissediyorsun. sevdiğine kavuşsan, o işe yerleşsen, yaralarını sarmış olsan bütün bu olmamışlıktan kurtulacağına inanıyorsun. her şey nihayete erecek, bu keşmekeş sonlanacak ve sen de sırtını kaygısızca yaslayacaksın sanıyorsun ama tamamlanmak dedikleri, bu dünyanın harcına karılmamış. bu dünyanın harcı yarımlıkla, olmamışlıkla, noksanlıkla, hayal kırıklığı ile karılmış. o yüzden sen de yarımlıkla yaşayabilmenin yollarını bulacaksın. esas olan bu; bütün eksikliklere ve aksiliklere rağmen devam edebilecek yollar aramak. her şeye rağmen sürdürmek.